MADDE 1 – 26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (II/B) kısmının 10 uncu bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiş ve bu bölümden sonra gelen bölümün numarası buna göre teselsül ettirilmiştir.
“11. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarafından Tescil Edilen Gübreler ve Gübre Üreticilerine Bu Ürünlerin İçeriğinde Bulunan Hammaddelerin Teslimi ile Yem Teslimlerinde İstisna
3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ve gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimi ile küspe (Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 2303.10 tarife pozisyon numarasında sınıflandırılan nişastacılık artıkları ve benzeri artıklar ile 2303.30.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyon numarasında sınıflandırılan biracılık ve damıtık içki sanayinin posa ve artıkları hariç), tam yağlı soya (fullfat), kepek, razmol, balık unu, et unu, kemik unu, kan unu, tapyoka (manyok), sorgum ve her türlü fenni karma yemler (kedi-köpek mamaları hariç), saman, yem şalgamı, hayvan pancarı, kök yemler, kuru ot, yonca, fiğ, korunga, hasıl ve slajlık mısır, üçgül, yemlik lahana, yem bezelyesi ve benzeri hayvan yemleri (yeşil ve kuru kaba yemler ve bunların pellet şeklinde veya mevsimsel ihtiyaçlara göre bir bağlayıcı kullanılarak veya kullanılmadan işlem görmüş olanları dâhil) teslimi KDV’den istisnadır.
Bu istisnanın uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.
11.1. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarafından Tescil Edilen Gübre Teslimleri
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübrelerin teslim ve ithali KDV’den istisnadır. Gübrelerin teslim ve ithalinin bu madde kapsamında KDV’den istisna tutulabilmesi için teslim veya ithale konu gübrenin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından gübre olarak tescil edilmiş olması gerekir.
Bu istisna ile tarım sektöründe faaliyette bulunan üreticilerin üzerindeki vergi yükünün ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi amaçlandığından, tarımsal amaç dışında kullanmak üzere satın alanlara yapılan gübre teslimleri istisna kapsamında değerlendirilmez.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübrelerin üreticisi ya da ithalatçısı olmayıp satışını yapanlar, sattıkları gübreye ilişkin tescil belgesinin bir örneğini üreticilerden ya da ithalatçılardan temin ederler. İthalatçıların istisna kapsamında ithalat yapabilmeleri için gübreye ilişkin tescil belgesini gümrük idaresine ibraz etmeleri gerekir.
11.2. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarafından Tescil Edilen Gübrelerin İçeriğinde Bulunan Hammaddelerin Gübre Üreticilerine Teslimi
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilmiş gübrelerin içeriğinde bulunan hammaddelerin gübre üreticilerine teslimi ile söz konusu hammaddelerin gübre üreticileri tarafından ithali KDV’den istisna olup, bu istisnadan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca gübre üretimi için verilen lisans belgesi sahibi gübre üreticileri yararlanır. Lisans belgesi sahibi olmakla birlikte gübre üretimine ilişkin tesisi bulunmayanlar veya üretim tesisi gayri faal olanlar bu istisnadan faydalanamazlar.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilmiş olan gübrelerin üretiminde ana hammadde olarak kullanılan doğalgazın gübre üreticilerine teslimi istisna kapsamındadır. Diğer taraftan gübrenin içeriğinde yer almayıp, gübre üretiminde farklı amaçlarla kullanılan doğalgazın (ısınma, enerji ve benzeri kullanımlar) istisna kapsamında temini mümkün değildir.
Lisans belgesi sahibi üreticiler kapasite raporlarında yer alan üretim kapasitelerini aşmamak kaydıyla üretmeyi planladıkları gübre miktarları ile gübre üretiminde kullanacakları hammadde ihtiyaçlarını altışar aylık dönemler (Ocak-Haziran, Temmuz-Aralık) halinde belirleyerek Tebliğ ekinde yer alan (EK:23A) liste ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının onayına sunarlar. Söz konusu liste Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından değerlendirilerek onaylanır.
Üreticiler, onaylı hammadde listelerini elektronik ortamda sisteme girerek, hammadde alımında veya ithalinde kullanacakları istisna belgesini almak için bağlı oldukları vergi dairesine başvururlar. Dilekçeye; üretici lisans belgesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylı Tebliğ eki (EK: 23A) liste eklenir.
Vergi dairesince, dilekçe üzerine öncelikle, başvuranın KDV mükellefiyetinin bulunup bulunmadığı, üretim için gerekli lisans belgesi sahibi olup olmadığı, faal durumda olan bir üretim tesisinin olup olmadığı ve elektronik ortamda sisteme girilen hammadde listesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca onaylanmış listenin uyumlu olup olmadığı kontrol edilir.
Koşulları sağlayan üreticilere, hammadde alımı veya ithalinde istisna uygulanabileceğine ilişkin vergi dairesi tarafından istisna belgesi (EK: 23B) verilir. Vergi dairesinden alınan istisna belgesi ve eki liste, üreticiler tarafından satıcılara ve gümrük idaresine ibraz edilerek istisna kapsamında işlem yapılması talep edilir. Bu belgeye dayanılarak gübre üretiminde kullanılacak hammaddelerin yurtiçinden alımı veya ithalinde KDV hesaplanmaz.
İstisna belgesi, ilgili olduğu altı aylık üretim dönemi ile bu altı aydan önceki iki aylık tedarik süreci için geçerlidir. Bu sürenin sona ermesi halinde, istisna belgesinin süresi de sona erer. Bu süreler dışında istisna belgesi eki listede yer alan hammaddelerin istisna kapsamında temini mümkün değildir.
Örnek: Gübre üreticisi (A), Temmuz-Aralık 2016 üretim dönemi için hazırladığı hammadde listesini 20 Mart 2016 tarihinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının onayına sunmuştur. Bakanlık listeyi inceleyerek ve gerekli düzeltmeleri yaparak 25 Mart 2016 tarihinde onaylamıştır. Üretici (A), 5 Nisan 2016 tarihinde hammadde listesini sistem üzerinden girerek istisna belgesi almak için vergi dairesine başvurmuştur. Vergi dairesince listenin uygunluğu kontrol edilmiş ve gübre üreticisi (A)’ya 15 Nisan 2016 tarihinde istisna belgesi verilmiştir. İstisna belgesi, Temmuz-Aralık üretim döneminden önceki iki aylık tedarik sürecinin başlangıcı olan 1 Mayıs 2016 ile üretim döneminin sonu olan 31 Aralık 2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere verilecektir. Gübre üreticisi (A) bu istisna belgesine dayanarak istisna belgesinin geçerli olduğu tarihler arasında, istisna belgesi eki listede yer alan hammaddeleri KDV ödemeden temin edebilir.
İstisna belgesinin ekinde istisna kapsamında alınabilecek hammaddeye ilişkin bilgiler yer alır. Söz konusu istisna belgesi kapsamında teslimde bulunan satıcı, istisna belgesinin geçerli olduğu süreyi kontrol eder ve istisna belgesi ekinin hammaddeye ilişkin bölümünü fatura tarihi, numarası, tutarı ve hammadde miktarını belirtmek suretiyle onaylar ve istisna belgesi ile eki listenin örneğini alır. Ayrıca teslime ilişkin bu bilgiler üretici ve satıcı tarafından sisteme girilir. İstisna belgesi ve eki liste satıcılar tarafından 213 sayılı Kanunun muhafaza ve ibraz hükümlerine uygun olarak saklanır.
İstisna belgesine dayanılarak yapılan hammadde teslimine ilişkin faturalarda KDV gösterilmez. Ayrıca istisna belgesinin tarih ve numarasına atıf yapılarak 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi kapsamında istisna uygulandığına ilişkin bir açıklamaya yer verilir.
Gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin KDV ödenerek alınması halinde, ödenen bu KDV’nin istisna kapsamındaki gübre teslimine ilişkin yüklenilen KDV olarak iadesinin talep edilmesi mümkündür.
Üreticiler, istisna kapsamında almış oldukları hammaddeler ile üretmiş oldukları gübrelerin üretim, satış ve stok bilgilerini altı aylık dönemi takip eden ayın sonuna kadar vergi dairesine bir yazı ile bildirirler.
11.3. Yem Teslimleri
3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde sayılan ve hayvan yemi olarak kullanılan malların teslimi KDV’den istisnadır. Hayvanların beslenmesinde kullanılsa bile bu madde kapsamına girmeyen malların istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu istisnanın uygulamasında fenni karma yem, birden fazla malın endüstriyel işlemlere tabi tutulması sonucunda hayvanların ağızdan beslenmesi için tam veya tamamlayıcı yem şeklinde kullanılabilen yemleri ifade etmektedir.
Soya fasulyesi, ayçiçeği tohumu, zeytin, şeker pancarı, pamuk tohumu ve meyvelerin özütleme işleminden arta kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan posaları istisna kapsamında değerlendirilir.
Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 2303.10 tarife pozisyon numarasında sınıflandırılan nişastacılık artıkları ve benzeri artıklar ile 2303.30.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyon numarasında sınıflandırılan biracılık ve damıtık içki sanayinin posa ve artıkları istisna kapsamında değildir.
11.4. İstisnanın Beyanı
Bu istisna kapsamındaki teslimlerin beyanı, ilgili dönem KDV beyannamesinin “İstisnalar-Diğer İade Hakkı Doğuran İşlemler” kulakçığında “Tam İstisna Kapsamına Giren İşlemler” tablosunda;
- Yem teslimleri için 325,
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilmiş gübre teslimleri için 326,
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilmiş gübrelerin içeriğinde bulunan hammaddelerin gübre üreticilerine teslimleri için ise 327
kod numaralı işlem türü satırı kullanılmak suretiyle yapılır.
11.5. İade
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ve gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimleri ile yem teslimlerinden doğan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:
- Standart iade talep dilekçesi
- Satış faturaları listesi
- İstisnanın beyan edildiği döneme ait indirilecek KDV listesi
- Yüklenilen KDV listesi
- İadesi talep edilen KDV hesaplama tablosu
- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verilen tescil belgesinin örneği (yalnızca gübre teslimlerine ilişkin iade taleplerinde)
- Kapasite raporu (yalnızca gübre üreticilerinin iade taleplerinde)
- Gübre üreticilerine verilen istisna belgesi ve eki liste (EK:23B) (yalnızca gübre üreticilerine hammadde teslim edenlerin iade taleplerinde)
3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendindeki istisna kapsamında temin ettiği yem ve gübreyi, yine bu istisna kapsamında teslim eden mükelleflerin, yem ve gübre alımında ödemediği KDV’yi iade olarak talep etmesi mümkün olmayıp, varsa genel giderler ve ATİK’ler nedeniyle iade talep etmesi mümkündür. Bu durumda, genel giderler ve ATİK’ler nedeniyle yüklenilen KDV için iade talebinde bulunabilecek KDV tutarı, yem veya gübre satış bedeli ile bunların alış bedeli arasındaki farka genel vergi oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutarı aşamaz.
