2 Mayıs 2020 Cumartesi

Defter, kayıt ve belgeleri gizleme


UYAP ortamında yapılan sorgulamada sanık hakkında, ... Tekstil ... Ltd. Şti. ortağı ve müdürü olarak defter, kayıt ve belgeleri gizleme eylemi nedeniyle Dairemizin 2016/12242 esasına kayıtlı dosyasının bulunduğu görülerek birlikte yapılan incelemede:
Sanık hakkında 2008 takvim yılına ait defter ve belgeleri, kendisine yapılan 12.03.2013 tarihli tebligata rağmen ibraz etmemesi nedeniyle “defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan açılan kamu davasında; sanığın yetkilisi olduğu şirketin, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.06.2008 tarih ve 2007/215 esas, 2008/179 karar sayılı kararı ile iflasına karar verildiğinin, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğinin ve UYAP ortamında yapılan sorgulamada sanık hakkında, aynı şirket yönünden 2007 yılına ait defter ve belgeleri kendisine yapılan 28.06.2012 tarihli tebligata rağmen ibraz etmemesi nedeniyle “defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, Bakırköy 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.10.2014 tarih ve 2013/56 esas, 2014/827 karar sayılı ilamıyla beraatine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve sanığın hukuki sorumluluğunun açıkça tespit edilmesi bakımından, tüzel kişilerde tasfiye sürecinin başlamasıyla sorumluluk tasfiye memurlarına ait olup şirketin kanuni temsilcilerinin görevi sona ermekle birlikte, 213 sayılı VUK’nin 10/4. maddesine göre, tüzelkişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerinin tasfiyeye giriş tarihinden önceki tarihe ait sorumluluklarını kaldırmayacağı gözetilerek, şirketin tasfiye sürecine girip girmediğinin, defter ve belgelerin tasfiye memurluğuna teslim edilip edilmediğinin, suç tarihinden önce iflasına karar verilen şirkete ait defter ve belgeler üzerinde sanığın tasarruf yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması, her iki dosyanın birleştirilmesi, aynı mükellefiyete ait farklı yıllara ilişkin defter ve belgelerin aynı yazı ile istenmesinin tek bir suçu oluşturacağı gözetilerek, 2007 ve 2008 takvim yıllarına ait defter ve belgelerin farklı yazıyla istenmesinin nedeni ilgili vergi dairesinden sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile beraatine hükmedilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 12.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

11. Ceza Dairesi 2019/2328 E. , 2019/9328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Beraat

Sahte fatura düzenleme ve kullanma, defter ve belge gizleme


Sanık hakkında 2011-2012 takvim yıllarında sahte fatura kullanma ile defter ve belge gizleme suçlarından mahkemece ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1-Sanık hakkında 2011-2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; dosya kapsamında bulunan faturalar ile ilgili olarak bilirkişi raporu alınmış ise de, sanığın yetkili olduğu şirketin söz konusu faturaların kullanıcısı olduğu, üzerlerinde kullanıcı şirkete ilişkin bir kaşe ve imza bulunmadığı, üzerlerindeki kaşe ve imzaların düzenleyici şirkete ait olduğunun anlaşılması, sanığın suçlamaları kabul etmemesine rağmen, vergi incelemesi sırasında denetmenliğe bir takım belgeler ibraz etmesi, diğerlerini ise aradığını belirtmesi, kendisini kandırdığını söylediği ... isimli şahısla ortak şirket kurmaları, tanık...in sanığın iddialarını doğrulamaması, 25.07.2012 günlü yoklamada 2012 mayıs ayından itibaren işletmenin kapalı olduğu şeklindeki tespitinin şirket müdürü sanık ile birlikte yapıldığının belirtilmesi karşısında, suçun unsurlarının ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti bakımından;
a)Sahte olarak düzenlendiği iddia olunan faturaların sanığın veya faturaları kullanan mükelleflerin bağlı bulunduğu vergi dairelerinden sorulmak suretiyle getirtilmesi, söz konusu faturaların sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylemesi halinde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b)Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
aa)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
bb)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
cc) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
c)Sanığın yetkilisi olduğu şirket adına işlem yapmak üzere Ankara .... Noterliği‘nin 19376 nolu vekaletnamesi bulunduğu belirtilen Mahmut Hilmi Ünal‘ın araştırılarak, CMK‘ nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,
2-Kabule göre; 5271 sayılı CMK'nin 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2014 tarih ve 2014/21388 esas sayılı iddianamesi ile 2013 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan dava açılmadığı gözetilmeksizin iddianame dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan suç nedeniyle sanık hakkında hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 12.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

