Sayfalar
- kanunlar
- güncel
- Şirketler
- anonim şti
- limidet şti
- BA/BS
- hisse devri
- tasfiye
- iflas/haciz
- çek
- kurumlar
- gelir vergisi-gerçek
- adi ortaklık
- Sirküler
- fatura
- vergi
- kdv
- ötv
- vuk
- ttk
- m.t.v
- inşaat
- serbest bölge
- özelge
- mesleki
- sgk
- SGK genelgeler
- bağkur
- emeklilik
- memur
- yabancı işçi
- işçi
- İŞKUR
- yurtdışı boçlanma
- gayrimenkul
- tebliğ
- Dernek/Vakıf
- kaçakçılık
- kat mülkiyeti
- Ticaret Odası
- Tacir
- GİB
- Teşvik-destek
- koskep
- AATUHK /6183
- Gümrük bakanlığı/ Dış Ticaret
- Bankalar
- Kefil-kefalet
- İhale
- kooparatif
- Ticari defter
- gider vergileri
- çalışma ve sosyal güvenlik
- ekonomi
- sanayi sicil
- Vergi Davaları Dilekçeler
- muhtasar
- uzlaştırma
- Arabuluculuk
4 Mart 2016 Cuma
TACİR ile TACİR arasında HUKUKİ SORUNLARDA FAİZ
Tacirler arasında KİRA MAL SATIŞ sözleşmelerinde FAİZ serbest bir biçimde konabilir.türk ticaret kanunumuz olan 6102 sayılı kanunda TACİR ile TACİR arasında faizin serbestçe belirlenebileceğine dair hüküm olmasına karşın 6098 sayılı kanumuz olan borçlar kanununda faiz konusunu sınırlama getirilmiştir.
Taraflar arasında HUKUKİ sorunlarda elbette ticaret kanunu hükümleri değil MEVZUAT HÜKÜMLERİ olan BORÇLAR KANUNU uygulanması gerekmektedir.Çünkü 6102 Sayılı kanunun 9 maddesi kanuni faiz, anapara faizi ve temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanacaktır ibaresi mevcuttur.
Hikmet Yıldırım Kılınçarslan
SMMM
3 Mart 2016 Perşembe
ZİNCİRLEME OLARAK ÇOK SAYIDA KDV BEYANNAMESİNİ DÜZELTME KÜLFETİNİ ORTADAN KALDIRAN MUKTEZA
Düzeltilecek KDV beyannamesinin son ay üzerinden yapılması...
I- GİRİŞ
KDV beyannamesi, uygulamada düzeltme işlemine en çok konu olan beyanname türüdür.
KDV beyannamesinin düzeltilmesini gerektiren başlıca sebepler şöyle sıralanabilir:
- KDV indirim kalemleri arasında, koda alınmış mükelleflerin faturalarına dayanan KDV'ler bulunması ve bu KDV'lerin indirimler arasından çıkarılmasının istenmesi,
- Direkt ihracat yapan ve KDV iadesi isteyen firmaların beyan ettikleri ihracata ilişkin fiili ihraç ayının hangi ay olduğunun, fiili ihraç ayına ait KDV beyannamesi verildikten sonra anlaşılması,
- Aynı faturaya dayalı mükerrer indirim yapılmış olması,
- Hesaplanan KDV'de oran veya dönem hatası bulunması,
- İstisna hakkının kullanılmadığının veya haksız istisna kullanıldığının yahut bir kısım işlemin KDV kapsamında yahut kapsam dışında olduğunun fark edilmesi,
- Aralık ayı KDV beyannamesi verildikten sonra gelen, geçmiş yıl tarihli faturalara ait KDV indirim hakkının kaybedilmemesi amacıyla bu faturaların kapanan yıl defterine Aralık tarihli olarak kaydedilmesi ve Aralık KDV beyannamesinin düzeltilmesi (özel hesap dönemi kullananlar açısından yıl aşımı Aralık ayı yerine hesap döneminin son ayından sonra gerçekleşir. 15 no.lu KDV Sirküleri).
Düzeltme sonucunda ödenecek KDV'de artış oluyorsa, düzeltmenin pişmanlıkla beyan edilerek (internette beyanname verirken pişmanlık butonu işaretlenmek suretiyle) yapılması cezanın ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır.
Düzeltme, devrolan KDV'de azalma meydana getiriyorsa, bu durum pişmanlıkla beyanı gerektirmediği ve Hazine aleyhine olmadığı için sorun teşkil etmemektedir.
Düzeltmenin indirim KDV tutarının artırılması, hesaplanan KDV tutarının azaltılması, daha önce istisna edilmeyen bir işlemin istisnaya tabi hale getirilmesi, daha küçük KDV oranı uygulanması gibi Hazine aleyhine olması halinde, vergi daireleri bu düzeltme nedeniyle düzeltilen KDV beyannamesini incelemeye sevk etmektedirler. Düzeltme işleminin bir yeminli mali müşavir raporu ile izahı sonucunda (3568 sayılı Kanun'a ilişkin 20 no.lu Tebliğ) veya kendiliğinden vergi dairesi müdürünün düzeltme gerekçelerini anlayıp haklı bularak incelemeye sevke ihtiyaç duymaması halinde incelemeye sevk işlemine gerek kalmamaktadır.
KDV beyannamelerinin düzeltilmesinde yaşanan önemli sorunlardan biri de devrolan KDV'si bulunan mükelleflerin geçmişteki bir aya ait KDV beyannamesini düzelttiğinde, bu düzeltmenin devrolan KDV'yi değiştirmesi, bu değişikliğin ise zincirleme olarak izleyen aylara ait devir KDV'lerinin değiştirilmesi gereğini ortaya çıkarmasıdır.
Bu yazımızda; düzeltme işleminin, zincirleme olarak çok sayıda beyannamede yapılması yerine sadece ödeme çıkan aylarda yapılarak sorunun çözülmesi imkanını sağlayan ve çok isabetli bulduğumuz bir mukteza ele alınmıştır.
