2 Haziran 2016 Perşembe

BORÇLUNUN OKUR YAZAR OLMAMASI SENETTEKİ İMZAYI GEÇERSİZ KILMAZ

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlu vekilinin yasal sürede icra mahkemesine başvurarak borçlunun okuma yazma bilmediği ve imza atmak yerine parmak basıp mühür kullandığından bahisle senetteki imzaya itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiği, 

mahkemece imza incelemesi yapılmaksızın dosyaya getirtilen belgelerde borçlunun parmak izinin bulunduğu, borçlunun okuma yazma bilmediğinden senet düzenleyemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK'nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında; "İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır" hükmü yer almaktadır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 447/2. maddesinde yer alan "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır" düzenlemesi nedeniyle, uygulanması gereken aynı Kanun'un 211. maddesine göre ise, imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir. Mahkemece uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır.

Takip dayanağı senedin tanzim tarihi itibarı ile uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi tanzim edenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur.

Somut olayda, takibe dayanak yapılan senette tanzim edenin imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece senetteki imzanın itiraz eden borçluya ait olup olmadığı hususunda huzurda imza örnekleri de alınmak suretiyle yöntemince bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile borçlunun okur yazar olmadığı nedenle imza atamayacağından bahisle sonuca gidilmesi yerinde değildir. Okur yazar olmama dayanak bonodaki imzayı geçersiz kılmayacağı gibi borçlunun başka belgelerde parmak izi kullanmış olması da dayanak bonodaki imzanın geçersiz olduğuna karine teşkil etmez.

O halde mahkemece imzanın borçluya ait olup olmadığı hususunda yöntemince bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken anılan gerekçe ile davanın kabulü isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

BONODA (SENET) VADESİ GÖSTERİLMEYEN BONO HÜKMÜ HAKKINDA



Bonoda (senet de) zorunlu unsurlardan birisi de VADEDİR.
Ancak bonoda vade, her ne kadar ZORUNLU UNSUR olsa da,
VADESİ gösterilmeyen bono, görüldüğünde ÖDENECEK bono sayılır. Yani poliçedeki 4 vade koşulundan biridir. Bonoda zorunlu unsur TANZİM tarihidir vade değil.
Fakat boş bırakılan vade yerine bir alacaklı TARİH atarsa bu evrakta sahteciliğe girer

KANUNİ DAYANAK.....
6102 SAYILI KANUN
İKİNCİ BÖLÜM
Bono veya Emre Yazılı Senet
A) Unsurlar
MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet;
a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
c) Vadeyi,
d) Ödeme yerini,
e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
f) Düzenlenme tarihini ve yerini,
g) Düzenleyenin imzasını,
içerir.
B) Unsurların bulunmaması
MADDE 777- (1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.
(2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.
(3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır.
(4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN

memurun eşinin mal varlığında meydana gelen değişikliği bildirmemesi

İstemin Özeti : Antalya 1. İdare Mahkemesince verilen 25/11/2011 tarihli ve E:2010/2, K:2011/1579 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. 

Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, 08.06.2011 tarihli, 27958 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 2. maddesi uyarınca, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı davalı konumuna alınarak işin gereği görüşüldü:

Dava, ...olan davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(j) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına, yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle bu cezanın brüt aylığından 1/4 oranında kesinti yapılmak suretiyle uygulanmasına ilişkin 19.10.2009 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, eşinin mal varlığında meydana gelen değişikliğe ilişkin olarak belirlenen sürede mal bildiriminde bulunmadığı açık olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(j) maddesinde, "Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak" fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinde, kimlerin mal bildiriminde bulunmak zorunda olduğu, 8. maddesinde, mal bildirimine konu teşkil eden unsurların neler olduğu sayılmış; 9. maddesinde ise, mal bildiriminin verilme zamanına ilişkin hükümler yer almıştır. Anılan Yönetmeliğin 10.maddesinde, "8 inci maddede gösterilen mahiyet ve miktardaki malın iktisabı ile hak, alacak veya gelir sağlanması veya borçlanılmasının, mal varlığında önemli değişiklik sayılacağı" kuralına yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; ....olan davacı hakkında Bakanlık müfettişleri tarafından düzenlenen 31.07.2009 tarihli ve 2-4 sayılı soruşturma raporunda özetle; 2008 yılı Nisan ayında davacının eşinin üzerine kayıtlı olan 85.000,00 TL tutarındaki apartman dairesinin satıldığı, yine aynı ay içerisinde eşinin üzerine kaydedilen 23.500,00 TL değerinde otomobil satın alındığı, bu tutarların davacının net maaşının 5 katını aştığı, 2008 yılı Mart ayından 2009 yılı Ocak ayına kadar davacının mal bildiriminde bulunmadığından bahisle cezalandırılmasının teklif edilmesi üzerine tesis edilen 19.10.2009 tarihli işlemlin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Devlet memurlarının mal bildiriminde bulunması zorunluluğu rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kapsamında getirilmiş bir düzenleme olup, bu suretle mal bildiriminde bulunması gereken kişilerin haksız mal edinmelerinin, gerçeğe aykırı bildirimde bulunmalarının önüne geçilmesi ve bu kişilerin denetlenmesi amaçlanmıştır.
Davacının söz konusu alım ve satım işlemlerine ilişkin olarak süresi içinde mal bildiriminde bulunmamış olduğu açık ise de, dava konusu disiplin cezasına ilişkin işlemden önce 13.01.2009 tarihinde mal beyanında bulunmuş olması, söz konusu müeyyidenin amacı, davacının haksız ve geliri ile mütenasip olmayan mal edindiğine ve edindiği malı gizleme maksadı taşıdığına yönelik herhangi bir iddia ve tespitin bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının suç işleme kastıyla hareket etmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış, davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda bu nedenle hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 23/03/2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

(X) KARŞI OY :

İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.