11. Ceza Dairesi 2016/12757 E. , 2019/9380 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme ve kullanma, defter ve belge gizleme
HÜKÜM : Beraat

Sahte fatura düzenleme


Bu dava ile Dairemizin 2017/8434 esasında kayıtlı dava dosyaları, aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında “2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından verilen hükümlere yönelik sanık müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesi:
1- Sanık hakkında “2008 ve 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçlarından açılan kamu davasında; sanığın, eşinin kardeşleri olan ... ve ...’ın ihalelere girebilmek için kendisi ve eşi...adına şirket kurduklarını, şirketle bir ilgisinin bulunmadığını, tır şoförü olduğunu, sahte fatura düzenlemediğini savunması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
a) Sanığın 2008 ve 2009 takvim yıllarında düzenlendiği iddia olunan faturalardan, her takvim yılına ait kanaat oluşturacak sayıdaki asıllarının getirtilip sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylemesi halinde; ..., ... ve...’nin CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri ve faturalar gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
b) ..., ... ve... de faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söyledikleri takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanığa veya bu kişilere ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
c) Faturalardaki yazı ve imzaların, bu kişilere ait olduğunun belirlenmesi halinde, bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması ve dava açıldığı taktirde bu dava ile birleştirilmesi,
aa- Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
bb- Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığını araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
cc- Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
d) Aralarında bağlantı bulunması nedeniyle bu davanın Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/49 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Hükümlerden sonra 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş,
b) Aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminin zincirleme suç oluşturduğunun ve sanık hakkında TCK'nin 43. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz sebepleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/49 esas, 2013/4 karar sayılı ilamı yönünden ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 12.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

11. Ceza Dairesi 2016/8792 E. , 2019/9320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sahte fatura düzenleme, defter ve belgeleri gizleme


A)Sanık ... hakkında “2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesi:
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, vicdanî kanının deliller ve dosyadaki bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, fiile uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlenip uygulandığı, kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükmün ONANMASINA,
B)Sanık ... hakkında “2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme” ve “defter ve belgeleri gizleme” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafinin temyiz taleplerinin incelenmesi:
1-2007 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan açılan kamu davasında, sanığın sahte fatura düzenlemediğini savunması, 11.11.2013 tarihli bilirkişi raporu ile suça konu faturalardaki imzaların sanık ...’ın eli ürünü olmadığının belirlenmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
a)Sanığın işletmenin faaliyeti ile ilgili beyanname, işletmeye ait bir belge düzenleyip düzenlemediğinin araştırılması, vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları getirtilip belgelerdeki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
b... Tic. Ltd. Şti. adına basımı yapılan ve vergi tekniği raporunun 12. sayfasında basım bilgileri açıklanan irsaliyeli faturaların kim tarafından sipariş edilip teslim alındığının ilgili matbaadan sorulması, varsa teslim tutanağının getirtilip dosya içine konulması,
c)Sanığın savunmasında adı geçen .... ile faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak, tanık sıfatıyla dinnak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın fiilinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un emredici hükümlerine aykırı şekilde temyiz incelemesine imkan verecek şekilde gerekçe gösterilmeden, defter ve belgeleri gizleme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
3- Kabule göre;
a)Defter ve belgeleri gizleme suçunun işlenmesi hâlinde CMK'nin 231. maddesi anlamında maddi zarar doğmayacağı, defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden dolayı tarh edilecek vergi ve cezaların ise fiilden doğan zarar niteliğinde bulunmaması karşısında; adli sicil kaydı bulunmayan, duruşmadaki hali takdiri indirim nedeni sayılan ve hükmolunan hapis cezası ertelenen sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin tartışılmaması,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ... ve müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