Aynı şekilde, istisna kapsamında temin ettiği hammaddeyi kullanarak ürettiği gübreyi yine istisna kapsamında teslim eden üreticilerin bu teslimlere ilişkin iade talebinde bulunabileceği KDV tutarı, gübrenin satış bedeli ile bu gübrenin üretiminde kullanılmak üzere istisna kapsamında satın alınan hammaddenin alış bedeli arasındaki farka genel vergi oranı uygulanmak suretiyle bulunan tutarı aşamaz.
11.5.1. Mahsuben İade
Mükelleflerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ve gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimleri ile yem teslimlerinden kaynaklanan mahsuben iade talepleri, yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.
11.5.2. Nakden İade
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilen gübreler ve gübre üreticilerine bu ürünlerin içeriğinde bulunan hammaddelerin teslimleri ile yem teslimlerinden kaynaklanan ve 5.000 TL’yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000 TL’yi aşması halinde aşan kısmın iadesi vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.
11.6. Müteselsil Sorumluluk
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tescil edilmiş gübrelerin içeriğinde bulunan hammaddelerin gübre üreticilerine tesliminde istisna belgesi ile eki listenin (EK:23B) satıcılara ibraz edilmesi, satıcıların da istisna belgesi ekinde yer alan listeyi teslim ettikleri hammadde miktarı ile fatura bilgilerini belirtmek suretiyle doldurarak onaylamaları, istisna belgesi ve eki listenin örneğini almaları şarttır.
Bu şartları sağlamadan istisna kapsamında işlem yapan satıcılar, bu istisna sebebiyle ziyaa uğratılan vergi, ceza, zam ve faizlerden teslim yapılan mükellefler ile birlikte müteselsilen sorumludur.
Kendisine, teslimin istisna kapsamına girdiğini belirten istisna belgesi ile eki liste (EK:23B) ibraz edilen mükellefler, başka bir şart aramadan istisna belgesi ekinde yer alan listeyi doldurarak istisna kapsamında işlem yapar. Daha sonra işlemin, istisna için bu bölümde açıklanan şartları baştan taşımadığı ya da şartların daha sonra ihlal edildiğinin tespiti halinde, ziyaa uğratılan vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar, kendisine istisna kapsamında teslim yapılan alıcıdan aranır. Satıcının iade talebi ise yukarıda belirtilen usul ve esaslar kapsamında yerine getirilir.
İstisna kapsamında temin edilen veya istisna kapsamında temin edilen hammaddeyle üretilen gübrelerin KDV hesaplanarak teslimi halinde, hammadde veya gübrenin temininde ödenmeyen KDV, satışı gerçekleştiren mükellef tarafından teslimin yapıldığı döneme ilişkin 2 No.lu KDV beyannamesi ile sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenir. Bu şekilde beyan edilerek ödenen KDV için vergi ziyaı cezası hesaplanmaz. 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilen bu vergi, aynı döneme ait 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilir.”
MADDE 2 – Aynı Tebliğin (II/E-4.) ve (II/E-4.1.) bölümleri başlıklarıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“4. Büyük Yatırımlara İlişkin İstisna
3065 sayılı Kanunun 6745 sayılı Kanunla değişik geçici 30 uncu maddesinde, “31/12/2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, yatırım teşvik belgeleri kapsamında asgari 500 milyon Türk Lirası tutarında sabit yatırım öngörülen yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve takvim yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi, izleyen yıl talep edilmesi halinde belge sahibi mükellefe iade olunur. Teşvik belgesine konu yatırımın tamamlanmaması halinde, iade edilen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanarak iade tarihinden itibaren gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Bu vergiler ve cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılıbaşında başlar.
Bu madde kapsamında yer alan asgari sabit yatırım tutarını sektörler itibarıyla veya topluca 50 milyon Türk lirasına kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Bu istisna uygulamasına ilişkin usul ve esaslar aşağıda belirlenmiştir.
4.1. Kapsam
Söz konusu düzenleme ile 31/12/2023 tarihine kadar uygulanmak üzere, yatırım teşvik belgeleri kapsamında asgari 500 milyon TL tutarında sabit yatırım öngörülen yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve takvim yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV’nin, bu kapsamda işlemleri bulunan mükelleflere izleyen yıl içerisinde talep etmeleri halinde iade edilmesi öngörülmektedir.
Madde hükmü ile Bakanlar Kuruluna, uygulamadan yararlanacak asgari sabit yatırım tutarını sektörler itibarıyla veya topluca 50 milyon Türk lirasına kadar indirme veya iki katına kadar artırma yetkisi verilmiştir.”
MADDE 3 – Aynı Tebliğin (II/E-4.3.) bölümünde yer alan “Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Asgari 500 Milyon TL Tutarında Sabit Yatırım Öngörülen Stratejik Yatırımlar” ibaresi “Yatırım Teşvik Belgesinde Asgari Belirlenen Tutarda Sabit Yatırım Öngörülen Yatırımlar” şeklinde (II/E-4.4.) bölümünde yer alan “Yatırım teşvik belgesinde belirtilmemiş olması halinde, yatırımın stratejik yatırım kapsamında olduğunu tevsik eden belgenin onaylı örneği” ibaresi “Yatırımın asgari sabit yatırım tutarını sağladığını tevsik eden belgenin onaylı örneği” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 4 – Aynı Tebliğin (II/F-4.7.1.) bölümünün birinci ve ikinci paragraflarında yer alan “tahvil” ibareleri “tahvil (elde edilen faiz gelirleri ile sınırlı olmak üzere tahvil satın almak suretiyle verilen finansman hizmetleri dâhil)” şeklinde değiştirilmiş, aynı bölümün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.
“6728 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanunun (17/4-g) maddesinde yer alan “tahvil” ibaresinden sonra gelmek üzere “(elde edilen faiz gelirleri ile sınırlı olmak üzere tahvil satın almak suretiyle verilen finansman hizmetleri dâhil)” parantez içi hüküm eklenmiştir. Bu çerçevede, elde edilen faiz geliri ile sınırlı olmak üzere tahvil satın almak suretiyle verilen finansman hizmetinin istisna kapsamında olduğu hususu açıklığa kavuşturulmuştur.
Buna göre, tahvil ihracında tahvil teslimi ile birlikte tahvili satın alanlar tarafından verilen finansman hizmetinin karşılığı olan faiz/kupon ödemeleri de istisna kapsamındadır.
Örnek: Türkiye’de mukim (A) Şirketi fon ihtiyacını karşılamak üzere yurt dışında tahvil ihraç etmiş, ihraç edilen tahvillerden 100.000 TL nominal bedelli tahvil yurt dışında mukim (B) Şirketi tarafından satın alınmıştır. Tahvilin itfasında (A) Şirketi tarafından yurt dışında mukim (B) Şirketine 100.000 TL nominal bedel ile bu bedel üzerinden hesaplanan 10.000 TL tutarında faiz ödenmiştir. Bu faiz ödemesi 3065 sayılı Kanunun (17/4-g) maddesine göre KDV’den istisna olduğundan, (A) Şirketi ödediği faiz tutarı üzerinden sorumlu sıfatıyla KDV beyan etmeyecektir.”
MADDE 5 – Aynı Tebliğin;
a) (II/F-4.16.) bölümüne birinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
“3065 sayılı Kanunun (17/4-u) maddesi kapsamında varlık kiralama şirketlerine ve (17/4-y) maddesi kapsamında finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına devredilen taşınmaz ve iştirak hisselerinin, kaynak kuruluş ve kiracı tarafından üçüncü kişilere satışına ilişkin en az iki tam yıl aktifte bulundurma süresinin hesabında, bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin varlık kiralama şirketleri, finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının aktifinde bulunduğu süreler de dikkate alınır.”
b) (II/F-4.16.1.) bölümüne birinci paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf, “Örnek 11” den sonra gelmek üzere aşağıdaki örnek eklenmiştir.
“En az iki tam yıl aktifte bulundurma süresinin hesabında, bu taşınmazların 3065 sayılı Kanunun (17/4-u) maddesi ile (17/4-y) maddesinde yer alan istisna kapsamında varlık kiralama şirketleri, finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının aktifinde bulunduğu süreler de dikkate alınır.”
“Örnek 12: (A) Ltd. Şti. 100 m² büyüklüğündeki arsayı (B) A.Ş.nden 20/7/2013 tarihinde satın alarak aktifine kaydetmiş, 1/1/2015 tarihinde bu taşınmazı 3065 sayılı Kanunun (17/4-y) maddesi kapsamında (D) finansal kiralama şirketine devretmiş ve 31/12/2015 tarihinde geri almıştır. (A) Ltd. Şti. bu taşınmazı 5/5/2016 tarihinde satmıştır.
3065 sayılı Kanunun (17/4-r) maddesine göre taşınmazın (A) Ltd. Şti.nin aktifinde iki tam yıl süreyle bulunup bulunmadığına ilişkin yapılacak hesaplamada, taşınmazın (D) finansal kiralama şirketinin aktifinde bulunduğu süre de dikkate alınacaktır. Bu çerçevede, taşınmazın (A) Ltd. Şti. tarafından satın alındığı 20/7/2013 tarihi ile satıldığı 5/5/2016 tarihi arasında iki tam yıllık süre geçtiğinden bu satış KDV’den istisna olacaktır.”
MADDE 6 – Aynı Tebliğin (II/F-4.19.) bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin 4 numaralı fıkrasının 6728 sayılı Kanun ile değişik (u) bendi uyarınca her türlü varlık ve hakkın, kaynak kuruluşlarca, kira sertifikası ihracı amacıyla ve sözleşme süresi sonunda geri alınması şartıyla varlık kiralama şirketlerine devri ile bu varlık ve hakların varlık kiralama şirketlerince kiralanması ve devralınan kuruma devri KDV’den istisna edilmiştir.
