6 Aralık 2015 Pazar

ARSA TESLİMİNDE KDV DEN İSTİSNA OLMASINA RAĞMEN DÜZENLENEN FATURADA Kİ KDV İNDİRİLEBİLİR Mİ

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KAYSERİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

Sayı:B.07.1.GİB.4.38.15.01-KDV-20-963-70
Tarih:24/05/2012
Konu:Arsa tesliminin KDV Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna olmasına rağmen düzenlenen faturada gösterilen KDV nin indirilip indirilmeyeceği hk.


İlgide kayıtlı özelge talep formunda, S.S. Sercan Topu İşyeri Kooperatifinin 2001 yılında iktisap ettiği arsası üzerine arsa karşılığı inşaat yapmak üzere düzenlediğiniz 11.03.2008 tarihli sözleşme çerçevesinde adı geçen kooperatifin Şirketinize yapacağı arsa tesliminin Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna olup olmadığı ile faturada KDV hesaplanması durumunda, hesaplanan KDV nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

KDV Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV nin konusunu teşkil ettiği hükme bağlanmış, 17/4-r maddesi ile de kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların (istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisseleri hariç olmak üzere) satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimleri KDV den istisna edilmiştir.

Öte yandan, arsa karşılığı inşaat işlerinin KDV uygulaması karşısındaki durumuna yönelik açıklamalara 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (D) bölümünde yer verilmiş olup, söz konusu işlerde arsa sahibinin müteahhide arsa, müteahhidin de arsa sahibine bağımsız birim (konut ve işyeri) tesliminde bulunduğu belirtilmiştir.

Buna göre, arsa karşılığı inşaat işi sözleşmesi kapsamında adı geçen kooperatifin Şirketinize arsa teslimi genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi bulunmaktadır. Ancak teslime konu gayrimenkulün iki yıldan fazla süredir adı geçen kooperatifin aktifinde kayıtlı olması ve kooperatifin gayrimenkul ticareti yapmaması kaydıyla söz konusu gayrimenkulün teslimi Kanunun 17/4-r maddesine göre KDV den istisna tutulacaktır.

KDV Kanunu uyarınca vergiden istisna tutulan işlemlerde, Kanunun 18 inci maddesi kapsamında istisnadan vazgeçilmedikçe KDV hesaplanmasına imkan bulunmamaktadır.

KDV den istisna olduğu halde KDV hesaplanması halinde, hesaplanan vergiyi, adı geçen kooperatif, Kanunun 8/2 nci maddesi uyarınca ödemekle mükelleftir. Bu şekilde fazla ve yersiz ödenen vergi ise aynı maddenin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden yapılan düzenlemeler çerçevesinde iade edilebilecektir.

Diğer taraftan, adı geçen kooperatifin arsa tesliminin KDV den istisna olmaması halinde bu işleme ilişkin olarak yüklendiğiniz KDV tutarının KDV Kanununun 29 ila 34 üncü maddelerindeki hükümlere göre indirim konusu yapılabileceği tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

LİMİTED ŞİRKET ORTAĞIN PAYLARINI DEVRETMESİ SORUMLULUKTAN KURTARIRMI

DANIŞTAY 3. Daire 
ESAS: 2013/7629
KARAR: 2014/902

İstemin Özeti : Ortağı bulunduğu … Makina Sanayi Bakım Onarım ve Tarım Aletleri İnşaat ve Deri Makinaları İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki hissesinin tamamını, 20.02.2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan hisse devir sözleşmesiyle devreden davacı adına anılan şirkete ait 2008 yılına ilişkin kurumlar vergisi borcunun tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35'inci maddesi uyarınca düzenlenen 29.11.2012 gün ve 7 takip numaralı ödeme emrinin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti istemiyle dava açılmıştır. İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 05.04.2013 gün ve E:2012/1537, K:2013/450 sayılı kararıyla; 11.02.2008 tarihinde hisselerini devreden davacının ortaklık sıfatının sona erdiği bu tarihe kadar şirket borçlarından sorumlu tutulması gerektiği, ancak dava konusu ödeme emriyle istenen vergi borçlarının davacının ortak olduğu dönemde doğduğuna yönelik herhangi bir tespit bulunmadığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiş, borçlu olunmadığının tespit edilmesi yönündeki istem ise incelenmeksizin reddedilmiştir. Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı ödeme emrine konu vergi borcunun kazancın elde edildiği 2008 yılında doğduğu, hisse devri 20.02.2008 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanarak yıl içinde ortaklıktan ayrılan davacının 2008 yılına ilişkin tahakkuk eden ve aylar itibarıyla bölünmesi mümkün olmayan kurumlar vergisi borçlarının tamamından hissesi oranında sorumlu olacağı ileri sürülerek kararın iptale ilişkin hüküm fıkrasının bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi : ...

Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Temyize konu vergi mahkemesi kararının ödeme emrinin, 20.02.2008 tarihinden sonraki döneme isabet eden kamu alacağına ilişkin kısmının iptal edilmesi yolundaki hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 4369 sayılı Yasanın 21'inci maddesiyle değişik 35'inci maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükellef ve vergi sorumlusu başlıklı 8 inci maddesinin 3'üncü fıkrasında, vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı hüküm altına alınmış olup, limited şirketteki ortaklık payının kısmen veya tamamen bir üçüncü kişiye devrine ilişkin sözleşmeler, özel hukuk sözleşmesi olduklarından, kamu alacağının tahsilinden doğan sorumluluğun, belirtilen nitelikteki pay devri sözleşmeleriyle ortadan kaldırılmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenle 6183 sayılı Yasanın 35'inci maddesinden doğan ve limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan kural karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluklarının kalkacağından söz edilemez.
Davaya konu ödeme emrinde yer alan kamu alacağı, borçlu şirketin beyanı üzerine tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen 2008 takvim yılı kurumlar vergisine ilişkin olup, şirketteki hissesini 07.02.2008 tarihli hisse devir sözleşmesiyle devredip, bu devir işlemi 20.02.2008 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmek suretiyle ortaklık sıfatı sona eren davacının, 20.02.2008 tarihine kadar olan şirket tüzel kişiliğine ait ve şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından hissesi oranında sorumlu tutulabileceği açıktır. Kusura dayanmayan limited şirket ortaklarının sorumluluğunun tespitinde, vergilendirme dönemi takvim yılı olan kurumlar vergisi borcunu doğuran kazancın elde edildiği ayların bir etkisi bulunmadığı halde, kamu borcunun davacının ortak olduğu dönemde doğduğuna dair saptama bulunmadığından bahisle ödeme emrinin tamamının iptal edilmesi hukuka uygun düşmemiştir.

Bu durumda ödeme emrine konu 2008 takvim yılına ait kamu alacağının 01.01.2008-20.02.2008 dönemine isabet eden kısmına ilişkin sorumlu olunan miktar değerlendirilerek, alacağın tüzel kişinin mal varlığından tahsil olanağı bulunup bulunmadığı da araştırıldıktan sonra oluşacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere vergi mahkemesi kararının ödeme emrinin 01.01.2008-20.02.2008 dönemine isabet eden kamu alacağına ilişkin kısmının iptali yolundaki hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kısmen kabulü ile İzmir 1. Vergi Mahkemesinin 05.04.2013 gün ve E:2012/1537, K:2013/450 sayılı kararının temyize konu edilen ödeme emrinin, 01.01.2008-20.02.2008 dönemine isabet eden kamu alacağına ilişkin kısmının iptal edilmesi yolundaki hüküm fıkrasının bozulmasına, ödeme emrinin 20.02.2008 tarihinden sonraki döneme isabet eden kamu alacağına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin reddi ile sözü edilen hüküm fıkrasının onanmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13'üncü maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 04.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

4 Aralık 2015 Cuma

SERBEST MESLEK FAALİYETLERİNDE POS CİHAZI HAKKINDA

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Sayı:B.07.1.GİB.4.34.19.02-019.01-899
Tarih:08/07/2011
Konu:Serbest Meslek Faaliyetinde bulunan hekimler tarafından kullanılan POS cihazı hk.





İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, diş hekimi olarak mesleki faaliyetinizde pos cihazı fişi üzerinde yapılan işlemin niteliğinin yer almadığını, sadece muayene olarak görüldüğünü, bu durumun da hastaya yapılan işin takibini zorlaştırdığını, diğer taraftan sosyal güvenlik kurumları ve özel sağlık sigortalarının hastaya geri ödeme yaparken ne tür tedavi uygulandığı ile ilgili açıklama talep etmeleri durumunda izahatta bulunmanızın zor olduğunu belirterek hem pos cihaz fişi hem de serbest meslek makbuzu düzenleyip düzenleyemeyeceğiniz, bu durumun mümkün olmaması hâlinde yapılan işin niteliğini açıklayabilecek şekilde hangi yasal belgeyi düzenleyebileceğiniz hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257 nci maddesinde; "Maliye Bakanlığı;

1. Mükellef ve meslek grupları itibariyle muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, bu Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, bu Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya,

...

6. Vergi güvenliğini sağlamak amacıyla niteliklerini belirleyip onayladığı elektrikli, elektronik, manyetik ve benzeri cihazlar ve sistemleri kullandırmaya, bu cihaz ve sistemler vasıtasıyla bandrol, pul, barkod, halogram, kupür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretlerin kullanılmasına ilişkin zorunluluk getirmeye, uygulamaya ait usûl ve esasları belirlemeye, yetkilidir." hükümleri yer almaktadır.

Diğer taraftan 379, 382 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu yükümlülüğe ilişkin, 40 Sayılı Vergi Usul Kanunu Sirkülerinde ise tereddütleri gidermek ve uygulama birliğini sağlamak amacıyla açıklamalar yapılmıştır.

Bilindiği üzere 379 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "2- Serbest Meslek Faaliyetinde Bulunan Hekimler (Diş Hekimleri ile Veteriner Hekimler Dahil) Tarafından Kullanılacak Kredi Kartı Okuyucuları" başlıklı bölümünde;

" ...

Söz konusu hükümlerle Bakanlığımıza tanınan yetkilere dayanılarak, serbest meslek faaliyeti icra eden hekimlerin (diş hekimleri ile veteriner hekimler dahil), iş yerlerinde bu Tebliğde belirtilen özellikleri haiz kredi kartı okuyucularından (bundan böyle POS -Point of Sale- olarak anılacaktır) bulundurmaları ve kredi kartı ile yapılan ödemelerde bu cihazları kullanmaları zorunluluğu getirilmiş ve bu cihazlarla düzenlenecek POS fişlerinin, anılan mükelleflerce yürütülen serbest meslek faaliyetlerinde Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmiş "serbest meslek makbuzu" olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.''

2.1- "Cihazların ve Belgelerin Özellikleri" başlıklı bölümünde;

"Anılan hekimlerce kullanılacak POS cihazları ve bunlar tarafından üretilen belgelerin, serbest meslek faaliyeti kapsamında elde edilen kazancın Vergi Usul Kanununa göre belgelendirilmesini sağlayacak şekilde aşağıda sayılan özellikleri haiz olması gerekmektedir.

a) Ek 3'teki örnekte belirtildiği şekilde belge üzerinde; mükellef bilgileri, tarih, saat, sıra no, hizmetin cinsi, vergi dahil tutarı vb. bilgiler ve "Bu belge V.U.K. uyarınca serbest meslek makbuzu yerine geçen belge hükmündedir." ibaresi yer alacaktır.

b) POS'lardan her günün sonunda günlük kapanış raporu (Zraporu) alınabilecektir.

POS'lar, yukarıda sayılan özellikleri haiz olup olmadığının tespitine yönelik olarak Bakanlığımızca herhangi bir onay işlemine tabi tutulmayacaktır. Ancak şekil ve muhtevası itibariyle Ek 3'teki örneğe uygun olmayan POS fişleri, Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmiş belge hükmünde sayılmayacaktır.

..."

