12 Ocak 2017 Perşembe

GÜMRÜK YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK


MADDE 1 – 7/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin 63 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Manifesto bilgileri bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla gümrük idaresine gönderilir. Ancak uluslararası sularda avlanan balıklar için düzenlenen özet beyanlarda manifesto veya konşimento aranmaz. Orijinal manifesto ve konşimentolar gümrük kontrolleri kapsamında gerekli görüldüğünde gümrük idaresine ibraz edilmek üzere Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen belge saklama süresince muhafaza edilir. Manifesto ve özet beyan bilgileri üzerinden Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde gümrük idaresince gerekli işlem ve kontroller yapılır.
(3) Bilgisayar sistemlerinde ortaya çıkabilecek yerel veya merkezi arıza hallerinde, özet beyanın verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 71 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(3) Bilgisayar sistemlerinde ortaya çıkabilecek yerel veya merkezi arıza hallerinde, varış bildiriminin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 72/Ç maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(4) Yabancı limanlardan gelen deniz taşıtının Türkiye Gümrük Bölgesindeki limana varışından en az iki saat önce işleticisi, kaptanı veya bunların temsilcisi tarafından, Ek-10/G’de yer alan Denizyolu Genel Bildirimi ve ekli belgeler veri işleme tekniği yoluyla gümrük idaresine verilir. Bilgisayar sistemlerinde ortaya çıkabilecek yerel veya merkezi arıza hallerinde, Denizyolu Genel Bildiriminin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”
“(6) Denizyolu Genel Bildirimini veren kişi Denizyolu Genel Bildirimi ve ekli belgelerde yer alan bilgilerin doğruluğundan sorumludur.”
MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 72/E maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Gelen deniz taşıtının kontrolü
MADDE 72/E – (1) 72/Ç maddesi uyarınca Denizyolu Genel Bildirimi verilen taşıtın varışı 71 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca gümrük idaresine bildirilir.
(2) İhbar, şüphe, yükleme ve taşıma belgelerinde çelişki olması, risk analizi veya gümrük idaresince gerek duyulan hallerde; geminin gizli yerleri, ambar, bölme ve girişlerini gösteren plan ile tasdikli seyir jurnali, elektronik seyir sistemleri, devri çark defteri ve ilgili diğer belgeler istenilerek, bu belgelere göre gemi kontrole tabi tutulur. Bu kapsamdaki kontroller için gemi arama ekiplerinden de faydalanılır.
(3) Kontroller sırasında, serbest dolaşımda olmayan ve başka limanlara çıkarılacak olan eşya ile ihtiyaç fazlası tüketim malzemelerinin bulunduğu ambarların kapakları ve gerekli görülen diğer yerler mühür altına alınır. Bu mühürler geminin hareketinden önce sökülür.
(4) Varışı bildirilen deniz taşıtına ait Denizyolu Genel Bildiriminde yer alan bilgiler ve ekli belgeler sistemde incelenerek onay işlemi yapılır. Onay işlemini müteakip eşya taşıttan indirilir.
(5) İkinci fıkrada yapılan kontroller sonucunda düzenlenen tutanak, kontrolü yapan personel ve kaptan tarafından imzalanır ve tutanaktaki bilgiler geminin uğrayacağı diğer idarelerin görmesi açısından Gemi Takip Programına girilir. Gemi kontrolü sırasında düzenlenen belgelerin birer örneği kaptana verilir.
(6) Denizyolu Genel Bildirimi ve ekli belgeler geminin uğrayacağı her limandaki gümrük idaresine veri işleme tekniği yoluyla verilir.”
MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 72/G maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Giden deniz taşıtları