Diğer taraftan, istisna kapsamındaki işlemlere ilişkin olarak varlık ve hakların kaynak kuruluşlarca kira sertifikası ihracı amacıyla devrinde, kaynak kuruluşlarca istisnaya konu varlık ve hakların iktisabında yüklenilen KDV’nin indiriminde; devrin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla telafi edilen kısım için herhangi bir düzeltme yapılması gerekmez. Ancak, kaynak kuruluşlarca bu varlık ve hakların iktisabında yüklenilen ve devrin yapıldığı döneme kadar indirilemeyen kısım “İlave edilecek KDV” olarak beyan edilir ve devrin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.”
MADDE 7 – Aynı Tebliğin (II/F-4.21.) bölümü başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“4.21. Finansal Kiralama Şirketleri, Katılım Bankaları ile Kalkınma ve Yatırım Bankalarınca, 6361 sayılı Kanun Kapsamında, Taşınır veya Taşınmazların Bizzat Kiracıdan Satın Alınması, Satan Kişilere Kiralanması ve Kiralayana Satılması (Sat-Kirala-Geri Al) İşlemi
3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin 4 numaralı fıkrasının 6728 sayılı Kanun ile değişik (y) bendi uyarınca, 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında, finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarınca bizzat kiracıdan satın alınıp geri kiralanan her türlü taşınır ve taşınmazlara uygulanmak üzere ve kiralamaya konu kıymetin mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile kiralamaya konu taşınır ve taşınmazların kiralayana satılması, satan kişilere kiralanması ve devri işlemi KDV’den istisna edilmiştir.
Buna göre, finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının 6361 sayılı Kanun kapsamında, bir taşınır veya taşınmazı sahibinden satın alıp bizzat sahibine geri kiralaması işlemine, söz konusu taşınır ve taşınmazın mülkiyetinin sözleşme süresi sonunda kiracıya devredilecek olması koşulu ile KDV istisnası uygulanır.
İstisna, kiralamaya konu taşınır ve taşınmazların satın alınması, satan kişilere kiralanması ve tekrar kiralayana devri işlemlerinde uygulanacak olup, aynı sözleşme kapsamındaki işlemlerin ayrıştırılarak farklı uygulamalara tabi tutulması mümkün değildir.
3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin 4 numaralı fıkrasının (y) bendinde 6728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle taşınırlar da istisna kapsamına dahil edilmiş olup, finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarının 6361 sayılı Kanun kapsamında, taşınırların sahibinden satın alıp bizzat sahibine geri kiralaması işlemlerinde istisna, söz konusu değişikliğin Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten (9/8/2016) sonra yapılan sözleşmelerde uygulanacaktır.
Diğer taraftan, istisna kapsamındaki işlemlere ilişkin olarak her türlü taşınır ve taşınmazların kiracıları tarafından finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına devrinde, kiracılarca istisnaya konu taşınır ve taşınmazların iktisabında yüklenilen KDV’nin indiriminde; devrin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla telafi edilen kısım için herhangi bir düzeltme yapılmaz. Ancak, kiracılarca bu taşınır ve taşınmazların iktisabında yüklenilen ve devrin yapıldığı döneme kadar indirilemeyen kısım “İlave edilecek KDV” olarak beyan edilir ve devrin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır.”
MADDE 8 – Aynı Tebliğin (II/F-4.23.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.
“4.24. Varlık ve Hakların Türkiye Varlık Fonu ve Alt Fonlara Devri ile Bu Varlık ve Hakların Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi Tarafından Yönetilmesi Suretiyle Yapılan Teslim ve Hizmetler
26/8/2016 tarihli ve 29813 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi uyarınca, sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak, yurtiçinde kamuya ait olan varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek için Türkiye Varlık Fonu ve bu fona bağlı alt fonları kurmak ve yönetmek üzere Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi kurulmuştur.
3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin 4 numaralı fıkrasına 6741 sayılı Kanun ile (i) bendi eklenerek, varlık ve hakların, Türkiye Varlık Fonu ve alt fonlara devri ile bu varlık ve hakların Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından yönetilmesi suretiyle yapılan teslim ve hizmetler KDV’den istisna edilmiştir.
Öte yandan, aynı maddeye göre, bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından Kanunun (30/a) maddesi hükmü uygulanmaz. Buna göre, KDV mükellefiyeti olanlar bu istisna kapsamındaki işlemleri dolayısıyla yüklendikleri KDV’yi indirim konusu yapabilirler, ancak indirim yoluyla telafi edemedikleri KDV’nin iadesini talep edemezler.”
MADDE 9 – Aynı Tebliğin;
a) (II/G-2.) bölümünün;
1- Başlığında yer alan “Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde” ibaresi “Teknoloji Geliştirme Bölgesinde ve İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesinde” olarak,
2- Birinci paragrafında yer alan “teknoloji geliştirme bölgesinde” ibaresi “teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde” olarak,
3- İkinci paragrafında yer alan “Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde” ibaresi “teknoloji geliştirme bölgelerinde veya ihtisas teknoloji geliştirme bölgelerinde” olarak,
4- Beşinci paragrafında yer alan “Teknoloji Geliştirme Bölgesinde” ibaresi “teknoloji geliştirme bölgesinde veya ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde” olarak,
5- Altıncı paragrafında yer alan “teknoloji geliştirme bölgesinde” ibaresi “teknoloji geliştirme bölgesinde veya ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde” olarak,
6- Sekizinci paragrafında yer alan “Teknoloji Geliştirme Bölgesinde” ibaresi “teknoloji geliştirme bölgesinde veya ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde” olarak,
b) (II/G-3) bölümünün birinci paragrafında yer alan “31/12/2015” ibaresi “31/12/2020” olarak,
c) (II/G-5) bölümünde yer alan “31/12/2015” ibareleri “31/12/2017” olarak
değiştirilmiştir.
MADDE 10 – Aynı Tebliğin (III/C-2.1.) bölümünün sonuna aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.
“6728 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesine;
“(5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi hariç)”
parantez içi hükmü eklenmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddelerinde mükelleflerin ilişkili oldukları kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel ve fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunmaları halinde kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların kurum kazancının tespitinde indirim olarak kabul edilmeyeceği; 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesinde, kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin hesaplanan KDV’den indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hükümler çerçevesinde, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması kabul edilmediğinden, bu giderler dolayısıyla ödenen KDV'nin de indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Ancak, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin yurtdışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler ile ithalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’lerin indirim hesaplarından çıkarılması mükerrer vergilendirmeye ve dolayısıyla yersiz ödenen vergilerin iadesine sebebiyet vermekte olup, mükerrer vergilendirmeyi engellemek amacıyla 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesine parantez içi hüküm eklenmiştir. Söz konusu hüküm gereğince, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlara ilişkin yurtdışından temin edilen hizmetler dolayısıyla sorumlu sıfatıyla ödenmiş KDV’ler ile ithalat işlemlerine ilişkin ödenmiş olan KDV’lerin indirim hesaplarından çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır.
Örnek: (A) Limited Şirketi, İngiltere’de mukim ilişkili şirket olan (B) şirketinden araç ithal edip yurt içinde satmaktadır. Söz konusu araçlar 100.000 TL’ye ithal edilmiş olup, gümrükte araç başına 18.000 TL KDV ödenmiş ve ödenen bu KDV indirim konusu yapılmıştır. Daha sonra (A) Limited Şirketi nezdinde yapılan vergi incelemesinde transfer fiyatlandırması eleştirisinde bulunulmuş ve araçların birim fiyatının 80.000 TL olması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, 3065 sayılı Kanunun (30/d) maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtıldığı tespit edilen 20.000 TL’ye isabet eden ve gümrükte ödenen 3.600 TL tutarındaki KDV’nin indirimlerden çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır.”
MADDE 11 – Aynı Tebliğin (IV/A-1.5.) bölümünün birinci paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“DİİB sahibi mükellef tarafından bu belge kapsamında üretilen mallar, belge sahibi tarafından doğrudan ihraç edilebilir ya da 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) veya geçici 17 nci maddeleri kapsamında ihraç kaydıyla teslim edilebilir. Dolayısıyla DİİB sahibi mükellefin belge kapsamında yurtiçi ve yurtdışından KDV ödemeksizin temin ettiği malları kullanarak ürettiği malların, DİİB sahibi mükellef tarafından KDV hesaplanarak (3065 sayılı Kanunun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri kapsamındaki ihraç kaydıyla yapılan teslimler nedeniyle hesaplanan KDV hariç) teslimi mümkün değildir. Buna rağmen, DİİB kapsamında üretilen malların KDV hesaplanarak (3065 sayılı Kanunun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri kapsamındaki ihraç kaydıyla yapılan teslimler nedeniyle hesaplanan KDV hariç) teslim edilmesi halinde, ihracatçılara bu teslimler nedeniyle yüklenilen KDV’nin iadesi yapılamaz.”
MADDE 12 – Aynı Tebliğin (IV/A-2.1.1.) bölümünün birinci paragrafında yer alan “aşağıda belirtilen borçlarına” ibaresinden sonra gelmek üzere “(4760 sayılı ÖTV Kanunundan doğan borçlar hariç)” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 13 – Aynı Tebliğin (IV/E-3.3.) bölümünün son paragrafı yürürlükten kaldırılmış ve yürürlükten kaldırılan paragraftan sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraflar eklenmiştir.
“Hakkında bu şekilde tespit yapılarak sahte belge düzenleme riski nedeniyle incelemeye sevk edilen mükelleflerin bilinen işyeri adresinde, incelemeye sevk işleminin vergi dairesinin ıttılaına girmesini takip eden günden itibaren beş işgünü içinde en az iki kişiden oluşan bir grup tarafından yoklama yapılır.
Yoklamada, mükellefin bilinen işyeri adresinde faal olup olmadığı; gerek cari dönemde gerekse tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla ticari faaliyetinin bulunup bulunmadığı; üretim ve/veya ticaret kapasitesi; depo, tesis, taşıt, makine, teçhizat ve demirbaş varlığı; emtia mevcudu ve çalışan sayısına ilişkin bilgiler mutlaka tespit edilir ve bu hususlara düzenlenen tutanakta yer verilir. Bu tutanakta, nezdinde yoklama yapılan mükellefin açıklamaları hariç olmak üzere, görüş ve kanaate yer verilmez. Bulunması halinde, mükellefin işyeri çevresindeki esnaf, site yöneticisi, komşu, muhtar vb. kişilerin mükellefin ticari faaliyeti ve itibarına yönelik ifadeleri, ilgiliye imzalatılarak ayrı bir tutanakla kayıt altına alınır.
