1 Ocak 2016 Cuma

Aralık 2014 - Ocak 2015 dönem ücretinin 2014 yılında tahakkuk ettirilen tutarının vergilendirilmesi


İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Merkez Müdürlüğünüzde çalışan işçilere 15/12/2014-14/01/2015 tarihlerini kapsayan maaşlarının 15/01/2015 tarihinde ödendiği ancak, söz konusu döneme ait ödemelerin 15/12/2014-31/12/2014 ve 01/01/2015-14/01/2015 olmak üzere iki parça olarak hesaplandığı 15/12/2014-31/12/2014 tarihlerini kapsayan tutarların 2014 yılında tahakkuk ettirilerek emanet hesabına alındığı ve ödemesinin 15/01/2015 tarihinde gerçekleştirildiği belirtilerek, söz konusu maaş ödemelerinin nasıl vergilendirileceği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde, "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez." hükmüne yer verilmiştir.



Aynı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise kimlerin vergi tevkifatı yapmakla yükümlü oldukları hüküm altına alınmış olup aynı fıkranın birinci bendinde de "Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104 üncü maddelere göre" vergi tevkifatı yapılacağı hükmüne yer verilmiştir

Aynı Kanunun 96 ncı maddesinde de "Vergi tevkifatı, 94'üncü madde kapsamına giren nakten veya hesaben yapılan ödemelere uygulanır. Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder. …" hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, memur ve işçi olarak çalışan ücretlilere 15 Aralık-14 Ocak dönemi itibariyle yapılan ödemelere uygulanan gelir vergisi tarifesi hakkındaki açıklamalara 10/03/1991 tarihli ve 20810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 166 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiş olup söz konusu Tebliğin "5. MEMUR VE İŞÇİ OLARAK ÇILAŞAN ÜCRETLİLERE 15 ARALIK-14 OCAK DÖNEMİ İTİBARİYLE YAPILAN ÖDEMELERE UYGULANAN ÖZEL İNDİRİM VE VERGİ TARİFESİ" başlıklı bölümünde, "… 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 96 ncı maddesinde, vergi tevkifatının, 94 üncü madde kapsamına giren nakden veya hesaben yapılan
ödemelere uygulanacağı belirtilmiş, hesaben ödeme ise, vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemler olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 98 inci maddesinde de, "94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri kârlar ve iratlar ve bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi yaın 20'nci günü akşamına kadar, ödeme ve tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar…"hükmü yer almıştır.

Bu hükümlere göre, 15 Aralık-14 Ocak dönemi için 15 Aralık 1990 tarihinde peşin olarak ödenen kamu personeli memur aylıklarının 1990 yılı geliri sayılması ve 1990 yılındaki esaslara göre, 15 Aralık-14 Ocak denemi için işlenmiş olarak 14 Ocak 1991 tarihinde ödenen işçi ücretlerinin ise 1991 yılı geliri sayılarak, 1.1.1991 tarihinden geçerli olan vergi tarifesinin ve özel indirim tutarlarının uygulanarak vergilendirilmesi gerekmektedir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Öte yandan, 6 Sıra No.lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliğinin "Giriş" başlıklı bölümünde; "… İlgilere 15 Aralık-14 Ocak dönemleri için yapılacak ödemelerin yarısının ödemenin yapıldığı yıl bütçesine gider kaydolunması, kalanının ise avans hesaplarına alınarak takip eden mali yıl başında bütçeye gider yazılması," ve " İŞÇİ ÜCRETLERİ İLE ÇALIŞILDIKTAN SONRA ÖDENEN DİĞER ÜCRETLER" başlıklı bölümde ise; "İşçiler ile aylık ve ücretleri çalışıldıktan sonra ödenen diğer personelin ücretlerinin ve hakedişlerinin 15-31 Aralık dönemine ait kısmı, hizmetin yapıldığı yıl bütçesine gider yazılacağından bu döneme ait ücretler; düzenlenecek bordro ve Tahakkuk Müzekkeresi ve Verile Emri ile 702-Bütçe Giderleri Hesabına borç, kesintiler ilgili hesaplara, ele geçecek net tutar ise 320-Bütçe Emanetleri Hesabına alacak kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirilecek ancak, alacaklılarına herhangi bir ödeme yapılmayacaktır. 1-14 Ocak dönemine ait ücretler ayrı bordro ve verile emri düzenlenerek hizmetin yapıldığı yıl bütçesinden tahakkuk ettirilecek, tahakkuk tutarı 702- Bütçe Giderleri Hesabına borç, kesintiler ilgili hesaplara, ele geçecek net tutar ise 103- Verilen Çekler ve Gönderme Emirleri Hesabına alacak kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirilerek, Bütçe Emanetlere Hesabında ertesi yıla devredilen tutarla birlikte, 14 Ocak tarihinde ödenecektir." açıklamasına yer verilmiştir.

