28 Ocak 2017 Cumartesi

Bazi Alacaklarin Yeniden Yapilandirilmasina İlişkin 6736 Sayili Kanun Genel Tebliği (Seri No: 5)

Amaç ve kapsam
MADDE 1– (1) Bu Tebliğde, 27/1/2017 tarihli ve 29961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 18/1/2017 tarihli ve 6770 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanunun 26 ncı maddesiyle 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanuna eklenen geçici 2 nci maddenin uygulamasına dair usul ve esaslar belirlenmiştir.
(2) Bu Tebliğde yapılan açıklamalar, il özel idareleri ile belediyelere ait olan ve 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklar hakkında da uygulanacaktır.

Dayanak

MADDE 2– (1) Bu Tebliğ, 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden hazırlanmıştır.

6736 sayılı Kanundan Yararlanma Hakkını Kaybedenler

MADDE 3- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara, ihlale neden olan tutarları, ödemeleri gerektiği tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasında belirlenen ve ödemede gecikilen her ay ve kesri için hesaplanması gereken geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemeleri halinde Kanun hükümlerinden yeniden yararlanma imkânı sağlanmıştır.
(2)     Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için;
a)                 6736 sayılı Kanunun 2, 3 veya 4 üncü maddeleri ile 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında borçların yapılandırılmışolması,
b)                 27/1/2017 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarların süresinde ödenmemesi nedeniyle Kanun hükümlerinin ihlal edilmiş olması,
c)           İhlale neden olan tutarların, ödenmesi gereken tarihten 27/1/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi,
gerekmektedir.
(3)     Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için ayrıca yazılı bir başvuru aranılmayacaktır.
(4)      6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla büyükşehir belediyesi sınırlarına dâhil edilen yerlerdeki su ve atık su alacaklarından, 6736 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında yapılandırılanlar hakkında da yukarıdaki açıklamalara göre işlem yapılacaktır.

(5)      6736 sayılı Kanunun 5 ve 6 ncı maddelerinden yararlanan mükelleflerin ödemeleri gereken tutarları süresinde ödememeleri halinde Kanun hükümleri ihlal olmadığından, anılan maddeler uyarınca ödenecek tutarlar fıkra kapsamına girmemektedir.
Örnek 1- 6736 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında borçlarını yapılandıran ve 12 taksit ödeme seçeneğini tercih eden borçlu, 30 Kasım 2016 tarihine kadar ödemesi gereken ilk taksiti ödemediğinden, Kanundan yararlanma hakkını kaybetmiştir. Borçlunun ödemediği taksit tutarını, 30 Kasım 2016 tarihinden (bu tarih hariç) 27/1/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemesi halinde, Kanun hükümlerinden yararlanmaya devam edecektir.
Örnek 2- 6736 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında borçlarını yapılandıran ve peşin ödeme seçeneğini tercih eden borçlu, yapılandırılan tutarlara ilişkin 2/1/2017 tarihine kadar herhangi bir ödeme yapmadığından Kanundan yararlanma hakkını kaybetmiştir.
Borçlu, Kanun kapsamında yapılandırdığı borçlarını, peşin ödeme seçeneğini tercih etmesi nedeniyle bu tutarlara ayrıca bir katsayı uygulanmaksızın ve geçici 2 nci maddenin dördüncü fıkrası gereğince, Yİ-ÜFE tutarından %50 oranında indirim de uygulanarak, birinci fıkranın getirmiş olduğu düzenleme kapsamında 30 Kasım 2016 tarihinden (bu tarih hariç) 27/1/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödediği takdirde Kanun hükümlerinden yararlanabilecektir.
(6)     6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin altıncı fıkrasında, “(6) Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların anılan fıkra hükümlerine göre ödenmemesi nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal etmiş olan borçluların ihlale neden olan tutarları, birinci fıkrada belirtilen sürede ödemeleri ya da bu süre içerisinde veya bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yaptıkları başvurulara dayanılarak 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre çok zor durumda olduklarının tespit edilmesi halinde bu borçlular da Kanun hükümlerinden yararlandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.
(7)     6736 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmüne göre, Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinden yararlanmak üzere yıllık gelir veya kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar (stopaj) vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi için başvuruda bulunan borçluların Kanundaki diğer şartların yanı sıra; maddede belirtilen vergi türlerinden, taksit ödeme süresince beyan üzerine ilk taksit ödeme süresinin başlangıç tarihinden mükellef tarafından seçilen son taksit ödeme süresinin sonuna kadar, erken ödeme hâlinde borcun tamamen ödendiği tarihe kadar, tahakkuk edenleri vadesinde ödemeleri gerekmektedir.
(8)     Geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakları madde hükmüne göre ödeyememiş olan ve bu nedenle Kanundan yararlanma hakkını kaybeden borçlulara da bir imkân getirilerek, ihlale neden olan tutarları 31/5/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödemeleri ya da 27/1/2017 tarihinden önce veya 31/5/2017 tarihine kadar yaptıkları başvurulara dayanılarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre çok zor durumda olduklarının tespit edilmesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanmaları sağlanmaktadır.
(9)        Çok zor durum halinin tespitinde, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin uygulamalarını gösteren ilgili mevzuatta yapılmış açıklamalara göre işlem yapılacak ve borçluların  tecil  ve  taksitlendirme  taleplerinin  çok  zor  durum  hali  dışındaki    nedenlerle

reddedilmiş olması geçici 2 nci maddenin altıncı fıkrası ile getirilmiş olan imkânı ortadan kaldırmayacaktır.

Taksit Sürelerinin Uzatılması

MADDE 4- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında “(2) Kanun kapsamında 2017 yılının Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri, 11 inci maddenin onuncu ve onbirinci fıkralarına göre ödenecek taksitler hariç olmak üzere, taksit ödeme sürelerinin bitim tarihinden itibaren dörder ay uzatılmıştır.” hükmü yer almaktadır.
(2)     Fıkra hükmüne göre, Kanun kapsamında 2017 yılının Ocak ayından itibaren (ödeme süresi bu aya tekabül eden taksitler dâhil) ödenmesi gereken taksitlerin her birinin ödeme süreleri dörder ay uzatılmıştır. Taksitlerin ödeme süreleri tahsil dairelerince re’sen uzatılacağından, borçlulardan ayrıca yazılı başvuru aranılmayacaktır.
(3)      Fıkra kapsamında, Kanunun 2, 3, 4 ve 5 inci maddeleri ile 6 ncı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında ödenmesi gereken alacaklara ilişkin taksitlerin ödeme süreleri uzamaktadır.
Örnek 3- Kanunun 3 üncü maddesi kapsamında 12 taksit seçeneğini tercih ederek borçlarını yapılandıran ve ilk taksitini Kasım 2016 ayında ödeyen borçlunun, geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrasına göre 2017 yılının Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken diğer taksitlerinin ödeme süreleri aşağıdaki gibi olacaktır.

TAKSİTLER
MEVCUT ÖDEME SÜRELERİ
YENİ ÖDEME SÜRELERİ
2.Taksit
31 Ocak 2017
31 Mayıs 2017
3. Taksit
31 Mart 2017
31 Temmuz 2017
4. Taksit
31 Mayıs 2017
30 Eylül 2017
5. Taksit
31 Temmuz 2017
30 Kasım 2017
6. Taksit
30 Eylül 2017
31 Ocak 2018
7. Taksit
30 Kasım 2017
31 Mart 2018
8. Taksit
31 Ocak 2018
31 Mayıs 2018
9. Taksit
31 Mart 2018
31 Temmuz 2018
10. Taksit
31 Mayıs 2018
30 Eylül 2018
11. Taksit
31 Temmuz 2018
30 Kasım 2018
12. Taksit
30 Eylül 2018
31 Ocak 2019

(4)          Fıkra kapsamında uzayan ödeme süreleri için herhangi bir zam, faiz uygulanmayacak ve tercih edilen taksit süresine ilişkin katsayıda herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.
(5)         Fıkra kapsamında ödeme süresi uzayan taksitlerin, uzayan süre içerisinde ödenmemesi durumunda Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası hükmünün tatbik edileceği tabiidir.
Dolayısıyla, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden;
-   İlk ikisinin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,

-   Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi,
-    Süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte son taksiti izleyen ayın sonuna kadar da ödenmemesi,
hâlinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir.
Bu durumda, Kanun kapsamında ödenmesi gereken taksitlerden ilk ikisinin süresinde ve tam olarak ödenmesi Kanundan yararlanma hakkının devamı için zorunlu olduğundan, taksitli ödeme seçeneğini tercih eden borçluların 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilk iki taksiti tam olarak ödemeleri gerekmektedir.
Örnek 4- Örnek 1’deki borçlu süresi içerisinde ödemediği 30 Kasım 2016 vadeli birinci taksitini geçici 2 nci maddenin birinci fıkrası kapsamında 31 Mayıs 2017 tarihinde ödemiştir. Borçlu, Ocak 2017 ayında ödemesi gereken ve geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ödeme süresi 31 Mayıs 2017 tarihine uzayan ikinci taksitini ise bu sürede ödememiştir. Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasına göre yapılandırılan borçlara ilişkin taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi gerektiğinden, borçlunun Mayıs 2017 ayında ödemesi gereken ikinci taksiti süresinde ödememiş olması nedeniyle Kanundan yararlanma hakkı sona ermiştir.
Örnek 5- Örnek 3’deki borçlu, geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında ödeme süreleri uzatılan taksitlerinden Eylül 2017 ve Temmuz 2018 aylarında ödemesi gereken taksitler hariç diğer taksitlerini süresinde ödemiştir. Süresinde ödenmeyen bu taksitlerin, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 12 nci taksiti izleyen ayın sonuna kadar (Şubat 2019) ödenmesi şartıyla 6736 sayılı Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.
(6)       Fıkraya göre, 2017 yılının Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süresi uzadığından, Kanunun 10 uncu maddesinin onsekizinci fıkrası hükmünün uygulamasında uzayan taksit sürelerinin dikkate alınması gerekmektedir.
(7)      Geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra tebliğ edilen ihbarnameler için Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila sekizinci fıkralarından yararlanılması durumunda taksit ödeme sürelerinin geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrasına göre belirleneceği tabiidir. Ancak, geçici 2 nci madde ile Kanunun anılan hükümlerinden yararlanmak için yapılması gereken başvuruların sürelerinde bir değişiklik yapılmadığından, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila sekizinci fıkralarından yararlanmak isteyen mükelleflerin ihbarnamenin tebliğini takip eden otuz gün içerisinde ilgili vergi dairelerine başvurmaları gerekmektedir.
Örnek 6- 6736 sayılı Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlanılan vergi incelemesi sonucu tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin vergi/ceza ihbarnamesi 15 Şubat 2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila sekizinci fıkralarından yararlanılmak istenilmesi halinde 17 Mart 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) başvuruda bulunulması gerekmektedir.
Bu takdirde, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre 31 Mart 2017 tarihine kadar ödenmesi gereken peşin veya birinci taksitin ödeme süresi, geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca 31 Temmuz 2017 tarihine uzayacak ve diğer taksitler bu tarihi izleyen ikişer aylık dönemler halinde, Eylül 2017, Kasım 2017, Ocak 2018, Mart 2018, Mayıs 2018 aylarında ödenecektir.

Peşin Ödeme İndirimi

MADDE 5- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, “(4) Kanun  kapsamında  peşin  veya  taksitli  ödeme  seçenekleri  tercih  edilerek     yapılandırılan

alacakların tamamının, birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirim yapılır ve katsayı uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
(2)     Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yapılandırılan alacak tutarının ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi hâlinde, fer’i alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan Yİ-ÜFE tutarından %50 oranında indirim yapılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila sekizinci fıkraları kapsamında yapılandırılan alacakların ilk taksit ödeme süresi içerisinde tamamen ödenmesi hâlinde, Yİ-ÜFE tutarının yanında hesaplanan gecikme faizinden de %50 oranında indirimyapılmaktadır.
(3)      Kanunun geçici 2 nci maddesinin dördüncü fıkrasına istinaden, borçluların peşin veya taksitli ödeme tercihine bakılmaksızın, Kanun kapsamında yapılandırılan tutarların tamamının 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi durumunda Yİ-ÜFE tutarından ve 4 üncü maddenin birinci ila sekizinci fıkraları kapsamında yapılandırılan alacaklarda ayrıca gecikme faizi üzerinden %50 oranında indirimyapılacaktır.
Ayrıca, taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi nedeniyle hesaplanan katsayı tutarları, alacağın tamamının fıkra kapsamında ödenmesi halinde tahsil edilmeyecek, tahsil edilmiş olan tutarlar ile bu tutarlar üzerinden hesaplanarak tahsil edilmiş geç ödeme zamları 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi de göz önünde bulundurularak red ve iade edilecektir.
Örnek 7- 6736 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında borçlarını yapılandıran ve 6 taksit ödeme seçeneğini tercih eden borçlu, 30 Kasım 2016 tarihine kadar ödemesi gereken ilk taksiti ödemediğinden, Kanundan yararlanma hakkını kaybetmiştir.
Borçlu, yapılandırılan tutarlarının tamamını 31 Mayıs 2017 tarihine kadar ödeyerek peşin ödeme indiriminden yararlanmak istemiştir.
Bu durumda ödenecek tutar; yapılandırılan alacak aslının tamamı ve %50 oranında indirim yapılan Yİ-ÜFE tutarı ile bu tutarların toplamı üzerinden 30 Kasım 2016 tarihinden (bu tarih hariç) 27/1/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammının toplamından oluşacaktır. Ayrıca borçludan katsayı tahsil edilmeyecektir.
(4)       Fıkra hükmüne göre, yapılandırılan alacağın tamamının 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi şartıyla uygulanacak peşin ödeme indiriminden yararlanacak borçlular, geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla Kanun hükümlerini;
-   ihlal etmemişlerse yapılacak ödemelere geç ödeme zammı hesaplanmayacaktır.
-      ihlal etmişlerse yapılandırılan alacağın tamamı (süresinde ödenen tutarlar hariç) üzerinden geç ödeme zammı hesaplanacaktır. Ancak, Yİ-ÜFE tutarı ve gecikme faizi üzerinden alınması gereken geç ödeme zammı, bu alacakların peşin ödeme indirimi uygulanmış tutarları üzerinden hesaplanacaktır.
Örnek 8- 6736 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında 18 taksit seçeneği tercih edilmek suretiyle yapılandırılan alacağa ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir.

Alacak Aslı Tutarı
:
1.500,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarı
:
300,00 TL
Katsayı Tutarı
:
270,00 TL
Toplam Ödenecek Tutar
:
2.070,00 TL

Taksit Tutarı
:
(2.070,00 / 18=)115,00 TL
Borçlu tarafından 30 Kasım 2016 tarihine kadar ödenmesi gereken ilk taksit ödenmediğinden, 6736 sayılı Kanundan yararlanma hakkı kaybedilmiştir.
6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi 27/1/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, borçlu tarafından birinci taksit için 15/2/2017 tarihinde, ikinci taksit için 27/2/2017 tarihinde, üçüncü taksit için 7/3/2017 tarihinde ödeme yapılması durumunda ödenecek tutarlar aşağıda gösterilmiştir.

Birinci Taksit

Borçlu tarafından birinci taksit için geçici 2 nci maddenin birinci fıkrası kapsamında ödeme yapılacağından, birinci taksit tutarı için anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasına göre geç ödeme zammı hesaplanacaktır.
Bu durumda;
Taksit Tutarı: 115,00 TL
Geç Ödeme Zammı Hesaplanacak Süre: 1/12/2016 - 27/1/2017 Ödenecek Geç Ödeme Zammı Tutarı: (115,00 x %2,80=)3,22 TL
Birinci Taksit İçin Ödenecek Toplam Tutar: (115,00 + 3,22=)118,22 TL olacaktır.

İkinci ve Üçüncü Taksitler

İkinci ve üçüncü taksitler geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası ile uzatılan ödeme süresi içerisinde ödendiğinden, bu taksitler için geç ödeme zammı hesaplanmayacak ve mükellef tarafından her bir taksite karşılık 115,00 TL ödeme yapılacaktır.
Bu durumda, borçlu tarafından ilk üç taksite karşılık 348,22 TL ödeme yapılmış olup bu ödemenin;

Alacak Aslına İsabet Eden Tutarı
:
(1.500,00  / 18 x 3=)250,00 TL
Yİ-ÜFE Tutarına İsabet Eden Tutarı
:
(300,00 / 18 x 3=)50,00 TL
Katsayı Tutarı
:
(270,00  / 18 x 3=)45,00 TL
Geç Ödeme Zammı Tutarı
:
3,22 TL’dir.
Borçlu tarafından kalan 15 taksitin tamamının 30/4/2017 tarihinde ödenmek istenmesi durumunda geçici 2 nci maddenin dördüncü fıkrası kapsamında peşin ödeme indirimi uygulanarak ödenecek tutar, yapılan ödemeler dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır.

Ödenecek Tutar
:
Alacak  Aslı  Tutarı  +  İndirimli  Yİ-ÜFE  Tutarı  +     Geç
Ödeme Zammı Tutarı
Alacak Aslı Tutarı
:
(1.500,00 - 250,00=)1.250,00 TL
İndirimli Yİ-ÜFE Tutarı
:
[(300,00 x %50=)150,00 - 50,00=]100,00 TL
Geç Ödeme Zammı Tutarı

:
[(Toplam Alacak Aslı Tutarı + İndirimli Yİ-ÜFE Tutarı) x (Süre x %1,40)] - [(Ödenen Alacak Aslı + Ödenen Yİ-ÜFE Tutarı) x (Süre x %1,40)]
Geç Ödeme Zammı Tutarı
:
[(1.500,00 + 150,00) x (2 x %1,40)] - [(83,33 + 16,67) x (2
x %1,40)]

Geç Ödeme Zammı Tutarı
:
(46,20 - 2,80=)43,40 TL
Ödenecek Tutar
:
1.250,00 + 100,00 + 43,40
Ödenecek Tutar
:
1.393,40 TL’dir.
Borçlu, geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal etmiş olduğundan, indirimli Yİ-ÜFE tutarı dikkate alınarak alacağın tamamı üzerinden geç ödeme zammı hesaplanacak, birinci taksitte geç ödeme zammı ile birlikte ödenen alacak aslı ve Yİ-ÜFE tutarına isabet eden geç ödeme zammı bu tutardan düşülecektir.
Ayrıca, borçlu tarafından ilk üç taksitle birlikte ödenen 45,00 TL katsayı tutarı ile  birinci taksitte ödenen katsayı tutarı üzerinden hesaplanan 0,42 TL geç ödeme zammı toplamı olan 45,42 TL borçluya iade edilecektir.
Örnek 9- Örnek 8’deki borçlunun taksitle ödeme seçeneği kapsamında birinci taksiti süresinde (30 Kasım 2016 tarihinde) ödemiş olduğu varsayımı çerçevesinde, geçici 2 nci maddenin dördüncü fıkrası kapsamında geri kalan taksitlerin tamamının, 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ödenmesi halinde bu ödemeler için herhangi bir geç ödeme zammı hesaplanmayacaktır.
(5)     6736 sayılı Kanunun;
-    5 inci maddesi hükümlerine göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ödeyeceği tutarlar üzerinden taksitli ödeme halinde katsayı hesaplanmakla birlikte Yİ-ÜFE tutarı,
-    “İşletme kayıtlarının düzeltilmesi” başlıklı 6 ncı maddesi hükmünden yararlanılması durumunda ise tahakkuk eden vergiye herhangi bir katsayı ve Yİ-ÜFE tutarı,
hesaplanmadığından, anılan maddeler kapsamında ödenecek tutarlar için geçici 2 nci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerinden yararlanılması söz konusu değildir.

Ödeme Seçeneğinin Değiştirilmesi

MADDE 6- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin beşinci fıkrasında, “(5) Kanun kapsamında peşin ödeme seçeneğini tercih eden ancak yapılandırılan tutarları  süresinde ödemeyerek Kanundan yararlanma hakkını kaybedenlerce, 30/4/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye yazılı olarak başvuruda bulunularak taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi ve ilgili katsayı uygulanmak suretiyle yapılandırılan tutarın, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödenmesi gereken taksitlerin birinci fıkrada, diğer taksitlerin ise ikinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılır.” hükmüne yer verilmiştir.
(2)     Bu hüküm ile peşin ödeme seçeneğini tercih ettiği halde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmayarak Kanundan yararlanma hakkını kaybeden borçlulara talep etmeleri halinde yapılandırılan borçlarını taksitler halinde ödeme imkânı getirilmektedir.
Bu durumda, peşin ödeme seçeneği tercih edildiği tarihte, taksitli ödeme seçeneğine  göre Kanun kapsamında ödenmesi gereken ilk taksitin ödeme süresine göre oluşacak taksit ödeme süreleri esas alınacak ve bu fıkrada öngörülen süre ve şekilde ödeme yapılmak suretiyle Kanun hükümlerinden yararlanılacaktır.
(3)     Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için;
a)    6736 sayılı Kanunun 2, 3 veya 4 üncü maddeleri ile 10 uncu maddenin ondokuzuncu fıkrası kapsamında borçların peşin ödeme seçeneği tercih edilerek yapılandırılmış olması,
b)      Maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla ödenmesi gereken tutarlar süresinde ödenmeyerek Kanun hükümlerinin ihlal edilmiş olması,

c)      30/4/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili tahsil dairesine yazılı başvuruda bulunularak taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi,
ç) Tercih edilen taksit seçeneğine göre 27/1/2017 tarihine kadar ödenmesi gereken taksitlerin geç ödeme zammıyla birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerin ise geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre ve şekilde ödenmesi,
gerekmektedir.
Fıkra hükmünden yararlanılarak taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi halinde, Kanun kapsamında yapılandırılan tutara, tercih edilen taksit süresine ilişkin katsayının uygulanacağı tabiidir.
(4)      Kanun kapsamında peşin ödeme seçeneğine göre yapılandırılan alacaklara karşılık geçici 2 nci maddenin yürürlük tarihinden önce yapılmış olan ödemeler, borçlunun tercih  ettiği taksitlerin birincisinden başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak bu madde hükmüne göre mahsup edilecektir.
(5)       Fıkra hükmünden yararlanılması halinde yapılandırılan borçlar taksitler halinde ödeneceğinden, taksitlerin süresinde ödenmemesi durumunda, Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasında yer alan hükümler dikkate alınarak işlem yapılacaktır.
(6)       Peşin ödeme seçeneğini tercih ettiği halde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmayarak Kanundan yararlanma hakkını kaybeden borçlulardan taksitli ödeme seçeneğine geçmek isteyenlerin, bu Tebliğ ekinde yer alan (Ek-1) dilekçe ile ilgili vergi dairelerine ayrı ayrı müracaat etmeleri gerekmektedir.
İl özel idareleri ve belediyelerin örneğe uygun dilekçeyi hazırlayarak borçluların kullanımına sunmaları icap etmektedir.
(7)      6736 sayılı Kanunun 5 ve 6 ncı maddelerinden yararlanan mükelleflerin ödemeleri gereken tutarları süresinde ödememeleri halinde Kanun hükümleri ihlal olmadığından, anılan maddeler uyarınca ödenecek tutarlar fıkra kapsamına girmemektedir.
(8)       Fıkrada, peşin ödeme seçeneğini tercih ettiği halde Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödeme yapmayarak Kanundan yararlanma hakkını kaybeden borçlulara taksitle ödemeye geçme imkânı tanınmış olup, Kanun kapsamında ödenecek tutarları taksitler halinde ödeme tercihinde bulunanların, bu fıkra kapsamında taksit sayısını değiştirerek artırmaları mümkün bulunmamaktadır.

6736 Sayılı Kanunun 4 üncü Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Hükmünü İhlal Edenler

MADDE 7- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında, “(7) Kanunun 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal eden borçluların ihlale neden olan tutarları bu maddede belirtilen süre ve şekilde, ödeme süresi gelmemiş taksitleri ise Kanunda öngörülen şekilde tamamen ödemeleri halinde ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezaları ve para cezalarının kesilmesinden ve tahakkuk edip etmediğine bakılmaksızın bu alacaklardan ve bunlara ilişkin fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.” hükmü yer almaktadır.
(2)                   Bu hüküm ile 6736 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yapılan beyan ve başvurular üzerine hesaplanan tutarları Kanun hükümlerine uygun ödemeyerek ihlal eden borçluların, geçici 2 nci madde hükümlerinden yararlanması durumunda, ihlal tarihinden geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihine  kadar

geçen sürede ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezaları ile ilgili ne şekilde  işlem yapılacağı hususu açıklığakavuşturulmaktadır.
(3)              Fıkra hükmüne göre, Kanunun 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yapılan beyan ve başvurular üzerine hesaplanan tutarları Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödemeyerek Kanunu ihlal etmiş olanlar, ihlale neden olan tutarları, 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geç ödeme zammıyla birlikte, diğer taksitleri de geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen süre ve şekilde ödeyerek 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümlerinden yararlanacak ve buna bağlı olarak da 6736 sayılı Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi nedeniyle ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezalarının kesilmesinden ve tahakkuk edip etmediğine bakılmaksızın bu alacaklar ve bunlara ilişkin fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilecektir.

Tahsil Edilmiş Tutarlar

MADDE 8- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin sekizinci fıkrasında, “(8) Bu madde hükümlerinden yararlanan borçlulardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara karşılık cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarlar, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin en eski vadeli olanından başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak bu madde hükmüne göre mahsup edilir. Bu şekilde yapılan mahsup sonrasında bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken tutarlardan fazla ödendiği tespit edilen tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre red ve iade edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
(2)   Fıkrada, Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu halde Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulardan, yapılandırılan amme alacaklarına karşılık cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarların, yapılandırmanın ihya edilmesini müteakip Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlere mahsubu düzenlenmekte ve mahsup işlemlerinin tahsilat tarihleri esas alınarak ödenmesi gereken taksitlerin en eski vadeli olanından başlanmak suretiyle yapılması öngörülmektedir.
(3)  Bu hükmün uygulanmasında, borçluların herhangi bir müracaatı aranılmayacak ve cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarlar tahsil edildikleri tarihler dikkate alınmak suretiyle tahsil daireleri tarafından re’sen mahsup edilecektir.
(4)  Yapılacak mahsup işlemlerinde, en eski vadeli taksitten başlanılacak ve tahsil edilen tutarların tahsilat tarihleri esas alınarak geç ödeme zammı hesaplanıp hesaplanmayacağı belirlenecektir.
(5)  Yapılan mahsup sonrasında Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken toplam tutardan fazla tahsil edilen tutarlar, 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine göre red ve iade edilecektir. Ancak, red ve iade edilecek tutar, vergi mevzuatı çerçevesinde iade hakkı doğuran işlemler nedeniyle mahsuben ödenmiş ise ilgili mevzuatın belirlediği nakden iade şartları gerçekleşmedikçe nakden iade edilmeyecektir.
(6)  Kanun kapsamında yapılandırılan borçlara karşılık cebren veya rızaen tahsil edilen tutarların mahsubu sonrası ödenecek tutarlarda değişiklik meydana gelebilecektir. Bu  durumda olan borçluların ödenecek tutarları öğrenebilmeleri için ödemelerini yapmadan önce ilgili vergi dairesi ile irtibata geçmesi gerekmektedir.

Peşin Ödeme İndirimi Uygulanmadan Yapılan Ödemeler

MADDE 9- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasında,  “(9) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, peşin ödeme seçeneğini tercih eden ancak yapılandırılan tutarın tamamını Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirim uygulanmaksızın ödeyenler, 31/12/2017 tarihine kadar (bu tarih  dahil)

yazılı olarak talep etmeleri durumunda, anılan bent hükmünden yararlanır ve fazla ödenen tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre red ve iade edilir.” hükmü yer almaktadır.
(2)   Fıkrada, peşin ödeme seçeneğini tercih ederek Kanundan yararlanmak üzere başvuran borçlulardan, yapılandırılan tutarın tamamını, ilk taksit ödeme süresinden sonra Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan peşin ödeme indirimi uygulanmadan ödeyenlere fazladan yaptıkları ödemelerin red ve iade edilmesine yönelik düzenlenme yapılmaktadır.
(3)  Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için;
a)  Kanunun 2, 3 veya 4 üncü maddeleri kapsamında borçların peşin ödeme seçeneği tercih edilerek yapılandırılmış olması,
b)  Yapılandırılan tutarın tamamının 10 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında hesaplanan geç ödeme zammı ile birlikte peşin ödeme indirimi uygulanmaksızın ödenmiş olması,
c)  31/12/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili tahsil dairesine yazılı olarak müracaatta bulunulması,
gerekmektedir.
(4)  Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde düzenlenmiş olan indirim uygulanmadan ve geç ödeme zammı ile birlikte yapılandırılan alacağın tamamının ödenmiş olması durumunda fıkra kapsamında, indirimli tutar ile birlikte bu tutar üzerinden hesaplanarak tahsil edilmiş olan geç ödeme zammının da 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle red ve iade edilmesigerekmektedir.
(5)  Fıkra kapsamında iade hakkı olanların 31/12/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili tahsil dairesine yazılı olarak müracaat etmemeleri durumunda, iade hakkı ortadan kalkmaktadır.

Mücbir Sebep Halini Kanunda Öngörülen Sürede Sonlandıran Mükelleflerin Durumu

MADDE 10- (1) 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında başvuruda bulunarak mücbir sebep hâlini sonlandıran ancak, mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen beyanname ve bildirimleri fıkrada öngörülen sürede vermeyen mükellefler tarafından söz konusu beyanname ve bildirimlerin 30/4/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) verilmek ve tahakkuk eden vergilerin ilk taksiti birinci fıkrada, diğer taksitleri ise ikinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmek şartıyla anılan fıkra hükümlerinden yararlanılır.” hükmü yer almaktadır.
(2)     Fıkrada, Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında başvuruda bulunarak mücbir sebep hâlini sonlandıran ancak, mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen beyanname ve bildirimleri fıkrada öngörülen sürede vermeyen mükelleflerin söz konusu beyanname ve bildirimlerini verme süresi ile tahakkuk eden vergilerin taksit ödeme süreleri belirlenmektedir.
(3)     Fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için;
a)     Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında süresinde (25 Kasım 2016 tarihine kadar) başvuruda bulunularak mücbir sebep hâlinin sonlandırılmış olması,
b)      Mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen beyanname ve bildirimlerin 30/4/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) verilmesi,

c)       Yapılandırılan borçların ilk taksitinin geçici 2 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen şekilde (30 Kasım 2016 tarihinden (bu tarih hariç) 27/1/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) geçen süre (her ay ve kesri) için hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte) 31 Mayıs 2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil), diğer taksitlerin ise ikinci fıkrada belirtilen süre ve  şekilde ödenmesi,
gerekmektedir.
(4)        Mükelleflerce Kanunda belirtilen sürede mücbir sebep sonlandırma dilekçesi verildiği için fıkra hükmünün uygulanmasında mükelleflerden herhangi bir ilave müracaat aranılmayacaktır. Ayrıca, süresinde mücbir sebep sonlandırma dilekçesi vermeyen mükelleflerin bu fıkra hükmünden yararlanamayacakları tabiidir.
(5)         Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında başvuruda bulunarak mücbir sebep hâlini sonlandıran, beyanname ve bildirimlerini süresinde  veren ancak ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal eden mükelleflerin, geçici 2 nci maddesinde belirlenen şartlar dâhilinde Kanundan yararlanması mümkündür.

Diğer Hususlar

MADDE 11- (1) 6736 sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettikten sonra, ihlale konu borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi çerçevesinde tecil ve taksitlendirme hükümlerine göre ödemekte olan borçluların, 6736 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak istemeleri halinde ilgili vergi dairelerine başvurmaları ve yapılandırmanın ihya edilmesini talep etmeleri gerekmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi kapsamında yapılan ödemeler (tecil faizi dâhil) yapılandırılan borçlara karşılık bu Tebliğin 8 inci maddesinde yapılan açıklamalar dikkate alınarak mahsup edilecektir.
(2)     Vergi daireleri tarafından takip ve tahsil edilerek ilgili kurum bütçelerine aktarılması gereken tutarların 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması için vergi dairesine başvuruda bulunan borçlulara, geçici 2 nci madde kapsamında red ve iadesi gereken bir tutarın bulunması halinde, tahsil edilen tutarlar ilgili kuruma aktarıldığından red ve iade işlemleri de bu kurum tarafından yapılacak, ancak bu konuda gerekli bilgiler vergi dairesince ilgili kuruma bildirilecektir.
(3)     6736 sayılı Kanuna göre başvuruda bulunan ve borçları Kanuna göre taksitlendirilen borçlular tarafından, vadesi geçmiş borcu olup olmadığına dair yazı istenilmesi halinde taksitlendirme ihlal edilmediği sürece bu borçları için vadesi geçmiş borcun bulunmadığına dair yazı verilmektedir. Geçici 2 nci maddeye istinaden Kanun kapsamında borçlarını yeniden ödeme imkânına kavuşan borçluların, Kanun hükümleri ihlal edilmediği müddetçe talep edecekleri vadesi geçmiş borcu olup olmadığına dair yazının verilmesi sırasında Kanun kapsamında ödeyecekleri borçları dikkate alınmayacaktır.
(4)        Belediyeler ile bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların Kanun kapsamında yapılandırılan borçlarına ilişkin taksitlere karşılık, Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendine istinaden 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanuna göre  yapılacak kesintilerin, geçici 2 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında uzayan taksit ödeme süreleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
(5)     Peşin ödeme seçeneğini tercih ederek borçlarını yapılandıran ve Kanun hükümlerini ihlal eden borçlulara geçici 2 nci madde kapsamında 31 Mayıs 2017 tarihine kadar ihlale konu

tutarları ödeme imkânı sağlanmıştır. Bu süre içerisinde de ödeme yapılmaması durumunda Kanundan yararlanma hakkı kaybedilecektir.
(6)       Geçici 2 nci madde, 6736 sayılı Kanundan yararlananların Kanun kapsamında yapacakları ödemelere ilişkin süreler konusunda düzenlemeler içermekte olup, Kanundan yararlanmak üzere süresinde başvurmayanlara yeni bir başvuru hakkı vermediğinden, süresinde başvuruda bulunmayan borçluların Kanundan yararlanma imkânı bulunmamaktadır.
(7)      6736 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci ila sekizinci fıkrası kapsamında peşin ödeme seçeneğine göre borçlarını yapılandıran ve ödeme süresi 31/12/2016 tarihi (2/1/2017) olan borçluların, bu süre içerisinde borcunu ödememesi halinde 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası kapsamında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31/1/2017 tarihine kadar yapılandırılan borcunu ödeme imkanı bulunması nedeniyle, 6770 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin yürürlüğe girdiği 27/1/2017 tarihi itibarıyla  6736 sayılı Kanun hükümleri ihlal edilmediğinden, bu durumda olan borçluların geçici 2 nci madde hükümlerinden yararlanması mümkün değildir.
(8)      6736 sayılı Kanunun kapsamında borçlarını yapılandıran borçluların, geçici 2 nci madde kapsamında yenilenen ödeme planlarını, ilgili vergi dairelerinden ya da Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinden (www.gib.gov.tr) temin etmeleri mümkündür.

Yürürlük

MADDE 12- (1) Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 13- (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

İŞÇİNİN DİĞER ÇALIŞANLARA ZAM YAPILIP KENDİSİNE YAPILMAMASI SEBEBİYLE İŞ SÖZLEŞMESİNİ FESHETMESİ

ÖZET : Davacı diğer çalışanlara zam yapıldığı halde kendisine yapılmaması sebebiyle iş akdini haklı olarak feshettiğini iddia etse de; dosyada zam yapılması konusunda davacı işçi ile işveren arasında yazılı bir sözleşme yoktur. Davacı işçiye zam yapılmamasının işçiye haklı fesih olanağı tanımadığı ve iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmakla, ayrımcılık tazminatı ve buna bağlı olarak kıdem tazminatı taleplerinin reddi gerekir.
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ayrımcılık tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Davacı, her yıl tüm çalışanlara yapıldığı halde 2013/Ocak ayında kendisine zam yapılmadığı, yöneticisi ile görüştüğünde somut bir neden gösterilmeksizin performans düşüklüğü sebebiyle ücret artışı yapılmadığını öğrendiğini, kendisi ile aynı durumda ve şartlarda olan bütün işçilere ücret artışı yaptığı halde kendisine ücret artışı yapılmamasının 4857 Sayılı İş Kanununun 5. Maddesindeki eşit davranma ilkesine aykırı olduğunu, işverenin bu tutum ve davranış karşısında İş akdini haklı sebeple feshettiği iddiasıyla kıdem tazminatı ile ayrımcılık tazminatı alacaklarına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdini haksız şekilde feshettiğini, davalı şirkette personellerin performanslarının yıl içerisinde birim yöneticileri ve insan kaynakları tarafından yapılan değerlendirmelere göre belirlendiğini ve ücret artışlarının da yapılan bu değerlendirmelere göre objektif olarak belirlendiğini, yıl boyunca yaptian değerlendirmeler neticesinde belirlenen performans düşüklüğü sebebiyle zam yapılmasının uygun görülmediğini, taraflar arasındaki iş akdinde işçiye her yıl mutlak surette zam yapılacağı ve bu zammın oranı gibi bir hususun belirtilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak tanık beyanlarından davacıya zam yapılmadığı, davacının diğer çalışanlara ne kadar zam yapıldığını ispatlayacak belgelere ve bu belgelerlin işverence tutulup düzenlenmesi sebebiyle ulaşma imkanı olmadığından, davacının iddiasının aksinin işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle kıdem tazminatının kabulüne, ayrımcılık tazminatının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf avukatları temyiz etmiştir.
GEREKÇE
Taraflar arasında iş akdinin feshi konusu uyuşmazlık konusudur.
Mahkemece davacıya zam yapılmaması sebebiyle iş akdini haklı sebeple feshettiği gerekçesiyle ayrımcılık ve kıdem tazminatlarına hükmedilmiş ise de; bu sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki; davacı diğer çalışanlara zam yapıldığı halde kendisine yapılmaması sebebiyle iş akdini haklı olarak feshettiğini iddia etse de; dosyada zam yapılması konusunda davacı işçi ile işveren arasında yazılı bir sözleşme yoktur. Davacı işçiye zam yapılmamasının işçiye haklı fesih olanağı tanımadığı ve iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı anlaşılmakla, ayrımcılık tazminatı ve buna bağlı olarak kıdem tazminatı taleplerinin reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

27 Ocak 2017 Cuma

ADİ ORTAKLI İLİŞKİSİNDE, BİR ORTAK TARAFINDAN AÇILAN ALACAK TALEBİ, ORTAKLIĞIN FESHİ VE TASFİYESİ İSTEMİNİ DE KAPSAR

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili dilekçesinde; davacı ile davalının kardeş olduklarını,aile içerisinde 1996 yılı sonlarında yapılan mal paylaşımı neticesinde davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki davaya konu torna tesviye atölyesinin müşterek işletim işinin taraflara verildiğini, söz konusu torna tesviye atölyesinin 17.01.2000 tarihine kadar dava dışı ... adına kayıtlı ....adıyla işletildiğini, sonrasında ise davalının bazı sıkıntıları nedeniyle müşterek işyerinin davacı adına Asutay Torna ... adıyla işletilmeye devam edildiğini, tarafların bir müddet sonra yaşadıkları sorunlar nedeniyle ve davacının eğitim için müşterek atölyenin işletmesini ailesinin de aracılığı ile kar bölüşümü ve işletme biçimi hususunda yaptıkları sözlü anlaşma ile davalıya bıraktığını, davacının bu kapsamda davalıya süreli vekaletler verdiğini, davalının aylık karın yarısını davacıya ödeyeceği, davacının... primlerini ödeyeceği ve belirli periyotlarla karar kılınmış tutarları davacıya ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalının bu yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yine müşterek işyerinin mülkiyetini de dava dışı eşinin üzerine geçirdiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 20.000 TL'yi davalının davacıya ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, davacıya davalı tarafından verilen bir taahhüt olmadığını, işletmeyi kendisi işletmesine rağmen aylık karın yarısını, davalının... primlerini ve belirli periyotlarla karar kılınmış tutarları davalıya ödeyeceğine dair bir sözleşme yapılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafa işletmenin işletilmesinden kaynaklı 18.000,00 TL para ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davanın kabulü ile; 20.000,00 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; adi ortaklığın tasfiyesi ve alacak istemlidir.

Adi ortaklık sözleşmesi; geçerlilik şekli olarak, herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir.
Ayrıca, adi ortaklık ilişkisinde; bir ortak tarafından açılan alacak talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar.

Somut olayda; tarafların kardeş oldukları, davacı tarafça davalı ile aralarında davaya konu edilen torna tesviye atölyesinin müşterek olarak işletilmesine ilişkin sözlü anlaşma yaptıkları, davalının sözlü anlaşma uyarınca kararlaştırılan kar payı,... primi ve diğer ödemeleri yapmadığı ve müşterek işletilen atölyenin mülkiyetini de dava dışı eşi üzerine geçirdiğinden bahisle adi ortaklıktan kaynaklanan tüm alacaklarının ödenmesi amacıyla iş bu davanın açıldığı, davanın bu şekliyle fesih ve tasfiye istemini de içerdiği açıktır.
Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.
Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.
Tasfiye usulünü düzenleyen TBK'nın 644.maddesi gereğince; ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür.

Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir.

Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oy birliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır.
Aynı yasanın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. maddesi gereğince; ortaklığın borçları ödendikten, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazancın ortaklar arasında paylaştırılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır.
Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, ortaklığın sona ermesi üzerine yapılacak tasfiye sonucunda, o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ancak koyduğu katılım payına ne değer biçilmişse, o değeri isteyebilir. Bu değer belirlenmemişse, geri alma, o şeyin katılım payı olarak konduğu zamandaki değeri üzerinden yapılır.( TBK' nun 642. md.)

Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.


Hal böyle olunca mahkemece; ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerini istemek; bu konuda anlaşamamaları halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek, ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir kişiyi tasfiye memuru olarak resen atamak olmalıdır.
Bundan sonra ise, tasfiye işlemleri; hakim tarafından öngörülecek üçer aylık (uyuşmazlığın mahiyetine göre süreler uzatılıp kısaltılabilir) dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmelidir.

Birinci aşamada; ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığı (aktif ve pasifi ile birlikte) belirlenmeli, yönetici ve idareci ortaktan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde, taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, tasfiye memurunun belirlediği malvarlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazları da karşılanıp, toplanacak delillere göre değerlendirilmelidir.

İkinci aşamada; ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi (TMK'nın 634. vd. maddelerinde düzenlenen resmi tasfiye işlemi kıyasen uygulanmak suretiyle) gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır.
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.

Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
O halde mahkemece; bütün bu açıklamalar ışığında, uyuşmazlığın; yukarıda açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu şekilde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan ,yanılgılı ve eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(T.C YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO.2015/10089  KARAR NO.2016/6533  KARAR TARİHİ.26.04.2016 )

26 Ocak 2017 Perşembe

6770 SAYILI T.C. EMEKLİ SANDIĞI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

MADDE 1- 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 226- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otuz yıldan fazla emekli ikramiyesine müstahak hizmet süreleri bulunmasına rağmen, otuz tam hizmet yılı üzerinden emekli ikramiyesi ödenenlere, otuz yılı aşan her tam hizmet yılı için 50 Türk lirasının altında olmamak üzere, görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğine esas aylık unsurları üzerinden aylıklarının başlangıç tarihindeki katsayılar ve emekli ikramiyesi ödenmesine esas hükümler dikkate alınarak tahakkuk ettirilecek emekli ikramiyesinin, kendilerinin veya hak sahiplerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir yıl içerisinde başvuruda bulunmaları şartıyla, 7.500 Türk lirasına kadar olan kısmı başvuru tarihinden itibaren üç ay içerisinde, varsa kalan kısmı ise ilk ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte takip eden yılın aynı ayı içerisinde ödenir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapıp dava açmamış olanların başvuruları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yapılmış sayılır. Bu fıkra kapsamında ödenecek toplam ikramiye tutarı hiçbir şekilde 100 Türk lirasının altında olamaz.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar birinci fıkra hükümlerine göre ödenir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekalet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan itiraz veya temyiz başvurularından vazgeçilmiş sayılır.”
MADDE 2- 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun ek 2 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “münhasıran yük” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve (f) bendinde yer alan “yük taşımacılığından döviz olarak kazanılan navlun bedellerinin” ibaresi “yük ve yolcu taşımacılığından döviz olarak kazanılan bedellerin” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 3- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun ek 1 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “münhasıran yük” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve (f) bendinde yer alan “yük taşımacılığından döviz olarak kazanılan navlun bedellerinin” ibaresi “yük ve yolcu taşımacılığından döviz olarak kazanılan bedellerin” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 4- 492 sayılı Kanuna bağlı (8) sayılı tarifenin “XIII- Bağlama kütüğü ruhsatnamelerinden ve bunların vizelerinden alınacak harçlar:” başlıklı bölümünün başlığında ve birinci cümlesinde yer alan “ve bunların vizelerinden” ibareleri ile üçüncü cümlesinde yer alan “ve yapılacak vize” ibaresi metinden çıkarılmıştır.
MADDE 5- 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 22/A maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Para Politikası Kurulu toplantıları, Başkan (Guvernör)’ın çağrısı üzerine yılda en az sekiz defa yapılır. 21 inci maddenin ikinci fıkrasının diğer hükümleri ile üçüncü fıkrası, Para Politikası Kurulu toplantıları için de uygulanır.”
MADDE 6- 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 15- Gerçeğe uygun olmayan belge ve sağlık kurulu raporu kullanımı nedeniyle yapılan ödemeler hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar bu Kanunun ek 7 nci maddesi kapsamında fazla ve yersiz ödenen ve geri alınması gereken tutarlar ile bunlardan doğan faizler terkin olunur. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu kapsamda tahsil edilmiş olan tutarlar bakımından ilgili kişiler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğmaz ve yapılmış olan tahsilatlar iade edilmez. Açılmış olan davalarda yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmolunmaz, hükmolunanlar tahsil edilmez.”
MADDE 7- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine “teçhizat teslimleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile belge kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamaları” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 8- 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (p) bendinde yer alan “arsa ve arazi teslimleri,” ibaresinden sonra gelmek üzere “belediyeler ve il özel idarelerinin mülkiyetindeki taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler,” ibaresi eklenmiş; (r) bendinde yer alan “veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde,” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 9- 3065 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 36- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belediyeler ve il özel idareleri tarafından iktisadi işletme oluşturmaksızın yapılan taşınmaz teslimlerinde katma değer vergisi aranmaz, bu nedenle geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
MADDE 10- 3065 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 37- İmalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamında;
  1. a) Asgari 50 milyon Türk lirası tutarında sabit yatırım öngörülen yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle 2017 yılında yüklenilen ve 2017 yılının altı aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi altı aylık dönemleri izleyen bir yıl içerisinde,
  2. b) 50 milyon Türk lirası tutarına kadar sabit yatırım öngörülen yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle 2017 yılında yüklenilen ve 2017 yılı sonuna kadar indirim yoluyla telafi edilemeyen katma değer vergisi izleyen yıl içerisinde,
talep edilmesi halinde belge sahibi mükellefe iade olunur. Teşvik belgesine konu yatırımın tamamlanmaması halinde, iade edilen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanarak iade tarihinden itibaren gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Bu vergiler ve cezalarda zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılı başında başlar.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
MADDE 11- 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun geçici 29 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bu Kanun kapsamında yer altındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yer altındaki maden işlerine ilişkin 11/9/2014 tarihi ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında devam eden sözleşmeler ile bu Kanun kapsamındaki rödövans sözleşmelerinde, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 41, 53 ve 63 üncü maddelerinde 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ile bu Kanunun ek 9 uncu maddesiyle sınırlı olmak kaydıyla meydana gelen maliyet artışları fiyat farkı olarak ödenir. Fiyat farkı ödenmesine ilişkin esas ve usuller; 4735 sayılı Kanun kapsamında imzalanan sözleşmeler için Kamu İhale Kurumunun teklifi, rödövans sözleşmeleri için ise Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.”
MADDE 12- 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 235 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararları, bu araçların siciline şerh verilmek suretiyle icra olunarak el koyma ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi işlemlerine devam edilir.”
MADDE 13- 4458 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanunun 235 inci maddesi uyarınca el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilen kara ulaşım araçları ile ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın, başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi halinde, el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı kaldırılır ve el konulan araç, sahibine iade edilir. Bu karar gümrük idaresi tarafından ilgili mahkemeye bildirilir. Tasfiyesi tamamlanmış ulaşım araçları için bu fıkra kapsamında başvurular kabul edilmez.
Birinci fıkrada belirtilen oran bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutularak ilk iktisabı gerçekleşmiş kara ulaşım araçları ile ilgili olarak, bu Kanunun 235 inci maddesi kapsamında el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmesi gereken fiilin gümrük idaresince tespit edilmesinden önce ve birinci fıkrada belirtilen süre içinde kendiliğinden bildirilmesi durumunda %15 olarak uygulanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı müştereken yetkilidir.”
MADDE 14- 16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu İle 491 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilecek gemilere ve yatlara ilişkin alım, satım, ipotek, tescil, kredi, gemi kira, zaman çarteri ve tüm navlun sözleşmeleri damga vergisine ve harçlara; bu işlemler nedeniyle alınacak paralar banka ve sigorta muameleleri vergisine ve fonlara tabi tutulmaz.”
“Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gemi ve yatların, Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devri aşamasında da uygulanır. Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca Türk Uluslararası Gemi Siciline kaydedilen gemilerin, bu sicilden terkin edilerek başka bir sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devri halinde, bunların en az altı ay süreyle Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı olarak işletilmiş olması şartı aranır.”
MADDE 15- 4490 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 3- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bu Kanun kapsamında tescile tabi deniz araçları arasında bulunan gemi ve yatların Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek bir başka sicile kaydedilmek üzere veya sair suretlerle devrine ilişkin olarak bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında istisnalardan yararlananlar hakkında, yararlandıkları bu istisna dolayısıyla geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
MADDE 16- 3065 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Ancak mahsuben iade edilmeyen vergi, Maliye Bakanlığınca belirlenen sektörler, mal ve hizmet grupları ve dönemler itibarıyla yılı içinde nakden iade edilebilir.”
MADDE 17- 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununun ek 1 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Katkı payının şirket hesaplarına nakden intikal ettiği tarihten önceki bir tarihte Devlet katkısı hesaplamasına konu edilmesi nedeniyle erken ödenen Devlet katkısı tutarlarına, Devlet katkısının Müsteşarlıkça fiilen ödendiği tarih ile ödenmesi gereken tarih arasındaki süre için, emeklilik gözetim merkezi tarafından 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranı esas alınarak gecikme bedeli hesaplanır. Hesaplanan bedelin, Devlet katkısının Müsteşarlıkça ödenmesi gereken tarihten şirketin ödeme yaptığı tarihe kadar 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranına göre hesaplanan faiziyle birlikte ilgili vergi dairesine ödenmesi gerektiği hususu emeklilik gözetim merkezi tarafından şirkete ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gerekli takibatın yapılması amacıyla durum şirketin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilir.”
MADDE 18- 4632 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi “Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamında olup kırk beş yaşını doldurmamış olanlardan; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre çalışmaya başlayanlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olarak çalışmaya başlayanlar, işverenin bu Kanun hükümlerine göre düzenlediği bir emeklilik sözleşmesiyle emeklilik planına dâhil edilir.” şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinden sonra gelmek üzere “506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olan çalışanlar için bu çalışanların bağlı bulunduğu sandığa, katılım payı, kesenek veya diğer adlar altında ödediği tutarların hesaplanmasına esas kazancının yüzde üçüne karşılık gelen tutardır.” cümlesi eklenmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan “Bankalar, Sosyal Güvenlik Kurumu” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklar ile bunların ilgili bulundukları kuruluşlar” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 19- 4632 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesine “kırk beş yaşını doldurmamış olan çalışanlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olarak çalışanlardan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kırk beş yaşını doldurmamış olanlar” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 20- 4632 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 3– 1/1/2013 ila bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih arasındaki sürede, katkı payının şirket hesaplarına nakden intikal ettiği tarihten önceki bir tarihte Devlet katkısı hesaplamasına konu edilmesi nedeniyle, erken ödenen Devlet katkısı tutarlarına Devlet katkısının Müsteşarlıkça fiilen ödendiği tarih ile ödenmesi gereken tarih arasındaki süre için, emeklilik gözetim merkezi tarafından 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranı esas alınarak gecikme bedeli hesaplanır. Hesaplanan bedelin, Devlet katkısının Müsteşarlıkça ödenmesi gereken tarihten şirketin ödeme yaptığı tarihe kadar 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen gecikme zammı oranına göre hesaplanan faiziyle birlikte ilgili vergi dairesine ödenmesi gerektiği hususu emeklilik gözetim merkezi tarafından şirkete ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre gerekli takibatın yapılması amacıyla durum ilgili şirketin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilir.
1/1/2013 ila bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih arasındaki sürede, erken ödenen Devlet katkısı tutarları kapsamında, ilgili dönemde gerçekleştirilmiş olan iade işlemleri geçerliliğini korur.”
MADDE 21- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “31.12.2000” ibaresi “19/7/2003” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 22- 4706 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.       “EK MADDE 4- Türkiye Kızılay Derneği, Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Türkiye Yeşilay Vakfı ile Darülaceze Başkanlığı, Darüşşafaka Cemiyeti ve Türk Hava Kurumu tarafından kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan mülkiyeti Hazineye kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde adı geçen Dernek, Vakıf, Başkanlık, Cemiyetler ve Kurum lehine kırk dokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilebilir. Bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaz. İrtifak hakkı tesis edilen taşınmazların tapu kütüğüne, amacı dışında kullanılmayacağına ilişkin şerh konulur.
Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlardan Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müştereken belirlenen şartları sağlayanlar lehine, kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde kırk dokuz yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler üzerinde ise bunlar adına bedelsiz kullanma izni verilebilir. Bunlardan ayrıca hasılat payı alınmaz. Bu şekilde irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen taşınmazlardan söz konusu vakıflar tarafından elde edilen gelirin tamamı, münhasıran öğrencilere yönelik eğitim kurumlarının veya yurtların yapım, bakım, onarım, işletim ve benzeri giderlerinin karşılanmasında kullanılır. İrtifak hakkı tesis edilen taşınmazların tapu kütüğüne, amacı dışında kullanılmayacağına ilişkin şerh konulur.”
MADDE 23- 4706 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 21– Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile mülkiyeti Hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar üzerinde lehine bedelli olarak irtifak hakkı tesis edilen veya kullanma izni verilen Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyeti bulunanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Kanunun ek 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenecek şartları taşımaları koşuluyla bir yıl içinde talep etmeleri halinde, bedelli olarak tesis edilen irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, hasılat payı alınmaksızın kırk dokuz yıl süreli bedelsiz irtifak hakkına veya kullanma iznine dönüştürülebilir. Bu madde kapsamında kalan taşınmazların kullanımlarıyla ilgili olarak tebliğ edilen veya tahakkuk ettirilen kullanma izni ve irtifak hakkı bedelleri tahsil edilmez, tahsil edilenler iade edilmez.”
MADDE 24- 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan  “2 milyar Türk Lirasına” ibareleri “25 milyar Türk lirasına” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 25- 4749 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 28- Toplu Konut İdaresi Başkanlığının 28/3/2001 tarihli ve 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca Yüksek Planlama Kurulu Kararı kapsamında ihraç ettiği borçlanma senetlerinden kaynaklı Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş.’ye olan borçları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih esas alınarak belirlenen tutar üzerinden Müsteşarlığa nakledilir.
Müsteşarlık, Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş.’nin 15/11/2000 tarihli ve 4603 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında Müsteşarlığa olan ve diğer Hazine alacağı kapsamında izlenen borçlarını birinci fıkra çerçevesinde nakledilen tutardan takas ederek mahsup işlemini gerçekleştirir.
Yukarıdaki fıkralar kapsamında yapılacak nakil, takas ve mahsup işlemleri sonrasında oluşan bakiye tutarın ödenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakan tarafından belirlenir ve bu tutar Müsteşarlık bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.
Tasfiye Halinde Türkiye Emlak Bankası A.Ş. ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, bu madde kapsamında gerçekleştirilen nakil, takas ve mahsup işlemlerinden sonra bilançolarında gerekli düzeltmeleri yapar.
Bu madde kapsamında gerçekleştirilecek nakil, takas ve mahsup işlemlerini Bakanın teklifi üzerine bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahiyetlerine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydettirmeye Maliye Bakanı yetkilidir.”
MADDE 26- 3/8/2016 tarihli ve 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 2– (1) Bu Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunda bulunduğu halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmesi gereken tutarları süresinde ödemeyerek Kanun hükümlerini ihlal edenler, ihlale neden olan tutarları, ödemeleri gerektiği tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar (bu tarih dâhil) geçen süre için Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrasında belirlenen geç ödeme zammı ile birlikte 2017 yılı Mayıs ayı sonuna kadar ödemeleri şartıyla Kanun hükümlerinden yararlandırılır.
(2) Kanun kapsamında 2017 yılının Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken taksitlerin ödeme süreleri, 11 inci maddenin onuncu ve onbirinci fıkralarına göre ödenecek taksitler hariç olmak üzere, taksit ödeme sürelerinin bitim tarihinden itibaren dörder ay uzatılmıştır.
(3) Kanunun 10 uncu maddesinin ondokuzuncu fıkrası kapsamında başvuruda bulunarak mücbir sebep hâlini sonlandıran ancak, mücbir sebep ilanı nedeniyle verilmeyen beyanname ve bildirimleri fıkrada öngörülen sürede vermeyen mükellefler tarafından söz konusu beyanname ve bildirimlerin 30/4/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) verilmek ve tahakkuk eden vergilerin ilk taksiti birinci fıkrada, diğer taksitleri ise ikinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmek şartıyla anılan fıkra hükümlerinden yararlanılır.
(4) Kanun kapsamında peşin veya taksitli ödeme seçenekleri tercih edilerek yapılandırılan alacakların tamamının, birinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirim yapılır ve katsayı uygulanmaz.
(5) Kanun kapsamında peşin ödeme seçeneğini tercih eden ancak yapılandırılan tutarları süresinde ödemeyerek Kanundan yararlanma hakkını kaybedenlerce, 30/4/2017 tarihine kadar (bu tarih dâhil) ilgili idareye yazılı olarak başvuruda bulunularak taksitli ödeme seçeneğinin tercih edilmesi ve ilgili katsayı uygulanmak suretiyle yapılandırılan tutarın, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödenmesi gereken taksitlerin birinci fıkrada, diğer taksitlerin ise ikinci fıkrada belirtilen süre ve şekilde ödenmesi şartıyla Kanun hükümlerinden yararlanılır.
(6) Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında vadesinde ödenmesi öngörülen alacakların anılan fıkra hükümlerine göre ödenmemesi nedeniyle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal etmiş olan borçluların ihlale neden olan tutarları, birinci fıkrada belirtilen sürede ödemeleri ya da bu süre içerisinde veya bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yaptıkları başvurulara dayanılarak 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre çok zor durumda olduklarının tespit edilmesi halinde bu borçlular da Kanun hükümlerinden yararlandırılır.
(7) Kanunun 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunduğu halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun hükümlerini ihlal eden borçluların ihlale neden olan tutarları bu maddede belirtilen süre ve şekilde, ödeme süresi gelmemiş taksitleri ise Kanunda öngörülen şekilde tamamen ödemeleri halinde ilgili mevzuat uyarınca kesilmesi gereken vergi cezaları ve para cezalarının kesilmesinden ve tahakkuk edip etmediğine bakılmaksızın bu alacaklardan ve bunlara ilişkin fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir.
(8) Bu madde hükümlerinden yararlanan borçlulardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu Kanun kapsamında yapılandırılan alacaklara karşılık cebren ya da rızaen tahsil edilen tutarlar, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin en eski vadeli olanından başlamak üzere ve tahsil edildikleri tarihler dikkate alınarak bu madde hükmüne göre mahsup edilir. Bu şekilde yapılan mahsup sonrasında bu Kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken tutarlardan fazla ödendiği tespit edilen tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre red ve iade edilir.
(9) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, peşin ödeme seçeneğini tercih eden ancak yapılandırılan tutarın tamamını Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi hükmüne göre indirim uygulanmaksızın ödeyenler, 31/12/2017 tarihine kadar (bu tarih dahil) yazılı olarak talep etmeleri durumunda, anılan bent hükmünden yararlanır ve fazla ödenen tutarlar ilgili mevzuat hükümlerine göre red ve iade edilir.”
MADDE 27- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 71- Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;
  1. a) 2016 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı Bakanlar Kurulunca belirlenen tutar ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2017 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
  2. b) 2017 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2017 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için Bakanlar Kurulunca tespit edilen günlük tutar ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.
Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2017 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2017 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.
Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aynı ayına ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi verilmemiş olması hâlinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki bildirimler esas alınır. 2016 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2016 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.
Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin Hazinece karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.
3213 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendi uyarınca belirlenecek günlük kazanç iki kat olarak ve 2016 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2017 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.
Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.
4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.
2017 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya Maliye Bakanlığına verilecek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir.”
MADDE 28- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 72- Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinden, 2016 yılı Aralık ayı için geçici 68 inci, 2017 yılı Ocak ve Şubat ayları için geçici 71 inci madde kapsamında Hazine katkısına müstahak olanların, anılan maddeler uyarınca Hazine katkısı hesabında ilgili aylarda dikkate alınacak prim ödeme gün sayısının günlük 60 TL ile çarpımı sonucu bulunacak sigorta primine esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak 2016 yılı Aralık, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait sigorta prim tutarlarını, sırasıyla 2017 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde Kurumca belirlenecek tarihe kadar ödemeleri halinde bu aylara ilişkin primler süresinde ödenmiş sayılır. Bu maddenin uygulamasında, 2016 ve 2017 yılı içerisinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerleri için sigorta primlerini yasal süresinde ödeme şartı aranmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir.”
MADDE 29- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 32 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(5) 19 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında birleşen sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin, birleşme tarihinde sona eren hesap döneminde münhasıran üretim faaliyetinden elde ettiği kazançları ile bu kapsamda birleşilen kurumun birleşme işleminin gerçekleştiği hesap dönemi dahil olmak üzere üç hesap döneminde münhasıran üretim faaliyetinden elde ettiği kazançlarına uygulanmak üzere kurumlar vergisi oranını %75’e kadar indirimli uygulatmaya, bu indirim oranını, sektörler, iş kolları, üretim alanları, bölgeler, hesap dönemleri itibarıyla ya da orta ve yüksek teknolojili ürün üreten veya imalatçı ihracatçı kurumlar için ayrı ayrı veya birlikte farklılaştırmaya Bakanlar Kurulu; bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
MADDE 30- 5520 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 9- (1) Mükelleflerin 2017 takvim yılında gerçekleştirdikleri imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırım harcamaları için, bu Kanunun 32/A maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde “%55”, “%65” ve “%90” şeklinde yer alan kanuni oranlar sırasıyla “%70”, “%80” ve “%100” şeklinde ve (c) bendinde “%50” şeklinde yer alan kanuni oran ise “%100” şeklinde uygulanır.”
MADDE 31- 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 10-  (1)  Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları ile ilgili olarak;
  1. a) Taşıtın tasfiyesinin tamamlanmamış olması,
  2. b) Bu maddenin yürürlüğe girdiği ayı takip eden altıncı ayın sonuna kadar ilgili gümrük idaresine başvurulması ve taşıtın ilk iktisabında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin %25’ine tekabül eden tutarın başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili tahsil dairesine ödenmesi,
şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde el koyma kararı kaldırılır ve el konulan aracın sahibine iade edilmesine karar verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen kamu davalarında, eşyanın müsaderesi yerine eşyanın gümrüklenmiş değerinin ödenmesine karar verilir.
(3) Birinci fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Adalet Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı müştereken yetkilidir.”
MADDE 32- 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(6) Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir.”
MADDE 33- 22/1/2009 tarihli ve 5834 sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 1- (1) Anapara ve/veya taksit ödeme tarihi bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce olup da; kullandığı nakdî ve gayrı nakdî kredilerinin anapara, faiz ve/veya ferilerine ilişkin ödemelerini aksatan gerçek ve tüzel kişilerin, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun ek 1 inci maddesi hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtları, söz konusu borçların ödenmesi geciken kısmının bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde, bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından dikkate alınmayabilir.
(2) Kredi kuruluşları ve finansal kuruluşların birinci fıkra hükmü uyarınca mevcut kredileri yeniden yapılandırması veya yeni kredi kullandırması, bu kuruluşlara hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.”
MADDE 34- 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “1/1/2017” ibaresi “1/1/2019” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 35- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “1/1/2017” ibaresi “1/1/2019” ve “1/1/2018” ibaresi “1/1/2020” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 36- 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “başkanlarından en kıdemli olanının başkanlığında;” ibaresi “başkanları arasından başkanlık süresi en fazla olanın başkanlığında;” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 37- 2/9/1983 tarihli ve 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 23- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde kullanılmak üzere ekli (1) sayılı listede yer alan öğretim elemanlarına ait kadrolar ihdas edilerek bu Kanun Hükmünde Kararnameye bağlı cetvellerin anılan Üniversiteye ait bölümüne eklenmiştir.”
MADDE 38- 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Yabancı bayrak çekilmiş olan yat, kotra, tekne ve gezinti gemilerinin Türk bayrağına geçişine ilişkin istisnalar
GEÇİCİ MADDE 9- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yurtdışında bulunan veya yabancı bayrak çekilmiş olan Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8901.10.10.00.11 ve 8901.10.90.00.11 numaralarında yer alan mallar ile 89.03 tarife pozisyonunda yer alan mallardan yat, kotra, tekne ve gezinti gemilerinin, Türkiye’deki gerçek veya tüzel kişilere bedelsiz olarak intikali veraset ve intikal vergisinden; bunların Türkiye’ye ithali ile kayıt ve tesciline ilişkin iş ve işlemler, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (8) sayılı tarifede yer alan bağlama kütüğü ruhsatnamelerinden alınacak harçlar hariç olmak üzere, gümrük vergisi dahil her türlü vergi, resim, harç, fon ve paylardan müstesnadır.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren gemi, yat, kotra, tekne ve gezinti gemilerinin, Türkiye’ye ithali veya kayıt ve tescili öncesi dönemlere ilişkin olarak, bunları Türkiye’ye ithal edenler veya adlarına kayıt ve tescil ettirenler hakkında bunların ediniminden kaynaklı vergi incelemesi veya tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez. Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
MADDE 39- Bu Kanunun;
  1. a) 10 uncu, 18 inci, 19 uncu, 30 uncu, 34 üncü ve 35 inci maddesi 1/1/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
  2. b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.

MADDE 40- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.