Tutanağın düzenlendiği tarihi takip eden günden itibaren beş işgünü içinde mükellefin bağlı olduğu vergi dairesindeki müdür ve bir müdür yardımcısının da katılacağı üç kişilik bir komisyon tarafından; yoklama sonucunda düzenlenen tutanak, mükellefin tarh zamanaşımı süresi içindeki dönemlere ilişkin beyannameleri ve Ba-Bs bildirimleri, nezdinde daha önce yapılmış yoklamalara ilişkin tutanaklar, tahakkuk, tahsilat ve vergi borcu bilgileri, alım-satım ilişkisi içinde olduğu mükelleflere ilişkin bilgiler ve vergi dairesinde bulunan diğer bilgi ve kayıtlar (vergi inceleme bilgileri, kira sözleşmesi, Yönetim Bilgi Sisteminde elektronik ortamda bulunan kayıtlar, vb) dikkate alınarak mükellefin, tespitin ilgili olduğu dönem itibariyle bildirdiği ticari faaliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde işletme kapasitesi ile beyanlarının (satış hasılatının, stoklarının, maliyetlerinin, vb) uyumlu olup olmadığı değerlendirilir. Komisyon, gerek görmesi durumunda, mükelleften ilave bilgi, belge ve açıklama isteyebilir.
Yapılan değerlendirme neticesinde, komisyon üyelerinin kanaatiyle olumsuzluğun teyit edilmesi halinde mükellef özel esaslar kapsamına alınır.”
MADDE 14 – Aynı Tebliğin (IV/E-4.3.) bölümünün son paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 15 – Aynı Tebliğin (IV/E-5.) bölümünün sonuna aşağıdaki örnek eklenmiştir.
“Örnek: Uluslararası taşımacılık hizmeti dolayısıyla KDV iade talebinde bulunan bir mükellefin akaryakıt alımı yaptığı bir mükellef hakkında olumsuzluk bulunması halinde, iade talep eden mükellef işlemin gerçekliğini yukarıda belirtildiği şekilde ödeme belgesi ibraz ederek ispat edebilir.
Ancak, akaryakıt alımı yapıldığı iddia edilen mükellefin, iadeci mükellefin bağlı olduğu ilden farklı bir ilde bulunması ve/veya yapılan taşımacılık hizmetinin güzergâhı üzerinde bulunmaması gibi şüphe uyandıran bir durumunun bulunması halinde, vergi dairesince yapılan değerlendirme sonucunda ödeme belgesi işlemin gerçekliğinin tevsiki hususunda yeterli bulunmayarak yalnızca ödeme belgesine göre işlem tesis edilmeyecek ve mükelleften ilave açıklamalar istenebilecektir.”
MADDE 16 – Aynı Tebliğin (IV/E-9.1.) bölümünün birinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
“Yapılan yoklamada bilinen adreslerinde bulunamayan mükelleflerin mükellefiyet kaydının, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi uyarınca terkin edilmesi halinde, ikinci yoklama yapılmaksızın mükellefler özel esaslara alınır. Anılan madde kapsamında mükellefiyet kaydının terkini işleminin birinci yoklama tarihinden de önce yapılmış olması halinde, mükellefler terkin tarihi itibariyle özel esaslara alınır.”
MADDE 17 – Aynı Tebliğin (IV/E-12.) bölümünden sonra gelmek üzere aşağıdaki bölüm eklenmiştir.
“13. 3/8/2016 Tarihli ve 6736 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Kapsamında KDV Artırımında Bulunanların Özel Esaslar Karşısındaki Durumu
Aralık/2015 ve öncesi vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak haklarında bu Tebliğ kapsamında;
- Sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma olumsuz raporu ile
- Sahte belge veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanma,
- Beyanname vermeme,
- Adresinde bulunamama,
- Defter ve belge ibraz etmeme
olumsuz tespitleri
bulunan ve bu nedenle özel esaslara tabi olan mükelleflerden 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarında faaliyette bulundukları dönemlerin tamamına ilişkin olarak 6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında KDV artırımında bulunanlar (Bu yıllardan herhangi birinde faaliyete başlanması halinde faaliyete başlanan yıl ve sonraki yıllar için; faaliyetin terk edilmesi halinde ise faaliyetin terk edildiği yıl ve önceki yıllar için artırımda bulunulması gerekir.), artırım tutarlarının tamamını ödedikleri tarihten itibaren özel esaslar kapsamından çıkarılır.
Ayrıca, taksit uygulamasından faydalanan mükelleflerin hesaplanan tutarların tamamı ile bir taksite ait tutarın %10’u kadar banka teminat mektubu (herhangi bir kısıtlayıcı şart taşımaması gerekmektedir), devlet tahvili veya hazine bonosu cinsinden teminat göstermeleri halinde taksitlerin tamamının ödenmesi beklenmeksizin genel esaslara dönüşleri sağlanır.
Bu şekilde teminat gösteren mükelleflerin mezkûr Kanunun verdiği haktan daha fazla taksiti aksatmaları halinde, ödenmemiş taksitler muaccel hale gelir ve kalan borcun tamamı teminatın paraya dönüştürülmesi yoluyla tahsil edilir.
2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 takvim yıllarında faaliyette bulundukları dönemlerin tamamına ilişkin olarak 6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesi doğrultusunda KDV artırımında bulunarak özel esaslar kapsamından çıkarılan mükellefler, artırımda bulunulan yıllar için yukarıda belirtilen olumsuzluklar kapsamında tekrar özel esaslara alınmazlar.
Özel esaslar kapsamında olmadığı halde KDV artırımında bulunmuş olan mükellefler, artırımda bulundukları yıllarda alım yaptıkları mükelleflerle ilgili olumsuzluklar için yapılacak tespitler dolayısıyla özel esaslar kapsamına alınmazlar.
Yukarıda belirtilenler dışındaki sebepler dolayısıyla haklarında özel esaslar uygulananların KDV artırımında bulunmaları ise bunların genel esaslara dönüşlerini sağlamaz. Aynı şekilde yukarıda belirtilenler dışındaki sebepler dolayısıyla haklarında özel esaslar uygulanması gerekenlerin KDV artırımında bulunmaları bunların özel esaslara tabi tutulmasını engellemez.
6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında KDV artırımında bulunmasına bağlı olarak özel esaslar kapsamından çıkarılan veya özel esaslar kapsamına alınmayan mükelleflerin iade taleplerinde, haklarında olumsuzluk bulunan mükelleflerden alımlarının bulunduğunun tespiti halinde, Tebliğin (IV/E-11) bölümünde belirtilen hükümlerin uygulanacağı tabiidir.”
MADDE 18 – Aynı Tebliğe ekte yer alan (EK:23A) ve (EK:23B) eklenmiştir.
MADDE 19 – Bu Tebliğ yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
MADDE 20 – Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.
Sayfalar
- kanunlar
- güncel
- Şirketler
- anonim şti
- limidet şti
- BA/BS
- hisse devri
- tasfiye
- iflas/haciz
- çek
- kurumlar
- gelir vergisi-gerçek
- adi ortaklık
- Sirküler
- fatura
- vergi
- kdv
- ötv
- vuk
- ttk
- m.t.v
- inşaat
- serbest bölge
- özelge
- mesleki
- sgk
- SGK genelgeler
- bağkur
- emeklilik
- memur
- yabancı işçi
- işçi
- İŞKUR
- yurtdışı boçlanma
- gayrimenkul
- tebliğ
- Dernek/Vakıf
- kaçakçılık
- kat mülkiyeti
- Ticaret Odası
- Tacir
- GİB
- Teşvik-destek
- koskep
- AATUHK /6183
- Gümrük bakanlığı/ Dış Ticaret
- Bankalar
- Kefil-kefalet
- İhale
- kooparatif
- Ticari defter
- gider vergileri
- çalışma ve sosyal güvenlik
- ekonomi
- sanayi sicil
- Vergi Davaları Dilekçeler
- muhtasar
- uzlaştırma
- Arabuluculuk
4 Ekim 2016 Salı
3 Ekim 2016 Pazartesi
Ev Eşyası Haczi Geçici 10. Madde, İtiraz Dilekçesi ve örnek yargıtay kararı
DİLEKÇE.........İCRA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ'NE
DOSYA ESAS NO:...................................
BORÇLU:..................................................
(ŞİKAYET EDEN) :..................................
Adres:.........................................................
KONU : Hacze İtiraz ve Haczin Kaldırılması Talebimizden İbarettir
AÇIKLAMALAR :
1. Alacaklı vekili tarafından ....... İcra Müdürlüğünün .../.... esas sayılı dosyası ile aleyhime yapılan icra takibi sonucunda …/../2012 tarihinde evimde yapılan haciz esnasında, evde yaşayanların ihtiyacı olan……eşyalar haczedilerek muhafaza altına alınmıştır.
2. 6352 sayılı kanunla değişik İcra ve İflas Kanununun 82. maddesinin 3. fıkrasına göre “aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu olan eşyalar birden fazla değilse haczedilemez.
Madde aynen şöyledir:
(Değişik: 6352 - 2.7.2012 / m.16) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri, HACZEDİLEMEZ..
Haciz işlemi 6352 sayılı yasanın yürürlük tarihinden sonradır. 6352 sayılı yasanın geçici 10. Maddesine göre kanunun yürürlük tarihinden sonra yapılacak takip işlemleri yeni yasaya tabi olacaktır. Çünkü geçici 10. Madde "takip işlemleri" demektedir. Bunun aksi anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olacaktır.
6352 sayılı yasanın geçici 10. Maddesine göre
"Bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilir."
Bu geçici madde ile kanun koyucu, diğer İcra ve İflas Kanunu değişikliklerinden farklı olarak, değiştirilen maddelerin her biri için zaman itibariyle uygulanmayı belirlemek yerine, genel bir düzenleme ile tüm değişikliklerin zaman itibariyle uygulanmasını düzenlemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 448 işlemin tamamlanmasından bahsederken, İcra ve İflas Kanunu Geçici m. 10 takip işleminin başlatılmasından söz etmektedir. Tamamlanmamış usal işlemi, başlatılan takip işlemini karşılamaktadır. Zira "başlatılma" lafzı itibariyle devam etmeye, henüz sonuçlanmamış olmaya ve hacizde olduğu gibi özellikle etkilerini sürdürmeye işaret etmektedir.