II- ZİNCİRLEME OLARAK ÇOK SAYIDA KDV BEYANNAMESİ DEĞİŞİKLİĞİNİ GEREKTİREN OLAY ÖRNEKLERİ
Şahit olduğumuz bir olayda vergi dairesi, mükellefin 2006 yılı Mart ayında indirdiği KDV'lerden bir kısmını, bu indirimin dayandığı faturayı kesen firmanın kodda yer aldığı gerekçesiyle, indirimler arasından çıkarmasını istemiştir.
Mükellef bu isteği yerine getirmeyi kabul etmiş fakat tekstilde KDV oranının düşürülmesi nedeniyle 2006 Mart ayından beri sürekli devrolan KDV'si olduğu için, bir aydaki rakamın düzeltilmesi yüzünden, izleyen 36 aya ait beyannameyi değiştirme durumuyla karşılaşmıştır. Olaya müdahalemiz sonucunda ve aşağıda belirttiğimiz muktezaya konu anlayış sayesinde söz konusu düzeltme işlemi, sadece 2009 Mart ayı beyannamesinde, bu beyannamedeki öndeki dönemden devren gelen KDV'nin, indirimler arasından çıkarılması istenen KDV kadar küçültülmesini sağlamak suretiyle yapılabilmiştir.
Yine şahit olduğumuz bir olayda, 2008 yılı düşük orandan kaynaklanan yıllık KDV iade hakkını, Mayıs 2009 ayı KDV beyannamesinde gösteren mükelleften, Ocak 2008 ayındaki vergi dairesince kabul edilmeyen bir indirim gerekçesiyle Ocak 2008- Mayıs 2009 aralığındaki 17 ayın beyannamesinin düzeltilmesi istenmiştir. Yine aşağıda yer verdiğimiz isabetli mukteza sayesinde sadece Mayıs 2009 ayı KDV beyannamesi düzeltilmek suretiyle mesele halledilmiştir.
III- ZİNCİRLEME DÜZELTİLMESİ GEREKEN AY BEYANNAMELERİNDE DÜZELTME SONUCU ÖDENECEK KDV ÇIKMAYACAK İSE, DÜZELTME İŞLEMİNİN SADECE ÖDEME ÇIKAN AY VEYA SON AY BEYANNAMESİNDE YAPILABİLECEĞİ YÖNÜNDEKİ İSA-BETLİ MUKTEZA
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 01.02.2006 tarih ve 648 sayılı Mukteza'ya konu olayda mükellef, Ağustos 2005 ayı için verdiği KDV beyannamesinde KDV iade talebinde bulunmuş, fakat bu talepten sonra ortaya çıkan 2005/Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yüklenilmiş olduğu halde ilgili aylarda indirim konusu yapmadığı dolayısıyla iade hesabına girmeyen KDV'ler bulunduğunu fark ederek düzeltmenin nasıl yapılacağını sormuştur.
Muktezada iade hakkı doğuran işlemlerle ilgili olarak iade talebinden sonra ortaya çıkan KDV yüklenimlerinin düzeltme yoluyla iade talebine eklenebileceği belirtildikten sonra, şu cümlelere yer verilmiştir.
"Bu nedenle, mükellefin 2005/Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos dönemlerinde yüklendiği vergileri bu dönemlere ait KDV beyannamesinde indirim konusu yapması indirim konusu yapılmayan vergilerin ise sonraki döneme devredilerek hizmetin yapıldığı 2005/Ağustos döneminde iade olarak talep etmesi gerekmektedir.
Ancak mükellefin tek tek düzeltme beyannamesi vermesi yerine düzeltmeye konu beyannamelerde ödenecek vergi çıkmaması şartıyla tek bir düzeltme beyannamesi vermesi, ödenecek vergi çıkması halinde ise her dönem için ayrı ayrı düzeltme beyannamesi vermesi gerekmektedir."
Bu Muktezadaki anlayışa uygun bir örnek verelim:
Mükellef, Kasım 2008 KDV beyannamesindeki indirim tutarının mükerrer indirim nedeniyle 18.000 TL hatalı (fazla) olduğunu, 5 Haziran 2009 günü fark etmiştir. Bu mükellefin;
- Kasım 2008 KDV beyanında 65.000 TL devrolan KDV
- Aralık 2008 KDV beyanında 44.000 TL devrolan KDV
- Ocak 2009 KDV beyanında 33.000 TL devrolan KDV
- Şubat 2009 KDV beyanında 10.000 TL ödenecek KDV
bulunmaktadır.
Düzeltme işlemi Kasım'dan itibaren zincirleme yapıldığında, Kasım, Aralık ve Ocak aylarındaki devrolan KDV'ler 18.000'er lira azalacak olmakla beraber bu azalışlar mali sonuç doğurmayacağına göre, sadece Şubat 2009 ayı için pişmanlıkla bir düzeltme beyannamesi verilerek 10.000 TL'lik ödenecek KDV'nin 28.000 TL'ye çıkarılması, 18.000 TL'lik KDV ile buna ait pişmanlık zammının yasal süre içinde ödenmesi yeterlidir.
IV- SONUÇ
Geçmiş aylara ait KDV beyannamelerinin muhtelif nedenlerle düzeltilmesi gerekebilmektedir.
Düzeltmenin yapılması gereken ayda ve izleyen aylarda bu düzeltme sadece devrolan KDV'nin azalmasına veya çoğalmasına neden oluyorsa, düzeltme işleminin ödeme veya iade çıkan ilk ayda yapılması yeterlidir.
Hatalı aydan beri hiç ödeme veya iade çıkmamışsa düzeltme işleminin yeni verilecek olan beyannamede, önceki dönemden devren gelen KDV tutarını değiştirmek suretiyle yapılabileceği görüşündeyiz.
KDV beyannameleri ile ilgili düzeltmeler yapılırken internet vergi dairesi kayıtlarına yeterli izahat konulmalı veya gerekirse düzeltme detayları dilekçe ile vergi dairesine bildirilmelidir.
Yazar:MehmetMAÇ*
Yaklaşım / Ağustos 2009 / Sayı: 200
* YMM
2 Mart 2016 Çarşamba
KIDEM TAZMİNATI HESABINDA GENİŞLETİLMİŞ ÜCRET
özet:Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32’nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dâhil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.
YARGITAY 9. Hukuk Dairesi
ESAS: 2015/32909
KARAR: 2015/33914
ESAS: 2015/32909
KARAR: 2015/33914
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı işçinin 2007-2010 yılları arasında davalıya ait birçok şantiyede sıvacı ustası olarak en son saat başı 3,00 Amerikan Doları ücret ve prim karşılığı çalıştığını, yol, yemek, barınma ve ısınma masraflarının davalı tarafça karşılandığını, iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini fakat tazminatlarının ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili yasal süresi içerisinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması gereken ücret noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
Kıdem tazminatına esas alınacak olan ücretin tespitinde 4857 sayılı İş Kanununun 32’nci maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler göz önünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. İşçiye sağlanan özel sağlık sigortası yardımı ya da hayat sigortası pirim ödemeleri de para ile ölçülebilen menfaatler kavramına dâhil olup, tazminata esas ücrete eklenmelidir. Satış rakamları ya da başkaca verilere göre hesaplanan pirim değişkenlik gösterse de, kıdem tazminatı hesabında genişletilmiş ücret kavramı içinde değerlendirilmelidir.
Davacı vekili davacı işçiye sağlanan yol, yemek, barınma ve ısınma yardımları konusunda açıklayıcı bir beyanda bulunmamış, 17.3.2015 tarihli dilekçesi ile İstanbul Anadolu 8. İş Mahkemesi’ndeki bilirkişi raporuna atıfla her ay 200-300 Amerikan Doları kamp gideri adı altında tahakkuk yapılacağını, emsal davalarda 200-300 Amerikan Doları sosyal yardım yapıldığının kabul edildiğini bildirmiştir. Hükme esas alınan hesap raporunda bilirkişi afaki olarak işçiye sağlanan yardımlar toplamını 725 TL, fesih tarihindeki Türk Lirası/Amerikan Doları kuruna göre 501 Amerikan doları olarak esas almıştır. Daha evvel Dairemizce temyiz incelemesi yapılan birçok dosyada davacı işçilere yapılan sosyal yardımların karşılığı 200 Amerikan Doları olarak kabul edilmiş ve bu kararlar Dairemizce onanmıştır (9. HD 04.05.2015 tarih ve 2015/7420 Esas 2015/16223 Karar; 9. HD 02.11.2015 tarih ve 2015/29179 Esas 2015/30886 Karar sayılı ilamları). Davacı lehine fahiş miktarda sosyal yardım hesabı yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KOSGEP HALK BANKASI SIFIR FAİZLİ ESNAF KREDİLERİ

1.Kaybolmaya Yüz Tutan Meslek Kollarında Faaliyet Gösterenlere Kredi:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9'uncu maddesinde belirtilen, geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında (el dokuma işleri, bakır işletmeciliği, çini ve çömlek yapımı, sedef kakma ve ahşap oyma işleri, kaşıkçılık, bastonculuk, semercilik, yazmacılık, yorgancılık, keçecilik, lüle ve oltu taşı işçiliği, çarıkçılık, yemenicilik, oyacılık ve bu işlere benzerlik gösterdikleri Maliye Bakanlığı’nca kabul edilen) faaliyet gösteren ve “Esnaf Vergi Muafiyet Belgesi” sahibi esnaf ve sanatkarlar % 100 faiz indirim imkanı ile kredi kullanabilmektedir.
Bu krediden KOSGEB’den hibe desteği alanlar faydalanamayacaktır.
2.Ustalık Belgesi Sahibi Olup Yeni İşyeri Kuran Girişimci Esnaf ve Sanatkarlara Kredi:
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında, kredi başvuru tarihi itibariyle en az 3 yıllık ustalık belgesine sahip olan ve ustalık belgesiyle ilgili meslek kolunda, son 1 yıl içinde kendi adına işletme kurduğunu belgeleyen girişimci esnaf ve sanatkârlara, bu Karar kapsamında 01/01/2015 tarihinden itibaren % 100 faiz indirim imkanı ile kredi kullanabilmektedir.
Bu krediden, aynı işletme için KOSGEB’den hibe desteği alanlar ile son bir yıl içinde ticari faaliyetini veya vergi mükellefiyetini sonlandıranlar faydalanamayacaktır.
3.30.000 TL’ye Kadar Sıfır Faizli Kredi:
Makine, ekipman ve demirbaş alımları, işyeri modernizasyonu veya hammadde ve döner sermaye ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kredi talep eden esnaf ve sanatkarlar, 30.000 TL’ye kadar % 100 faiz indirim imkanı ile kredi kullanabilmektedir.
Bu kapsamda başvuruda bulunanların kredi kullanım amacını yazılı olarak taahhüt etmeleri zorunludur.
Bu krediden açık durumda Hazine destekli esnaf kredisi bulunanlar ve KOSGEB’den hibe desteği alanlar faydalanamayacaktır.
4.Genç Girişimci Esnaf ve Sanatkarlara Kredi:
KOSGEB Girişimcilik Destek Programını bitiren, başvuru tarihinde 30 yaşını tamamlamamış olan genç girişimci esnaf ve sanatkarlara KOSGEB tarafından onaylanan projelerini Bankamıza sunmaları durumunda 100.000 TL’ye kadar % 100 faiz indirim imkanı ile kredi kullanabilmektedir.
Bu krediden açık durumda Hazine destekli esnaf kredisi bulunanlar ve KOSGEB’den faizsiz kredi veya hibe desteği alanlar faydalanamayacaktır.
29 Şubat 2016 Pazartesi
İŞVERENLERİN DİKKATİNE İŞKURDAN İŞSİZ AL MAAŞINI DEVLET ÖDESİN
yeni düzenlemeyle İşbaşı Eğitim Programı’ndan 15 yaşını dolduran herkes yararlanabilecek. Programa katılanlara günlük 50 lira, aylık ise 1300 lira asgari ücret ödenecek.
İŞKUR tarafından işsizlikle mücadele kapsamında uygulanan İşbaşı Eğitim Programı'nın süresi, yapılan mevzuat düzenlemesiyle 6 aydan 1 yıla çıkartıldı. Geçen yıl 159 bin kişinin faydalandığı İşbaşı Eğitim Programı'ndan, bu yıl en az 200 bin kişinin yararlanması bekleniyor. 15 yaşını dolduran herkesin başvurabileceği programda günlük 50 lira, aylık ise 1300 lira asgari ücret ödenecek. Öğrencilerin programa başvurmaları halinde ise kredi ve burslarında ise herhangi bir kesinti olmayacak.
1- PROGRAMA KİMLER KATILABİLİR?
-15 yaşını tamamlamış olanlar (Lise ve üniversite öğrencileri de katılabiliyor).
-İşverenin bir ve ikinci derece akrabası veya eşi olmayanlar.
-Emekli olmayanlar (Dul yetim ve engelli aylığı alanlar hariç).
-Program öncesindeki 3 aylık dönemde o iş yerinde çalışmayanlar.
2- İŞSİZLER NASIL BAŞVURUR?
-Programa İŞKUR hizmet merkezlerinden ya da 'iskur.gov.tr' adresinden başvuru yapılabiliyor.
-İşverenin bir ve ikinci derece akrabası veya eşi olmayanlar.
-Emekli olmayanlar (Dul yetim ve engelli aylığı alanlar hariç).
-Program öncesindeki 3 aylık dönemde o iş yerinde çalışmayanlar.
2- İŞSİZLER NASIL BAŞVURUR?
-Programa İŞKUR hizmet merkezlerinden ya da 'iskur.gov.tr' adresinden başvuru yapılabiliyor.
3- PROGRAMDAN HANGİ İŞVERENLER YARARLANABİLİR?
-4A'lı en az 2 kişi çalıştıranlar.
-Kuruma kayıtlı işverenler, STK'lar, noterler ve kamu payının yüzde 50 altındaki iktisadi teşekküller.
-4A'lı en az 2 kişi çalıştıranlar.
-Kuruma kayıtlı işverenler, STK'lar, noterler ve kamu payının yüzde 50 altındaki iktisadi teşekküller.
4- İŞVERENLER NASIL BAŞVURUR?
-İş ve meslek danışmanları aracılığı ile ya da doğrudan İŞKUR'a giderek taleplerini iletebilirler.
5- KATILIMCI NASIL BELİRLENİYOR?
-İşverenler programa katılacak kişileri seçebildiği gibi İŞKUR da işsizleri firmalara yönlendiriyor.
-İş ve meslek danışmanları aracılığı ile ya da doğrudan İŞKUR'a giderek taleplerini iletebilirler.
5- KATILIMCI NASIL BELİRLENİYOR?
-İşverenler programa katılacak kişileri seçebildiği gibi İŞKUR da işsizleri firmalara yönlendiriyor.
6- KATILIMCILAR KAÇ LİRA ALIYOR?
-Katılımcılara günlük 50 liradan ayda net 1.300 lira ödeniyor. Üniversite öğrencileri program süresince burs ve kredilerini de alabiliyor. GSS primleri de ödeniyor.
-Katılımcılara günlük 50 liradan ayda net 1.300 lira ödeniyor. Üniversite öğrencileri program süresince burs ve kredilerini de alabiliyor. GSS primleri de ödeniyor.
7- İŞVEREN NE KAZANIYOR?
-İşverenler aradıkları elemana işi öğreterek sahip olabiliyor. Herhangi bir maddi yükümlülüğü olmadığı gibi parayı devlet ödüyor.
-İşverenler aradıkları elemana işi öğreterek sahip olabiliyor. Herhangi bir maddi yükümlülüğü olmadığı gibi parayı devlet ödüyor.
8- İŞVERENE TEŞVİK VAR MI?
-İşverenler programı bitiren ve 18-29 yaş arası işsizleri 3 ay içinde istihdam ederlerse, çalışanın işveren primi İŞKUR tarafından ödeniyor. Bu süre imalat sanayinde 42, diğerlerinde 30 ay olacak.
-İşverenler programı bitiren ve 18-29 yaş arası işsizleri 3 ay içinde istihdam ederlerse, çalışanın işveren primi İŞKUR tarafından ödeniyor. Bu süre imalat sanayinde 42, diğerlerinde 30 ay olacak.
-30 yaşından büyüklerin istihdam edilmesi durumunda ise katılımcının 30 aya kadar sigorta primini İŞKUR ödüyor.
İşveren bu kursiyerlere ayrıca aylık brüt asgari ücretin yarısını geçmeyen fiili ödeme yaparsa vergiden düşebiliyor.
9- İŞVEREN KAÇ KİŞİ ALABİLİR?
-İşveren kurs sonunda katılımcıların yarısını alacağını taahhüt ederse çalışan sayısının en fazla yüzde 30'una kadar eleman talep edebiliyor. Eğer bu taahhüt verilmemişse 2 ile 10 arasında çalışanı olanlar 1, 11 ve üzerinde çalışanı olanlar ise çalışan sigortalı sayısının 10'da 1'i kadar katılımcı talep edebiliyor.
İşveren bu kursiyerlere ayrıca aylık brüt asgari ücretin yarısını geçmeyen fiili ödeme yaparsa vergiden düşebiliyor.
9- İŞVEREN KAÇ KİŞİ ALABİLİR?
-İşveren kurs sonunda katılımcıların yarısını alacağını taahhüt ederse çalışan sayısının en fazla yüzde 30'una kadar eleman talep edebiliyor. Eğer bu taahhüt verilmemişse 2 ile 10 arasında çalışanı olanlar 1, 11 ve üzerinde çalışanı olanlar ise çalışan sigortalı sayısının 10'da 1'i kadar katılımcı talep edebiliyor.
28 Şubat 2016 Pazar
KONUT HESABI ve DEVLET KATKISINA DAİR YÖNETMENLİK
Amaç ve kapsamMadde 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; tamamı kendisine ait bir konutu olmayan Türk vatandaşlarının yurtiçinde ilk ve tek konut satın alımlarına destek olmak için açılacak konut hesabına, hesap sahiplerinin ödeme planlarına, Devlet katkısına konu olacak konutların niteliğine, Devlet katkısına ilişkin hak ediş sürelerinin tespitine ve birikim yapılan süreler ile ödeme planlarına göre Devlet katkısı oranının ve azami tutarın farklılaştırılmasına, hesapların denetimine ve uygulamaya yönelik diğer hususlara ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir.
Dayanak
Madde 2- (1) Bu Yönetmelik, 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 3- (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;
a) Alt sınır: Konut hesabına yapılabilecek asgari ödeme tutarını,
b) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,
c) Banka: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununa tabi mevduat ve katılım bankalarını,
ç) Birikim: Konut hesabında biriken ödemeler ile getirilerin toplamını,
d) Devlet katkısı: Bakanlık bütçesinden karşılanarak bankalar aracılığıyla hak sahiplerine defaten ödenen tutarı,
e) Dönem: Konut hesabının açıldığı tarihi takip eden oniki aylık sürelerin her birini,
f) Düzenli ödeme: Sözleşme ile belirlenen ödeme planına göre aylık veya üç aylık olmak üzere, alt sınırdan düşük ve üst sınırdan yüksek olmamak kaydıyla yapılan toplam ödemeyi,
g) Hak sahibi: 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamına girenler hariç olmak üzere Devlet katkısı ödemesine hak kazanmak için gerekli şartların tamamını sağlayan Türk vatandaşı gerçek kişiyi,
ğ) Katılımcı: Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamına girenler hariç olmak üzere konut hesabı sözleşmesine göre adına bankada konut hesabı açılan Türk vatandaşı gerçek kişiyi,
h) Kimlik Paylaşımı Sistemi: İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce merkezi veri tabanından ayrı olarak elektronik ortamda tutulan, Kimlik Paylaşımı Sisteminden yararlanacak kuramların istifadesine sunulan ve sınırlandırılmış bilgileri ihtiva eden sistemi,
ı) Konut hesabı: Bankaların yurtiçi şubelerinde Türk Lirası cinsinden mevduat veya katılım fonu olarak bu Yönetmelik kapsamında açılan hesabı,
i) Sözleşme: Banka nezdinde konut hesabı açılmasına yönelik olarak banka ile katılımcı arasında yapılan konut hesabı sözleşmesini,
j) Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce üretilen veya arşivlenen verilerin kuramlar ve kişilerle paylaşılmasına imkân sağlayan sistemi,
k) Üst sınır: Konut hesabına yapılabilecek azami ödeme tutarını,
ifade eder.
Konut hesabının açılması ve işletilmesine ilişkin genel esaslar
Madde 4- (1) Konut hesabı bankaların yurtiçi şubelerinde Türk Lirası cinsinden mevduat veya katılım fonu hesabı olarak açılabilir. Konut hesabı ortak hesap olarak açılamaz.
(2) Konut hesabı açılışında katılımcı ile banka arasında sözleşme ve gerektiğinde ürünün işleyiş detaylarını içeren müşteri talimatı düzenlenir.
(3) Katılımcı birden fazla konut hesabı açtıramaz. Konut hesabı katılımcı tarafından başka bir bankaya taşınamaz.
(4) Konut hesabının açıldığı tarihte tamamı kendi adına kayıtlı kat mülkiyeti, kat irtifakı ve yapı kullanma izin belgesini haiz müstakil tapu sahipleri adına konut hesabı açılamaz.
(5) Banka, dördüncü fıkrada belirtilen hususlar kapsamında başvuru sahibinin konut hesabı açılmasına engel bir durumunun bulunmadığını Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi üzerinden tespit eder.
(6) Onsekiz yaşından küçükler adına veli veya vasisi tarafından konut hesabı açılabilir.
(7) Konut hesabına bir defaya mahsus olmak üzere açılış tarihinde üst sının aşan bir tutar yatırılabilir. Bu tutar 30.000 Türk Lirasını geçemez.
Sözleşmede bulunması gereken unsurlar
Madde 5- (1) Banka, konut hesabı açmak isteyenlere, hesap açma kararını etkileyebilecek hususlar hakkında bilgi verir; dürüstlük ilkeleri çerçevesinde, konut hesabı sözleşmesinin müzakeresi ve düzenlenmesi sırasında katılımcıya sistemin işleyişine ilişkin teknik konularda yardımcı olur, tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin gerekli her türlü bilgiyi sağlar, yanıltıcı her türlü hal ve davranıştan kaçınır.
(2) Katılımcı ile banka arasında imzalanacak konut hesabı sözleşmesinde sözleşme serbestisi ilkesi esas olmakla birlikte;
a) Konut hesabına ilişkin bilgilerin Bakanlıkla paylaşılmasına izin verildiğine dair yazılı onaya,
b) Başka bir konut hesabı bulunmadığına dair beyannameye,
c) 7/4/2015 tarihi itibarıyla bu Yönetmelik kapsamında tamamı kendi adına kayıtlı konut sahibi olmadığına ve bu tarihten sözleşme tarihine kadar geçen süre içerisinde tapuda tescil edilmemiş olanlar dahil bu Yönetmelik kapsamında tamamı kendi adına kayıtlı konut edinmediğine dair beyannameye,
ç) 22/7/2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tapu Sicili Tüzüğünün 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca veri talebi ve sorgulama yapılabilmesi için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile protokol yapan bankalar ve katılımcı arasında, 7/3/2015 tarihli ve 29288 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmeliğin 11 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzenlenen muvafakatnameye,
d) Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden bilgi paylaşılmasına izin verildiğine dair muvafakatnameye,
e) Konut edinim tarihi itibarıyla Devlet katkısına esas olacak birikim tutarının hesaplanma usul ve esaslarına,
sözleşme ekinde yer verilir.
(3) Ödeme planı aylık veya üç aylık olarak konut hesabı sözleşmesinde belirlenir. Ödeme planı katılımcının talebi üzerine dönem başlarında yeniden belirlenebilir.
(4) Bu Yönetmeliğe aykırı sözleşme hükümleri geçersizdir.
Konut hesabına ilişkin ödeme planı
Madde 6- (1) Konut hesabına ilişkin ödemeler aylık veya üç aylık olarak düzenli ödeme şeklinde yapılır.
(2) Düzenli aylık ödemelere ilişkin alt sınır 250 Türk Lirası, üst sınır 2.500 Türk Lirasıdır. Ödemelerin üç aylık ödeme planına göre yapılması durumunda aylık alt ve üst sınırların üç katı geçerlidir. Düzenli ödemeler, alt ve üst sınırlar dahilinde kalınmak kaydıyla, farklı tutarlarda yapılabilir. Katılımcılar ilgili ay veya üç aylık dönem içerisinde toplamda üst sınırı geçmeyecek şekilde birden fazla ödeme yapabilir. Sözleşme dahilinde yapılan ödemeler toplamı alt sınıra ulaştığı veya alt sınırı geçtiği durumda katılımcı ilgili ay veya üç aylık dönem için düzenli ödemesini tamamlamış sayılır.
(3) Bankalar düzenli ödemelere ilişkin ilgili ayın veya üç aylık dönemin ilk işgünü ile son işgünü arasında tarihler belirleyebilir.
(4) Katılımcı aylık ödeme planını seçmesi halinde bir dönem içerisinde en fazla üç defa, üç aylık ödeme planını seçmesi halinde bir dönem içerisinde en fazla bir defa ödeme yapmayabilir.
(5) Bir dönem içerisinde konut hesabından en fazla iki defa çekim hakkı tanınır.
(6) Dördüncü ve beşinci fıkralarda yer alan hallerde konut hesabında bulunan bakiye hesabın açılış tarihinden itibaren yatırılması gereken asgari tutarlar toplamından az olamaz.
(7) Bu maddenin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında belirlenen şartlardan herhangi birinin ihlali durumunda konut hesabına Devlet katkısı ödenmez ve hesap konut hesabı statüsünden çıkartılır.
Devlet katkısına konu olan konutların niteliği
Madde 7- (1) Aşağıdaki konutlar Devlet katkısına konu olabilir.
a) Kat mülkiyeti tapusu olan konutlar.
b) Kat irtifakı tapusu olan ve yapı kullanma izin belgesi bulunan konutlar.
c) Konut nitelikli yapı kullanma izin belgesi olan müstakil taşınmazlar.
(2) Devre mülklere Devlet katkısı ödenmez.
Konut edinim tarihi
Madde 8- (1) Katılımcı tarafından yurtiçinde ilk ve tek konutu olması koşuluyla, tamamı kendi adına kayıtlı;
a) Kat mülkiyeti tapusu olan konut için konutun satış yoluyla tapuya tescil tarihi,
b) Halihazırda yapı kullanma izin belgesini haiz konutun kat irtifakı tapusunun devralınma tarihi,
c) Yapı kullanma izin belgesi kat irtifakı tapusunun devralındığı tarihten sonra onaylanmış ise yapı kullanma izin belgesinin onaylanma tarihi,
ç) Yapı kullanma izin belgesini haiz müstakil tapusu olan konut için konutun satış yoluyla tapuya tescil tarihi,
konut edinim tarihidir.
Devlet katkısına ilişkin esaslar
Madde 9- (1) Katılımcının Devlet katkısına hak kazanabilmesi için;
a) Türk vatandaşı olması,
b) 7/4/2015 tarihi itibarıyla tamamı kendi adına kayıtlı konut sahibi olmaması,
c) Konut edinim tarihine kadar asgari üç yıl boyunca 6 ncı maddede yer alan hususlara uygun olarak konut hesabına düzenli ödeme yapmış olması,
ç) Devlet katkısı almak için başvurduğu konut dışında 7/4/2015 tarihinden itibaren 7 nci madde kapsamında başka bir konut edinmemiş olması,
d) Konut edinim tarihini müteakip altı ay içerisinde gerekli belgeler ile konut hesabının bulunduğu bankaya başvurması,
gerekir.
(2) Devlet katkısının hesaplanmasında konut edinim tarihindeki birikim esas alınır. Devlet katkısı tutarı, konut edinim tarihindeki birikimin yüzde 20’sini ve azami 15.000 Türk Lirasını geçemez.
(3) Katılımcının eşinden ve birinci derece kan hısımlarından satın aldığı konutlara Devlet katkısı ödenmez.
(4) Devlet katkısı katılımcı tarafından konut hesabına yapılan düzenli ödeme sürelerine göre aşağıdaki şekilde hesaplanır.
a) Devlet katkısı, düzenli ödeme süresi 36 ila 47 ay olanlar için, konut hesabındaki birikim tutarının yüzde 15’idir. Ancak, ödenecek tutar 13.000 Türk Lirasını geçemez.
b) Devlet katkısı, düzenli ödeme süresi 48 ila 59 ay olanlar için, konut hesabındaki birikim tutarının yüzde 18’idir. Ancak, ödenecek tutar 14.000 Türk Lirasını geçemez.
c) Devlet katkısı, düzenli ödeme süresi 60 ay ve üzeri olanlar için, konut hesabındaki birikim tutarının yüzde 20’sidir. Ancak, ödenecek tutar 15.000 Türk Lirasını geçemez.
Devlet katkısı ödemesi
Madde 10- (1) Devlet katkısı, Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten defaten karşılanır ve hak sahibine konut hesabının bulunduğu banka aracılığıyla ödenir.