6 Sıra No.lu Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliğinde yer alan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 15-31 Aralık dönemine ait ücret bordrosu düzenlemesi işlemi bütçenin yıllık olması ve yılsonunda ödeneklerin emanet hesabına alınmasına yönelik olup yapılan bu işlemin Gelir Vergisi Kanununun 96 ncı maddesinde yer alan hesaben ödeme kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bu nedenle, 15 Aralık-14 Ocak dönemine ilişkin ücret ödemeleri 15 Ocak tarihinde yapıldığından, bu döneme ait ücretlerin vergilendirilmesinde 15 Ocak tarihinde geçerli olan vergi tarifesinin esas alınması gerekmektedir.



Bilgi edinilmesini arz ederim.


T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Müdürlüğü)

Sayı:38418978-120[94-15/22]-930
Tarih:14/09/2015
Konu:Aralık 2014 - Ocak 2015 dönem ücretinin 2014 yılında tahakkuk ettirilen tutarının vergilendirilmesi

31 Aralık 2015 Perşembe

TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı)’tan:
TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA
İLİŞKİN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2008-32/34)’
YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ
DE DEĞİŞİKLİK
MADDE 1 – 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in 3 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(5) Yolcu beraberi yapılan 25.000 TL’yi aşan Türk parası ve Türk parası ile ödemeyi sağlayan belge çıkışlarında gümrük idarelerine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan nakit beyan formu ile beyanda bulunulur.
(6) Yolcu beraberi yapılan 25.000 TL’yi aşan Türk parası ve Türk parası ile ödemeyi sağlayan belge çıkışlarında beyanda bulunulmaması veya yanlış ya da yanıltıcı beyanda bulunulduğunun tespiti halinde söz konusu değerler gümrük idaresince muhafaza altına alınır ve durum şüpheli kabul edilerek Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirilir. Ayrıca, gümrük idarelerince 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılabilmesini teminen Cumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulur.
(7) Gümrük idareleri, yurt dışına yapılan 50.000 ABD Doları karşılığını aşan Türk parası çıkışlarına ilişkin bilgileri aylık olarak Merkez Bankasına bildirirler.
(8) Bankalar, ithalat, ihracat ve görünmeyen işlemler dışındaki yurt dışına yapılan 50.000 ABD Doları ve eşiti dövizi aşan transferlere (Döviz tevdiat hesaplarından yapılan transferler dâhil) ilişkin bilgileri, transfer tarihinden itibaren otuz gün içinde Merkez Bankasına bildirirler.”
MADDE 2 – Aynı Tebliğin 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(2) Yolcu beraberi yapılan 10.000 Avro veya eşitini aşan döviz çıkışlarında gümrük idarelerine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan nakit beyan formu ile beyanda bulunulur.
(3) Yolcu beraberi yapılan 10.000 Avro veya eşitini aşan döviz çıkışlarında beyanda bulunulmaması veya yanlış ya da yanıltıcı beyanda bulunulduğunun tespiti halinde söz konusu değerler gümrük idaresince muhafaza altına alınır ve durum şüpheli kabul edilerek Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirilir. Ayrıca, gümrük idarelerince Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılabilmesini teminen Cumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulur.
(4) Gümrük idareleri, yurt dışına yapılan 50.000 ABD Doları veya eşitini aşan efektif çıkışlarına ilişkin bilgileri aylık olarak Merkez Bankasına bildirirler.”
MADDE 3 – Aynı Tebliğin 10 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 10 – (1) Türkiye’de yerleşik kişiler, yurt dışında şirket kurmak, mevcut şirketlere ortak olmak veya şube açmak için yaptıkları ilk nakdi ve/veya ayni sermaye ihracını müteakip üç ay içerisinde Ekonomi Bakanlığı internet adresinde yer alan yurt dışına sermaye ihracına ilişkin bilgi formunu açıklamalar doğrultusunda doldurarak Hazine Müsteşarlığına ve Ekonomi Bakanlığına gönderirler.
(2) Sermaye ihracı gerçekleştiren Türkiye’de yerleşik kişiler, her takvim yılını müteakip üç ay içerisinde Ekonomi Bakanlığının internet adresinde yer alan bilgi formunu, formda istenilen bilgileri ve yapılan transferleri açıklamalar doğrultusunda güncelleyerek Ekonomi Bakanlığına gönderirler.
(3) Türkiye’de yerleşik kişiler, tasfiye edilen veya devredilen yurt dışındaki şirket, ortaklık ve şubelerinin durumu hakkında, tasfiye sürecinin sona ermesini veya devredilmesini müteakip en geç üç ay içerisinde Hazine Müsteşarlığına ve Ekonomi Bakanlığına bilgi verirler.”
MADDE 4 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 5
– Bu Tebliğ hükümlerini Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