MADDE 72/G – (1) Yabancı limanlara giden deniz taşıtının işleticisi, kaptanı veya bunların temsilcisi tarafından, geminin limandan hareketinden en az iki saat önce Ek-10/G’de yer alan Denizyolu Genel Bildirimi ve ekli belgeler veri işleme tekniği yoluyla gümrük idaresine verilir. Bilgisayar sistemlerinde ortaya çıkabilecek yerel veya merkezi arıza hallerinde, Denizyolu Genel Bildiriminin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(2) Denizyolu Genel Bildirimine ilişkin işlemler ile 437 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen işlemler tamamlanmadan deniz taşıtının hareketine izin verilmez.
(3) Denizyolu Genel Bildirimini veren kişi Denizyolu Genel Bildirimi ve ekli belgelerde yer alan bilgilerin doğruluğundan sorumludur.”
MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 72/Ğ maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Giden deniz taşıtının kontrolü
MADDE 72/Ğ – (1) Türkiye Gümrük Bölgesinden ayrılan Türk ve yabancı bayraklı tüm deniz taşıtları bu bölgeyi terk edene kadar gümrük gözetimi ve kontrolüne tabidir.
(2) Denizyolu Genel Bildirimi ve diğer belgelerdeki bilgilerin çelişkili olması ya da ihbar, şüphe, risk analizi veya gümrük idaresince gerek duyulan hallerde 72/E maddesi hükümlerine göre işlem yapılır.
(3) Yabancı limanlara ilk defa hareket edecek olan Milli gemilerde, yük almadan evvel gümrük kontrolü dışında kalmış herhangi bir eşyanın bulunup bulunmadığı kontrol edilir.”
MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğin 72/I maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Varış limanındaki gümrük idaresi tarafından Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi üzerinden alınan bilgi doğrultusunda makul bir süre içinde gelmeyen gemiyle ilgili takibe geçilir.”
MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin 72/J maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Serbest pratika alınmasını müteakip en geç iki saat içerisinde geminin işleticisi, kaptanı veya bunların temsilcisi tarafından Ek-10/G’de yer alan Denizyolu Genel Bildirimi ve ekli belgeler ilgili gümrük idaresine veri işleme tekniği yoluyla verilir.”
MADDE 9 – Aynı Yönetmeliğin 72/R maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Bilgisayar sistemlerinde ortaya çıkabilecek yerel veya merkezi arıza hallerinde, yolcu bildiriminin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”
MADDE 10 – Aynı Yönetmeliğin 74 üncü maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(4) Boşaltma listesi, bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla hazırlanarak geniş veya yerel alan ağıyla da gümrük idaresine gönderilebilir. Bu şekilde gönderilen boşaltma listesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”
MADDE 11 – Aynı Yönetmeliğin 171 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“ç) Serbest bölgelerde yerleşik firmanın demirbaşına kayıtlı olup, dâhilde işleme izni kapsamında tamir ve bakım işlemine tabi tutulacak eşya.”
MADDE 12 – Aynı Yönetmeliğin 180 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(3) Yetkilendirilmiş yükümlü sertifikası sahipleri adına tescilli beyannamelere ilişkin kontroller öncelikli olarak yapılır.”
MADDE 13 – Aynı Yönetmeliğin 200 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“b) Laboratuvara gönderilen numune ile birlikte LARA Programı üzerinden numune alma tutanağı örneği, fatura örneği, analiz ücretinin yatırıldığına ilişkin banka dekontu ile bulunması halinde numunenin kimyasal bileşimi ile kimyasal ve fiziksel özelliklerini, kullanım alanlarını gösteren ayrıntılı bilgiler ve eşyanın üretim prosesi bilgilerini içeren belgeler de gönderilir.”
