16 Ocak 2017 Pazartesi

İŞ AKDİNİN SADECE İHALE SÜRESİ DOLDUĞUNDAN FESHEDİLMESİ DURUMUNDA, TAZMİNATLAR..

DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Akedaş Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı işyerinde, elektrik teknisyeni olarak çalışırken iş akdinin işveren tarafından ihale süresini bittiği gerekçesiyle haksız olarak sonlandırıldığından bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının ödetilmesini istemiştir.

Davalılar, iş akdinin belirli süreli olması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı alacağının doğmadığını, fazla çalışma yapılmadığını ve diğer tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 24 ay süreli olduğu, davalı Bircanlar Gıda Temizlik Elektrik İnşaat Tekstil Petrol Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin de davalılar arasındaki hizmet alım sözleşme tarihlerini kapsar şekilde 24 ay süreli olduğu ve 2010/10 ve 2010/11 aylarda 13 kod numarası ile eksik gün bildirimi yapıldığı, davacının fesih tarihinden sonra bir başka işyerinde çalıştığı, iş akdinin feshine ilişkin kod numarasının 5 (belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi) olduğu ve zincirleme şekilde iş sözleşmesi yapılmadığı ve iş sözleşmesinin belirli süreli yapılmamasını gerektirir objektif bir neden bulunmadığı ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alınmak sureti ile davacının iş akdinin belirli süreli olduğu ve bu nedenle Kıdem tazminatı ile ihbar tazminatına yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, diğer alacaklar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin belirli süreli iş sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.

Belirli süreli iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için sözleşmenin açık veya örtülü olarak süreye bağlanması ve bunun için objektif nedenlerin varlığı gerekir.

Borçlar Kanununun 338 inci maddesinde, kuralı mevcuttur. Anılan hükme göre tarafların belirli süreli iş sözleşmesi yapma konusunda iradelerinin birleşmesi yeterli görüldüğü halde, 1475 sayılı Yasa uygulamasında, Yargıtay kararları doğrultusunda belirli süreli iş sözleşmelerine sınırlama getirilmiş ve sürekli yenilenen sözleşmeler bakımından ikiden fazla yenilenme halinde, sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüşeceği kabul edilmiştir.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 430 uncu maddesinde, esaslı nedenlerin varlığı yenilemeler için öngörülmüş ve on yıldan uzun süreli belirli süreli iş sözleşmesi yapılamayacağı kabul edilmiştir.

İş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle belirli - belirsiz süreli iş sözleşmesi ayrımının önemi daha da artmıştır. 4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesinde İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar> şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir. Borçlar Kanunundaki düzenlemenin aksine iş ilişkisinin süreye bağlı olarak yapılmadığı hallerde sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağı vurgulanarak ana kural ortaya konulmuştur.

Öte yandan değinilen 11 inci madde, 18 Mart 1999 tarihli 1999/70 EC Konsey Yönergesi ile birlikte ele alınmalıdır. Çerçeve sözleşmesinin 4 üncü maddesinde ayrım gözetmeme ilkesi vurgulanmıştır. Buna göre iş koşulları açısından, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yapılacak farklı muamele esaslı nedenlere dayandırılmadığı sürece, yalnızca belirli süreli iş sözleşmesi ve iş ilişkisi ile çalışmasından dolayı, emsal kadrolu işçilerden daha dezavantajlı davranılmayacaktır.

Sözleşmenin 5 inci maddesinde ise kötü niyete karşı önlem konusu ele alınmıştır. Birbirini takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri veya istihdam ilişkisinden kaynaklanan istismarların önlenmesini amaçlayan yasal düzenlemelerin bulunmaması halinde; üye devletlerin, sosyal taraflara danıştıktan sonra uluslararası yasalar, toplu sözleşmeler veya uygulamaya göre belli başlı bazı sektörlerin ihtiyaçlarını da dikkate alarak, aşağıdaki tedbirlerden bazılarını alma zorunluluğu vardır.


1.(a) Bu türden akit veya istihdam ilişkilerinin yenilenmesini haklı kılacak nesnel gerekçeler tespit edilmesi,
1.(b) Yinelenen belirli süreli iş sözleşmeleri veya istihdam ilişkilerinin azamî toplam süresini belirlenmesi,

1.(c) Bu türden sözleşme veya istihdam ilişkisin kaç kez yenilenebileceğinin saptanması.

1.2. Sosyal taraflara danıştıktan sonra, üye devletler elverişli olan durumlarda belirli süreli iş sözleşmesi veya istihdam ilişkisinin,

1.(a) Yenilenmiş sayılacağına,

2.(b) Belirsiz süreli iş sözleşmesi veya istihdam ilişkisi sayılacağına dair koşullar belirleyeceklerdir.

Gerek 158 sayılı İLO Sözleşmesi gerekse 1699/70 sayılı Konsey Direktifi, bir taraftan esnek çalışmayı özendirirken diğer taraftan güvenliğe önem vererek bir denge amaçlamıştır. Başka bir anlatımla esnek çalışma modellerinin kötüye kullanılmaması gerektiğini özenle vurgulamıştır.

Sözü edilen normatif dayanaklar uyarınca, işçinin niteliğine göre sözleşmenin belirli ya da belirsiz süreli olarak değerlendirilmesi imkanı ortadan kalkmıştır. Buna karşın, yapılan işin niteliği belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için önem arzetmektedir. Belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapılabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 430 uncu maddesinde ilk defa yapılacak olan sözleşmelerde objektif neden öngörülmemiş oluşu, önceki özel kanun olan İş Kanununun 11 inci maddesindeki objektif nedenlerin varlığını ortadan kaldırmaz.

4857 sayılı İş Kanununun 11 inci maddesinde, esaslı bir neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmelerinin birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağı kuralı ile bir ölçüde koruma sağlanmak istenilmiştir. Belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması ve yenilenmesi, işçinin iş güvencesi dışında kalması sonucunu doğurmamalıdır. Belirli süreli iş sözleşmelerinde, 4857 sayılı Yasanın 15 inci maddesinde değinilen sürenin aşılmaması koşuluyla deneme süresi konulabilir.

Somut olayda, davacının çalıştığı iş, objektif nedenler göz önünde tutulduğunda, belirli süreli yapılması gereken işlerden değildir. İş, süreklilik arz etmekte ve yapılan ihaleler ile, aynı işi yapan başka alt işverenler nezdinde, kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu durumda, sırf sözleşmenin, alt işverenin ihale süresi ile sınırlı süreli olarak yapılması, bu işi belirli süreli hale getirmez. Mahkemenin kabulünün aksine, iş akdinin belirli süreli yapılmasını gerektirecek objektif nedenler bulunmadığından sözleşme, belirsiz sürelidir ve davacı da kıdem ve ihbar tazminatını talep etme hakkına sahiptir. Dinlenen davacı tanıklarının ortak beyanlarından, davacının iş akdinin hiçbir haklı neden olmadan, sadece ihale süresinin dolmuş olması nedeniyle sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalı olup, bozma nedenidir.

3-Davacının kıdeminin hesabında, davalının ve tanıkların kesintili çalışmaya dair bir beyanlarının olmadığı da dikkate alınarak, takvim hesabına göre (24 ay üzerinden) belirlenmesi ve SGK eksik bildirim sürelerinin dikkate alınmaması gereklidir.

4-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Somut olayda davacı, dava dilekçesinde fazla mesai ücreti talebinde bulunurken, işin yetişmediği durumlarda 3-4 veya 12 saati bulan fazla mesai yapıldığını beyan ederken; duruşmada dinlenilen tanıkları, diye beyanda bulunmuşlardır. Bilirkişi, hesaplama yaparken, tanıklar işyerinde 3 vardiya halinde çalışıldığı, yaz aylarında haftada 8 saat, kış aylarında haftada 30 saat fazla mesai yapıldığı, fazla mesai ücreti ödenmediği yönünde beyanda bulunmuşlardır. Mesainin ne şekilde yapıldığı tanık beyanları ile tam olarak anlaşılamamakta ise de davacının 2 yılda fazla mesai yapılan günlerin toplam 30 günü aştığı yönündeki beyanı dikkate alındığında yılda 30/2=15 kez 4er saatten 15 X 4 = 60 saat fazla mesai yapıldığı kabul edilerek hesaplama yaptığını bildirmiştir. Kural olarak, işyerinde 3 vardiya olması durumunda, fazla mesai yapılamayacağı kabul edilmektedir. Ayrıca, davacı tanıkları, fazla mesai saatlerini, hesaplamaya yetecek netlikte ifade edememişlerdir. Bu beyanlara itibarla, tamamen afaki kabullerle, tüm fazla mesai hesabı kurallarına aykırı bir yöntemle hesaplama yapılması da, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınması da, kabul edilemez. Bu nedenle davacının fazla mesai alacağının ispat edilemediğinden reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetsiz olmuştur.

O halde davacı ve davalı Akedaş Elektrik Dağıtım A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, davacı ve davalı Akedaş Elektrik Dağıtım A.Ş.'ne iadesine, 09.06.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


ARAÇ BEDELİNİN ADİ YAZILI PROTOKOL İLE NOTERDE DÜZENLENEN SÖZLEŞMEDE FARKLI OLMASI


ÖZET : İtirazın iptali davasında; uyuşmazlık; taraflar arasında, araç satışına dair olmak üzere adi yazılı protokol ve resmi şekilde noterde düzenlenen sözleşme kapsamına göre, davalı alıcının, davacı satıcıya, kararlaştırılan araç bedelinin tamamını ödeyip ödemediği noktasında toplanmaktadır. Yapılan işlem taşınır mülkiyetinin nakledilmesi geçerlilik kazanmış bulunmaktadır. Satış bedelinin davalının karşı çıkmadığı protokolde yer alan bedel olduğunun, davalı tarafın da kabulünde olduğu belirgindir. Alıcının bedelden doğan borcunu tümüyle yerine getirmemiş olması resmi sözleşme ile doğan hukuki sonucu değiştiremez. Adi yazılı senetteki gerçek bedelden bir kısmının ödenmemesi satıcıya, bedelin ödenmeyen bölümünün tahsilini isteme hakkı verecektir. Bu bedeli ödediğini ispat külfeti ise davalıdadır. Direnme kararı hukuka uygundur.