1 Haziran 2016 Çarşamba

APARTMAN GÖREVLİSİNİN AYLIK BODROLARININ VERİLMEMESİ

İstemin Özeti : Van 1. İdare Mahkemesi'nin 07/07/2010 tarih ve E:2009/31; K:2010/1108 sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti :Savunma verilmemiştir.

Düşüncesi :Somut tespitlere dayanmadan uygulanan dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmesi gerekirken davanın kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uyularak verilen İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesi hakkında gereği görüşüldü:

Dava; davacı tarafından inşaa edilen ....Apartmanında yapılan denetimde, ............. adlı kişinin 2000 yılı 9. aydan itibaren kapıcı olarak çalıştırıldığı halde işyeri bildirgesi, işe giriş bildirgesi ile aylık bildirgeler ile 2000/3, 2001/1-2 dönem dört aylık bordroların verilmemesi ve dönem bordrosunun işyerinde işçiler tarafından görülebilecek bir yere asılmaması nedenleriyle, ayrıca kayıt-belge ibraz edilmediğinden bahisle 506 sayılı Kanun uyarınca toplam 6.408.-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 11.12.2001 tarih ve 8371 ve 8372 sayılı işlemler ile bu işlemlere yapılan itirazın reddine ilişkin 21.01.2002 tarih ve 6 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Van 1. İdare Mahkemesince; dava konusu para cezasının, işe giriş bildirgesi ile aylık bildirgelerin kuruma verilmemesi, aylık prim ve hizmet belgesinin işyerinde işçiler tarafından da görülebilecek bir yere asılmaması ve işyerine ait kayıt ve belgelerin istenildiği halde ibraz edilmemesi gerekçesine dayanan kısımlarına hukuka aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, dört aylık dönem bordrosunun verilmemesi veya geç verilmesi konusunda ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerinde herhangi bir cezai müeyyide öngörülmediğinden ve bu fiilin 506 sayılı Kanun'un 79.maddesi kapsamında değerlendirilmesine de imkan bulunmadığından, dört aylık sigorta prim bordrosunun verilmediği gerekçesiyle davacıya verilen para cezasında yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline karar verilmiştir.

Taraflarca İdare mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacıya ait apartmanda 17.10.2001 tarihinde yapılan yerel denetim sonucu düzenlenen yerel denetim tutanağında, kuruma bildirilmeyen ....................isimli şahsın çalıştığının tespit edildiği, bu tutanak sonucu düzenlenen 18.10.2001 tarih ve Ar.Sor.63 sayılı Araştırma-Soruşturma Raporu uyarınca işe giriş, işyeri bildirgeleri, aylık prim ve hizmet belgeleri, dört aylık dönem bordrosunun kuruma verilmemesi, dönem bordrosunun asılmaması ve kayıtların ibraz edilmemesi üzerine davacı şirket hakkında 506 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verildiği, anılan cezaya yapılan itirazın reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu para cezasının, işyeri, işe giriş bildirgesi ile aylık bildirgelerin kuruma verilmemesi, dönem bordrosunun işyerinde işçiler tarafından da görülebilecek bir yere asılmaması ve işyerine ait kayıt ve belgelerin istenildiği halde ibraz edilmemesi nedeniyle verilen cezaya ilişkin kısmının incelenmesi;

Evrensel Ceza Hukuku ilkeleri çerçevesinde, bir fiilden ötürü ceza verilebilmesi için fiilin somut bilgi ve belgeler ile aksine ihtimal verilmeyecek şekilde ispatlanmasının gerekeceği tartışmasızdır.

Dava dosyasında, davacıya ait işyerinde yapılan yerel denetim sonucu işveren veya işveren vekilinin imzası bulunmayan, yalnızca işçi imzasını taşıyan tutanak ile bir işçinin çalıştığı hususunda tespit edildiği, bu konuda başkaca bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda, davacıya ait apartman işyerinde çalıştığı ileri sürülen kişinin, gerçekte tutanakta belirtildiği gibi çalışıp çalışmadığı hususunda yeterli tespit yapılmadığından, tesis edilen dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından, kararın davanın bu kısım yönüyle kısmen reddine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