Her iki hükmün ortak noktası, tamamlanmış işlemlerin eski Kanuna, henüz yapılmamış işlemlerin yeni Kanuna tabi olmasıdır. Geçici m. 10’un karşıt kavram kanıtından başlatılmamış takip işlemlerine yeni Kanunun uygulanacağı çıkarılabilir. Buna karşılık her iki hüküm, başlatılmış takip işlemleri ile tamamlanmamış usal işlemlerinin tabi olacağı Kanun bakımından farklı düzenleme getirmiştir. Nitekim yargıtay kararları da bu yöndedir. (Yargıtay 12. H.D 2012/28045 E. 2013/3913 K. 12.02.2013 T.)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 448, tamamlanmamış işlemlere yeni Kanunun; 6352 sayılı Kanunun geçici 10. maddesi ise önceki Kanunun uygulanacağını kabul etmiştir. Şu halde, Geçici 10. madde bakımından tamamlanmış takip işlemleri ile başlatılmış ancak henüz tamamlanmamış takip işlemleri eski Kanuna; henüz yapılmamış takip işlemleri yeni Kanuna tabi olacaktır.
Maddenin değişiklik gerekçesinde "Temel insan hak ve özgürlüklerini teminat altına almak" amaçlanmaktadır. Söz konusu olan temel hak ve özgürlüklerdir. Kişilerin temel hak ve özgürlükleri uluslararası sözleşmelerin ve anayasanın garantisi altındadır ve ertelenmez.
DELİLLER : Haciz tutanağı ve her türlü delil
HUKUKİ SEBEPLER : İcra ve İflas Kanunu 82/3. Madde ve ilgili mevzuat. Emsal Yargıtay kararı
SONUÇ İSTEM : 6352 sayılı kanunla değişik 2004 sayılı kanunun 82. Maddesine aykırı olarak yapılan haczin kaldırılmasını, yargılama giderlerinin karşı yana yüklenmesini arz ve talep ederim.
İTİRAZ EDEN
Adı ve Soyadı:.......................
İmza
YARGITAY KARARI
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
Esas Numarası: 2012/28045
Karar Numarası: 2013/3913
Karar Tarihi: 12.02.2013
Dava/Suç Türü : Şikayet (icra memur muamelesi)
Y A R G I T A Y İ L A M I
Mahkemesi : İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesi
Mahkeme Esas Numarası : 2012/529
Mahkeme Karar Numarası : 2012/661
Mahkeme Karar Tarihi : 09/08/2012
ÖZET:
HACZİ CAİZ OLMAYAN MALLAR : ( Ev Eşyasının Haczi - 6352 S.K. İle 2004 S.K. Md. 82/3'te Yapılan Değişikliğin Her Bir Takip İşlemi Tarihi Esas Alınarak Uygulanacağı/Takip İşlemi Olan Haciz İşleminin Yasanın Yürürlük Tarihinden Sonra Yapılmış Olduğu ve Hacizde 6352 S.K.'nın Uygulanacağı )
EV EŞYASININ HACZİ : ( Ev Eşyasının Haczi - 6352 S.K. İle 2004 S.K. Md. 82/3'te Yapılan Değişikliğin Her Bir Takip İşlemi Tarihi Esas Alınarak Uygulanacağı/Takip İşlemi Olan Haciz İşleminin Yasanın Yürürlük Tarihinden Sonra Yapılmış Olduğu ve Hacizde 6352 S.K.'nın Uygulanması Gereği )
6352 SAYILI YASANIN YÜRÜRLÜK TARİHİ : ( 6352 S.K.'daki Değişikliğin Takip Tarihinden İtibaren Değil Haciz Satış Gibi Her Bir Takip İşleminin Tarihi Esas Alınarak Uygulanacağı )
TAKİP TARİHİ : ( Ev Eşyasının Haczi - 6352 S.K. İle 2004 S.K. Md. 82/3'te Yapılan Değişikliğin Her Bir Takip İşlemi Tarihi Esas Alınarak Uygulanacağı/Takip İşlemi Olan Haciz İşleminin Yasanın Yürürlük Tarihinden Sonra Yapılmış Olduğu ve Hacizde 6352 S.K.'nın Uygulanacağı )
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası Tetkik Hakimi Mehmet Turan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili, 25.07.2012 tarihinde borçluların ev adreslerinde yapılan hacizlerde 6352 Sayılı Yasa'nın 6. maddesi ile değişik İcra ve İflas Kanunu'nun 82/3. maddesi uyarınca ev eşyasının haczi talebinin reddedildiğini, takip tarihinin yasanın yürürlük tarihinden öncesine ait olduğunu ileri sürerek ret kararının kaldırılması şikayetiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece 6352 Sayılı Yasa'nın 29.06.2012 tarihli takipten sonra 02.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür.
6352 Sayılı Yasa'nın 16. maddesinde icra memurunun, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendireceği, buna göre talebin kabulüne veya reddine karar vereceği düzenlenmiştir.
Aynı Yasa'nın 38. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu'na eklenen gecici 10. maddede ise; bu Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takip işlemleri hakkında, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edileceği hükmü getirilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun yukarıda anılan geçici 10. maddesinden, 6352 Sayılı Yasa değişikliğinin, takip tarihinden itibaren değil, haciz, satış gibi her bir takip işlemi tarihi esas alınarak uygulanacağı anlaşılmaktadır. Buna göre takip tarihi yasanın yürürlük tarihinden öncesine ait olsa bile, bir takip işlemi olan haciz işleminin Yasanın yürürlük tarihinden sonra yapılmış olması nedeniyle hacizde 6352 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, takip tarihi 29.06.2012 olmasına karşın şikayete konu haciz işleminin, 6352 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 02.07.2012 tarihinden sonra 25.07.2012 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından, haciz tarihine göre yürürlükte olan 6352 Sayılı Yasa hükümlerinin olayda uygulanması gerekir.
O halde yerel mahkemece, şikayetin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
KARAR :
Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 12.02.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
2 Ekim 2016 Pazar
TEMİNAT MEKTUBU HACİZ EDİLEBİLİR Mİ
Teminat mektuplarının kıymetli evrak niteliği bulunmamaktadır. Banka ile muhatap arasında garanti sözleşmesi mahiyetinde olan teminat mektupları, muhatabın uğrayacağı zararın tazminini öngörmekte olup, 3.kişi bu sözleşme kapsamında değildir. Bu sebepledir ki, teminat mektubunu veren banka, sözleşmede taraf olmayan ve herhangi bir taahhütte bulunmadığı kişinin zararından sorumlu olamaz. Başka bir deyimle, teminat mektubu ile 3.kişi lehine doğmuş veya doğacak bir hak bulunmadığından, 3.kişinin borcu nedeni ile teminat mektubu haczedilemez. Teminat mektupları, hangi iş için verilmişse o işin teminatını teşkil edip, ancak o nedenle haczedilebilir.
Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan icra takibinde; takibin kesinleşmesi üzerine 3. kişi TOKİ Başkanlığı'na gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi ile borçlunun "irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin iadesi alacağı" üzerine haciz konulduğu, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 34. maddesi gereğince her ne suretle olursa olsun idarece alınan teminatların haczedilemeyeceğini belirterek haczin kaldırılmasını talep ettiği, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Teminat mektuplarının kıymetli evrak niteliği bulunmamaktadır. Banka ile muhatap arasında garanti sözleşmesi mahiyetinde olan teminat mektupları, muhatabın uğrayacağı zararın tazminini öngörmekte olup, 3.kişi bu sözleşme kapsamında değildir. Bu sebepledir ki, teminat mektubunu veren banka, sözleşmede taraf olmayan ve herhangi bir taahhütte bulunmadığı kişinin zararından sorumlu olamaz. Başka bir deyimle, teminat mektubu ile 3.kişi lehine doğmuş veya doğacak bir hak bulunmadığından, 3.kişinin borcu nedeni ile teminat mektubu haczedilemez. Teminat mektupları, hangi iş için verilmişse o işin teminatını teşkil edip, ancak o nedenle haczedilebilir.
Somut olayda, borçlu tarafından ihaleye katılım şartı olarak TOKİ Başkanlığı'na sunulan geçici teminat mektubunun, ihalenin iptal edilmesi ile idarece irat kaydedildiği, daha sonra irat kaydedilen geçici teminat mektubunun, kamu ihale kurumunun düzeltici işlemi ile borçluya iadesine dair karar alınmasıyla, borçlunun TOKİ Başkanlığı nezdinde, teminat mektubu karşılığı para alacağının doğduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda başlangıçta teminat niteliğinde olan banka teminat mektubu, idarece paraya çevrilip irat kabul edilmekle, teminat dışına çıkmış olup, para alacağı olarak borçluya iadesine karar verildiğinden, üzerine haciz konulmasında yasaya uymayan bir yön bulunmamaktadır.
O halde mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
E. UZUNER
Üye
Y. Z. AKSOY
Üye
M. USLU
Üye
A. DOĞAN
Üye
Z. TURANLI
ZA
YURT DIŞINA HİZMET VEREN İŞLETMELERDE İNDİRİM UYGULAMASI/ GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ (seri no:293)
|
BİRİNCİ BÖLÜM
Yurt Dışına Hizmet Veren İşletmelerde İndirim
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 15/7/2016
tarihli ve 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 31/12/1960 tarihli ve 193
sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22, 23 ve 25 inci maddelerinde yapılan değişiklikler
ile 193 sayılı Kanunun mülga 33 üncü maddesinin yeniden düzenlenmesiyle
getirilen yurt dışına hizmet veren işletmelerin istihdam ettikleri hizmet
erbabının ücretlerine ilişkin indirim uygulamasına yönelik hususları
düzenlemektir.
Yasal düzenleme
MADDE 2 – (1) 6728 sayılı Kanunun 13 üncü
maddesiyle, 193 sayılı Kanunun mülga 33 üncü maddesi başlığı ile birlikte
aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme 1/1/2017
tarihinde yürürlüğe girecektir.