DAVA : Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tuzla 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 01.05.2008 gün ve 2007/466 E.-2008/314 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 18.02.2010 gün ve 2009/3729 E.-2010/1695 K. sayılı ilamı ile;

(… Davacı vekili, müvekkiline ait minibüsün 25.000.00 YTL bedelle davalıya satılıp, bedelin taksitler halinde ödenmesi yönünde taraflar arasında sözleşme yapıldığını, daha sonra noterden Kati Satış Sözleşmesi düzenlenip, aracın davalı adına tescil edildiğini, davalının toplam 17.069.00 YTL ödeyip, bakiye 7.931.00 YTL’yi müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin alacağını tahsil için giriştiği icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, davanın iptali istenen icra dosyasının bağlı bulunduğu Bodrum Mahkemelerinde bakılması gerektiğini, müvekkilinin ödenmesi gereken tüm bedelleri ödeyip, şartsız, koşulsuz, ipoteksiz ve şerhsiz olarak aracı kati satış sözleşmesi ile aldığını, kati satış sözleşmesinde satıcının “bedelini tamamen aldığı” konusunda kayıt bulunduğunu, davanın konusunun bulunmadığını savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre davaya konu aracın noterde satışının yapıldığı, kati satış sözleşmesinde satıcı olan davacı bedelini tamamen aldığını beyan etmiş ise de, dosyaya sunulan ve taraflar arasında yapılmış olan el yazısı araba satış sözleşmesinde aracın bedelinin 14.729.00 YTL’lik kısmının 13 eşit taksit halinde her bir taksit 1.133.00 YTL olmak üzere ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalının bu sözleşmedeki imzasını inkar etmediği ve bu suretle aracın bedelinin 7.931.00 TL tutarındaki 7 taksidinin ödenmediği, takipten önce davacının ihtar çekerek davalıyı temerrüde düşürmediği, haksız ve kasıtlı olarak icra takibine itiraz edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya arasında mevcut bulunan 15.5.2006 tarihli kati satış sözleşmesinde davacı, satış bedelini tamamen aldığını belirtmiştir. Davalı da satış bedelini ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Bu durum karşısında mahkemece önceki tarihli sözleşme adi, şekilde yapıldığından daha sonra yapılan ve satış bedelinin tamamen alındığını belirten resmi satış sözleşmesi gözetilerek davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün bozulması gerekmiştir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

H.G.K.nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarda başlık bölümünde gösterilen gerekçeyle karar bozulmuştur.

Mahkeme, önceki kararında direnmiş; hükmü temyize getirmiştir.

Uyuşmazlık; taraflar arasında, araç satışına dair olmak üzere adi yazılı protokol ve resmi şekilde noterde düzenlenen sözleşme kapsamına göre, davalı alıcının, davacı satıcıya,kararlaştırılan araç bedelinin tamamını ödeyip ödemediği noktasında toplanmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK), taşınmaz mülkiyetini takiben 3. bölümde taşınır mülkiyetini düzenlemiştir. Fakat taşınmaz mülkiyetinden farklı olarak, Kanun sadece taşınır mülkiyetinin konusuna, kazanılmasına ve kaybına dair kurallar koymuş; bu mülkiyetin kapsam ve kısıtlamalarına hiçbir hüküm ayırmamıştır.

Zira taşınır mülkiyetini kapsamı, konusunu oluşturan taşınır mal ve malın TMK’nun 684. maddesine göre bütünleyici parçasını oluşturan şeyler ile sınırlıdır. Bu hususta başka kural sevkini gerektirecek bir sebep yoktur.

Taşınır mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları ise, kamu hukukuna dayananlar (bu bağlamda Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Kanun, Karayolları Trafik Kanunu) bir tarafa bırakılırsa, Medeni Hukuk bakımından hakkın kötüye kullanılması gibi her türlü hakları kapsayan bir kısıtlamadan ibarettir. (Oğuzman K., Seliçi Ö., Özdemir S.O., Eşya Hukuku, Filiz Kitapevi, İstanbul, 2009, s. 586 vd.)

Kamu hukukuna dayanan kısıtlamalardan birisi olan, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 20.maddesinin (d) bendinde: “tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılacağı; noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirlerin geçersiz olacağı; satış ve devir işleminin, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil kuruluşu ile vergi dairesine bildirileceği, bu bildirimle birlikte alıcı adına trafik tescil işleminin gerçekleşmiş sayılacağı”belirtilmiştir.

Noterde yapılan satış sözleşmelerinde bir bedel belirtilmekte ise de, kati satış sözleşmesinde yer alan satış bedelinin (kasko bedelinin) taşıt modeline ve yaşına göre otomatik olarak belirlendiği, kati satış sözleşmesindeki beyan edilen bedelin ise bu bedele ters düşülmemesi için taraflarca bildirildiği, uygulamadan bilinen bir durumdur.

Bu bedelin doğru gösterilmemesi, kati satış sözleşmesindeki satış bedelinin daha düşük veya daha yüksek gösterilmiş olması halinde hangi bedelin dikkate alınacağı önemlidir. Burada çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de muvazaa hükümlerinden faydalanılması gereklidir.

Bilindiği üzere, bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek durumu gizleyerek, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarına muvazaa; bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adı verilir. (HGK’nun, 9.2.2005 gün 2005/1-19 E, 2005/42 K; 16.6.2010 gün ve 2010/1-281 E, 2010/323 K.).

Muvazaada, daima, görünüşte var olan, ancak taraflarca gerçekte asla istenmeyen, salt üçüncü kişilere yanlış kanaat verip onları aldatmak amacıyla yapılmış bir hukuki işlem ile, bu işlemin aralarında geçerli olmadığına dair bir muvazaa anlaşması mevcuttur. Bazı durumlarda, bu ikisine ek olarak, tarafların gerçek iradelerine uygun olan (tarafların gerçekte istedikleri), ancak, çeşitli sebeplerle görünen işlemin arkasına sakladıkları bir gizli işlem daha bulunur. Taraflar arasında bir gizli işlemin bulunup bulunmadığına göre bakılarak, muvazaanın iki türünden söz edilir:

Tarafların, kendi aralarında geçerli herhangi bir hukuki işlem yapmak istemedikleri halde, salt üçüncü kişilere, aralarında bir hukuki işlem varmış gibi görünmek için işlem yapmaları halinde mutlak (basit) muvazaa söz konusu olur.

Buna karşılık; nispi (mevsuf) muvazaada, taraflar arasında gerçek iradelerine uygun bir hukuki işlem bulunmakla birlikte, bu işlem, kendi iradelerine uymayan, dışa karşı yapılmış bir başka hukuki işlemle gizlenir.

Bu muvazaa türü; bir sözleşmenin; niteliğinde, taraflarının şahsında, konusunda ve koşullarında söz konusu olabilir.

Bir sözleşmenin konusunda ve koşullarında muvazaa halinde, görünüşteki hukuki işlem tarafların gerçek iradelerine uygundur. Ancak, görünüşteki işlemin bazı şartları ve konusunun belli bir bölümü, aralarındaki gizli işlemden farklı düzenlenmiştir. Bu muvazaa da taraflar görünüşteki sözleşmenin bazı koşullarını değiştirirken sözleşmenin tamamı, yani, niteliği değil, bazı koşulları gizli sözleşmeye uymaz. Örneğin daha az miktarda vergi ödemek için, taşınmazın tapudaki satış değerinin düşük gösterilmesi, şufa hakkının kullanılmasını önlemek kullandığı takdirde fazla kazanç elde etmek maksadıyla görünüşteki (resmi) sözleşmede satış bedelinin fazla gösterilmesinde bu tür bir muvazaa vardır. Açıklandığı üzere taraflar görünüşteki sözleşmeyi yapmayı ciddi olarak istemekte ve niteliğinde (vasfında) de anlaşmaktadırlar. Ancak burada bedel, gerçek bedelden az veya fazla gösterilmektedir. Yani görünüşteki sözleşmenin sadece bedeli değiştirilmektedir. Muvazaa sözleşmesinin tamamında değil bir bölümünde (bir unsurunda)dır(Özkaya E., İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, Şekçin, Ankara 2011, s.173 ).

Muvazaa sözleşmesinde şekil koşulu aranmaz. Yazılı veya sözlü yazılabilir. Görünüşteki sözleşme şekle bağlı olsa dahi muvazaa sözleşmesinin yazılı veya resmi şekilde yapılması gerekmez. Görünüşteki sözleşmenin şekle bağlı olması halinde muvazaanın yazılı delil ile ispat edilmesi kuralı muvazaa sözleşmesinin yazılı olmasının geçerliliği için değil ispat edilebilmesi için aranan bir kuraldır. (YİBK 5.2.1947 , 1945/20,1947/6) Görünüşteki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın HMUK’nun 289 ve BK’nun 13. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunludur. Muvazaa sözleşmesi görünüşteki sözleşmeyi değiştirdiğine veya hükümsüz kıldığına göre ispat gücü kazanabilmesi için yazılı olması değinilen kanunların açık hükümleri gereğidir. Örneğin; araç satışları şekle bağlıdır. Görünüşteki şekle bağlı devir sözleşmesi için düzenlenecek muvazaa sözleşmesinin geçerliliği şekle bağlı değilse de ispatı ancak yazılı delil ile mümkündür. (YİBK 5.2.1947, 1945/20-1947/6)

Somut olaya gelindiğinde:

Davacı sahibi bulunduğu minibüsü davalıya 25.000,00 YTL bedelle sattığını, 10.271,00 TL’nin 31.1.2006 tarihine kadar peşin, geri kalan bedelin taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, kati satış sözleşmesi ile aracın davalı adına tescil edildiğini, davalının bu kapsamda 17.069,00 TL ödediğini, bakiye 7 adet taksit tutarı olan 7.931,00 TL’nin ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine Bodrum 2. İcra Müdürlüğünün 2006/1631 Sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalı tarafın itirazı sonucu takibin durduğunu iddia ederek itirazının iptali ile, icra takibinin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Taraflar arasında haricen düzenlenen ve satış bedeli 25.000 TL olarak gösterilen tarihsiz protokol bulunduğu bu protokole istinaden davalının elden 10.271,00 TL ve banka aracılığı ile 6.798,00 TL olmak üzere toplam 17.069,00 TL ödediği ve 15.5.2006 tarihli resmi satış senedinde ise satış bedelinin 16.387,00 TL olarak gösterildiği çekişmesizdir.