MADDE 14 – Aynı Yönetmeliğin 202 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “laboratuvar tahlil raporu formu üzerine” ibaresi “LARA Programı üzerinden” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 15 – Aynı Yönetmeliğin 203 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 203 – (1) Birinci tahlil sonuçları ilgili memurca beyan sahiplerine tebliğ ettirilerek, BİLGE Sistemi Muayene Kontrol ekranındaki "Tebliğ Tarihi" alanına tebliğ ettirilen tarih girilir. Bu tarih, tahlil raporlarına itiraz için başlangıç sayılır.”
MADDE 16 – Aynı Yönetmeliğin 437 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 437 – (1) Türkiye Gümrük Bölgesini terk ederken kullanılan taşıtın işleticisi veya temsilcisi, çıkış gümrük idaresine Türkiye Gümrük Bölgesini terk ettiği ana kadar taşıtın çıkışını bildirir. Çıkış bildirimi, taşıtta taşınan tüm eşyayı kapsayacak şekilde veri işleme tekniği yoluyla verilir.
(2) Denizyolu taşımacılığında çıkış bildirimi eşyanın taşıta yüklenmesinden önce verilir. Çıkış bildiriminde beyan edilen eşyanın miktar bilgisi ile çıkış bildirimine konu olan beyannamede yer alan eşyanın miktar bilgisi elektronik ortamda karşılaştırılır. Farkın mevzuatta belirlenen sınırlar içerisinde olmaması halinde, eşyanın deniz taşıtına yüklenmesine izin verilmez.
(3) Kara sınır kapılarından transit kapsamında Türkiye Gümrük Bölgesini terk edecek taşıt için birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Çıkış bildiriminde, gümrük beyannamesi, beyanname yerine geçen belge veya özet beyanın tespiti için gerekli bilgiler ile taşımaya ilişkin bilgiler yer alır.
(5) Çıkış bildirimi ile birlikte manifesto bilgileri bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla gümrük idaresine gönderilir. Orijinal manifesto ve konşimentolar gümrük kontrolleri kapsamında gerekli görüldüğünde gümrük idaresine ibraz edilmek üzere Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen belge saklama süresince muhafaza edilir. Çıkış bildirimi ile çıkış bildirimine konu olan beyanname ve manifesto bilgileri üzerinden Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde deniz taşıtının çıkışından sonra yirmi dört saat içerisinde gerekli işlem ve kontroller yapılır.
(6) Bilgisayar sistemlerinde ortaya çıkabilecek yerel veya merkezi arıza hallerinde, çıkış bildiriminin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.
(7) Çıkış bildirimini veren kişi çıkış bildiriminde yer alan bilgilerin doğruluğundan sorumludur.”
MADDE 17 – Aynı Yönetmeliğin 563 üncü maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(6) Gümrük müşavirleri mesleki faaliyetlerini gerçek kişi olarak veya tüzel kişilik oluşturarak sürdürebilirler. Tüzel kişilik ortağı olan gümrük müşavirleri gerçek kişi olarak mesleki faaliyette bulunamazlar. Gümrük müşavirlerince kurulan tüzel kişiliklere müşavir yardımcıları da ortak olabilir. Gümrük müşavir ve müşavir yardımcıları dışındaki kişiler, gümrük müşavirliği yapacak olan tüzel kişilere ortak olamazlar. Gümrük müşavirlerince kurulan tüzel kişiliklerin Kanunun 5 inci maddesine göre dolaylı temsilci olarak iş takip edebilmeleri için anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin, limited şirketlerde şirket müdürlerinin şirket ortağı olması gerekir. Tüzel kişiliği temsil ve ilzam etmek üzere atanan şirket ortağı dışındaki üçüncü kişilere ancak sınırlandırılmış temsil yetkisi verilebilir.”
MADDE 18 – Aynı Yönetmeliğin 566 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 566 – (1) Gümrük müşavir yardımcılığı sınavı yazılı olmak üzere tek aşamada; gümrük müşavirliği sınavı ise yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamada yapılır.
(2) Gümrük müşavir yardımcılığı ve gümrük müşavirliği yazılı sınavları Bakanlık tarafından klasik veya test usulünde yapılabilir ya da Bakanlıkça belirlenen bir yükseköğretim kurumuna, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına veya sınav yapan diğer resmi kuruluşlara yaptırılabilir. Bakanlık tarafından yapılacak protokolle şartları belirlenen yazılı sınavların testlerinin hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi işlemleri sınavı yapan kuruluş veya kuruluşlar tarafından yürütülür.