29 Aralık 2015 Salı

VERGİ USUL KANUN’NUN 376’NCI MADDESİNE UYGUN DİLEKÇE ÖRNEĞİ (CEZALARDA İNDİRİM DİLEKÇESİ)





.............................. VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE





Dairenizin .................... vergi numaralı ..................... vergisi yüküm-

lüsüyüm. Adıma düzenlenen, .../..../         Tarih ve Cilt No:..............., Sıra

No:...... Sayılı ceza ihbarnamesi ile kesilip, ...../..../       tebliğ olunan
................ cezasının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 376’ncı maddesinde
hükme bağlanan indirimden sonra kalan kısmını vadesinde ödemek istiyorum.

            Söz konusu madde hükmünden yararlandırılmam için gerekli işlemlerin
Yapılmasını arz ederim.





            ADRES:
            ................................
            ................................
                                                 ..........................                             ..../.....
                                                                                                        Mükellef
                                                                                          (Vekili veya Temsilcisi)
                                                                                               Ad, Soyad ve İmza




            EK:

            -Ceza İhbarnamesi örneği

6111 sayılı İŞVEREN PRİM TEŞVİK İNDİRİMİ KANUNU UZATILMASI

4447 Sayılı Kanunun 10. maddesine istinaden gerekli şartları sağlayan sigortalı ve işverenler 4/a yani SSK kapsamında çalıştırdığı sigortalıların primleri üzerinden teşvik indiriminden faydalanmaktadırlar. 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunla 4447 sayılı Kanuna eklenen 10. madde kapsamında prim teşvikinden faydalanmak için süre uzatıldı.



6111 Sayılı Teşvik Kanunu İçin Süre Hangi Tarihe Uzatıldı?

28.12.2015 tarihinde resmi gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile 4447 Sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin uygulama süresi için son tarih 31/12/2020 tarihine kadar uzatıldı. Buna göre 6111 Sayılı Teşvik Kanunu için gerekli şartları sağlayan işverenler için bu kapsamda almış oldukları sigortalıların işveren hisseleri devlet tarafından karşılanacak.

6111 Sayılı Prim Teşvikinden Faydalanmak İçin Sigortalı Bazında İstenen Şartlar Nelerdir?

-01.03.2011 tarihi ile 31.12.2020 tarihi arasında işe alınmış olması,

-Fiilen çalışıyor olması,

-18 yaşını tamamlamış olması,

-Erkeklerin 18-29 yaş arasında olması (Kadınlar için yaş şartı aranmaz). Ayrıca İşkur’a kayıtlı işsiz olarak işe alınan ve ya mesleki yeterlilik belgesine istinaden işe alınan erkek sigortalılar için de yaş şartı aranmaz.

-Teşvik alınacak işyerinde işe başlamadan önce son 6 ay SSK’ lı olarak çalışmamış olması (Bağ-Kur’lu olması prim teşviki almaya engel değil)

-Daha önce başka bir işyerinde aynı kanun indiriminden faydalanmamış olması gerekmektedir.

6111 Sayılı Kanun Prim Teşvikinden Faydalanmak İçin İşverende Aranan Şartlar

6111 Sayılı prim teşvikinden faydalanacak işverenlerin:

-Özel sektörde faaliyette bulunuyor olması,

-Vadesi geçmiş prim borcunun olmaması,

-Sigortalıların prim ve hizmet belgelerini zamanında vermesi,

-Primleri zamanında ödemesi gerekmektedir.