Ayrıca davalı da böyle bir protokolün yapılmadığına yönelik herhangi bir itirazda da bulunmamıştır.

Uyuşmazlık, 7.931,00 TL nin ödenip ödenmediği noktasındadır.

Bilindiği üzere, Noter satış sözleşmesinde satış bedelinin 16.387,00 TL olarak gösterilmesi; asgari kasko bedeli üzerinden, noter satışı sırasında taşıtın modeline ve yaşına göre belirlenen bir bedelin esas alınmasından kaynaklanmakta olup; bu bedelin noter senedinde yer alması, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olmasına sebep olmayacaktır.

Taraflar görünüşteki sözleşmeyi yapmayı ciddi olarak istemekte ve niteliğinde de anlaşmaktadırlar. Sadece sözleşmenin bedeli değiştirilmektedir. Burada muvazaa sözleşmenin tamamında değil bir bölümünde, bedel unsurunda gerçekleşmiştir.

Yukarıda izah edildiği üzere, sicile kayıtlı taşınırın devri şekle bağlı ise de görünüşteki şekle bağlı devir sözleşmesi için düzenlenecek muvazaa sözleşmesinin geçerliliği şekle bağlı değildir; ancak ispatı yazılı delil ile mümkün olacaktır.

Davacının ileri sürdüğü protokol, davalı tarafından inkar edilmediğine göre; davacı taşıtırı adi yazılı delil ile 25.000,00 TL bedelle satıldığını, elden ve banka aracılığı ile 17.069,00 TL aldıklarını, ispat etmiştir. Böylece, bedeldeki muvazaayı ve satış bedelinin 25.000,00 TL olduğunu ispat ettiğine göre, adi yazılı sözleşmedeki bedelin tamamının ödendiğini, yani kalan 7.931,00 TL nin ödendiğinin ispat külfeti artık davalının üzerindedir.

Kaldı ki; taraflar arasında yapılan protokolde bedelin 25.000,00 TL olduğunun, bir kısım ödemelerin yapılacağının kararlaştırılması, davalının savunmasına bu protokole karşı çıkmaması karşısında, noter kati satış sözleşmesindeki satış bedeli olan 16.387,00 TL’nin gerçek bedel olmadığı, satış bedelinin davalının karşı çıkmadığı protokolde yer alan bedel olduğunun, davalı tarafın da kabulünde olduğu belirgindir.

Hemen belirtilmelidir ki; salt noter satış sözleşmesinde yazılı bedelin de davacı tarafından alındığının kabulüne olanak yoktur. Zira, satış sözleşmesindeki bedel olan 16.387,00 TL’nin davacı tarafından alındığının kabul edilmesi halinde, elden verilen bedel ve banka aracılığı ile ödenen taksitler ile ve noter satış sözleşmesi üzerinde yazılı bedel dikkate alındığında toplam bedelin adi yazılı satış sözleşmesindeki bedeli dahi geçtiği görülecektir. Bu sebeple noter satış sözleşmesinde gösterilen bedelin davacı tarafından alındığının kabul edilmemesi, satış bedelinin 16.387,00 TL olarak gösterilmesinin sadece tarafların iradesi dışında, sistemin belirlediği bir bedel olduğunun kabul edilmesi gerekir.

O halde, yapılan işlem taşınır mülkiyetinin nakledilmesi hususunda 2918 Sayılı Trafik Kanununun 20.maddesi uyarınca geçerlilik kazanmış bulunmaktadır. Alıcının bedelden doğan borcunu tümüyle yerine getirmemiş olması resmi sözleşme ile doğan hukuki sonucu değiştiremez. Adi yazılı senetteki gerçek bedelden bir kısmının ödenmemesi satıcıya, bedelin ödenmeyen bölümünün tahsilini isteme hakkı verecektir. Bu bedeli ödediğini ispat külfeti ise yukarda da açıklandığı üzere davalıdadır.

Bu nedenle, aynı hususlara işaret eden direnme kararı uygun ve yerindedir.

Ne var ki, davalı vekilinin, başta hükmedilen bedel olmak üzere, işin esasına yönelik diğer temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle direnme kararı uygun olup; davalı vekilinin başta hükmedilen bedel olmak üzere, işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 19. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 14.03.2012 günü oyçokluğu ile karar verildi.
(T.C.YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO. 2011/19-841
KARAR NO. 2012/144
KARAR TARİHİ. 14.3.2012)

14 Ocak 2017 Cumartesi

YÜRÜRLÜKTEKİ TÜM SİGORTA PRİM TEŞVİKLERİ

Bilindiği gibi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun uygulanmasında aynı Kanunun 4/a maddesi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlere bazı prim teşvikleri sağlanmış bulunmaktadır.
Çeşitli tarihlerde yayımlanmış olan yasalar ile sağlanan bu teşviklerden hangi koşullarla ve ne şekilde yararlanılacağına ilişkin hususlar aşağıda başlıklar halinde açıklanmış bulunmaktadır.
1) % 5 Prim Teşviki
(SGK Genelge No: 2009/139, 2011/45)
1.a) 4-1/a maddesi kapsamında sigortalı çalıştıran özel sektör işyerlerinde;
Prime esas kazanç matrahının uygulandığı malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kolunun prim oranı % 20 olup, bu oranın % 11 ‘ini işveren hissesi oluşturmaktadır. Bu teşvik, % 11 olan işveren hissesinin 5 puanlık kısmının Hazinece ödenmesini öngörmektedir. Bunun için,
Aylık prim ve hizmet belgeleri (A P H B) yasal süresi içinde verilmelidir.
Kesinleşmiş prim ve idari para cezası borcu bulunmamalıdır. (Yargı sürecindeki prim ve idari para cezaları kesinleşmiş borç olarak değerlendirilmemektedir)
5 puanlık prim indiriminden yararlanıldıktan sonra geriye yönelik olarak mahkeme ilamı, müfettiş raporu vs. gibi nedenlerle sonradan verilen aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı prim ve idari para cezası borcu tahakkuk etmesi durumunda geçmişte yararlanılan 5 puanlık indirim geri alınmaz.
Kayıt dışı sigortalı çalıştırılmamalıdır. (Yaptırımı: Tespit tarihinden itibaren bir yıl yararlanılamaz)
Uygulama işyeri bazında yapılmaktadır.
İhale konusu işler kapsama girmemektedir.
Ancak, Ziraat Bankası ve Halk Bankasınca ihale edilen hizmet alımı niteliğindeki işler 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında olmaması nedeniyle bu teşvikin uygulanmasına engel değildir.
Aylık prim ve hizmet belgesi (A P H B) gönderilirken 05510 Kanun türü ile sisteme girilmelidir.
Seçilebilecek APHB türleri : 1-4-5-6-13-24-29-30-31-32
SGDP’ye tabi olan, yabancı ülkede çalışan ve harp malulü olduğu halde işyerinde çalışan sigortalılardan dolayı bu teşvikten yararlanılamaz. Ancak bu kimseler sigortalı sayısının tespitinde dikkate alınır.
Alt işverenlerin borcu varsa, hem işveren, hem de borcu olan alt işveren teşvikten yararlanamaz. Buna karşılık, işverenin borcu olup, alt işverenin borcu yoksa, alt işveren teşvikten yararlanabilir. (SGK’nın sistemi, bu konuda gereken sorgulamayı yapmaktadır.)
- 4447 sayılı Kanunun geçici 7 nci, geçici 9 uncu ve geçici 10 uncu maddesinde,
- 4857 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin altıncı fıkrasında (Özürlü sigortalılar),
- 5510 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinde (Ekonomi Bakanlığınca verilen),
- 5225 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde (Kültür yatırımları),
- 5746 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında (AR-GE teşviki) ve
- 6111 sayılı Kanunda (İlave istihdam)
öngörülen sigorta prim desteğinden yararlanılması sırasında, öncelikle 5 puanlık prim desteğinden yararlanılacak, ardından belirtilen Kanunlarda öngörülen desteklerden, işveren hissesine isabet eden beş puanlık kısım düşüldükten sonra kalan işveren hissesi üzerinden ilgili kanunlarda öngörülen oranlar üzerinden yararlanılabilecektir.
Bu teşvikten yararlanan işverenler 4447/50 nci madde ile sağlanan (işsizlik ödeneği alanlar ile ilgili) teşvikten yararlanamaz.
Bu teşvikten yararlanılabilmesi için sigortalı sayısının önemi ve ilave sigortalı çalıştırılma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Teşvik uygulamasında süre şartı yoktur.
5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen alt sınır uygulamasına tabi değildir. Dolayısıyla alt sınırın üzerindeki brüt ücretin tamamı teşvik kapsamında girmektedir.
Prim borçlarının KDV iadesi alacaklarından mahsup suretiyle ödenmesi de mümkün olup, bu tür ödemelerde 5 puanlık prim indirimi uygulanabilmektedir.