(3) Gümrük müşavirliği sınavının yazılı kısmını kazananlar, Bakanlıkça tayin edilecek yer ve zamanda sözlü sınava tabi tutulur.
(4) Yazılı ve sözlü sınavlarının tarihi ve başvuru koşulları sınav tarihinden en az bir ay önce ilan edilir.
(5) Bu madde hükümlerine göre yapılacak sözlü sınavlar adayın;
a) Sınav konularına ilişkin bilgi düzeyinin,
b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücünün,
c) Liyakati, temsil kabiliyeti, bilgi düzeyi, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğunun,
ç) Genel yetenek ve genel kültürünün,
değerlendirilmesi suretiyle yapılır. Adaylar, sınav kurulu tarafından (a) bendi için altmış puan, (b) bendi için yirmi puan, (c) ve (ç) bentlerinde yazılı özelliklerin her biri için onar puan üzerinden değerlendirilir ve verilen puanlar tutanağa geçirilir. Sözlü sınavda başarılı sayılabilmek için kurul üyelerinin 100 tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az 70 olması gerekir.
(6) Sözlü sınavda, tutanak dışında herhangi bir kayıt sistemi kullanılmaz.”
MADDE 19 – Aynı Yönetmeliğin 567 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi” ibaresi “Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 20 – Aynı Yönetmeliğin 569 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(2) Kurul, Bakanlık tarafından yapılan yazılı sınavlar ile gümrük müşavirliği sözlü sınavlarının yürütülmesini sağlamak ve sınav sonuçlarını değerlendirmekle görevlidir.”
MADDE 21 – Aynı Yönetmeliğin 571 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sınav kurulunca Müsteşarlığın” ibaresi “Bakanlığın” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “Müsteşarlığa” ibaresi “Bakanlığa” şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(3) İtirazlar otuz gün içinde değerlendirilerek sonucu adaylara yazı ile tebliğ edilir.”
MADDE 22 – Aynı Yönetmeliğin 576 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“g) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, iktisat, siyasal bilgiler, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakülteleriyle bunlara denkliği yetkili makamlarca kabul olunan yurt içi ya da yurt dışındaki öğrenim kurumlarından birinden mezun olmak veya diğer öğretim kurumlarından lisans seviyesinde mezun olmakla beraber bu fıkrada belirtilen dallardan lisansüstü diploma almış olmak,”
MADDE 23 – Aynı Yönetmeliğin 588 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “ikinci tahlil için” ibaresinden sonra gelmek üzere “numune başına” ibaresi eklenmiş ve (ç) bendinin birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Birinci tahlilin tekrarlanması amacıyla yapılan analizler için bu Yönetmeliğin 24 numaralı ekinde yer alan "Gümrük Laboratuvarları Tahlil Ücretleri Listesi"nde belirtilen tutarda analiz ücreti alınır.”
MADDE 24 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir
“Havayolunda elektronik manifestoya geçiş
GEÇİCİ MADDE 10 – (1) Havayolu taşımacılığında, 63 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 437 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen manifesto bilgilerinin bilgisayar veri işleme tekniği yoluyla gümrük idaresine gönderilmesi usulüne 1/11/2017 tarihine kadar uyum sağlanır.”
MADDE 25 – Aynı Yönetmeliğin 10/Ç ve 10/D numaralı ekleri yürürlükten kaldırılmış, aynı Yönetmeliğe ekteki 10/G numaralı ek eklenmiştir.
MADDE 26 – Bu Yönetmeliğin;
a) 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 16, 24 ve 25 inci maddeleri 3/7/2017 tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
MADDE 27 – Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