6111 Sayılı Prim Teşvikinden Hangi Sigortalılar Faydalanamaz?

-Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenler (SGDP’ ye tabi çalışanlar),

6111 Sayılı Prim Teşvikinden Hangi İşyerleri Faydalanamaz?

Aşağıdaki işyerleri bu kanun kapsamında prim indiriminden faydalanamazlar:

-Kamu idareleri,

-Sermayesinin %50′ sinden fazlası kamuya ait olan kuruluşlar,

-İhale kanunu kapsamında yapılan geçici süreli işler,

Sigortalılar 6111 Sayılı Prim Teşvikinden Kaç Ay Faydalandırılabilir?


6111 Sayılı Prim Teşviki Kapsamında İşverenler Ne Kadar Prim İndirimi Alır?

Bu teşvik kapsamında işveren payının tamamı işsizlik fonundan karşılanmaktadır.

Örnek: Ali BEY 01.01.2016 tarihinde 1.800,00 T.L. brüt ücretle işe alınmıştır.

İşverenin 6111 Sayılı Prim TevNormal şartlar altında işverenin ödeyeceği prim tutarları şu şekildedir:

-Sigorta Primi Sigortalı Hissesi (%14):252,00

–Sigorta primi işveren hissesi (%20,5):369,00

-İşsizlik Primi (%3): 54,00 T.L.

-Sigorta primi sigortalı + işveren hissesi toplamı :675,00

Teşvik uygulaması sonrasında işverenin ödemesi gereken toplam tutar :306,00 T.L.


Görüldüğü üzere 6111 Sayılı prim teşvikinden faydalanan işverenler %37,5 yerine brüt tutarın Sadece %17,5 oranında prim ödemesi yapmaktadırlar.

27 Aralık 2015 Pazar

ŞİRKET HİSSE DEVRİ İLE BİR OKURUMUZA CEVAP...

Hocam merhaba Bilginize ihtiyacim var. Devretmis oldugumuz sirketin bankadaki risklerini kapattik.cek karnesini iade ettik.tek kurus borcumuz kalmadan ticaret sicil gazetesini de teslim ettik.fakat devralan ortak yeniden kredi actiriyor ve cek karnesi aliyor.hicbir odeme yapmiyor.
Banka biz eski ortaklara kefillik sozlesmesine dayanarak icra takibi baslatti.. Bankanin bizim onceki evraklarimizi kullanmaya nasil hakki olur, Hakkimizi nasil savunabilirz, 6gun suremiz kaldi.yoksa borcu kabullenmis oluyoruz.90 bin tl Ayrica bu sirketi 18.07.2014 de devretmistik.o doneme kadar az olan gecici vergilerini duzenli odedik 2donem.bizden sonraki donemde yuksek gecici vergisi cikmis sirketin.2014 kurumlar vergisinden sorumlu tutulurmuyuz .


merhaba esen hanım..öncelikle sorunuza kanun maddesi ve danıştay kararı ışığında cevaplamaya çalışacağım.

1.6098 borçlar kanunu;F. Malvarlığının veya işletmenin devralınması
MADDE 202- Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak İLANLA duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki BORÇLARDAN sorumlu olur.
Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.
Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.
Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.

yorumlamak gerekirse sizi ilgilendiren bir durum yok siz zaten ticaret sicilde bildirmişsiniz...ticaret sicile bildirimde bulunmuşsanız DEVRALANIN yaptığı borçlanmadan DEVREDENİN bir sorumluluğu yok..
T.C. YARGITAY 13. Hukuk Dairesi,
07.05.2008, 56/6260

ÖZET: Şirket hisselerinin devri veya şirketlerin birleşmesi halinde, önceki şirketin aktif ve pasifleri tümü ile yeni şirkete geçer. Kayden iki ayrı tüzel kişiliğin olması fiili birleşme karşısında bir şey ifade etmez. Ticari işletmelerde devamlılık esas olduğundan, sonraki öncekinin devamı niteliğindedir. Külli halefiyet gereği sonradan ticari işletmeyi devralan şirket, daha önceki şirketin borçlarından sorumludur.
(6762 sayılı TTK. m. 146, 151, 152) (818 sayılı BK. m. 179) kararıda verilmiştir.
T.C. Danistay 3.Dairesi
Esas: 2007/4952 Karar: 2008/1270 Karar Tarihi: 21.04.2008

ÖZET: Pay devri limitet şirket kuruluş sözleşmesinin değiştirilmesi niteliğini taşıması nedeniyle Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmekle üçüncü kişileri de bağlayıcı nitelik kazanır. Pay devrinin muvazaa içerdiği ileri sürülerek genel mahkemelerde açılan iptal davasına konu edilip, iptali sağlanmadıkça, payını bütün hak ve yükümlülükleriyle devreden ortağın, kamu alacağının ait olduğu döneme göre cebren takip edilemeyeceği gözetilerek ödeme emirlerinin iptali gerekir.