1.b) 4-1/b maddesi (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı çalıştıran özel sektör işyerlerinde;
Uygulama, 20/8/2016 tarihli, 6745 sayılı Yasa ile getirilmiş olup, 2016/Ekim ayı itibariyle başlamıştır.
İsteğe bağlı sigortalılar hariç, bu Kanunun 4 -1 (b) maddesi kapsamındaki (Bağ-Kur) sigortalılarının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanmaktadır.
Sigortalıların bu prim indiriminden yararlanabilmeleri için primlerin Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde ödenmesi, Kuruma (muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin ise Maliye Bakanlığına ibaresi sonradan eklenmiştir) kendi sigortalılıklarından kaynaklanan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. (Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını taksitlendiren veya yapılandıran sigortalılar bu taksitlendirme veya yapılandırma işlemleri devam ettiği sürece bu hükümlerden yararlandırılacaktır. Borçlanma ve ihya kapsamındaki primlerden dolayı bu indirimden yararlanılmaz)
Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmamaktadır.

1.c) Yurt dışına götürülen işçiler ile ilgili % 5 prim teşviki
- Özel sektör işyeri işverenlerince 5510 sayılı Kanunun 5 / (g) maddesi kapsamında sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelere götürülen Türk işçilerinden,
- Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış veya imzalanmamış ülkelere geçici görevle gönderilen sigortalılardan,
- Almanya ile yapılan “İstisna Akdi” sözleşmesi çerçevesinde Almanya’ya götürülen Türk işçilerinden, dolayı, genel sağlık sigortası (GSS) prim oranının işveren hissesine ait kısmından yapılması öngörülen beş (5) puanlık prim indiriminden yararlanılacaktır.
(Libya’da Türk müteahhitleri yanında çalışan Türk işçileri hakkında GSS uygulanmadığından, bu işverenlerimiz GSS % 5 prim teşvikinden yararlanamayacaktır.)
- Sigorta Primi Teşvikinden Yararlanılacak Sigortalılar için 06486 kanun numaralı aylık prim ve hizmet belgesinin seçilmesi gerekmekte olup, bu belge 1, 4, 5, 6, 13, 20, 21, 29, 30, 32, 33, 35 ve 36 nolu belge türleri ile birlikte seçilebilecektir.
Buna karşın, SGDP’ye tabi çalışanlar, Libya’da çalışanlar, Çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler, Zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler ve Harp malulleri ile vazife malullüğü aylığı alanlar söz konusu beş (5) puanlık prim indiriminden yararlanamayacaktır.
Uygulama, 1/6/2013 tarihinden itibaren geçerli olacaktır. (İlk ay: 2013/Haziran olacaktır.)
Teşvikten yararlanılabilmesi amacıyla işverenlerce işyerinin bağlı bulunduğu SGK Müdürlüğüne ayrıca başvuruda bulunulmasına gerek yoktur.
İşverenlerin bu teşvikten yararlanabilmeleri için borçlarının bulunmaması gerekmektedir.
(Yapılandırılmış veya taksitlendirilmiş borçlar uygulamayı etkilemeyecektir.)
Öte yandan prim borçları işyeri bazında değerlendirileceğinden, aynı işverenin borcu olmayan diğer işyerlerinden dolayı teşvikten yararlanılabilecektir.
2) 4447 sayılı Yasanın 50. maddesi ile sağlanan prim teşviki
(İş göremezlik ödeneği alanlar ile ilgili)
(SGK genelge No:4/12/2009 tarihli, 2009-149 sayılı)
İşsizlik ödeneği alan sigortalıların istihdamına ilişkin uygulanan teşvik 1/10/2009 tarihinden itibaren uygulanmakta olup, söz konusu teşvikten yararlanabilmek için;
Sigortalının 01/10/2009 veya sonraki bir tarihte işe alınmış olması,
İşe giriş tarihi itibariyle işsizlik ödeneği almaya hak kazanmış olması,
Sigortalının işe alındığı tarihten önceki aydan başlanarak son altı aylık dönemde aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak işe alınmış olması,
İşsizlik ödeneği almaya hak kazanmış olan sigortalının, işsizlik ödeneği almaya hak kazanmadan önce son çalıştığı işyeri haricindeki bir işyerinde işe başlamış olması,gerekmektedir.
Bu teşvik, sadece prime esas kazanç alt sınırı üzerinden tahakkuk eden primleri kapsamaktadır.
Bu Teşvik uyarınca, kısa vadeli sigorta kolları priminin 1 puanlık kısmı, malullük yaşlılık ve ölüm sigortası priminin tamamı, ve genel sağlık sigortası priminin tamamı İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktadır.
Kayıt dışı işçi çalıştırılması durumu bu teşvikin uygulamasını etkilememektedir.
APHB türü olarak sisteme 1591 kanun numarası seçilerek bildirim yapılmalıdır.
Bu teşvikten yararlanan işverenler diğer teşviklerden yararlanamaz.
İhale konusu işler teşvik kapsamına girmemektedir.
İşverenler, ilgili sigortalıya ait işsizlik süresini gösterir belgeyi, hak kazandığı tarihi gösterir belge ile birlikte SGK’ya bizzat başvurmalıdır.