“Yurt dışına hizmet veren işletmelerde indirim:
MADDE 33 – Bu Kanunun 89 uncu maddesinin
birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde
yer alan indirim kapsamındaki faaliyet alanlarında hizmet veren işverenlerin,
destek personeli hariç olmak üzere, münhasıran bu faaliyetler için istihdam
ettikleri ve fiilen bu işleri ifa eden hizmet erbabına ödedikleri ücretler
üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, işverenin
bu faaliyetlerinden sağladığı hasılatın %85’inin yurt dışından elde edilmiş
olması ve fatura veya benzeri belgenin yurtdışındaki müşteri adına
düzenlenmesi şartıyla, her bir çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın Ocak
ayına ait asgari ücretin safi tutarının bu Kanunun 103 üncü maddesindeki
gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan oranla
çarpılmasıyla bulunan indirim tutarı mahsup edilir.
Bu indirim, yıl içinde vergilendirme dönemleri itibarıyla
tahsil edilen vergilerin, bu maddede yer alan şartların gerçekleşmesi
halinde, takvim yılına ilişkin yıllık gelir veya kurumlar vergisi
beyannamesinin verildiği tarihten sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin
muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergilerden mahsup edilmek
suretiyle uygulanır.
Bu maddede yer alan %85 oranını, hizmet alanları
itibarıyla veya kazanç tutarına bağlı olarak ayrı ayrı veya birlikte %50’ye
kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya Bakanlar Kurulu, bu maddenin
uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı
yetkilidir.”
Yurt dışına hizmet veren işletmelerin istihdam
ettikleri hizmet erbabının ücretlerine ilişkin indirim uygulaması
MADDE 3 – (1) 193 sayılı Kanunun 89 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 5520 sayılı Kanunun 10
uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan indirim kapsamındaki
faaliyet alanlarında hizmet veren işverenlerin, destek personeli hariç olmak
üzere, münhasıran bu faaliyetler için istihdam ettikleri ve fiilen bu işleri
ifa eden hizmet erbabına ödedikleri ücretler üzerinden asgari geçim indirimi
uygulandıktan sonra hesaplanan vergiden, işverenin bu faaliyetlerinden
sağladığı hasılatın %85’inin yurt dışından elde edilmiş olması ve fatura veya
benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şartıyla, her bir
çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın Ocak ayına ait asgari ücretin safi
tutarının 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesindeki gelir vergisi tarifesinin
birinci gelir diliminde yer alan oranla çarpılmasıyla bulunan indirim tutarı
mahsup edilebilecektir.
(2) Yurt dışına hizmet veren işletmelerin, istihdam
ettikleri personelin ücretlerine ait stopaj indiriminden yararlanabilmeleri
için aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunmaları gerekmektedir:
a) Münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık,
mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı
merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi
hizmetleri.
b) İlgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye
Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında yürütülen hizmetler.
c) İlgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak
verilen eğitim ve sağlık hizmetleri.
(3) Mükellefler, işletmelerinde ikinci fıkrada belirtilen
hizmetlerden sadece birisini verebilecekleri gibi şartları taşımak kaydıyla
birden fazlasını da verebileceklerdir.
(4) Söz konusu hizmetlerin Türkiye’de yerleşmiş olmayan
kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara verilmesi
gerekmektedir.
(5) Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin 193 sayılı
Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (13) numaralı bendi ile 5520
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan
kazanç indiriminden yararlanmalarına ilişkin esaslar 31/12/2012 tarihli ve
28514 dördüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kurumlar Vergisi
Genel Tebliği (Seri No:7)’nde yer almaktadır.
İndirimden faydalanma şartları
MADDE 4 – (1) İndirimin hesabında, 193 sayılı
Kanunun 33 üncü maddesinde belirtilen faaliyet alanlarında istihdam edilen
hizmet erbabının ücretleri üzerinden hesaplanan gelir stopaj vergisi esas
alınacaktır. Bu tutardan, her bir çalışan için faaliyetin yapıldığı yılın
Ocak ayına ait asgari ücretin safi tutarının, 193 sayılı Kanunun 103 üncü
maddesindeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan
oranla çarpılmasıyla bulunan indirim tutarı mahsuba konu edilecektir.
(2) İndirimden aşağıdaki şartlar dahilinde
faydalanılacaktır:
a) 3 üncü maddede sayılan alanlarda faaliyette bulunan
işverenlerin bu faaliyetlerinden sağladığı hasılatın %85’inin yurt dışından
elde edilmiş olması gerekmektedir.
1) Toplam hasılatın %85'inin yurt dışından elde edilmiş
olduğu, her hesap dönemi sonundaki gelir tablosunda yer alan yurt içi ve yurt
dışı net satışlara ilişkin tutarlar esas alınarak tespit edilecektir. Yurt
dışından elde edilen hasılatı, toplam hasılatın içindeki oranı %85’ in
altında kalan işletmelerin indirimden yararlanmaları söz konusu olmayacaktır.
2) İndirim kapsamında kabul edilen faaliyetler ile bu
kapsama girmeyen faaliyetlerin birlikte yapılması halinde, indirim
uygulanacak hasılatın tespiti açısından, kayıtların ayrı ayrı izlenmesi,
diğer faaliyetlerle ilişkilendirilmemesi ve kayıtların da bu ayrımı sağlayacak
şekilde tutulması gerekir.
b) İndirimin hesabında, münhasıran indirim kapsamında
bulunan faaliyetlerde istihdam edilen ve fiilen bu işleri ifa eden hizmet
erbabına ilişkin ücretler esas alınacak olup fiilen söz konusu işlerde
istihdam edilmeyenler ile destek personeline ait ücretler dolayısıyla
indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
c) Fatura veya benzeri belgelerin yurt dışındaki müşteri
(yurt dışı mukimi kişi veya kurum) adına düzenlenmesi gerekir. Sağlık
alanında faaliyette bulunan şirketlerin ülkemiz ile ikili sosyal güvenlik
anlaşması bulunan ülkelerde yerleşik olanlara verdikleri hizmetin bedelinin
ülkemiz Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgili ülke kurumlarından tahsil
edilmesi nedeniyle, hizmet bedeli karşılığı faturanın Sosyal Güvenlik
Kurumuna düzenlenmesi durumunda da indirimden faydalanılabilecektir.
ç) Verilen hizmetten yurt dışında yararlanılmış olması
gerekir. Diğer bir anlatımla, yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum için
verilen hizmetin, bu kişilerin ve/veya kurumların Türkiye’deki faaliyetleri
ile ilgisinin olmaması gerekmektedir. İlgili Bakanlığın izin ve denetimine
tabi olarak Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere verilen eğitim ve sağlık
hizmetleri fiziki olarak Türkiye’de verilmekle birlikte yararlanıcısının
Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişiler olması gerekmektedir.
İndirim tutarı
MADDE 5 – (1) Mükelleflerin, indirim
kapsamında bulunan faaliyetlerinden kaynaklanan ücret ödemelerini ait olduğu
dönemin muhtasar beyannamesine dahil etmeleri ve bunlara ilişkin olarak hesaplanan
gelir stopaj vergilerini faaliyetin yapıldığı yıl içinde ödemeleri
gerekmektedir.
(2) İndirim tutarı, faaliyetin yapıldığı yılın Ocak ayına
ait asgari ücretin safi tutarının, 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesindeki
gelir vergisi tarifesinin birinci gelir diliminde yer alan oranla
çarpılmasıyla bulunan tutardır.
(3) Hizmet erbabının ücretlerine öncelikle 193 sayılı
Kanunun 32 nci maddesi ve 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde belirtilen esaslara
göre belirlenen asgari geçim indirimi uygulanacaktır.
(4) İndirim tutarı, asgari geçim indirimi uygulandıktan
sonra kalan vergi tutarından, mahsup edilecektir.
(5) İndirim tutarı her bir hizmet erbabı için ayrı ayrı ve
her bir yıl için şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlı olarak
hesaplanacaktır.
(6) Bu indirimden, bu maddede yer alan şartların
gerçekleşmesi halinde, faaliyetin yapıldığı takvim yılına ilişkin yıllık
gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihten sonraki
vergilendirme dönemlerine ilişkin muhtasar beyannameler üzerinden tahakkuk
eden vergilerden mahsup edilmek suretiyle yararlanılacaktır. Örneğin, 2017
yılına ilişkin olarak faaliyet gösteren ve indirim uygulamasına ilişkin
şartları haiz olan bir gelir vergisi mükellefi, 2018 yılı Nisan vergilendirme
döneminden 2019 yılı Mart vergilendirme dönemine (bu dönemler dahil) indirim
uygulamasından yararlanabilecektir. 2018 yılında da mezkur şartların
gerçekleşmesi durumunda müteakip vergilendirme dönemlerinde indirimden
yararlanılabileceği tabiidir.
(7) İndirim uygulaması üç ayda bir muhtasar beyanname
veren mükellefler için Nisan, Mayıs, Haziran vergilendirme dönemine ilişkin
olarak Temmuz ayında verilecek muhtasar beyannameler üzerinden tahakkuk eden
toplam vergiler üzerinden yapılabilecektir.
(8) İndirim uygulamasına konu hak kazanılmış tutarların
herhangi bir sebeple muhtasar beyanname üzerinden mahsup edilememesi
durumunda mahsup edilemeyen tutarların, takip eden vergilendirme dönemlerinde
de muhtasar beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerden mahsubu
mümkündür.
Bildirim ve beyan
MADDE 6 – (1) Yurt dışına hizmet veren
işletmelerden indirim şartlarını taşıyanlarca, indirim tutarının hesaplaması
amacıyla istihdam ettikleri hizmet erbabının (destek personeli hariç)
bilgileri ile hizmet erbabının ücretleri, tevkif edilen vergi ve indirim
tutarına ilişkin bilgilerin yer aldığı, Ek-1’deki “Yurt Dışına Hizmet Veren
İşletmelerde İndirim Uygulamasına İlişkin Bildirim” doldurulacaktır.
(2) Birinci fıkradaki bildirimin, gelir vergisi
mükellefleri için faaliyetin yapıldığı yılı takip eden yılın Mart ayında
verilecek muhtasar beyanname (Üç ayda bir muhtasar beyanname veren
mükellefler için Nisan ayında), kurumlar vergisi mükellefleri için faaliyetin
yapıldığı hesap dönemini takip eden yılın dördüncü ayında verilecek muhtasar
beyanname ekinde, e-beyanname şeklinde verenler tarafından elektronik
ortamda, diğer mükelleflerce kağıt ortamında yetkili vergi dairesine
verilmesi gerekmektedir. Özel hesap dönemi uygulayan mükellefler için
bildirimin verilme süresi, özel hesap dönemi dikkate alınarak
belirlenecektir.