2.3- "Uygulama Usul ve Esasları" başlıklı bölümünde ise;

a) Anılan mükellefler, 1/6/2008 tarihinden itibaren işyerlerinde bu Tebliğde belirtilen özelliklere sahip POS'ları bulunduracaklar ve kullanacaklar; söz konusu şartları taşımayan POS'ları kullanamayacaklardır. Bahsi geçen mükellefler gerekli şartları taşımayan POS'ları 1/6/2008 tarihinden itibaren mevcut halleri ile kullanamayacaklarından, bu cihazlar sahipleri (bankalar, katılım bankaları vb.) tarafından ya toplanacak ya da bu Tebliğde yer alan esas ve usullere uygun hale getirilecektir.

b) Söz konusu mükellefler, bu Tebliğ ile bulundurma ve kullanma zorunluluğu getirilen POS'ları kullanmak suretiyle yaptıkları tahsilatlarda müşterilerine bu POS'lardan çıkan belgeleri verecekler, müşteri tarafından talep edilse dahi başkaca bir belge düzenlemeyeceklerdir.

c)Bahsi geçen POS cihazlarının özelliğinden ve kredili satışlara ilişkin mevzuattan dolayı belgenin birinci nüshasının mükellefte kalması durumunda, müşteriye verilen ikinci nüsha, vergi uygulamalarında asıl belge gibi mütalaa edilecektir.

d) Anılan mükellefler, bu POS'ları kullanmak suretiyle hizmet ifasında bulundukları her günün sonunda kapanış raporu almak ve bu raporları gerektiğinde Bakanlığımız görevlilerine ibraz etmek üzere muhafaza etmek zorundadırlar.

e) Mükelleflerin işyerlerinde bu Tebliğde öngörülen POS'ları kullanıyor olmaları serbest meslek makbuzu düzenleme mecburiyetlerini kaldırmamaktadır. Zira bedeli kredi kartı kullanılmaksızın ödenen hizmetler için POS'ların kullanılması söz konusu olmamaktadır. Bu durumda, anılan mükelleflerin bedelini kredi kartı kullanılmaksızın (nakit, çek, havale vb. olarak) tahsil ettikleri hizmetler için Vergi Usul Kanununa göre serbest meslek makbuzu düzenlemeleri gerekmektedir.

..." açıklamaları yer almaktadır.

Bu uygulamanın 01/06/2008 tarihinden itibaren başlayacağı açıklanmış, ancak uygulamanın başlama tarihi 382 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 01/09/2008 tarihi olarak değiştirilmiştir.

Diğer taraftan, 40 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirkülerinde, "3.2. Diş Hekimlerinin POS Belgesi İle Birlikte Serbest Meslek Makbuzu Düzenlemeleri" başlıklı bölümünde ise;

"3224 sayılı Türk Diş Hekimleri Birliği Kanununun 40 ıncı maddesine göre serbest meslek makbuzunun Asgari Ücret Tarifesine uygun olarak düzenlenmesi zorunlu olup, Asgari Ücret Tarifesi yaklaşık 300 kalemden oluşmaktadır.

Bu itibarla, Kanunun mükerrer 257 nci maddesindeki yetkiye dayanılarak, diş hekimleri serbest meslek erbabı tarafından hastaya verilen hizmete ilişkin bedelin kredi kartı ile ödenmesi sırasında ihtiyaç duyulması halinde, hizmetin asgari ücret tarifesinde yer alan muayene ve tedavi kalemlerinden kaç tanesini içerdiğine bakılmaksızın, 379 sıra numaralı Tebliğ ile bulundurma ve kullanma zorunluluğu getirilen POS cihazı ile düzenlenecek POS belgesinin yanı sıra anılan Kanunun 236 ncı maddesinde yer alan "serbest meslek makbuzu"nun da düzenlenmesi ve ayrıntıların bu belge üzerinde gösterilmesi uygun görülmüştür.