11. Ceza Dairesi 2019/6615 E. , 2019/9318 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme, defter ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sahte fatura kullanma


I-Sanık ... hakkında ''2008 takvim yılında sahte fatura kullanmak'' suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesinde:
5271 sayılı CMK'nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip sanık hakkında suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşamayan mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında ''2008 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan'' kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesine gelince;
Sanık ... hakkında "2008 takvim yılında sahte fatura kullanmak" suçundan açılan kamu davasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaa bulunmadığı anlaşılmakla, 213 sayılı VUK'nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorulması, sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Yasaya aykırı katılan vekilinin temyiz talepleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 12.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

11. Ceza Dairesi 2016/12458 E. , 2019/9355 K.
"İçtihat Metni"


16 Nisan 2020 Perşembe

HER İKİ ODA KAYDI...

Hem ticaret odasında hem de esnaf odasında kaydım var. Bir odadaki kaydımı sildirmek istiyorum, ne yapmalıyım?

5362 sayılı Kanuna göre esnaf ve sanatkârlar odasına kayıtlı olanlar, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki ticaret ve sanayi odasına, ticaret odasına, sanayi odasına, deniz ticaret odasına; bu odalara kayıtlı bulunanlar ise esnaf ve sanatkârlar odasına kaydedilemezler. Sermaye şirketlerinin ortakları, başkaca esnaf ve sanatkârlık faaliyeti olmadıkça, sadece şirket ortaklığı sebebiyle hiçbir şekilde esnaf ve sanatkârlar odalarına üye kaydedilemezler.

Hem esnaf hem ticaret odasına kayıtlı olmak mevzuata uygun değildir. Bu kayıtlardan birini sildirmek için Ticaret İl Müdürlüğüne başvuruda bulunulması, mutabakat komitesi toplanmasının talep edilmesi ve kişinin esnaf mı tacir mi olduğunun belirlenerek ilgili oda kaydının silinmesi gerekir.
 
Esnaf ve tacir ayrımına ilişkin mutabakat komitelerinde başvuru sahibi şahısların hangi döneme ait yıllık alış, satış tutarları veya gayri safi hasılatı dikkate alınmalıdır?
 
Bir takvim yılı içerisinde toplanan mutabakat komitelerinde (örn: 2020 yılı) yalnızca geçmiş yıla ait (örn: 2019 yılı) alış-satış tutarlarına veya gayri safi hasılata bakılması yeterlidir. 
 
Mutabakat komitesine konu kişi esnaf sayılma hadlerini aşmış ancak bu hadlerin altı katını aşmamış. Bu kişi ticaret odasından esnaf odasına aktarılabilir mi?
 
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemenin istisnai bir uygulaması olarak 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı" başlıklı 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması," denilmek suretiyle mevcut durumda esnaf ve sanatkar odalarında kayıtlı bulunanların cirolarının anılan limitleri aşmaları durumunda şayet limitlerin altı katını geçmemeleri halinde esnaf ve sanatkar odalarında kayıtlı kalmayı talep etmeleri üzerine ticaret odalarına kayıt için zorlanmamaları gerektiği ifade edilmiştir.

Ancak, esnaf ve sanatkar odasında hiç kaydı bulunmayan ve belirtilen limitleri aşan şahıslar söz konusu limitlerin altı katını aşmadıkları gerekçesiyle ticaret odasından esnaf odasına aktarılamazlar.

2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararında düzenlenen “esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katı” ifadesi dikkate alınırken nasıl bir hesaplama yapılacaktır?
 