(3) 193 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi kapsamında yurt
dışına hizmet veren işletmelerde indirilecek tutarlar, aylar itibarıyla söz
konusu bildirimin “Mahsup Edilecek Tutara İlişkin Bilgiler” bölümünde
gösterilecektir. Bu bölümün son sütununda yer alan genel toplam tutarı,
muhtasar beyannamenin “Matrah ve Vergi Bildirimi” Tablosunun “Mahsup Edilen
Vergiler” bölümünün 25 numaralı “GVK’nın 33 üncü maddesi kapsamında mahsup
edilecek kesinti tutarı” satırına aktarılacaktır.
(4) Vergi dairelerince, indirim talebinde bulunan
mükelleflerin yıl içinde her vergilendirme dönemi itibarıyla ücretler üzerinden
tevkif ettikleri vergilerin beyan edilip edilmediği ile ödenip ödenmediği
hususları kontrol edilecektir.
ÖRNEK 1: 2017 yılında, yurt dışına mimarlık
hizmeti veren (A) firması, toplam hasılatının %85'ini yurt dışından elde
etmiş ve indirime ilişkin diğer şartları da sağlamıştır. (A) Firmasının 2017
yılında aylık 5.000 TL ücret ödediği bekâr hizmet erbabına ilişkin
vergilendirme ve indirim uygulaması aşağıdaki şekilde olacaktır.
2017 yılı Ocak ayına ilişkin işlemler
Mükellefin faydalanacağı indirim tutarının hesabı
(*) Bekâr hizmet erbabı için, 2016 yılına ilişkin rakam
dikkate alınmıştır.
(**) Hesaplamalarda 2017 yılına ait asgari ücret belli
olmadığından 2016 yılında uygulanan 1.647 TL brüt asgari ücret ile 1.399,95
TL asgari ücretin vergi matrahı esas alınmıştır.
(A) Firması, 2018 yılının Mart ayı içinde verdiği muhtasar
beyanname ekinde, Ek-1’deki bildirimi vergi dairesine vermiştir. Vergi
dairesince de gerekli kontroller yapılarak indirime ilişkin şartların mevcut
olduğu anlaşılmıştır.
(A) Firmasının, 5.000 TL ücret alan hizmet erbabı için
indirimden yararlanacağı tutar en fazla 209,99 TL olacaktır.
(A) Firması, indirim tutarı olan 209,99 TL’yi 2017 takvim
yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verildiği aydan sonraki
vergilendirme dönemi olan Nisan 2018 dönemine ilişkin olarak Mayıs ayında
verilen muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergilerden mahsup
edecektir.
ÖRNEK 2: Bay (D), 2017 yılında yurt dışına
yazılım hizmeti veren (B) A.Ş.’de asgari ücretle çalışmaktadır. Bay (D), evli
ve 2 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.
(B) A.Ş. toplam hasılatının %85'ini yurt dışından elde
etmiş indirime ilişkin diğer şartları da sağlamıştır. (B) A.Ş.’nin 2017 yılı
Şubat ayında asgari ücret ödediği hizmet erbabına ilişkin vergilendirme ve
indirim uygulaması aşağıdaki şekilde olacaktır.
2017 yılı Şubat ayına ilişkin işlemler
Mükellefin faydalanacağı indirim tutarının hesabı
(*) Evli eşi çalışmayan 2 çocuklu hizmet erbabı için, 2016
yılına ilişkin rakam dikkate alınmıştır.
(**) Hesaplamalarda 2017 yılına ait asgari ücret belli
olmadığından 2016 yılında uygulanan 1.647 TL brüt asgari ücret ile 1.399,95
TL asgari ücretin vergi matrahı esas alınmıştır.
Anılan şirket, 2018 yılının Nisan ayında verdiği muhtasar
beyanname ekinde, Ek-1’deki bildirimi vergi dairesine vermiştir. Vergi
dairesince de gerekli kontroller yapılarak indirime ilişkin şartların mevcut
olduğu anlaşılmıştır.
(B) A.Ş.’nin, asgari ücretli olan hizmet erbabı için
indirimden yararlanacağı tutar en fazla 24,07 TL olacaktır.
(B) A.Ş. indirim tutarı olan 24,07 TL’yi, 2017 takvim
yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği aydan sonraki
vergilendirme dönemi olan Mayıs 2018 vergilendirme dönemine ilişkin olarak
Haziran ayında verdiği muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden
mahsup edecektir.
İKİNCİ BÖLÜM
Tek Primli Yıllık Gelir Sigortalarından Elde Edilen
Gelirlerin Vergilendirilmesi
Yasal düzenleme
MADDE 7 – (1) 6728 sayılı Kanunun 11 inci
maddesiyle 193 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki (2) numaralı fıkra
eklenmiştir.
“Menkul Sermaye İratlarında:
MADDE 22 – 1. Sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu
olan tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin tamamı gelir
vergisinden müstesnadır. Şu kadar ki; bu istisnadan yararlananların (Bu
maddenin (2) numaralı fıkrası kapsamında sigorta yaptıranlar dahil) vefat,
maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenler hariç olmak üzere, on yıl
tamamlanmadan tek primli yıllık gelir sigortalarından ayrılmaları halinde,
ayrılma tarihinde yapılan ödemelerin içerdiği irat tutarı üzerinden, 94 üncü
maddenin birinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendine göre
tevkifat yapılır. İrat tutarlarının tespitinde 75 inci maddede yer alan
hükümlere uyulur.
2. 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı
bendinin (b) alt bendi ile aynı fıkranın (16) numaralı bendinin (c) alt bendi
kapsamında yapılan ödemeleri, sigorta süresi onyıl ve üzeri veya ömür boyu
olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatıranların, bu sigorta için
yatırdıkları kısma tekabül eden ödemelerin içerdiği irat tutarları (4632
sayılı Kanun kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet
katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı dahil)
gelir vergisinden müstesnadır. İstisna edilen tutarlar üzerinden 94 üncü
maddenin birinci fıkrasının (15) ve (16) numaralı bentlerine göre tevkifat
yapılmaz. Şu kadar ki; bu istisnadan yararlananların vefat, maluliyet veya
tasfiye gibi zorunlu nedenler hariç olmak üzere, ödeme alarak on yıl
tamamlanmadan tek primli yıllık gelir sigortalarından ayrılmaları halinde, bu
fıkraya göre istisna edilen tutarlar üzerinden, ödemenin kaynağına göre 94
üncü maddenin birinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendi veya
aynı fıkranın (16) numaralı bendinin (b) alt bendi için belirlenen oranlar
dikkate alınarak tevkifat yapılır. İrat tutarlarının tespitinde 75 inci
maddede yer alan hükümlere uyulur.
…”
Tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan
ödemelere ilişkin istisna uygulaması
MADDE 8 – (1) Sigorta süresi en az on yıl veya
ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemelerin
tamamı gelir vergisinden müstesnadır. Sigorta süresi on yıldan daha az olan
tek primli yıllık gelir sigortalarından yapılan ödemeler ise gelir vergisi
istisnası kapsamı dışında bulunmaktadır.
(2) Sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olan tek
primli yıllık gelir sigortalarından on yıl tamamlanmadan ayrılma halinde
yapılan ödemelere gelir vergisi istisnası uygulanmayacak olup, söz konusu
ödemeler üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(15) numaralı bendinin (a) alt bendine göre 12/1/2009 tarihli ve 2009/14592
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği %15 oranında gelir vergisi tevkifatı
yapılacaktır.
(3) Tevkifat, ayrılma tarihinde yapılan ödemelerin
içerdiği irat tutarı üzerinden yapılacak olup söz konusu irat tutarı; 193
sayılı Kanunun 75 inci maddesinde belirtildiği üzere varsa fesih ve iştira
kesintisi indirilmeden önceki birikim tutarından, yatırıma yönlendirilen
tutar indirilerek hesaplanacaktır.
(4) Sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olan tek
primli yıllık gelir sigortalarından vefat, maluliyet veya tasfiye gibi
zorunlu nedenlerle on yıl tamamlanmadan ayrılma halinde ise söz konusu irat
tutarları üzerinden tevkifat yapılmayacaktır.
ÖRNEK 3: Bayan (A) 31/10/2016 tarihinde
akdetmiş olduğu 15 yıl süreli tek primli yıllık gelir sigortasını üç yıl
sonra sonlandırarak sistemden ayrılmış olup kendisine ödenen 70.000 TL’nin
içerdiği 20.000 TL’lik irat tutarı üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendine göre % 15 oranında
gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.
Tek primli yıllık gelir sigortalarına yapılan
aktarımlarda istisna uygulaması
MADDE 9 – (1) Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları,
yardım sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketlerinden; on yıl süreyle
prim veya aidat ödeyerek ayrılanlar ve vefat, maluliyet veya tasfiye gibi
zorunlu nedenlerle ayrılanlar ile bireysel emeklilik sisteminden; emeklilik
hakkı kazananlar ve bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu
nedenlerle ayrılanlar kendilerine yapılan ödemeleri sigorta süresi on yıl ve
üzeri veya ömür boyu olan tek primli yıllık gelir sigortalarına yatırdıkları
takdirde, bu sigortalar için yatırılan kısma tekabül eden ödemelerin içerdiği
irat tutarları (4632 sayılı Kanun kapsamında bireysel emeklilik hesabına
yapılan Devlet katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat
tutarı dahil) gelir vergisinden müstesnadır.
(2) Aktarım nedeniyle gelir vergisinden istisna edilen
irat tutarı; 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde belirtildiği üzere,
sigorta poliçelerinden yapılan aktarımlarda varsa fesih ve iştira kesintisi
indirilmeden önceki birikim tutarından, yatırıma yönlendirilen tutar
indirilerek hesaplanacaktır. Bireysel emeklilik sisteminden yapılan
aktarımlarda ise istisna edilen irat tutarı, hak kazanılan Devlet katkısı ve
getirileri dahil ödemeye konu toplam birikim tutarından, (varsa ertelenmiş
giriş aidatı indirilmeksizin) ödenen katkı payları ve Devlet katkısının hak
edilen kısmı indirilerek hesaplanan tutar olacaktır.