Ancak, diş hekimleri tarafından düzenlenecek serbest meslek makbuzunda, 379 sıra numaralı Tebliğ uyarınca düzenlenen POS belgesinin tarih ve numarası ile birlikte kullanılması halinde bir hüküm ifade edeceğine ilişkin açıklamaya yer verilecektir. Bununla beraber POS belgesinde yer alan toplam tahsilat tutarı ile serbest meslek makbuzunda yer alan tutarın farklı olmaması ve POS belgesinin serbest meslek makbuzunun aslının altına eklenerek hastaya verilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, hekimlerin POS belgesi ile beraber serbest meslek makbuzu düzenlemeleri durumunda bu iki belgeden sadece birinin gelir olarak dikkate alınacağı, bu belgeyi kullanan açısından da her iki belgeye istinaden sadece bir gider kaydı yapılacağı tabiidir." açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu açıklamalara göre, düzenleyeceğiniz serbest meslek makbuzu, 379 Sıra No'lu Tebliğ uyarınca düzenlenen POS belgesinin tarih ve numarası ile birlikte kullanmanız halinde bir hüküm ifade edecek olup POS belgesinde yer alan toplam tahsilat tutarı ile serbest meslek makbuzunda yer alan tutarın farklı olmaması ve POS belgesinin serbest meslek makbuzunun aslının altına eklenerek hastaya verilmesi gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

3 Aralık 2015 Perşembe

İŞİNİ TERK EDEN MÜKELLEFE E-TEBLİGAT ZORUNLU DEĞİLDİR. TASFİYE HALİNDEKİ ŞİRKET İÇİN E-TEBLİGAT ZORUNLUDUR..


Terk mükellefler için E-Tebligat başvurusu yapılmalı mıdır?
01.01.2016 tarihinden önce işi bırakan gerçek ve tüzel kişilerin e tebligat başvurusu yapması zorunlu değildir. Ancak isteğe bağlı olarak başvuruda bulunabilirler.

Tasfiye halinde bulunan mükelleflerin E-Tebligat aktivasyon işlemlerini yapmaları gerekir mi?
Tasfiyeye giren mükelleflerin Tasfiye memurları, vergi dairesine tasfiye durumlarını bildirdikleri tarihte E-Tebligat aktivasyon işlemlerini de yaptırmaları gerekmektedir


2 Aralık 2015 Çarşamba

İHRAÇ EDİLEN MALLARIN MÜŞTERİSİNİN İFLAS ETMESİ VE ÜRÜNLERİN YAKILMASI GİDER OLARAK YAZILIRMI ?