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasında yıllık olarak güncellenen limitler  esas alınarak karara konu kişinin aşağıdaki 1, 2 ve 3 numaraları bentlerden hangisi kapsamında faaliyet gösterdiği belirlenir:

1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 280.000 TL’yi veya satışlarının tutarı 390.000 TL’yi aşanlar;
 
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 140.000 TL’yi aşanlar;
 
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 280.000 TL’yi aşanlar;
 
2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının "Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımı" başlıklı 1 inci maddesinin (a) bendine göre yukarıda verilen (1) ve (3) numaralı bentlerdeki nakdi limitlerin yarısı, (2) numaralı bentte yazılı nakdi limitin tamamı belirlenir:
 
1 numaralı bentte yazılı işleri yapanlardan yıllık alımlarının tutarı 140.000 TL'yi veya satışlarının tutarı 195.000 TL'yi,
 
2 numaralı bentte yazılı işleri yapanlardan bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 140.000 TL'yi,
 
1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 140.000 TL'yi, aşmayanların esnaf ve sanatkar sayılması gerekir.
 
Altı katına bakılması gereken tutarlar bunlardır. Yani;
1 numaralı bent kapsamında faaliyet gösteren kişi için 140.000 TL veya 195.000 TL’nin 6 katı
2 numaralı bent kapsamında faaliyet gösteren kişi için 140.000 TL’nin 6 katı
3 numaralı bent kapsamında faaliyet gösteren kişi için 140.000 TL’nin 6 katı hesaplanır.

Mutabakat komitelerinde komite üyelerince karar alınırken karara konu şahısların (esnaf veya tacir) tercih hakkı var mıdır? Bu şahıslar da komite toplantısına davet edilmeli midir?
 
Mutabakat komitelerinde kayıtlı olunması gereken odaya dair kararlar komite temsilcileri tarafından oy çokluğu ile alınır. Bu durumda, şahısların tercih hakkı yoktur ve komiteye davet edilmezler. Ancak başvuru dilekçelerinde kayıtlı olmak istedikleri odaya dair beyanları karar verilirken komite üyelerince değerlendirmeye alınabilir.

Yalnızca, 5362 sayılı Kanunun Geçici 8 inci maddesi uyarınca, büyükşehir kapsamındaki iller dahilinde şahısların ilçe odasına mı yoksa il merkezindeki odaya mı kayıtlı olmak istediklerine dair tercih beyanlarının alınması zorunludur. Bu durumda, şahıslar komite toplantısına davet edilebilir veya yazılı beyanları talep edilir.

7 Nisan 2020 Salı

AĞIR HASTALIK GEÇİREN İŞÇİNİN ÇALIŞTIRILMASI İŞ AKDİNİ HAKLI NEDENLE FESHEDER.

"Doktor bilirkişiden alınan rapora göre; davacının yakalandığı Viral Hepatit hastalığının A sınıfı Sağlık Bakanlığına bildirilmesi zorunlu bir hastalık olduğu, 5.5.2003 gün ve 25.100 sayılı Gıda Üretim ve Satış Yerleri Hakkındaki Yönetmeliğe göre; portör muayenesinde hasta olduğu anlaşılan işçinin kesinlikle çalıştırılmaması gerektiği, akut viral Hepatit hastalığının kimi insanlarda hafif kimilerinde ise ölümcül olacak kadar ağır geçebilen önemli bir hastalık olduğu, hastanın kendisini bitkinlik düzeyinde yorgun hissedeceği, kesin tedavisinin olmadığı, hastaya dinlenmesinin önerildiği, çok çabuk ve kolay bulaşan bir hastalık olduğu, derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürükle bile hastalığın bulaşabildiği, Hepatit B virüsünün sigaradan sonra bilinen en yaygın kanserojen ( kanser nedeni ) olduğu, bu nedenlerle böylesine ağır ve yaşamsal risk yaratma, yeteneğine sahip olan bu hastalık nedeniyle işçinin İş Kanununun 24. maddesine göre iş aktini haklı olarak feshetme hakkının bulunduğu bildirilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU E. 2008/9-133
K. 2008/126 T. 13.2.2008