Mahkeme kararının dava konusu işlemin, dört aylık dönem bordrolarının verilmemesi nedeniyle uygulanan idari para cezasının iptaline iliş

kin kısmı incelendiğinde ise; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, davalı idarenin bu kısma yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulüyle, Van 1. İdare Mahkemesi'nin 07/07/2010 tarih ve E:2009/31; K:2010/1108 sayılı kararının, dava konusu para cezasının, işyeri, işe giriş bildirgesi ile aylık bildirgelerin kuruma verilmemesi, dönem bordrosunun asılmaması ve işyerine ait kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilen cezaya ilişkin kısmının BOZULMASINA, davalı idarenin temyiz isteminin tamamen reddiyle, kararın, dört aylık dönem bordrolarının verilmemesi nedeniyle uygulanan idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

memura disiplin cezası sadece taraf ifadelerini içeren raporla karar verilemez


İstemin Özeti : Davacının, ... İl Kontrol Laboratuvar Müdürü olarak görev yaptığı dönemde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 29.05.2006 tarih ve 18086 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının üstüne atılı disiplin suçunu işlediği konusunda kesin ve inandırıcı deliller ortaya konulmadan davacıya isnat edilen eylemin (yapılan görevlendirmelerin kamu yararı ile izah edilmesinin mümkün olmadığı ve kamu yararını sağlamadığı) niteliği göz önünde bulundurulduğunda sadece ifadelere dayalı biçimde hazırlanan soruşturma raporu esas alınmak suretiyle verilen dava konusu disiplin cezasında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 25/02/2015 tarihli ve E:2015/159, K:2015/207 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi : İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 30/12/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

memura süresinde mal bildiriminde bulunmama nedeniyle kademe durdurma

İstemin Özeti : ...'nda İşletme ve İştirakler Müdürü olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-j maddesi uyarınca 1 yıl kademe durdurulması cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının disiplin cezası ile tecziyesine neden olan süresi içerisinde mal bildiriminde bulunmama iddiası ile ilgili olarak olayın bütün boyutlarıyla objektif bir biçimde ortaya konulmasını sağlayacak şekilde soruşturmacı tayin edilip, davacının bu hususa ilişkin ifadesi de alınarak yürütülecek disiplin soruşturması sonucunda düzenlenecek soruşturma raporu üzerine işlem tesis edilmesi gerekirken, anılan hususlara riayet edilmeden tesis edilen dava konusu işlemde soruşturma usulü yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 30/09/2013 tarihli ve E:2013/267, K:2013/1215 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi :İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 02/02/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

KAT MALİKLERİNİN 5de 4 ünün İZNİ ALINMADAN BALKON KAPATILAMAZ

Özet:
Yargıtay uygulamalarında da kabul edildiği gibi sabit eser niteliğinde olup bütün kat maliklerinin beşde dördünün yazılı rızası olmadan yapılamayacağı gibi balkonu kapatma malzemesinin saydam (cam) ya da ışık geçirmeyen nitelikte olması veya tek parçadan ya da birkaç parçadan oluşması, bina statiğini etkilememesi, çevreye zarar vermemesi sonucu değiştirmez. Saptanan bu durum karşısında balkonun projeye aykırı olarak kapatılması nedeni ile eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken, balkonun daire içine alınmak sureti ile kullanılmasının ruhsata tabi olmadığı, anataşınmazdaki kat maliklerinin %90'ının aynı yöntemle değişiklik yaptığı, değişikliğin diğer maliklere zarar vermediği ve anayapının statiğini tehlikeye maruz bırakacak nitelikte olmadığı gerekçeleri ile talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait 42 numaralı bağımsız bölümde projeye aykırı olarak kapatılan açık balkonun eski hale getirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 19.maddesinin birinci fıkrasında kat maliklerinin anataşınmazın mimari durumunu titizlikle korumaya mecbur oldukları belirtildikten sonra ikinci fıkrada da kat maliklerinden birinin bütün kat maliklerinin beşde dördünün yazılı rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yaptıramayacağı öngörülmüştür.
Dosya içersindeki bilgi ve belgelerden, özellikle bilirkişi raporu içeriğinden; davalıya ait bağımsız bölümün mutfağa bağlantılı balkonunun mutfakla balkon arasındaki kapı, pencere ve duvarının kaldırılarak mutfakla birleştirildiği, balkonun PVC malzemeyle kapatıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişinin yerinde saptadığı sistem, Yargıtay uygulamalarında da kabul edildiği gibi sabit eser niteliğinde olup bütün kat maliklerinin beşde dördünün yazılı rızası olmadan yapılamayacağı gibi balkonu kapatma malzemesinin saydam (cam) ya da ışık geçirmeyen nitelikte olması veya tek parçadan ya da birkaç parçadan oluşması, bina statiğini etkilememesi, çevreye zarar vermemesi sonucu değiştirmez. Saptanan bu durum karşısında balkonun projeye aykırı olarak kapatılması nedeni ile eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken, balkonun daire içine alınmak sureti ile kullanılmasının ruhsata tabi olmadığı, anataşınmazdaki kat maliklerinin %90'ının aynı yöntemle değişiklik yaptığı, değişikliğin diğer maliklere zarar vermediği ve anayapının statiğini tehlikeye maruz bırakacak nitelikte olmadığı gerekçeleri ile talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.