2. eski ortakla KEFİLLİK SÖZLEŞMESİ imzalanmış ise yeni borçlar kanunu 589 uyarınca ,Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından SONRAKİ borçlarından sorumludur.
3.ŞİRKETLER TÜZELDİR yani yaşayan bir varlıktır...ve ancak tüzelliğin yok olabilmesi için tasfiye iflas vb gibi durumlar olup ticaret sicilden kapatılırsa tüzellik sona erer. siz şirketi her nekadar DEVRETSENİZ ise bu durumu NOTER tarafından sizin çalışmış olduğunuz BANKAYA İHTAR çekerek bundan sonra kullandırılıcak kredilerden dolayı SORUMLU olmadığınızı beyan etmeniz gerekmekteydi....
şayet bildirimde bulunmuş iseniz sizin o borçtan sorumluluğunuz yoktur.
4. vergi borçlarında ise devirden önceki borçlardan sorumlusunuz ,devri tarihi itibari ile vergi borçlarından devralan sorumludur
saygılarımla
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
SMMM-BİLİRKİŞİ
532 610 21 70
bozokhkmt@gmail.com

MAAŞ HACZİNDE, ÖDEME EMRİ BORÇLUYA TEBLİĞ EDİLMEDEN, MUVAFAKAT GEÇERSİZDİR

T.C.YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2011/1545
KARAR NO : 2011/16847
KARAR TARİHİ. 27/09/2011
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMES: Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 21/09/2010
NUMARASI : 2010/801-2010/793
DAVACI : BORÇLU :G.Y.
DAVALI : ALACAKLI ;D............ MÜH VE ISI SİSTEMLERİ LTD ŞTİ
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda Sosyal Güvenlik Kurumundan aldığı emekli maaşının yatırıldığı Finans bank Eskişehir Merkez Şubesindeki hesabına Mehmetçik Vakfından gelen paraların olduğu, Ziraat Bankası Porsuk Şubesine konan hacizlerin bu paraların niteliği gereği haczedilemez bulunduğundan dolayı kaldırılmasını talep etmiştir.
Somut olayın incelenmesinde borçlu hakkında 14.5.2010 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçildiği, icra dosyasında bulunan 14.5.2010 tarihli taahhütname tutanağı başlıklı icra zaptında borçlunun "ödeme emrini dairede tebliğ almak istiyorum. Hakkımda açılacak icra takibine herhangi bir itirazım bulunmamaktadır. Tüm itiraz ve dava haklarımdan feragat ederim. Lehime olan tüm sürelerden feragat ederim. Ziraat Bankası Eskişehir Şubesinde bulunan hesabım maaş hesabı olsa dahi borç miktarı kadar haciz konulmasına muvafakat ediyorum. Emekli Sandığından ve SSK'dan almakta olduğum maaşlarımın tamamının kesilmesine başkaca haciz olsada sıraya girmeksizin kesilmesine muvafakatim vardır" şeklinde beyanda bulunduğu ve beyanın altını imzalandığı, örnek 10 ödeme emrinin icra kaleminde 14.5.2010 tarihinde borçlu tarafından bizzat tebliğ edildiği görülmüştür.
İcra zaptının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere borçluya henüz ödeme emri tebliğ edilmeden, dolayısıyla ödeme emrine itiraz süreleri başlamadan ödeme emrine itiraz sürelerinden feragat edilmiş olup henüz doğmamış bir haktan feragat edilemeyeceğinden bu feragat geçersizdir. Bu nedenle henüz takibin kesinleşmediği safhada yapılan hacze muvafakatte geçerli değildir.
Mahkemece haczedilmezlik şikayetinin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hacze muvafakatin olduğu gerekçesi ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan Ziraat Bankası Porsuk Şubesinde bulunan hesaba konulan haczin kaldırılması talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 27/09/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.