(2) Katılımcı konut edinim tarihinden itibaren altı ay içerisinde konut hesabının bulunduğu bankaya müracaat eder. Banka, Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi üzerinden katılımcı bilgilerinin kontrolünü sağlar. Banka, kat irtifakı tapusu olan konutlar ve konut nitelikli müstakil taşınmazlar için yapı kullanma izin belgesinin olup olmadığını Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinden sorgular. Konutun yapı kullanma izin belgesinin bulunması ancak Kimlik Paylaşımı Sistemi üzerinde bu bilginin bulunmaması halinde katılımcı kat irtifakına konu olan konut veya müstakil tapulu konut için yapı kullanma izin belgesinin bir örneğini bankaya verir.
(3) Banka ay içerisinde yapılan Devlet katkısı ödeme başvurularını kontrol eder ve takip eden aym ilk on işgünü içerisinde Bakanlık tarafından hazırlanan form çerçevesinde tek liste halinde Bakanlığa iletir. Bakanlık söz konusu bilgileri bankalardan elektronik ortamda da istemeye yetkilidir.
(4) Bakanlık, bankalar tarafından gönderilen belgelerin ulaşmasını takip eden on işgünü içerisinde, ilgili bilgi ve belgeleri kontrol eder ve Devlet katkısının konut hesabının bulunduğu bankaya aktarılmasını sağlar. Bakanlıkça yapılacak ödemelerde konut hesabının bulunduğu bankanın kayıtları ve ilgili kuruluşların sağladığı bilgiler esas alınır.
(5) Banka, Devlet katkısını en geç Bakanlıkça aktarılmasını takip eden işgünü kendi nezdindeki hak sahibinin konut hesabına aktarır veya hak sahibinin kullanımına hazır hale getirir.
(6) Katılımcıya sadece tek konut hesabı için Devlet katkısı ödenir. Birden fazla konut hesabı açılması durumunda hesaplar birleştirilemez ve katılımcının Devlet katkısı için başvurduğu ilk hesaba Devlet katkısı ödenir. İlk konut hesabı için yapılan Devlet katkısı ödemesi azami tutara ulaşmamış dahi olsa diğer konut hesaplarına herhangi bir ödeme yapılmaz.
(7) Hak sahipliğinin tespitinden ve aktarılacak Devlet katkısının doğru ve tam hesaplanmasından konut hesabının bulunduğu banka sorumludur. Banka hak sahipliğinin tespitinde hak sahibi tarafından verilen beyanlar, ilgili kuruluşların sağladığı bilgiler ile kendi nezdindeki bilgileri kullanır.
Raporlama ve sorumluluk
Madde 11- (1) Bankalar konut hesabına ilişkin bilgi, belge ve verileri Bakanlık tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Bakanlığa iletir.
(2) Bakanlık, Devlet katkısına yönelik olarak konut hesabı ile ilgili ve sınırlı olmak kaydıyla bankalardan her türlü bilgi ve belgeyi yazılı veya elektronik ortamda istemeye yetkilidir.
(3) 10 uncu maddenin üçüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen sürelere uyutmamasından veya Bakanlığın talebi üzerine süresinde yapılmayan bildirimlerden kaynaklanan hak kayıplarından ve zararlardan banka sorumludur.
(4) Haksız olarak yapıldığı tespit edilen Devlet katkısının ödendiği tarihten tahsil edildiği tarihe kadar geçen süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranında hesaplanacak faiz ile birlikte bir ay içinde ödenmesi gerektiği Bakanlık tarafından bir yazı ile bankaya bildirilir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde bu alacaklar, vergi dairesince anılan Kanun hükümlerine göre, ilgili bankalardan takip ve tahsil edilir.
(5) Bakanlık, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden ve diğer ilgili kurumlardan bu Yönetmelik kapsamında gerekli bilgi ve belgeleri istemeye yetkilidir.
Denetim
Madde 12- (1) Konut hesaplarının ve Devlet katkısı ödemelerinin denetimi, bilgi sistemleri dahil, Hazine Kontrolörleri Kurulu tarafından yapılır. Bakanlık, bankalar ve ilgili gerçek ve tüzel kişiler, konut hesapları ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi, istenen şekilde, gizli dahi olsa, Hazine Kontrolörleri Kuruluna vermekle yükümlüdür.
(2) Hazine Müsteşarlığı, denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Diğer hükümler
Madde 13- (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki tutarlar, 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı kadar artırılır.
(2) Bankaların konut hesabına ilişkin reklam, ilan ve benzeri duyurularında konut hesabı ifadesini kullanmaları zorunludur. Bankalar bu ifadeye eklemeler yapabilir.
(3) Bu Yönetmelikte yer alan hususlara ilişkin duyulan tereddütleri ve uygulamaya ilişkin diğer sorunları gidermeye ilgili kamu kurumlarının görüşlerini almak kaydıyla Bakanlık yetkilidir.
Yürürlük
Madde 14- (1) Sayıştayın görüşü alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 15- (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
27 Şubat 2016 Cumartesi
ÖZEL İSTİHDAM BUROLARI GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİNE HUKUKİ YAKLAŞIM
Her ne kadar GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ mevcut iş yasamız olan 4857 sayılı iş kanunun7
maddesinde düzenlenmiş ise ,'iş kanunu ile Türkiye iş kurumu kanununda
değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısında' ÖZEL İSTİDAM BÜROLARININ
düzenleyeceği geçici iş ilişkisi ülkemize HAYIRMI yoksa ŞERMİ getirir onu
irdelemeye daha doğrusu hukuki görüşlerimi sizlere sunmaya çalışacağım...
ÖZEL İSTİHDAM BUROLARI
GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİ
1.ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI TARİHÇESİ
Türkiye, 1933 yılında uluslararası çalışma örgütünün
onayladığı 34 sayılı Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi’ni 11 Şubat 1946
tarihinde onaylamıştır. 1949 yılında revize edilen 33 sayılı sözleşme yapılan
değişikliklerle 96 Sayılı Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi hazırlanarak
aynı yıl yürürlüğe girmiş, Türkiye ise bu 94 sayılı sözleşmeyi 1951 yılında
onaylamıştır.
96 Sayılı “Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi’nin çağın
iktisadi, teknolojik ve sosyal koşullarına uymadığı, dolayısıyla etkinliğini
kaybettiği ve yeni bir sözleşme gereksinmesine ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır
ve 1997 yılında ise uluslararası çalışma örgütünce 181sayılı Özel İstihdam
Büroları Sözleşmesini onaylamış ve bu sözleşmede özel istihdam bürolarının faaliyetlerine
izin verilmesi oluşturmaktadır. Türkiye ise 2016 yılınsa kadar 181 sayılı
sözleşmeyi onaylamamıştır.
2.AMAÇ
Geçici iş ilişkisi; iş gücü piyasasında istihdam
olanaklarının artırılması için getirilmiş, özel istihdam büroları aracılığı ile
özellikle İŞSİZ GENÇLERİN iş tecrübesi kazanmasına, uzun dönemli işsizlik
sıkıntısı çeken bireylerin işsizlikten kurtulmasına ve bu her iki kesimin
motivasyonlarının artırılmasına yönelik olarak amaçlanmıştır.
3. ÖZEL İSTİHDAM BUROLARI
İş ve işçi bulmaya aracılık konusu 4857 sayılı İş Kanunu’nun
90. maddesinde düzenlenmekte ve “İş arayanların elverişli oldukları işlere
yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık
görevi, Türkiye İş Kurumu ve bu hususta izin verilen özel istihdam bürolarınca
yerine getirilir” hükmüne yer verilmektedir.
TASARIDA ise 1 maddenin 2 fıkrasında düzenlenmiş Türkiye iş
kurumundan gerekli izin alan özel istihdam bürosunun bir işverenle geçici iş
sağlama sözleşmesi yaparak BİR İŞÇİSİNİ geçici olarak bu işverene DEVRETMESİ
ile özel istihdam büroları aracılığı ile geçici iş ilişkisinin kurulabileceği
belirtilmiştir.
4.GEÇİCİ İŞ İLİŞKİSİNİN
KURULABİLECEĞİ ALANLAR
1.iş sözleşmelerinin ASKIYA alınması hallerinde
ü
hamilelik
ü
askerlik
ü
yıllık izinler
ü
uzun süreli hastalık vb gibi çalışanların iş görme edinimlerini
yerine getirememesi nedenlerinde
2.mevsimlik tarım işlerinde
3.temizlik işlerinde
4.hasta yaşlı çocuk bakım işlerinde ve ev hizmetlerinde
5.işletmelerin günlük işlerinden sayılmayan kısa süreli
belirli işlerin yapılmasında (örneğin yazılım, teknik onarım bakım vb)
6.çalışanların güvenliği açısından ortaya çıkan acil işlerin
yürütülmesi işlerinde
7.üretimi önemli derecede etkileyecek zorlayıcı sebeplerin
ortaya çıkmasında
8.işletmelerin iş hacminin önemli ölçüde artması sonucunda
ve dönemsellik sonucu iç piyasada iş hacminin artması sonuçlarında
geçici iş ilişkisi özel istihdam büroları aracılığı ile
kurulabilir.
5.4857 SAYILI KANUNDA GEÇİCİ İŞ
İLİŞKİSİ
Ülkemde artan işsizlik sayısı devletin istihdam yaratmayıp
özel sektöre bu işi bırakması
sonucu işverenlerin birbirlerine işçilerini,
işçilerinde yazılı onayı olması şartıyla devretme hakkı getirilmiştir.
Geçici iş ilişkisi aslında 4857 sayılı iş kanunun 7
maddesinde düzenlenmiştir. Kanunun ilgili maddesinde geçici iş ilişkisi
işverenin işçiden YAZILI onay almak şartı ile belli bir süreye başka bir
işverene devredebilmektedir.
Geçici iş ilişkisi kurulan işveren, işçinin kendisinde
çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal
sigorta primlerinden işveren ile birlikte sorumludur.
İşçi ise işyerine ve işe ilişkin olup kusuru ile sebep
olduğu zarardan geçici iş ilişkisi kurulan işverene karşı sorumludur.
Geçici iş ilişkisi 6 ayı geçmemek üzere yazılı olarak
yapılır, gerektiğinde en fazla 2 defa 6’şar ayı geçmemek üzere toplam 6+6 =12
ay yinelenebilir. Geçici iş ilişkisi toplam 18 ayı geçemez.
İşçiden YAZILI rıza alınmaması işçinin devredilen işverende
çalışmaması sebebiyle devreden işveren işçiyi haklı sebebe dayanarak iş
sözleşmesini feshedip kıdem ihbar ve diğer yasal haklarını ödemeden işten çıkartamaz.
6.SORUNLAR
Genç nüfusun çokluğu ve istihdam olanakların azlığı sebebi
ile işçiyi tamamen META –MAL haline getirebileceği gibi KÖLELİK siste mininde
yasallaşması gibi bir yaklaşım sezinlemekteyim.
Aynı zamanda Sendikaların, toplu sözleşmelerin, kıdem
tazminatının ortadan kalkması söz konusu olabilir ve ücretlerde DÜŞÜŞ
yaşanabilir.
Fabrikalar, işyerleri işçilerini tüm haklarını vererek işten
çıkartıp özel istihdam büroları ile anlaşıp KİRALIK olarak tekrar işçilerini
çalıştırabilir böyle bir durumda ortaya çıkacak sorunlar
1.ücretlerini kiralayan tarafından ödenmezse dava açacakları
özel istihdam bürolarıdır
2.belirli süreli iş sözleşmeleri yapılacağından kiralık
işçilerin ihbar kıdem gibi tazminat hakları bulunmayacak
3.yıllık izin konusunda ise yapılan sözleşmelerde 359 veya
daha az süreyle anlaşılırsa yıllık
izinler ve buna bağlı izin paralarıda yanacak gibi görünmekte ….
Kalın sağlıcakla…
-KISSADAN HİSSE –
Yolu sevgi ve rahmetten geçen tüm iyi insanlarla karşılaşmak
ümidi ile
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
SMMM
bozokhkmt@hotmail.com
26.02.2016
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