3) 6111 sayılı Torba Yasası ile sağlanan prim teşviki (4447 sayılı Yasanın Geçici 10 uncu maddesi)
(SGK Genelgesi: 2011-45)
Bu teşvikten yararlanılabilmesi için, sigortalının;
a) 1/3/2011 ila 31/12/2020 tarihleri arasında işe alınmış olması,
b) 18 yaşından büyük olması,
c) İşe alındığı tarihten önceki altı aylık dönemde Kuruma verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı olmaması,
ç) İşyerinde fiilen çalışması gerekmektedir.
İşyeri Özel sektör işvereni olmalıdır.
Sigortalının, geriye doğru altı ayın ortalama sigortalı sayısına ilave olarak çalıştırılması gerekmektedir.
Prim ve idari para cezası borcu bulunmamalıdır.
Aylık prim ve hizmet belgeleri yasal süresi içinde Kuruma verilmelidir.
Tahakkuk eden sigorta primlerinin yasal süresi içinde ödenmesi gerekir.
Destekten yararlanılabilmesi için;
- Kanunun 4 / b bendi kapsamındaki sigortalılık bu teşvikten yararlanılmasına engel teşkil etmemektedir.
-Çırak ve öğrenciler, stajyerler, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılanlar, T. İş Kurumunca düzenlenen kurslara katılmış olanlar, işe giriş tarihinden önceki altı aylık süre içinde Kuruma bildirilmiş süreler içinde dikkate alınmamaktadır.
Fiilen çalışılmayan (örneğin istirahatlı) sürelerde teşvikten yararlanılamamaktadır.
İhale konusu işler uygulama kapsamına girmiyor.
Sigortalının ortalama sigortalı sayısına ilave olarak çalıştırılması gerekir.(Ortalama sigortalı sayısının tespitinde, yarıma kadar kesirler atılacak, yarım ve üzeri ise tama iblağ edilecektir. )
SGDP’ye tabi olarak çalışanlar ile 0 gün ve 0 kazançlı olan sigortalılar da işçi sayısının tespitinde sigortalı sayısına dahil edilecektir.
İşyerinin SGK’ya borcunun bulunmaması gerekir.
Aylık prim ve hizmet belgeleri 06111 kanun numarası seçilerek gönderilmelidir.
Borçları taksitlendirilmiş olan işverenler bu teşvikten yararlanabileceklerdir.
Borçlar kesinleşinceye kadar yasal ödeme süresi geçmiş borç kapsamında değerlendirilmeyecektir.
Aylık prim ve hizmet belgesi SGK’ya yasal süresi içinde gönderilmelidir.
SPEK üst sınırına kadar olan kazançlardan dolayı teşvikten yararlanılması mümkündür.
Tahakkuk eden sigorta primleri yasal süresi içinde ödenmelidir.
a) 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadın sigortalılar yönünden;
1/3/2011 ila 31/12/2015 tarihleri arasında işe alınan 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadın sigortalılardan, işe giriş tarihi itibariyle;
a.1) Mesleki yeterlilik belgesi sahibi olup belgede belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınan ve/veya çalıştırılan, ancakTürkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olmayanlardan dolayı, 48 ay süreyle,
a.2) Mesleki yeterlilik belgesi sahibi olup belgede belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınan ve/veya çalıştırılan ve ayrıca Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olanlardan dolayı, 54 ay süreyle,
a.3) Mesleki ve teknik eğitim veren ortaveya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitirip belgede belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınan ve/veya çalıştırılan, ancak Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olmayanlardan dolayı, 36 ay süreyle,
a.4) Mesleki ve teknik eğitim veren ortaveya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitirip mesleği ile ilgili alanda çalıştırılan ve Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olanlardan dolayı, 42 ay süreyle,
a.5) Mesleki yeterlilik belgesi sahibi olmayan, mesleki ve teknik eğitim veren ortaveya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitirmeyen ve Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz de olmayanlardan dolayı, 24 ay süreyle,
a.6) Mesleki yeterlilik belgesi sahibi olmayan, mesleki ve teknik eğitim veren ortaveya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitirmeyen, ancak Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olanlardan dolayı, 30 ay süreyle,
yararlanılabilecektir.
b) 29 yaşından büyük erkek sigortalılar yönünden;
Bu teşvikten, 1/3/2011 ila 31/12/2020 tarihleri arasında işe alınan 29 yaşından büyük erkek sigortalılardan, işe giriş tarihi itibariyle;
b.1) Mesleki yeterlik belgesi sahibi veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitiren ve belgede belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınan ve/veya çalıştırılan, ancak Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olmayanlardan dolayı, 24 ay süreyle,
b.2) Mesleki yeterlik belgesi sahibi veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitiren, mesleği ile ilgili alanda çalıştırılan ve Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olanlardan dolayı, 36 ay süreyle,
b.3) Mesleki yeterlik belgesi almamış veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca işgücü yetiştirme kursunu bitirmemiş, ancak Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olanlardan dolayı 6 ay süreyle,
yararlanılabilecektir.
c) 5510 sayılı Kanunun 4 (a) maddesi kapsamında çalışmakta iken mesleki yeterlik belgesi alanlar veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi bitirenler yönünden;
c.1) Bu teşvikten, 12 ay süreyle yararlanılabilecektir.
c.2) Erkek sigortalının işe alındığı tarihte 29 yaşından büyük olup olmadığı üzerinde durulmayacaktır.
c.3) 1/3/2011 tarihinden önce işe alınmış olan sigortalılar mesleki yeterlik belgesini veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi 1/3/2011 ila 31/12/2020 tarihleri arasında almış/bitirmiş olsalar dahi, bahse konu sigortalılardan dolayı, söz konusu destekten yararlanılması mümkün olamayacaktır.
c.4) Söz konusu sigortalıların bu belgelerde belirtilen mesleklerde ya da alanlarda bizzat çalıştırılmaları gerekmektedir.
Bu teşvikten, belge veya öğrenim durumu haricindeki diğer şartları sağlamış olması
nedeniyle yararlanmakta olan sigortalının, 1/3/2011 ila 31/12/2020 tarihleri arasında çalışmakta iken mesleki yeterlik belgesi alması veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi bitirmesi durumunda, belge veya öğrenim durumu ile ilgili şartın çalışmakta iken sağlanmış olması nedeniyle söz konusu sigortalıdan dolayı bahse konu destekten mevcut yararlanma süresine ilave olarak 12 ay süreyle daha yararlanılabilecektir.
Bu teşvik uygulamasından mesleki yeterlilik belgesine bağlı bir yararlanma olması için
mesleki yeterlilik belgesinin Mesleki Yeterlilik Kurumundan alınmış olması gerekmektedir.
Mesleki yeterlilik belgesi sahibi olan veya mesleki ve teknik eğitim veren orta veya
yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen iş gücü yetiştirme kursunu bitirmiş olan sigortalıları meslekleri ile ilgili alanlarda değil de başka bir meslek alanında çalıştırmak üzere işe alan işverenler, bu sigortalıları sonradan meslekleri ile ilgili alanda çalıştırmaya başlamaları halinde, sigorta primi işveren hissesi desteğinden;
1) İşe alındığı tarih itibariyle 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkek ya da 18 yaşından büyük kadın sigortalılar yönünden, yaş şartının sağlanmış olması nedeniyle sigorta prim desteğinden yararlanılabilecek olan 24 aylık (aynı zamanda Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz ise 30 aylık) süreye ilave olarak,
- Mesleki yeterlik belgesi sahibi ise 24 ay süreyle,
- Mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitirmiş ise 12 ay süreyle,
2) 29 yaşından büyük erkek sigortalılar yönünden,
- Mesleki yeterlilik belgesi sahibi ya da mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi veya Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kursunu bitirmiş ise sadece 24ay (aynı zamanda Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz ise 30 ay) süreyle,yararlanılabilecektir.
Destekten yararlanma süresi, her halükarda, işe giriş tarihinden itibaren 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde öngörülen süreleri aşamayacaktır.
Bahse konu teşvikten, her bir sigortalı için yalnızca bir defa yararlanılabilecektir.
Ayrıca, teşvikten yararlanmış olan bir sigortalının destekten yararlanma süresini tamamladıktan sonra veya destekten yararlanma süresi sona ermeden işsiz kalması halinde, sonradan işe girdiği işyeri işverenince bu teşvikten yararlanılması mümkün olamayacaktır.
Buna karşın, teşvikten yararlanılan sigortalıların, teşvik süreleri tamamlanmadan işsiz kalmaları halinde, yeni bir mesleki yeterlilik belgesini veya teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi ya da T. İş Kurumunca düzenlenen iş gücü yetiştirme kursunu işsiz oldukları bu süre içinde temin etmeleri ve aynı bent kapsamında yeniden işe alınmaları durumunda, bu sigortalılardan dolayı teşvikten yeniden yararlanılabilecektir. Ancak, bu durumda ilk yararlanma süresi, ikincisinden düşülecek ve toplam yararlanma süresi en son yararlanılan destek için maddede öngörülen süreyi aşamayacaktır.
Aynı sigortalıdan dolayı 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yeniden yararlanılabilmesi için;
- Sigortalının işsiz kaldığı süre içinde mesleki yeterlilik belgesini alması veya teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi ya da Türkiye İş Kurumunca düzenlenen iş gücü yetiştirme kursunu bitirmesi,
- 31/12/2020 tarihine kadar destekten yararlanılmış olan işyerinde veya başka bir işyerinde yeniden işe alınması,
- İkinci defa işe alındığı tarihten önceki altı aylık dönemde Kuruma verilmiş aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı olmaması,
- İkinci defa işe girdiği tarihteki ortalama sigortalı sayısına ilave olarak çalıştırılması,
şartlarını sağlaması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen durum haricinde, kapsama giren bir sigortalının, destekten yararlanma süresi içinde aynı işverenin aynı veya farklı SGK ünitesinde tescilli başka bir işyerinde naklen ve hizmet akdi sona ermeden çalışmaya başlaması halinde dahi, yeni işyerine başladığı tarihten önceki altı aylık süreye ilişkin düzenlenen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı olması nedeniyle, söz konusu teşvikten kalan süre içinde yeniden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
06111 kanun numarası, 2-7- 12-14-19-20-21-22-23-25-28-41-42-43-44-90-91-92
no.lu belge türlerine kapalı olacaktır.
Ortalama sigortalı sayısının tespiti sırasında, asıl işveren ile alt işverenlerce çalıştırılan
sigortalıların toplamının ortalaması dikkate alınacaktır.
Çalıştırdığı Sigortalıları Kuruma bildirmeyen işyerleri İşyeri bazında bir yıl süreyle teşvikten
yararlanamayacaktır.
İşverenlerce e-Sigorta kanalıyla başvuruda bulunulması gerekmektedir.
İşverenlerce kapsama giren sigortalılara ilişkin e-Sigorta kanalıyla yapılacak
başvurular, www.sgk.gov.tr adresinden e-Bildirge seçeneği işaretlenmek suretiyle erişilen “4447/Geç.10.md. Sigortalı Giriş” seçeneği vasıtasıyla yapılacaktır. Söz konusu ekran vasıtasıyla yapılacak olan girişlerde, sigortalının işe giriş tarihi itibariyle;
1) Altı aylık süre içinde Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı olup olmadığı,
2) Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsiz olup olmadığı,
3) 18 yaşından büyük olup olmadığı,
4) 29 yaşından (erkek olması halinde) büyük olup olmadığı,
5) Bahse konu destek kapsamında daha önce bildirilip bildirilmediği,
6) Türkiye İş Kurumunca düzenlenen iş gücü yetiştirme kurslarını bitirip bitirmediği,
hususları sistem tarafından kontrol edileceği gibi, işverenlerce beyan edilen bilgilere göre destekten yararlanılacak olan süre de yine sistem tarafından belirlenecektir.
Devir edilen veya mirasçılara intikal eden işyerleri,yeni işe başlayan işyeri olarak kabul edilmeyecektir.
Bu teşvikten haksız yararlanan işverenler, 5 puanlık teşvikten de yararlanamayacaktır.
İlk kez tescil edilen işyerleri teşvikten yararlanacaktır. (Ortalama işçi sayısı sıfırdır)
Bir ayda işe giren ve işten çıkan sigortalılar, sayıya dahil edilecektir.