(3) Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım
sandıkları ile sigorta ve emeklilik şirketleri tarafından; on yıl süreyle
prim veya aidat ödeyerek ayrılanlar ile vefat, maluliyet veya tasfiye gibi
zorunlu nedenlerle ayrılanlara ödenmesi gereken ancak tek primli yıllık gelir
sigortasına aktarım nedeniyle gelir vergisinden istisna edilen irat tutarları
üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (15)
numaralı bendine göre tevkifat yapılmayacaktır.
(4) Bireysel emeklilik sisteminden; emeklilik hakkı
kazananlar ile bu sistemden vefat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu
nedenlerle ayrılanlara yapılması gereken ancak tek primli yıllık gelir
sigortasına aktarım nedeniyle gelir vergisinden istisna edilen irat tutarları
(4632 sayılı Kanun kapsamında bireysel emeklilik hesabına yapılan Devlet
katkılarının ödemeye konu olan kısımlarına isabet eden irat tutarı dahil.)
üzerinden de 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (16)
numaralı bendine göre tevkifat yapılmayacaktır.
(5) Tevkifat yapılmaması için aktarım yapılan tek primli
yıllık gelir sigortasının sigorta süresi on yıl ve üzeri veya ömür boyu
olmalıdır. Dolayısıyla, sigorta süresi on yıldan daha az olan tek primli
yıllık gelir sigortalarına yapılan aktarımlar nedeniyle söz konusu gelir
vergisi istisnasından yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
(6) Katılımcıların aktarım sonrasında tek primli yıllık
gelir sigortalarından on yıl tamamlanmadan ödeme alarak ayrılmaları halinde
ise, 193 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre istisna
edilen tutarlar üzerinden, sigorta poliçelerinden yapılan aktarımlarda 94
üncü maddenin birinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendine göre
2009/14592 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği %15 oranında, bireysel
emeklilik sisteminden yapılan aktarımlarda ise 94 üncü maddenin birinci
fıkrasının (16) numaralı bendinin (b) alt bendine göre 13/8/2012 tarihli ve
2012/3571 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği % 10 oranında tevkifat
yapılır.
(7) Sigorta süresi en az on yıl veya ömür boyu olan tek
primli yıllık gelir sigortalarından vefat, maluliyet veya tasfiye gibi
zorunlu nedenlerle on yıl tamamlanmadan ayrılma halinde ise söz konusu irat
tutarları üzerinden tevkifat yapılması söz konusu olmayacaktır.
ÖRNEK 4: Bay (B), 31/1/2006 tarihinde akdetmiş
olduğu bireysel emeklilik sözleşmesi ile ilgili olarak sistemde 1/9/2016
tarihi itibarıyla oluşan 56.000 TL’lik birikim tutarını, toplu ödeme şeklinde
alarak bireysel emeklilik sisteminden ayrılmak yerine, sigorta süresi ömür
boyu olan tek primli yıllık gelir sigortasına aktarmıştır.
Bay (B)’nin bireysel emeklilik sisteminden aldığı 56.000
TL ödeme içindeki irat tutarı 15.000 TL olup, bu tutar üzerinden ilgili bireysel
emeklilik şirketince 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesine göre %5 oranında
uygulanması gereken tevkifat, söz konusu istisna uygulaması nedeniyle
yapılmayacaktır.
Bay (B)’nin akdetmiş olduğu tek primli yıllık gelir
sigortasını on yıl tamamlanmadan sonlandırması halinde aktarım nedeniyle
istisna tutulan 15.000 TL üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (16) numaralı bendinin (b) alt bendi kapsamında %10
oranında tevkifat yapılacaktır. Bay (B)’nin sistemden vefat, maluliyet veya
tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılması halinde ise 15.000 TL üzerinden
herhangi bir tevkifat yapılması söz konusu olmayacaktır.
Geçiş dönemi uygulaması
MADDE 10 – (1) 193 sayılı Kanunun 22 nci
maddesinde 6728 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin yürürlük tarihinden
önce akdedilmiş tek primli yıllık gelir sigortası sözleşmelerine ilişkin
olarak yapılan ödemeler bakımından, 193 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin (1)
numaralı fıkrasında 6728 sayılı Kanunla değişiklik yapılmadan önceki hükümler
uygulanacaktır.
(2) Dolayısıyla, 9/8/2016 tarihinden önce akdedilmiş tüm
tek primli yıllık gelir sigortası sözleşmelerine ilişkin olarak yapılan
ödemelerin tamamı gelir vergisinden müstesnadır. Söz konusu istisna
uygulamasında sigorta süresinin ve poliçenin sonlandırılma tarihinin önemi
bulunmamaktadır.
ÖRNEK 5: Bay (C), 1/3/2013 tarihinde akdetmiş
olduğu on yıl süreli tek primli yıllık gelir sigortasını üç yıl sonra
sonlandırarak sistemden ayrılmıştır. Kendisine ödenen 120.000 TL’nin içerdiği
20.000 TL’lik irat tutarının tamamı gelir vergisinden istisna olup bu tutar
üzerinden 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddenin birinci fıkrasının (15)
numaralı bendi kapsamında herhangi bir tevkifat yapılmayacaktır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ücret İstisnalarına İlişkin Düzenlemeler
Ücret istisnalarına ilişkin düzenlemeler
MADDE 11 – (1) 193 sayılı Kanunun 23 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendinde 6728 sayılı Kanun ile
yapılan değişikliğe göre, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanununun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklara tabi olarak
çalışanlara ödenen ücretlerin çalışılan süre esas alınarak; en yüksek Devlet
memuruna ödenen en yüksek emekli, maluliyet, dul ve yetim aylık tutarı kadar
olan kısmı vergiden istisna edilecektir. Bu tutardan fazla ödenen kısım ücret
olarak vergiye tabi tutulacaktır.
(2) 193 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci
fıkrasının (3) numaralı bendinde 6728 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe
göre, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde belirtilen sandıklara tabi
olarak çalışanlara ödenen emekli ikramiyeleri ve tazminatların toplamının
çalışılan süre esas alınarak; en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek
tazminat, yardım ve toptan ödeme tutarı kadar olan kısmı vergiden istisna
edilecektir. Bu tutardan fazla ödenen kısım ücret olarak vergiye tabi
tutulacaktır.
(3) 6728 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle 193 sayılı
Kanunun 23 üncü maddesinin (14) numaralı bendi, (a) ve (b) alt bentler olarak
yeniden düzenlenmiştir. Anılan (a) alt bendi ile “Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de
bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet
erbabına, işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz
olarak ödediği ücretler.” şeklindeki mevcut düzenleme aynı şekilde korunmuş
olup söz konusu bent hükmünün uygulanmasına ilişkin açıklamalara 9/2/1986
tarihli ve 19014 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel
Tebliği (Seri No: 147)’nde yer verilmiştir.
(4) 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (14) numaralı bendinin (b) alt bendinde yapılan düzenlemeyle,
“Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan dar mükellefiyete tabi
işverenlerin, Ekonomi Bakanlığından alınan izne istinaden kurulan bölgesel
yönetim merkezlerinde münhasıran merkezin faaliyet izni kapsamında istihdam
ettikleri hizmet erbabına Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden
döviz olarak ödediği ücretler;"in gelir vergisinden müstesna olduğu
hükme bağlanmıştır.
a) 20/8/2003 tarihli ve 25205 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 8 inci
maddesinde, bölgesel yönetim merkezi faaliyetleri; yabancı şirketin, diğer
ülkelerdeki birimlerine yönelik olarak; yatırım ve yönetim stratejilerinin
oluşturulması, planlama, tanıtım, satış, satış sonrası hizmetler, marka yönetimi,
finansal yönetim, teknik destek, AR-GE, dış tedarik, yeni geliştirilen
ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri, araştırma ve analiz,
çalışanların eğitimi gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim
hizmeti sağlanması olarak açıklanmıştır.
b) Bölgesel yönetim merkezlerine istisna hükmünün
uygulanabilmesi için aşağıdaki şartların mevcut olması gerekmektedir:
1) İşveren sıfatıyla ücret ödemesinde bulunan kurumların,
Türkiye'de kanuni ve iş merkezinin bulunmaması (Türkiye'de kanuni ve iş merkezi
bulunmayan kurumların ise tam mükellef oldukları Devlette hangi statüyü
taşıdıkları, tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığı herhangi bir iktisadi
işletmelerinin varlığı ya da yokluğu önem taşımayacaktır.).
2) Dar mükellef kurumda çalışan kişinin hizmet erbabı
(ücretli) ve yapılan ödemenin ücret olması.
3) Dar mükellef kurumun ücret ödemesi yaptığı hizmet
erbabının Ekonomi Bakanlığından alınan izne istinaden kurulan bölgesel
yönetim merkezlerinde faaliyet izni kapsamında istihdam edilmesi.
4) Dar mükellef kurumun Türkiye’deki personeline yapılacak
ödemenin bu kurumun yurt dışı kazançlarından karşılanması.
5) Ücretlerin döviz olarak ödenmesi.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
6728 sayılı kanunun geçici 1 inci maddesi ile yapılan
düzenleme
MADDE 12 – (1) 6728 sayılı Kanunun geçici 1
inci maddesinde 28/6/2001 tarihli ve 4697 sayılı Bazı Vergi Kanunlarında
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin uygulamasında,
193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı ve 25
inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bentlerinin parantez içi
hükmünde yer alan istisna tutarının hesaplanmasında, 30 yıldan aşağı olmamak
üzere prim yatırılan sürelerin dikkate alınacağı belirtilmiştir.
(2) 4697 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin
uygulamasında, 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11)
numaralı bendi ile 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi
kapsamında yapılacak ödemelere uygulanacak istisna tutarının hesabında, en
yüksek Devlet memuruna 30 yıl dikkate alınarak yapılan en yüksek ödeme tutarı
dikkate alınacaktır. Katılımcının 30 yıldan daha fazla süre ile prim yatırmış
olması halinde fiilen prim yatırılan süreye bağlı olarak yapılan ödeme tutarı
istisnanın hesaplanmasında esas alınacaktır.
Yürürlük
MADDE 13 – (1) Bu Tebliğin;
a) Birinci bölümünün 1 inci maddesi hariç diğer hükümler
1/1/2017 tarihinde,
b) İkinci ve dördüncü bölümlerinde yer alan hükümler
9/8/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
c) Üçüncü bölümünde yer alan hükümler 1/9/2016 tarihinden
geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
ç) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 14 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye
Bakanı yürütür.
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