Sayı: B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 8-1460
Tarih: 26/04/2012
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
İlgide kayıtlı dilekçenizde, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi olunduğu, 2008 yılında Belçika'ya 7.788 Euro'luk tekstil ürünleri ihracatı yapıldığı, ancak satılan malların müşterisinin iflas etmesi nedeniyle malların Belçika Gümrüğünden çekilemediği ve Belçika Gümrüğünde yakılarak imha edildiği, istemeniz halinde bu malların imha edildiği ile ilgili olarak Belçika Gümrüğünce tarafınıza evrak verileceği, 2008 yılında satışlarınızda gösterdiğiniz ve yüklenilen KDV'sini mahsup yoluyla kullandığınız bu malların imha edilmesi sebebiyle bedelinin yurt dışından gelemeyeceği belirtilerek 2008 yılında gelir yazdığınız bu satışı kurum kazancının tespitinde gider olarak gösterip gösteremeyeceğiniz ile söz konusu satışı gelirinizden düşmeniz halinde 2008 yılında yüklenilen KDV'den dolayı mahsup yoluyla kullandığınız KDV açısından yapmanız gerekenler hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
Kurumlar Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu Yönünden;
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Bu hüküm uyarınca tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 278 inci maddesinde "Yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar emsal bedeli ile değerlenir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, emtianın kıymeti düşen mal olarak emsal bedeli ile değerlenebilmesi için iktisadi kıymetinde önemli bir azalışın yangın, deprem, su basması gibi tabi afete veya bozulma, çürüme, kırılma, çatlama, paslanma gibi haller nedeniyle olması gerekmektedir.
Aynı Kanunun 267 nci maddesinde yer alan hükme göre emsal bedel, ortalama fiyat esası ve maliyet bedeli esasına göre belli edilememesi halinde, ilgililerin müracaatları üzerine takdir esasıyla belirleneceği belirtilmekte ve bu değerlemenin, Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen takdir komisyonları marifetiyle yapılacağı hüküm altına alınmaktadır. Kanunun 75 inci maddesindeki hüküm uyarınca takdir komisyonlarının servetleri, sınaî hakları ve telif haklarını, imtiyazları, madenleri, mücevheratı, eski eserleri ve sanat eserlerini değerlemede bilirkişilerden yararlanabilme imkânları bulunmaktadır
Bu hüküm ve açıklamalara göre, Şirketiniz tarafından Belçika'ya ihraç edilen ve müşterinizin iflas etmesi nedeniyle Belçika Gümrüğünden alınamayarak Belçika Gümrüğü yetkililerince yakılmak suretiyle imha edilen tekstil ürünlerinin maliyet bedellerinin, söz konusu ürünlerin Belçika Gümrüğü tarafından imha edildiğine ilişkin bu ülke mevzuatına göre düzenlenen belgeler esas alınmak suretiyle takdir komisyonu tarafından verilecek karara istinaden kurum kazancının tespitinde gider olarak yazılması mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan, söz konusu malların mülkiyetinin karşı tarafa geçmiş veya bedellerinin Şirketinizce tahsil edilmiş olması halinde Belçika Gümrüğü yetkililerince yakılmak suretiyle imha edilen tekstil ürünlerinin maliyet bedellerinin gider olarak dikkate alınamayacağı tabiidir.
Katma Değer Vergisi Yönünden;
Katma Değer Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca her türlü mal ve hizmet ihracatı katma değer vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında ise bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için;
-Teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması,
-Teslim konusu malın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye vasıl olması,
gerektiği hükme bağlanmıştır.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11 inci maddesine ilişkin yayımlanan 84 seri no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde de açıklandığı üzere ihracatın tevsiki gümrük beyannamesi ve satış faturaları vasıtasıyla yapılmaktadır.
Bu itibarla, Şirketiniz tarafından yurt dışındaki müşteriye teslim edilmek üzere gönderilen ve gümrük beyannamesiyle Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesinden çıktığı tevsik edilen tekstil ürünlerinin alıcıya tesliminden önce zayi olması durumunda, söz konusu malların zayi olduğunun sigorta işlemleri ile kanıtlanması ve taahhüt hesaplarının da Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından kapatılmış olması şartıyla, bu işlemlerin ihracat istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.
Bilgi edinilmesini rica ederim.

İŞLT.DEFTERİ TUTAN MÜKELEFİN VERMELERİ GEREKEN BİLDİRİMİ SÜRE GEÇTİKTEN SONRA VERMESİ HAKKINDA


T.C.MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü

TARİH : 23.05.2000
SAYI : B.07.0.GEL.0.30/3028-355-32/24041
ÖZELGE KONUSU : İşletme hesabı defteri tutan mükelleflerin
vermeleri gereken bildirimi süresi geçtikten sonra
verdiği için, haklarında özel usulsüzlük cezası kesilip
kesilmeyeceği hk.

..................... VALİLİĞİ
(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğüne)

İLGİ : ..................... gün ve ..................... sayılı yazınız.

İliniz ..... Vergi Dairesi mükelleflerinden ..... 'nun Bakanlığımıza müracaatı üzerine alınan ilgide kayıtlı yazınız ve ekleri incelenmiştir.

Yazılardan anlaşıldığına göre, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin 25/09/1999 tarihine kadar vermeleri gereken bildirimi (Form C) süresi geçtikten sonra 25/10/1999 tarihinde verdiği için Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmiştir.

Defterdarlığınızca da işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin defter kayıtlarına esas teşkil eden belgelerine ilişkin bildirimin (Form C bildirimi) süresi içinde verilmemiş olmasının Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi kapsamında olduğu ancak, bu maddede yazılı özel usulsüzlük cezasının kesilebilmesi için mükellefe bildirimde bulunması için 15 günden az olmamak üzere süre verilmesi gerektiği, vergi dairesince de mükellef .....'na herhangi bir yazılı bildirimin yapılmaması nedeniyle cezanın uygulanabilmesi için gerekli şartların oluşmadığından ceza uygulamasına gidilmemesi gerektiği belirtilmektedir.

Bilindiği üzere, 4369 sayılı Kanunla değişmeden önceki Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi hükmü dikkate alınarak yıllık faaliyetlerine ilişkin bildirim formlarını ilgili Genel Tebliğde belirlenen sürede vermeyenlere yazı ile 15 günlük süre verilmesi bu süre içerisinde bildirimde bulunulması halinde ise bu madde gereğince özel usulsüzlük cezası kesilmemesi gerektiğine ilişkin muktezalar tayin edilmiş idi.

Daha sonra 4369 sayılı Kanunla mükerrer 355. madde yeniden düzenlenmiş ve bu değişiklik 29/07/1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan değişiklikle bu madde kapsamına devamlı bilgi verme ile ilgili 149 uncu madde de alınmak suretiyle bu zorunluluğa uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesilmesi öngörülmüştür.

Bu açıklamalara göre, 249 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilme zorunluluğu getirilen bildirimin (Form C) verilme süresi söz konusu tebliğde belirlendiği gözönüne alınarak bildirimin verilmemesi nedeniyle süre vermeye gerek kalmadan Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, işletme hesabı esasına göre defter tutmakta olan mükellefin, 249 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile verilme zorunluluğu getirilen (Form C) bildirimi 25/09/1999 tarihine kadar vermesi gerekirken, süresinden sonra 25/10/1999 tarihinde vermesi nedeniyle Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmesi yolunda, vergi dairesince yapılan işlemler Bakanlığımızca da uygun görülmüştür.

Bilgi edinilmesini ve durumun müracaat sahibine de duyurulmasını rica ederim.

Bakan a.

İNŞAAT İŞİ TERKEDİLDİKTEN SONRA İCRA VE İFLAS MÜD.TAHSİL EDİLEN PARA ARİZİ KAZANÇ SAYILMASI HAKKINDA


Sayı: B.07.0.GEL.0.42/4306-28/1316
Tarih: 12/01/2004

T.C.MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü
,
.................... VALİLİĞİNE

(Defterdarlık: Gelir Müdürlüğü)



İlgi : .................... tarih ve .................... sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınızın incelenmesinden, ........ Vergi Dairesi Müdürlüğü mükelleflerinden ..........'nın inşaat müteahhitliği işini 1995 yılında terk ettiği; bu tarihten önce S.S ..... Konut Yapı Kooperatifine taahhüden yapmış olduğu işe ilişkin hakediş tutarları konusunda çıkan uyuşmazlığa ait nihai yargı kararının 2002 yılında müteahhit lehine sonuçlandığı belirtilerek, bu yargılama sonucunda işini terk eden müteahhide Kooperatifçe ödenecek meblağın nasıl vergilendirileceği konusunda tereddüt hasıl olduğu anlaşılmaktadır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun, değişik geçici 56 nci maddesinin (G) fıkrasının 5 numaralı bendinde; gerçek usulde vergiye tâbi mükelleflerin terk ettikleri işleri ile ilgili olarak sonradan elde ettikleri kazançlar (zarar yazılan değersiz alacaklarla, karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil) arızi kazanç olarak değerlendirilmiştir.

Bu hükümlere göre, ..........'ın söz konusu inşaat işini terkettikten sonra anılan kooperatiften, 2002 yılında Bandırma 2. İcra ve İflas Müdürlüğü vasıtasıyla tahsil ettiği paranın tamamının, arızi kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerekir.

Öte yandan, 49 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde ismen belirtilen inşaat taahhüt işlerini konut yapı kooperatiflerine yapan müteahhitlerin bu işleri 31.12.1997 tarihine kadar Katma Değer Vergisi Kanununa 3393 sayılı Kanunla eklenen geçici 8. maddesi, 1.1.1998 tarihinde sonra ise Katma Değer Vergisi Kanununa 4369 sayılı Kanunla eklenen geçici 15. maddesi kapsamında katma değer vergisinden istisna edilmiştir.

Bu hükümler uyarınca, .........'ın gerçekleştirdiği iş inşaat işi olması ve işin başında taahhüde dayanması halinde katma değer vergisinden istisna olacaktır. Dolayısıyla, mahkeme kararı uyarınca alınacak bedel üzerinden katma değer vergisi hesaplanması söz konusu değildir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Bakan a.