4) Kalkınmada öncelikli yörelerde uygulanan prim teşviki
Bu teşvikten, aşağıdaki tabloda belirtilen illerde faaliyet gösteren işyerlerinde başlangıçta 10 ve üzerinde sigortalı çalıştıran özel sektöre ait işyerleri yararlanabilmekte iken, daha sonra 6663 sayılı Yasanın 28 inci maddesiyle yapılan düzenleme sonucunda 10 sigortalı çalıştırılmasındaki koşul kaldırılmıştır. Nitekim 81 inci maddedeki hüküm,
“On ve üzerinde sigortalı çalıştıran işyerlerine” ibaresi “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran özel sektör işyerlerine” şeklinde değiştirilmiştir.
Teşvikin uygulandığı iller ve teşvik süreleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
(I) SAYILI LİSTE (4 yıl)
(II) SAYILI LİSTE (5 yıl)
(III) SAYILI LİSTE (6 yıl)
Afyonkarahisar
Adıyaman
Ağrı
Amasya
Aksaray
Ardahan
Artvin
Bayburt
Batman
Bartın
Çankırı
Bingöl
Çorum
Erzurum
Bitlis
Düzce
Giresun
Diyarbakır
Elazığ
Gümüşhane
Hakkari
Erzincan
Kahramanmaraş
Iğdır
Hatay
Kilis
Kars
Karaman
Niğde
Mardin
Kastamonu
Ordu
Muş
Kırıkkale
Osmaniye
Siirt
Kırşehir
Sinop
Şanlıurfa
Kütahya
Tokat
Şırnak
Malatya
Tunceli
Van
Nevşehir
Yozgat
Bozcaada-Gökçeada ilçeleri
Rize
Sivas
Trabzon
Uşak
Bu teşvikte;
SGDP’ye tabi çalışanlar sigortalı sayısının tespitinde dikkate alınacak, buna karşın
çırak ve öğrenciler ile zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler toplam sigortalı sayısının hesabında dikkate alınmayacaktır.
Yasa hükmü 1/1/2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğinden, aylık prim ve hizmet belgeleri, geçmişe yönelik tüm şartları taşımak kaydıyla, kağıt ortamında verilecektir. Bunun için, daha önce yasal süresi içinde kanun numarası seçilmeksizin ya da 05510 kanun numarası seçilmek suretiyle 2013/Ocak-Mayıs aylarına ilişkin Kuruma verilmiş aylık prim ve hizmet belgeleri için iptal nitelikte, 46486/56486/66486 kanun numaralı asıl nitelikte aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenecektir. (Verilme süresi öngörülmediğinden, bu belgeler her zaman verilebilecektir)
Sigortalı çalıştıran özel sektör işyeri işverenleri, teşvikten yararlanmak amacıyla, 46486 / 56486 / 66486 kanun numaralı aylık prim ve hizmet belgelerini 1, 4, 5, 6, 13, 24, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36 ve 37 no’ lu belge türleri ile birlikte seçebilecektir.
Buna karşın, SGDP’ye tabi çalışanlardan, Yurtdışında çalışan sigortalılardan, çırak, öğrenci ve zorunlu staja tabi tutulan öğrencilerden, yalnızca işsizlik sigortası primlerine tabi olanlardan, Harp malulleri ile vazife malullüğü aylığı alıp, yalnızca kısa vadeli sigorta kollarına tabi olanlardan dolayı, söz konusu prim indiriminden yararlanılamayacaktır. (2, 7, 12, 14, 19, 20, 21, 22, 23, 25, 28, 39, 41, 42, 43, 44, 45, 90, 91 ve 92 no’lu belge türleri ile 46486 / 56486 / 66486 kanun numaralı aylık prim ve hizmet belgelerinin seçilmesine sistem tarafından izin verilmemektedir)
(I) sayılı listede olan illerde faaliyet gösteren işyerleri 4 yıl (46486 kanun numaralı belge) süreyle,
(II) sayılı liste kapsamında olan illerde faaliyet gösteren işyerleri 5 yıl (56486 kanun numaralı belge) süreyle,
(III) sayılı liste kapsamında olan il ve ilçelerde faaliyet gösteren işyerleri 6 yıl (66486 kanun numaralı belge) süreyle,
sigorta primi teşvikinden yararlanabileceklerdir.
Sigorta primi teşvikinden, öncelikle malullük, yaşlılık ve ölüm (MYÖ) sigorta primlerinde (5) puanlık prim indirimi, ardından Bakanlar Kurulunca belirlenen altı (6) puana isabet eden SPEK alt sınırına kadar olan kazançlar üzerinden hesaplanan işveren hissesine karşılık gelen tutarın toplamı sigorta primi kadar yararlanılacak olup, sigorta primi teşvikinden yararlanılacak olan toplam işveren hissesi ise %11 olacaktır.
Örneğin, Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı %1 olan bir işverence çalıştırılan sigortalıların 2013/Haziran ayına ilişkin prim ödeme gün sayısının (300), prime esas kazanç tutarının ise 15.000,00 TL olduğu varsayıldığında, SPEK tutarı üzerinden 5 puanlık indirim karşılığı (Hazinece karşılanacak olan tutar) = 15.000,00*5/100 = 750,00 TL
Asgari ücret üzerinden 6 puanlık indirim karşılığı (yine Hazinece karşılanacaktır) = 300*32,62*6/100 = 587,16 TL olmak üzere toplam=750,00+587,16= 1.337,16 TL Hazinece karşılanacak olan tutardır.
İşverence ödenmesi gereken tutar ise;
15.000,00*33,5/100 =5.025,00 TL,
5.025,00 TL- 1.337,16 TL= 3.687,84 TL olacaktır.
Teşvikten yararlanacak işverenin Türkiye genelinde borcu olmamalıdır. Ayrıca 5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamındaki borçları toplamının brüt asgari ücretten fazla olmaması gerekmektedir.
Bu nedenle, aylık prim ve hizmet belgelerini 46486/56486/66486 kanun numarası seçerek SGK’ya gönderen işverenlerimizin, Türkiye genelinde yasal ödeme süresi geçmiş borçlarının olup olmadığının her ay düzenli bir şekilde kontrol etmeleri gerekmektedir. (Bunun için işyeri merkez adresinin bağlı bulunduğu SGK Müdürlüğüne başvuruda bulunularak e-Borcu Yoktur aktivasyon işleminin yapılmış olması icap etmektedir.)
Öte yandan, 46486/56486/66486 kanun numaralı aylık prim ve hizmet belgesi düzenlenmeden önce, işverenlerimizce SGK’nın internet adresi www.sgk.gov.tr/e-SGK/e-Borcu Yoktur/T.C. Hazine Müsteşarlığı’na Verilmek Üzere Düzenlenen E-Borcu Yoktur Belgesi linki üzerinden kapsama giren borcun bulunup bulunmadığının sorgulanması, borcun bulunması halinde, 46486/56486/66486 kanun numarası seçilerek aylık prim ve hizmet belgelerinin işverenlerimizce seçilmemesi gerekmektedir.
İşverenlerimizin bu teşvikten yararlanabilmeleri için 46486/56486/66486 kanun numaralı aylık prim ve hizmet belgelerini e-Bildirge sistemi üzerinden gönderebilmelerine yönelik kodlama yapılması amacıyla SGK’ya başvuru şartı bulunmamaktadır.
Alt işverenlerce çalıştırılan sigortalılardan dolayı sigorta primi teşvikinden yararlanılması da mümkün bulunmaktadır.
Sigortalıları fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenler, anılan maddede öngörülen destekten bir yıl süreyle yasaklı hale getirilmiştir.
Diğer yandan, sigorta primi teşvikinden yararlanmak üzere bildirimi yapılan sigortalının, kapsama giren il ve ilçelerdeki işyerlerinden bildirildiğinin tespiti halinde, bu işverenler sigorta primi teşvikinden bir yıl süre ile yararlanamayacaklardır. Ayrıca bu durumda, yersiz yararlanılan aylara ilişkin teşvik tutarı ilgili işverenden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Ekonomi Bakanlığınca verilen yatırım belgelerine istinaden prim teşvikinden yararlanan işverenler bu teşvikten yararlanamayacaktır.
06486 /46486 / 56486/ 66486 kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenen aylık prim ve hizmet belgelerinden dolayı tahakkuk eden işsizlik sigortası primleri hakkında, işveren hissesi sigorta prim teşviki uygulanmayacaktır.