8 Ocak 2017 Pazar

İŞÇİDEN FAZLA MESAİ İÇİN MUVAFAKAT ALINMASI, İŞÇİNİN ÇALIŞMAMASI, GEÇERLİ FESHİ


DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya ait iş yerinde operatör olarak çalıştığını, 24/09/2013 tarihinde 24:00-08:00 vardiyasında çalışırken sabah 08:00-10:00 saatleri arasında fazla çalışma yapmasının istenildiğini, davacının ay boyunca çok yoğun fazla çalışma yaptığını, bünyesinin bunu kaldıramayacağını, iş kazası yapmaktan korktuğunu, bir gün sonra işe erken gelerek 22:00'den sabah 08:00'a kadar çalışabileceğini belirttiğini, davalı işverenin bunun üzerine davacıdan aynı gün savunma istediğini, davacının yazılı savunmasında belirtilen gerekçeleri tekrarladığını, gece vardiyasında çalışırken savunması alınan işçinin vardiya bitiminde iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, iş akdi haksız ve geçersiz olarak feshedilen müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin, F.... O....Fabrika'sı sınırları içinde F... Fabrika'sında üretimi yapılan araçların koltuk, ayna aksamlarının üretimini gerçekleştirmekte olduğunu, davalı şirketin üretim-montaj faaliyetlerinin dava dışı F..... Fabrika'sındaki çalışma şekline göre dönemsel olarak artabildiğini, üretim hattında üretimi süren araçlarla ilgili olarak talep edilen nitelik ve adette aksamın davalı şirket tarafından teslim edilememesi halinde söz konusu araçların üretim hattından koltuk ve ayna montajı yapılmadan çıktığını, bu durumun araç fabrikasına ek maliyet ve ek iş gücü getirdiğini ve davalı şirketin montajı eksik çıkan her araç için ağır cezai şartlar ödemek zorunda kaldığını, bu çalışma şeklinin davalı şirkette işe başlayacak tüm çalışanlara işin başında izah edildiğini ve bu şartlarda çalışmak isteyip istemediklerinin sorulduğunu, bu çalışma şekline onay veren çalışanlar ile iş sözleşmelerinin imzalandığını ve yine tüm çalışanlardan İş Kanunu 41.maddesi uyarınca gerektiğinde fazla çalışma yapmaya muvafakat gösterdiklerine dair belgeler alındığını, davacının hem hizmet sözleşmesi ile hem de sonradan verdiği muvafakatnameler ile fazla çalışmayı kabul ettiğini, davacının ihtiyaç olmasına ve fazla çalışmayı kabul etmesine rağmen fazla çalışma yapmadığını ve fazla çalışma yapmayı kabul eden diğer işçileri de işverene karşı kışkırttığını, iş akdinin bu sebeple geçerli olarak feshedildiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının, davalı nezdinde çalıştığı süre zarfında fazla mesai yaptığı ve fesih tarihine kadar fazla mesaiye kalmaması hususunda herhangi bir uyarı veya ihtar almadığı, olay tarihinde gece vardiyasında çalışan davacıdan gündüz vardiyasında tekrar 2 saat fazla mesai yapmasının istendiği, İş Kanunu 69. maddesi uyarınca gece çalışmalarının 7,5 saati geçemeyeceği, bu madde göz önüne alındığında davalı tarafça yapılan feshin geçerli nedene dayanmadığı ayrıca davacının daha sonraki vardiyalarda fazla mesai yapabileceğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Gerekçe: 
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.

İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, iş yerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.

Diğer taraftan İş Kanunu'nun 41. Maddesi uyarınca fazla mesai yapılması için işçinin onayının alınması gerekir. Maddenin uygulanmasına yönelik yönetmeliğin 9. Maddesi uyarınca da, "Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının alınması gerekir. Zorunlu nedenlerle veya olağanüstü durumlarda yapılan fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma için bu onay aranmaz. Fazla çalışma ihtiyacı olan işverence bu onay her yıl başında işçilerden yazılı olarak alınır ve işçi özlük dosyasında saklanır.

Somut olayda; davacının 24.09.2013 tarihinde fazla mesaiye kalmaması üzerine iş akdinin feshedildiği sabittir. Dosya kapsamında yer alan ve davacı imzasını içeren belgeden davacının 2013 yılında fazla mesai yapmaya muvafakat ettiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe uygun olarak davacıdan fazla mesai yapması için onay alındığı ve fazla mesaiye kalması istenildiği halde davacının fazla mesai yapmak istememesi üzerine iş akdinin feshedilmesi geçerli nedene dayanmakta olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM :

Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davanın REDDİNE,
3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 74.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine,
Kesin olarak, 13.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İLGİLİ KANUN METNİ...
İŞ KANUNU- MADDE 25 :İŞVERENİN HAKLI NEDENLE DERHAL FESİH HAKKI

Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:

I- Sağlık sebepleri:

a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa (Değişik ibare: 25.04.2013-6462 S.K. m.1/55-a) “yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda”, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi,

b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda.

(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması (Değişik ibare: 20.06.2012-6331 S.K. m.32/b), işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması,

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

III- Zorlayıcı sebepler:

İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.

IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması.



İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.

KİRA TESPİT DAVASINA İLİŞKİN İLAMDA HEM TESPİT,HEMDE TESPİT EDİLEN KİRA PARASININ TAHSİLİ TALEP EDİLEMEZ.

ÖZET: kira tespit davasına ilişkin ilamda hem tespit, hemde tespit edilen kira parasının tahsiline karar verilemeyeceği… kira bedelinin tespiti konusunda kurulan hükmün kesinleşmesinden sonra alacak davası açılarak veya icra takibi yapılarak kira alacağının tahsilinin istenmesi gerektiği

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kira bedelinin tespiti ve alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, kiralayan tarafından kiracı aleyhine açılan kira bedelinin tespiti ve kira alacağının tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 144.222,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL.için dava tarihinden 134.222,00 TL için ise ıslah tarihi olan 11.03.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu Kocaeli ili, Çiftlik mah, 488 ada, 2 parsel de bulunan taşınmazdan kaynaklanan kira alacağının kendisine ödenmediğini, aylık kira tutarı üzerinde taraflar arasında ihtilafa düşüldüğünü, davalı şirketin aylık kira bedelini 500,00 TL üzerinden hesap ederek 6.000,00 TL arsa kira bedeli açıklamalı ödemeyi müvekkili adına yatırdığını, müvekkilin yatırılan bu parayı kabul etmediğini, hesaptan da almadığını, 12,503 m2 arsadan 1/4' ü paya sahip müvekkiline ayda 500,00 TL gibi çok ciddi olmayan bir bedeli kendisine takdir ederek müvekkilini zarara uğrattığını, öncelikle ihtilaf bulunan kira bedelinin protokol tarihi olan 23.01.2011 tarihinden itibaren tespitine, tespit ile ortaya çıkacak olan kira alacağının 23.01.2011 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, aralarındaki sözlü anlaşmaya göre davacının hissesine düşen aylık kira bedelinin 500,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin davacının hissesine düşen 2011 yılı kira bedelini davacının banka hesabına 6.000,00 TL olarak ödediğini, davacının 23.01.2011 tarihinde aralarında yapmış oldukları protokol ile davalı şirketin ortaklığından ayrıldığını, her ne kadar protokolde kira bedeli belirtilmemiş olsa da davacının 1/4 olan hissesine düşen aylık kira bedelinin 5 yıl süre ile aylık 500,00 TL olacağı yönünde sözlü olarak anlaşma sağlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte istenen 10.000,00 TL kira bedelinin emsal kira bedellerine göre çok fazla olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Kira tespit kararlarının asıl amacı sadece kira sözleşmesinin ücret unsurunu belirlemekten ibarettir. Buna göre kira tespit davasına ilişkin ilamda hem tespit, hemde tespit edilen kira parasının tahsili talep edilemez. Çünkü tespit edilen kira alacağının talep edilebilmesi için ifa zamanının gelmiş olması gerekir. İfa zamanı için alacağın muaccel olması başka bir deyişle alacaklının edayı takip ve bu sebeple borçluyu dava edebileceği zamanın gelmiş olmasına bağlıdır. 7.7.1965 gün ve 5/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere tespit edilen kira farkının mahkemede dava edilebilir veya icrada takip edilebilir hale gelmesi için miktarının kesin olarak belli olması gerekir. Bu belirlilik ise ancak tespite ilişkin kararın kesinleşmesi ile oluşabilir. Mahkemece; aylık kiranın tespiti konusunda usulüne uygun bir hüküm kurulmadan alacağın tahsiline karar verilmiştir. Bu durumda öncelikle kira bedelinin tespiti konusunda bir hüküm kurulması, kira bedelinin tespiti kararının kesinleşmesinden sonra alacak davası açılarak veya icra takibi yapılarak kira alacağının tahsilinin istenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.



SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 04/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2014/8941
KARAR NO.2015/2160
KARAR TARİHİ.04/03/2015

BANKA KREDİSİ KULLANIRKEN SAĞLIK SORUNUNU SÖYLEMEYEN SİGORTADAN YARARLANAMAZ

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinden D...in eşi ve diğer davacıların babası müteveffa O...'nun ...Bankasından 10.000,00 TL kredi çektiğini ve banka tarafından hak ve alacaklarının kayba uğramaması için sigorta ettirildiğini, müteveffa O...'nun kredilerini düzenli öderken geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğini, davacıların bankaya başvurarak kredi borcunun sigorta şirketinden tahsilini talep ettiklerini, ancak davalı banka ve sigorta şirketinin müteveffanın rahatsızlığının gizlendiği gerekçesiyle muris adına olan kredi alacağını kapatmadıklarını, bu nedenlerle sigorta sözleşmesinin yürürlükte olduğunun ve müvekkillerinin murisinin bankaya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

Davalı ...Bankası A.Ş. vekili, davacıların talebinin sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle muhatabın ...Sigorta A.Ş. olduğunu bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, kredi borçlusunun borcundan dolayı ödeme yapılmaması nedeniyle kendilerinin borçlu hakkında takibe geçmelerinin kaçınılmaz olduğunu, herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı sigorta şirketi vekili, davacılar murisi O...'nun müvekkil şirkete 25.11.2010 başlangıç tarihli 3 yıl süreli hayat sigortası yaptırdığını, sigortalının 14.05.2011 tarihinde vefat ettiğini, ölüm belgesinde ölüm sebebinin kalp krizi olarak belirtildiğini, yapılan araştırmada sigortalının sigortalanmadan önce 02.05.2008 tarihinde koroner arter tanısıyla tedavi gördüğünün belirlendiğini, bu rahatsızlığının sigortalanmadan önce beyan edilmesi gerekirken kasıtlı olarak beyan edilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin tazminat ödemeyi reddettiğini, zira TTK'nun 1290 maddesi gereği sigortalının kendi durumuyla ilgili beyan yükümlülüğü bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 1435 ve 1439 Mad. hükümleri ile Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2. Mad. hükmüne göre sigorta yaptıran kişinin doğru beyan yükümlülüğünün bulunduğu, bunun yerine getirilmemesi halinde sigortacının sözleşmeden cayma hakkının olduğu, sigortalının daha önce varolan rahatsızlığı ile ölümüne sebep olan rahatsızlığının aynı olduğu,bu şekliyle sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiği, sigorta şirketinin bu yükümlülüğün ihlal edildiğini riziko gerçekleştikten sonra öğrendiği için sigortalının ölümünden önce cayma hakkından söz edilemeyeceği,beyan edilen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması nedeniyle sözleşmenin cayma hakkı bulunan sigortacı yönünden hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 4,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına 31/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 17. Hukuk Dairesi
ESAS: 2016/1884
KARAR: 2016/4088

4 Ocak 2017 Çarşamba

TİCARİ REKLAM VE HAKSIZ TİCARİ UYGULAMALAR YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK



MADDE 1 – 10/1/2015 tarihli ve 29232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkraya aşağıdaki (h) bendi ile ikinci fıkrasının sonuna “Bu şekilde yapılan doğrudan karşılaştırmalı reklamlarda herhangi bir kişi veya kurumun tanıklığına yer verilemez.” cümlesi eklenmiş ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki dördüncü fıkra eklenmiştir.
“c) Karşılaştırılan mal veya hizmetlerin aynı ihtiyaçları karşılaması ya da aynı amaca yönelik olması,”
“h) Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere aykırı olmaması”
“(3) Gıda reklamlarında, ilgili mevzuata göre sağlık beyanı kapsamına giren hususlar karşılaştırmaya konu edilemez. Beslenme beyanı kapsamındaki hususların reklamlarda karşılaştırma unsuru olarak kullanılması ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Takviye edici gıdaların karşılaştırmalı reklamı ise hiçbir şekilde yapılamaz.”
“(4) Fiyat düzenlemeleri ile etkin piyasa gücü yükümlülükleri ilgili idari otoriteler tarafından belirlenen sektörlere ilişkin reklamlarda fiyat karşılaştırması yapılamaz.”
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 9 – (1) Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür.
(2) Reklamlarda yer alan doğrulanabilir olgularla ilgili tanımlamalar, iddialar ya da örnekli anlatımlar; bilimsel geçerliliği olan bilgi ve belgelerle kanıtlanmak zorundadır. Gerek görülen hallerde üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgeler istenir.
(3) Karşılaştırmalı reklamlarda yer alan ve karşılaştırmaya konu edilen iddialar, her hâlükârda üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgeler ile kanıtlanmak zorundadır.
(4) İkinci ve üçüncü fıkralar kapsamında sunulan raporların, reklamda yer alan iddiaları reklamın yayınlandığı dönemde kanıtlar nitelikte olması esastır.
(5) Reklam verenler, bu Yönetmelikte belirlenen ilkelerin uygulanmasını denetlemekle yetkili ve görevli olanlara reklamlarda yer alan iddiaları kanıtlar nitelikteki belgeleri sunmakla yükümlüdür.”
MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“c) Reklamı yapılan mal veya hizmetlerin satın alınması veya belli sayıda kupon, etiket, kapak ve benzeri unsurların biriktirilmesi suretiyle piyango, ikramiye çekilişi ya da bir yarışmaya katılma hakkı veren pazarlama tekniklerinin duyurulması halinde; promosyon süresinin başlangıç ve bitiş tarihi ile malın teslimi veya hizmetin yerine getirilmesine ilişkin koşullar ya da bu koşulların duyuruluş şekli açıklanır.”
MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “3 saniye”, “4 saniye” ve “8 saniye” ibarelerinden sonra gelen “eklenmesi” ibaresi ile “6 saniye” ibaresinden sonra gelen “eklenmesi ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(7) Elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin reklamlarda;
a) İnternet hızının veya kapsama alanının belirtilmesi durumunda; vaat edilen hızın veya kapsama alanının altyapı, coğrafi şartlar, şebeke yoğunluğu, kullanılan cihaz, bina konumu gibi etkenlere bağlı olarak değişebileceği bilgisi ortalama tüketicinin algılayabileceği süre ve biçimde verilir.
b) Test veya laboratuvar koşullarında geçerli olan internet hızlarına, tüm tüketicilerin ulaşabileceği algısı oluşturulamaz. Bu koşullarda elde edilen hızların, reklama konu edilmesi halinde, test veya laboratuvar koşullarında geçerli olduğu bilgisi dış ses veya durağan yazı olarak ana vaatte belirtilir.
c) Sunulan hizmette; adil kullanım kotası, hız kotası ve benzeri sınırlamaların bulunması durumunda bu husus açıkça belirtilir.”
MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 34 üncü maddesinde yer alan “31/12/2016” ibaresi “1/1/2018” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 7 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 8 – Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.