5- Ar-Ge Prim Teşviki
-Bu teşvik, 4/a kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlere bazı koşullarda ve 5746 sayılı Kanunla sağlanmıştır.
-Teşvik,1/4/2008 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamış olup, 31.12.2023 tarihine kadar devam edecektir.
-5746 sayılı Kanun kapsamına giren sigortalıların, prime tabi tutulan ücretleri üzerinden hesaplanan sigorta primi işveren hissesinin yarısı (İşveren tarafından ödenmekte olan prim oranının %50 si) Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanmaktadır.
-İşverenin işsizlik sigortası hariç, sigorta prim yükünün %33,5 ila %39 arasında olduğu dikkate alındığında, işverenin toplam sigorta prim yükünde önemli azalma sağlanmaktadır.
-Sigorta prim desteğinden kapsamına giren her bir sigortalı için en fazla beş yıl süreyle yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
Ar-Ge Sigorta Prim Desteği Kapsamına Giren İşletmeler
Teknoloji Merkezi İşletmeleri,
Ar-Ge Merkezleri,
Ar-Ge ve yenilik projelerinde faaliyet göstermekle birlikte, söz konusu faaliyetleri kamu kurumu ve kuruluşları ile kanunla kurulan vakıflar veya uluslar arası fonlarca desteklenen işletmeler,
Ar-Ge ve yenilik projeleri TÜBİTAK tarafından yürütülen işletmeler,
Rekabet öncesi işbirliği projeleri bulunan işletmeler,
Tekno girişim sermaye desteği alan işletmeler,
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında ücreti gelir vergisinden istisna tutulan personel çalıştıran işletmeler,
Sigorta prim desteği kapsamında bulunmaktadır.
6676 sayılı Kanunla;
Destek Personeli: AR-GE veya tasarım faaliyetlerine katılan veya bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili yönetici, teknik eleman, laborant, sekreter, işçi ve benzeri personeli,”
İhtisas Teknoloji Geliştirme Bölgesi (İhtisas TGB): Aynı sektör grubunda ve bu sektör grubuna dâhil alt sektörlerde faaliyet gösteren girişimcilerin yer aldığı tematik teknoloji geliştirme bölgelerini,
AR-GE Projesi: Amacı, kapsamı, genel ve teknik tanımı, süresi, bütçesi, özel şartları, diğer kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilerce sağlanacak ayni ve/veya nakdî destek tutarları, sonuçta doğacak fikri mülkiyet haklarının paylaşım esasları tespit edilmiş ve AR-GE faaliyetlerinin her safhasını belirleyecek mahiyette ve bilimsel esaslar çerçevesinde gerçekleştirilen ve araştırmacı ve/veya yazılımcı personel tarafından yürütülen projeyi,
Tasarım Faaliyeti: Sanayi alanında ve Bakanlar Kurulunun uygun göreceği diğer alanlarda katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini artırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümünü,
Tasarım Projesi: Amacı, kapsamı, genel ve teknik tanımı, süresi, bütçesi, özel şartları, diğer kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilerce sağlanacak ayni veya nakdî destek tutarları, sonuçta doğacak fikri mülkiyet haklarının paylaşım esasları tespit edilmiş ve tasarım faaliyetlerinin her safhasını belirleyecek mahiyette ve bilimsel esaslar çerçevesinde tasarımcı tarafından yürütülen projeyi,
Tasarım Personeli: Tasarım faaliyetlerinde doğrudan görevli tasarımcı ve teknisyenleri,
Tasarımcı: Tasarım faaliyetleri kapsamındaki projelerin gerçekleştirilmesi ve ilgili projelerin yönetilmesi süreçlerinde yer alan, üniversitelerin; mühendislik, mimarlık veya tasarım ile ilgili bölümlerinden mezun en az lisans derecesine sahip kişiler ile tasarım alanlarından herhangi birinde en az lisansüstü eğitim derecesine sahip diğer kişileri,
İfade edeceği belirtilerek tanımlamalara yeniden ve ilave açıklık getirilmiştir.
Kapsama Girmeyen Sigortalılar:
5746 sayılı Kanunda öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden;
Ar-Ge personel sayısının % 10 unu aşan destek personelinden,
Ar-Ge faaliyetlerinde doğrudan görevli olmadığı gibi Ar-Ge faaliyetlerine katılmayan ve bu faaliyetlerle doğrudan ilişkisi de bulunmayan personelden,
Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde faaliyet gösteren işyerlerinde çalışmakla birlikte, ücretinden gelir vergisi kesilen personelden,
Kamu personeli ile sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştırılan personelden,
Alt işverenler tarafından çalıştırılan sigortalılardan,
3308 sayılı Kanunda sayılan aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerden,
dolayı yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
Prim Teşvikinden Yararlanma Şartları:
Kapsama giren sigortalılara ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde verilmesi halinde, tahakkuk eden sigorta primi işveren hissesinin yarısı ile sigortalı hissesinin işverenlerce ödenip ödenmediğine bakılmaksızın, sigorta primi işveren hissesinin diğer yarısı Maliye Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacaktır.
ÖRNEK
Prime esas kazanç tutarı (tamamı ücret niteliğinde) : 1.021,50TL
Ödenmesi gereken;
Sigorta primi sigortalı hissesi (%14) : 143,01 TL
Sigorta primi işveren hissesi (%20,5) : 209,41 TL
Sigorta primi sigortalı + işveren hissesi toplamı : 352,42 TL
Maliye tarafından karşılanacak tutar (İşv.his.%50) : 104,71 TL
Teşvik uygulaması sonrasında işveren tarafından
ödemesi gereken tutar (342,20 TL– 99,60TL) : 237,49 TL olacaktır.
Kapsamda bulunan işyerinin devrinde durum;
Tamamlanmamış bir AR-GE ve yenilik projesinde personel çalıştırılan işletmenin el değiştirmesi durumunda, işletmeyi devralan işverenin destekten yararlanmaya hak kazandığına ilişkin alacakları belgeyle işyerinin işlem gördüğü Sosyal Güvenlik Merkezine yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Tamamlanmış AR-GE projesinin el değiştirmesi halinde ise devralan işveren bu teşvikten yararlanamayacaktır.
Teşvik kapsamındaki sigortalıların belirlenmesi; 5746 sayılı Kanun kapsamında bulunan işletmelerde doğrudan görevli ve fiilen çalışan AR-GE personelinin tamamı ile toplam AR-GE personelinin %10’unu aşmayan destek personeli 5746 kanun türü seçilmek suretiyle SGK’ya bildirilecek, bunların dışında kalan diğer personel ise 05510 kodu ile Kuruma bildirilebilecektir.
Örneğin, Teknogirişim sermaye desteği alarak faaliyette bulunan bir firma Ar-Ge faaliyetleri kapsamında doğrudan 100, destek kapsamında da 50 personel çalıştırıyorsa, AR-GE personelinin tamamı olan 100 kişinin yanı sıra bu personelin %10’unu aşmayan 10 destek personeli 5746 kanun türü seçilerek bildirimi yapılacak, bu şekilde belirlenen sigortalıların dışında kalan diğer personel ise 05510 kanun numarasıyla Kuruma bildirilecektir. (SGK’ya bildirilecek personel sayısının hesabında küsuratlar tama iblağ edilecektir)
Diğer taraftan, 5746 sayılı Kanunun 3/3. maddesinde değinilen destek unsurlarının her bir sigortalı için 5 yıl süreyle ilgili Bakanlıkça karşılanacağı ibaresi 6552 sayılı kanunun 144. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
6- Özürlü işçi çalıştırılmasına yönelik prim teşviki:
Uygulama, 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca belli koşullarda zorunludur.
Aynı il içindeki işyerlerinde toplam 50 veya daha fazla sigortalı çalıştıran özel sektör işyerleri,
Korumalı işyerleri,
Kontenjan fazlası özürlü sigortalı çalıştıran veya yükümlü olmadığı halde özürlü sigortalı çalıştıran işyerleri,
Kapsama girmektedir.
Hazinece karşılanmaktadır.
Sigorta Prim Desteğinden Yararlanabilmek için;
gerekmektedir.
50 veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör işyerlerinde ve korumalı işyerlerinde çalıştırılan her bir özürlü sigortalı için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hissesinin tamamı (%100’ü),
Kontenjan fazlası özürlü sigortalı çalıştıran veya yükümlü olmadığı halde özürlü sigortalı çalıştıran işyerlerinde çalıştırılan her bir özürlü sigortalı için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hissesinin yarısı (%50’si),
Özürlü olarak çalıştırılacak kimselere ilişkin bilgileri içeren belgenin İŞKUR’a onaylatılıp Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri veya Sosyal Güvenlik Merkezlerine teslim edilmesi,
Çalıştırılan sigortalılarla ilgili aylık prim hizmet belgesinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi,
Tahakkuk eden primlerin sigortalı hissesine ait tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarının süresi içinde Kuruma ödenmesi,
7- Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararda Öngörülen Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği
Uygulamada Türkiye 6 bölgeye ayrılmış ve bu bölgelerdeki yatırım teşvik belgesine sahip olan işyerleri, belirli sürelerle, sigortalı ve işveren hissesinin tamamı Ekonomi Bakanlığı tarafından karşılanarak teşvik edilmektedir.(Sigorta Primi İşçi Hissesi Desteği sadece 6 ıncı Bölgede Kurulu İşyerlerinde ve 10 yıl süreyle uygulanacaktır.)
Gerçek kişiler, Adi ortaklıklar, Sermaye şirketleri, Kooperatifler, İş ortaklıkları Kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kuruluşu niteliğindeki meslek kuruluşları, Dernekler ve vakıflar ile Yurt dışındaki yabancı şirketlerin Türkiye’deki şubeleri kapsama girmektedir.
Destekten Yararlanılabilecek Süreler:
Büyük ölçekli yatırımlar ile bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında desteklenen yatırımlarda,
Stratejik yatırımlarda ise 6 ncı bölgede 10 yıl, diğer bölgelerde 7 yıl olarak uygulanmaktadır. Yatırıma başlama tarihi, belge tarihi olmayıp Ekonomi Bakanlığı tarafından ayrıca tespit edilmektedir.

31.12.2013 TARİHİNE KADAR (BU TARİH DAHİL) 01.01.2014 TARİHİNDEN İTİBAREN
BÖLGELER BAŞLANILAN YATIRIMLAR BAŞLANILAN YATIRIMLAR
1 2 YIL -
2 3 YIL -
3 5 YIL 3 YIL
4 6 YIL 5 YIL
5 7 YIL 6 YIL
6 10 YIL 7 YIL
Yararlanılacak olan sigorta primi işveren hissesi desteğinin tutarı, bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında desteklenen yatırımlar ile büyük ölçekli yatırımlarda sabit yatırım tutarının aşağıda belirtilen oranlarını geçemeyecektir.
Destekten Yararlanılmaya Başlanılacak Tarih ;
Bölgesel teşvik uygulamaları kapsamında veya büyük ölçekli ya da stratejik yatırımlardan dolayı, teşvik belgesinin tamamlama vizelerinin yapılmasının ardından, teşvikten yararlanacak olan işyerlerine ilişkin bilgilerin Ekonomi Bakanlığınca Sosyal Güvenlik Kurumuna elektronik ortamda bildirildiği tarihi takip eden ay başından,
Gemi yatırımlarından dolayı, Ekonomi Bakanlığınca Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmek kaydıyla teşvik belgesinin düzenlendiği tarihi takip eden ay başından,
başlanılarak yararlanılabilecektir.
İşletmelerin, Ekonomi Bakanlığınca düzenlenmiş teşvik belgelerini 1/1/2012 tarihinden sonra almış olmaları, teşvik belgesi üzerinde ”sigorta primi işveren hissesi desteği” veya “sigorta primi desteği” nin destek unsurları arasında yer alması ve aynı zamanda bu belgelerin yine Ekonomi Bakanlığınca tamamlama vizesinin de yapılmış olması durumunda;
a) Komple yeni yatırımlar teşvik belgesi kapsamında gerçekleşen yatırımla sağlanan,
b) Diğer yatırım cinslerinde ise mevcut sigortalılara ilave olarak işe alınan, sigortalılardan dolayı yararlanılabilecektir.
Dolayısıyla, komple yeni yatırımlarda bahse konu destekten, Ekonomi Bakanlığınca tespit edilen ve teşvik belgesinde gösterilen ilave sigortalı sayısı kadar sigortalıdan dolayı; diğer yatırım cinslerinde (modernizasyon, tevzi, ürün çeşitlendirmesi yatırımlarında) ise Ekonomi Bakanlığınca tespit edilen mevcut sigortalı sayısının üzerinde sigortalı çalıştırmak kaydıyla yine Ekonomi Bakanlığınca tespit edilecek sayıdaki ilave sigortalıdan dolayı yararlanılabilecektir.
Teşvikten Yararlanabilmek İçin;
Aylık Prim Hizmet Belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi,
Sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden kısmı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine isabet eden kısmın tamamının ödenmesi,
gerekmektedir.
12.10.2016
Hadi EYCE
SGK Uzmanı

TİCARET SİCİL HARÇI ARTIK VERGİ DAİRLERİNE ÖDENMEYECEK…..


Ticaret sicili harçlarının odalarca tahsili için önce Muğla Ticaret ve Sanayi Odasına yetki verilmiş. Ardından İstanbul Ticaret odası hariç diğer tüm ticaret odaları ile ticaret ve sanayi odalarına ticaret sicili harçlarının tahsili hakkında yetki verilmiş bulunmaktadır.
09.01.2017 tarihinden itibaren İstanbul Ticaret odasına da ticaret sicili harçlarının tahsili konusunda yetki verilmiştir.
Bu kapsamda, yetkilendirilen ticaret odaları ile ticaret ve sanayi odaları bünyesinde bulunan ticaret sicili harçları sadece söz konusu Odalar tarafından tahsil edilecek olup, vergi dairelerince tahsilat yapılmayacaktır.

BORCA BATIK ŞİRKETİN İŞÇİ ÇIKARMASI GEÇERLİ FESİH DEĞİLDİR

ÖZET : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davalı şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi düzenlenen rapora atıfla şirketin ekonomik krizde olduğu, zarar toplamının borca batık olduğu ve öz varlığını kaybetmiş olduğu davalı şirketin önemli ölçüde işçi azaltımına gitmesi sebebiyle feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmiştir. Ancak Daireden emsali geçen dosyalarda ispat yükü kendisine düşen davalı işveren tarafından iş akdinin geçerli sebeple feshedildiğinin ispatlanamadığı kabul edilerek işe iade kararı 24/12/2015 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Daire uygulama birliği gereğince; davacının iş akdinin feshinin geçerli nedene dayanmadığının kabulü gerekmektedir.
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davacının davalı ... Ltd. Şti. bünyesinde çalışmakta iken, davalı şirketin haksız ve geçersiz sebeple iş akdini sona erdirdiğini, İzmir bölgesinde çalıştığını, kendisine ekonomik koşullar ve kadro daraltılması genel küçülme kararları, pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinin durdurulacağı yönünde kararlar alındığını ve bu sebeple iş akdine son verildiğinin söylendiğini iddia ederek, feshin haksız ve geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini ve davacı müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, davacı işe başlatılmadığı takdirde 1 yıllık ücreti tutarındaki tazminatın ve çalıştırılmadığı süre içerisindeki 4 aylık ücretinin ve diğer haklarının davacıya ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında akdolunan iş sözleşmesinin şirketin ekonomik durumunun bozulması ve işin gerekleri sebebiyle feshedildiğini, feshin geçerli nedene dayandığını savunmuştur.
Mahkemece, feshin geçerli nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.Mahkemece davalı şirket kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi düzenlenen rapora atıfla şirketin ekonomik krizde olduğu, zarar toplamının Türk Ticaret kanunu 376.maddeye göre borca batık olduğu ve öz varlığını kaybetmiş olduğu davalı şirketin 59 çalışandan 48 inin iş sözleşmesine son verdiği önemli ölçüde işçi azaltımına gitmesi sebebiyle feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmiştir. Ancak Dairemiz'den emsali geçen 2015/ 33639- 33640- 33641- 33642- 33643- 33644- 33645 seri numaralı dosyalarda ispat yükü kendisine düşen davalı işveren tarafından iş akdinin geçerli sebeple feshedildiğinin ispatlanamadığı kabul edilerek işe iade kararı 24/12/2015 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Dairemiz uygulama birliği gereğince; davacının iş akdinin feshinin geçerli nedene dayanmadığının kabulü gerekmektedir. Karar bu yönü ile hatalıdır.
4857 Sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan gerekçe ile;
Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDI
RILMASINA,Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,Davacının yaptığı 104,20 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.800,00 TL. ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak oybirliği ile, 31.10.2016 tarihinde karar verildi.

13 Ocak 2017 Cuma

BES Emeklilik Şirketleri ve BES Kademeli Geçiş Bilgileri

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesine göre, kamu ve özel sektörde çalışan 45 yaşını doldurmamış mevcut çalışanlar ile işe başlayan 45 yaşını doldurmamış çalışanlar, 01.01.2017 tarihinden itibaren işverenleri aracılığıyla bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak dahil edilecektir.
Çalışanlar tarafından ödenen katkı paylarına, mevcut bireysel emeklilik sistemi ile aynı koşullara tabi olarak % 25 oranında Devlet katkısı teşviği verilecektir. Cayma süresi sonrasında sistemde devam etmeye karar veren çalışanlara, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununagöre 1.000 TL tutarında Devlet katkısı sağlanacaktır. Ayrıca, emeklilik halinde hesabındaki birikimi en az 10 yıl süreli yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana birikiminin % 5’i oranında ek Devlet katkısı teşviği verilecektir.
Çalışanların işverenleri aracılığıyla otomatik olarak bireysel emeklilik sistemine dahil edilmesi ile ilgili olarak, hem kamu kesimi işverenleri hem de özel sektör işverenleri tarafından yerine getirilmesi gereken bir takım yükümlülükler bulunmaktadır.
İşverenler öncelikle, otomatik katılım için emeklilik planı düzenleme konusunda Hazine Müsteşarlığı tarafından yetkilendirilmiş en az bir emeklilik şirketi ile emeklilik sözleşmesi imzalamak zorundadır. Bu bağlamda, işverenlerin merkez ve/veya taşra birimleri adına emeklilik sözleşmesi imzalanmasına ilişkin olarak yetkili yöneticilerini belirlemesi de gerekmektedir.
İşverenler sözleşme imzalayacağı şirketin seçiminde, hizmet kalitesi ve çalışanlara sunulan avantajları dikkate alacaklardır. Halihazırda sektörde faaliyette bulunan 18 emeklilik şirketi ile işverenlerin sözleşme imzalaması mümkün bulunmaktadır.
Söz konusu şirketlerin isimlerine aşağıda yer verilmektedir.
  • Aegon Emeklillik ve Hayat A.Ş.
  • Allianz Hayat ve Emeklilik A.Ş.
  • Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş.
  • Anadolu Hayat ve Emeklilik A.Ş.
  • Asya Emeklilik ve Hayat Ş.
  • Avivasa Emeklilik ve Hayat Ş.
  • Axa Hayat ve Emeklilik A.Ş.
  • BNP Paribas Cardif Emeklilik A.Ş.
  • Cigna Finans Emeklilik ve Hayat Ş.
  • Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş.
  • Garanti Emeklilik ve Hayat Ş.
  • Groupama Emeklilik A.Ş.
  • Halk Hayat ve Emeklilik A.Ş.
  • NN Hayat ve Emeklilik A.Ş.
  • Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş
  • Metlife Emeklilik ve Hayat A.Ş
  • Vakıf Emeklilik  Ş.
  • Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş.
Bununla birlikte, şirketlerin listesine www.egm.org.tr adresinden de ulaşılması mümkün bulunmaktadır.
Sistemin işleyişi kapsamında, işverenler tarafından yerine getirilecek en önemli yükümlülüklerden bir diğeri, çalışan tarafından sisteme ödenecek katkı paylarının çalışanın ücretinden kesilerek emeklilik şirketine aktarılmasıdır. İşveren katkı payını zamanında emeklilik şirketine aktarmaz veya geç aktarırsaçalışanın birikiminde oluşabilecek parasal kaybı  telafi etmek zorundadır.
Ayrıca işverenler, çalışanların katkı paylarının yönlendirileceği fonlara ilişkin olarak “faiz içeren” veya “faiz içermeyen” şeklinde tercihlerini almak, tercihte bulunmayanlar adına  tercihte bulunmak, çalışan bilgilerini şirkete göndermek ve çalışanın sözleşmesi ile ilgili bir takım taleplerini şirkete iletmekle de yükümlü bulunmaktadırlar.
Söz konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi işverenin sorumluluğunda olup yükümlülüklerini ifa etmeyen işverenlere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından idari para cezası uygulanması mümkün bulunmaktadır.
Diğer taraftan, 4632 sayılı Kanun uyarınca çalışanların bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak dahil edilmesinde kademeli bir geçiş öngörülmüştür. Bu kapsamda, Bakanlar Kurulu tarafından imzalanan “Çalışanların İşverenleri Aracılığıyla Otomatik Olarak Emeklilik Planına Dahil Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te kamu ve özel sektör çalışanlarının bir takvim doğrultusunda sisteme dahil edilmesi düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede;
  • Çalışan sayısı 1.000 ve üzerinde olan bir işverene bağlı olarak özel sektörde çalışanlar 01.01.2017 tarihinden itibaren,
  • Çalışan sayısı 250- 999 arasında olan bir işverene bağlı olarak özel sektörde çalışanlar ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki cetvellerde yer alan merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarında çalışanlar  04.2017 tarihinden itibaren,
  • Çalışan sayısı 100-249 arasında olan bir işverene bağlı olarak özel sektörde çalışanlar 01.07.2017 tarihinden itibaren,
  • Çalışan sayısı 50-99 arasında olan bir işverene bağlı olarak özel sektörde çalışanlar ile mahalli idareler ve kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışanlar 01.01.2018 tarihinden itibaren,
  • Çalışan sayısı 10-49 arasında olan bir işverene bağlı olarak özel sektörde çalışanlar 01.07.2018 tarihinden itibaren,
  • Çalışan sayısı 5-9 arasında olan bir işverene bağlı olarak özel sektörde çalışanlar 01.01.2019 tarihinden itibaren,
işverenleri aracılığıyla bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak dahil edileceklerdir.
Çalışan sayısının belirlenmesinde, birden fazla işyeri olan işverenler için bütün işyerlerindeki çalışanların toplamı göz önünde bulundurulacaktır. Ayrıca, yine çalışan sayısının tespitinde, kapsama alınma tarihleri itibarıyla en güncel Sosyal Güvenlik Kurumu verileri dikkate alınacaktır.
Diğer taraftan, anılan yönetmelik hükmüne göre çalışanların ücretinden kesilecek asgari katkı payı miktarı, ilgisine göre prime esas kazancın veya emeklilik keseneğine esas aylığın %3’ü oranında olacaktır.
Bu bağlamda, “Çalışanların İşverenleri Aracılığıyla Otomatik Olarak Emeklilik Planına Dahil Edilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”e Müsteşarlığımız http://www.hazine.gov.tr internet adresinde, “Sigortacılık ve Özel Emeklilik ” başlığı altında bulunan, “Yönetmelikler” bağlantısından ulaşılması mümkün bulunmaktadır.
Kamuoyuna duyurulur.


SANAYİ İŞLETMELERİNİN YILLIK İŞLETME CETVELİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME

sevgili meslektaşlarımın dikkatine ...

Sanayi işletmelerinin 6948 sayılı sanayi sicil kanunu 5 md gereği; bir önceki yıla ait faaliyet bilgilerini içeren YILLIK İŞLETME CETVELİNİ ,takvim yılı başı itibari ile (01.01.2017-30.04.2017)en geç 4 ay içersinde www.sanayi gov.tr internet sitesi,sanayi sicil bilgi sistemi üzerinden beyan etmeleri gerekmektedir

yıllık işletme cetvelini elektronik ortamda bildirmeyen işletmelere aynı kanunun 9 maddesi gereği 881,00 tl idari para cezası uygulanacağı belirtilmiştir.

meslektaşlarıma önemle duyurulur çalışma haytlarında başarılar temenni dilerim ..
saygılarımla
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN