Davacı
04/07/2013 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığını, çalışmasına devam etmekteyken 04/02/2015
tarihinde iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, işyerinde
mekanik bakımcı olarak çalıştığını, ücreti dışında işyerinde yürürlükte olan
TİS ile belirlenen tüm sosyal haklardan yararlandığını, iş akdinin feshini
gerektirecek hiçbir hareketinin olmadığını, işe iadesine karar verilmesini,
yasal süre içerisinde işe müracaat etmesine rağmen işe başlatılmaması halinde 8
aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesi gerektiğinin tespitine yasal süre
içerisinde işe müracaat edilmesi halinde boşta geçen süreye dair 4 aylık ücret
ve sosyal hakkının ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini
istemiştir.
Davalı davacının iş yeri içerisinde umuma açık ortamda tuvalet
ihtiyacını giderdiğinin görülmesi üzerine savunması alınarak iş akdinin haklı
sebeple feshedildiğini, bu yerin umuma açık bir yer olup fabrikanın içi
olduğunu, iş yerinde birçok tuvaletin bulunduğunu davacının alınan
savunmasından sadece dökümhane tuvaletine gidildiği diğer bölümde bulunan ve
uzak olmayan tuvaletlerin denenmediğinin anlaşıldığı, olayın davacının
mesaisinin daha yeni başladığı bir saatte meydana geldiğini, davacının üyesi
bulunduğu Türk Metal Sendikası ile müvekkil şirketin üyesi bulunduğu MESS
arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesi (EK-7) Yasaklar ve Cezalar başlıklı 30.
maddenin 30. fıkrası işyerinde “ edep ve ahlak ile bağdaşmayacak hareketlerde
bulunmak, iş yerinin disiplin ve ahengini bozacak davranışlar göstermek”
şeklindeki davranış ve hareketlerin yaptırımı işten çıkarma olarak belirlendiğini
belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının davalı iş yerinde çalıştığı dönemde 26/01/2015
tarihinde saat 16:45 sıralarında davalı iş yerinin içerisinde bulunan ve keşif
sonrası alınan fen bilirkişisi raporunda fotoğrafları çekilen yere küçük
tuvaletini yaptığı gerekçesiyle savunması da alınmak suretiyle iş akdinin
feshedildiği, davacı tarafça çok sıkışması ve tuvaletlerin yetersizliği
sebebiyle belirtilen yere küçük tuvaletini yapmak zorunda kaldığının savunulduğu,
özellikle tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı
işyerinde tuvalet sıkıntısının bulunduğunun anlaşıldığı, zira davacı
tanıklarının bu hususu doğruladığı gibi davalı tanıklarından davalı şirketin
ticaret müdürünün olayın olduğu tarihten sonra erkeklerin tuvaletine birer
tuvalet ilave edildiğini, kadınlar tarafından tuvaletlerin yetersizliği
konusunda şikayetler geldiğini ancak erkekler tarafından şikayet gelmediğini
beyan ettiği, tuvaletlerin yetersizliği ve çalışma sırasında tuvalete gidilmesi
hususunda işçilerin problemlerinin bulunduğunun anlaşıldığı, memurların
kullandığı tuvaletler ile işçilerin kullandığı tuvaletlerin farklı olduğu,
davacının küçük tuvaletini yaptığı yerin herkesçe görülebilecek bir yer
olmadığı ve belirtilen yere zorunlu sebeplerle yapıldığının dosya kapsamından
anlaşıldığı, yakında boş tuvalet varken açık bir yere tuvaletin yapılmasının
hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki tuvaletler yetersiz olsun veya
olmasın işçinin yapmış olduğu bu davranışından dolayı savunmasının alınmasından
sonra öncelikle ihtar edilmesi ve bir daha böyle bir olayın meydana gelmesi
durumunda işten çıkartılabileceği ve ya başka bir yaptırım uygulanacağının
ihtar edilmesi, bu suretle feshin en son çare olarak düşünülmesi gerektiği,
davalı tarafça feshin son çare olması ilkesine de aykırı hareket edildiği,
feshin yapılan davranışa karşı orantılı olmadığı ve haksız olduğu, işe iade
şartlarının belirtilen sebeplerle gerçekleştiği anlaşıldığından açılan davanın
kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı
konsun da uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir
davranışını şart koşar. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25.
maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan
haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde,
işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine
değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak,
hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve
bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği
ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel
olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene
fesih imkânı tanımaktadır.
Diğer taraftan ölçülülük ilkesi uyarınca, fesihte seçilen ve uygulanan
yöntemin, takip edilen amaçla mukayese edildiğinde açıkça orantısız olmaması
gerekir. Bir başka anlatımla müdahalenin ağırlığı ile onun haklı kılan
nedenlerin önemi ve ağırlığı arasında bir tartım yapılmalıdır.
Somut olayda davalı tarafından dosyaya davacının 26.01.2015
tarihinde işletme sahası içerisinde umuma açık yere küçük tuvaletini yaparken
görüldüğüne dair iş yerinde çalışan ... tarafından tutulan tutanağın sunulduğu,
bunun üzerine davacının bu olayla ilgili olarak 28.01.2015 tarihinde
savunmasının talep edildiği, davacının aynı tarihli savunmasında olay günü dökümhane
tuvaletine gittiğini, tuvaletin o anda dolu olduğunu, geri dönüp cüruf
sahasının yanındaki duvarın arkasına giderek ihtiyacını gidermek zorunda
kaldığını, buranın umuma açık bir yer olmadığını belirtmiş olup bu olayla
ilgili olarak 03.02.2015 tarihinde iş yerinde Disiplin Kurulu toplanmış ve
Toplu İş Sözleşmesi (EK-7) Yasaklar ve Cezalar başlıklı 36. maddenin 30.
fıkrasından düzenlenen iş yerinde “ edep ve ahlak ile bağdaşmayacak
hareketlerde bulunmak, iş yerinin disiplin ve ahengini bozacak davranışlar
göstermek” şeklindeki davranışı gereği 2 üyenin 2 günlük ücret cezası verilmesi
ve 2 üyenin de işten çıkarma cezası verilmesi yönünde oy kullanması üzerine
nihai kararın genel müdür tarafından verilmesine karar verildiği, sonrasında
davacının iş akdinin 04.02.2015 tarihinde İş Kanunun 25/2-b maddesi ve Toplu İş
Sözleşmesi (EK-7) Yasaklar ve Cezalar başlıklı 36. maddenin 30. Fıkrası gereği
feshedildiği davacıya bildirilmiştir.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları dökümhane bölümünde 3 adet tuvalet
olduğunu, tuvaletlerin yetersiz olduğunu, sadece davacının değil diğer
işçilerin de yoğunluk sebebiyle açık alana tuvaletlerini yaptıklarını
bildiklerini, olayın gerçekleştiği yerin umuma açık olmadığını beyan etmişler;
davalı tanıkları ise tuvaletlerin yeterli olduğunu, işyerinde birçok yerde
tuvalet bulunduğunu, olayın olduğu tarihten sonra tuvalet sayılarının
artırıldığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece davalı iş yerinde keşif yapılmış, iş yerinde birçok
yerde tuvaletin bulunduğu tespit edilmiş ve davacının olay tarihinde feshe konu
eylemini gerçekleştirdiği yer tespit edilmiştir. Her ne kadar mahkemece
davacının küçük tuvaletini yaptığı yerin herkesçe görülebilecek bir yer
olmadığı ve belirtilen yere zorunlu sebeplerle yapıldığı kabul edilmişse de
davacının eyleminin iş yerinde başka yerde tuvaletler bulunduğu halde buralara
gidilmeden fabrikanın içinde bir alanda gerçekleştiği, iş yerinde onlarca işçi çalıştığı
hususu gözetildiğinde bu durumun kabul edilemez olduğu ancak davacının daha
önce benzer bir eylemi veya disiplinsiz davranışı olmadığı
değerlendirildiğinde, anılan eylemin fesih için geçerli neden teşkil
edeceği dikkate alınmadan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi
hatalıdır.
4857 Sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde
karar verilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-)Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Karar tarihinde alınması gerekli 29,20 TL harçtan peşin alınan 25,20 TL
harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir
kaydına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
davalının yaptığı 27,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya
ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.800,00 TL avukatlık
ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-)Peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 01.11.2016
oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.
Sayfalar
- kanunlar
- güncel
- Şirketler
- anonim şti
- limidet şti
- BA/BS
- hisse devri
- tasfiye
- iflas/haciz
- çek
- kurumlar
- gelir vergisi-gerçek
- adi ortaklık
- Sirküler
- fatura
- vergi
- kdv
- ötv
- vuk
- ttk
- m.t.v
- inşaat
- serbest bölge
- özelge
- mesleki
- sgk
- SGK genelgeler
- bağkur
- emeklilik
- memur
- yabancı işçi
- işçi
- İŞKUR
- yurtdışı boçlanma
- gayrimenkul
- tebliğ
- Dernek/Vakıf
- kaçakçılık
- kat mülkiyeti
- Ticaret Odası
- Tacir
- GİB
- Teşvik-destek
- koskep
- AATUHK /6183
- Gümrük bakanlığı/ Dış Ticaret
- Bankalar
- Kefil-kefalet
- İhale
- kooparatif
- Ticari defter
- gider vergileri
- çalışma ve sosyal güvenlik
- ekonomi
- sanayi sicil
- Vergi Davaları Dilekçeler
- muhtasar
- uzlaştırma
- Arabuluculuk
13 Mayıs 2017 Cumartesi
KİMLİK BİLDİRME KANUNU
Çalışanın İŞE GİRMESİ
Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü, her türlü özel veya resmi konaklama yerleri (yatılı okulların pansiyonları, yetiştirme yurtları ve köy odaları dahil) ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri ve dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin, iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi (Form:2)’ne yazılarak 24 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.
Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü, her türlü özel veya resmi konaklama yerleri (yatılı okulların pansiyonları, yetiştirme yurtları ve köy odaları dahil) ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri ve dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin, iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi (Form:2)’ne yazılarak 24 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilenler dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin ise, yine iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi İ (Form: 2)’ne yazılarak 72 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.
Çalışanın İŞTEN AYRILMASI durumunda ise, belgenin ayrılışla ilgili bölümlerinin (ayrılış tarihi ve imza) doldurularak, belgelerin verilmesindeki sürelere (24 saat/72 saat) uyulmak suretiyle yetkili genel kolluk örgütüne tekrar bildirimde bulunulması gerekmektedir.
İşyerleri, kendilerinde kalan belge örneklerini kolluk örgütünden alacakları kısımla birlikte 3 YIL süre ile saklayacaklardır.
Madde 1- Bu Kanunda sayılan, özel veya resmi, her türlü konaklama, dinlenme bakım ve tedavi tesisleri ve işyerleri ile konutlarda geçici veya sürekli olarak kalanlar,oturanlar,çalışanlar ve ayrılanların kimliklerinin tespiti ve bildirilmesi bu Kanunun hükümlerine göre yapılır.
Askeri
konaklama, dinlenme ve kamp tesisleri ile ordu evleri bu Kanunun kapsamı
dışındadır.
Madde
2- Otel, motel, han, pansiyon,
bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü ve benzeri her türlü, özel veya resmi
konaklama yerleri ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri, dini
ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinin sorumlu işleticileri, bu yerlerde
ücretli veya ücretsiz, gündüz veya gece, yatacak yer gösterdikleri yerli veya
yabancı herkesin kimlik ve geliş ayrılış kayıtlarını, örneğine ve usulüne uygun
şekilde günü gününe tutmak, genel kolluk örgütlerinin her an incelemelerine
hazır bulundurmak, Devlet İstatistik Enstitüsüne, talebi halinde vermek
zorundadırlar.
Madde
3- İkinci maddede sayılan
tesislerin sorumlu işleticilerinin kimlikleri, tesis açılmadan evvel
müessesenin sahibi veya kanuni temsilcisi tarafından örneğine uygun şekilde, en
yakın kolluk örgütüne bildirilir.
Sorumlu
işleticinin değişmesi halinde keyfiyetin 24 saat içinde ve yukarıdaki fıkrada
gösterilen şekilde bildirilmesi zorunludur.
İşleticiler,
kendilerine bu konuda verilen görev ve yükümlülükleri, kendi sorumlulukları
altında yöneticilerine devredebilirler.
Bu
durumda işletici ve yönetici müştereken sorumlu olurlar.
Kamu
kuruluşlarına ait tesislerin amir ve müdürleri işletici gibi sorumludurlar.
Madde
4- İkinci maddedeki tesislerin
sorumlu işleticileri, müesseselerinde sürekli veya geçici olarak
çalıştırdıkları kimseleri ve bunların ayrılışlarını, örneğine uygun kimlik
bildirme belgesi doldurarak, 24 saat içinde bağlı oldukları en yakın kolluk
örgütüne bildirirler.
Kolluk
örgütüne bildirilerek çalıştırılanlara, sorumlu işletici tarafından doldurulup
onaylanan, örneğine uygun bir kimlik kartı verilir.
Kolluk
görevlilerince her istenildiğinde bu kimlik kartının gösterilmesi zorunludur.
Madde
5- Binalarda kapıcı,
kaloriferci, bekçi, telefoncu ve benzeri idari, teknik ve yardımcı hizmetlerde
çalışanlar için, bunların işe başlamalarını izleyen üç gün içinde,
a) Bağımsız bir bölüm teşkil eden konutlarda oturan sahip veya kiracı,
b) Kat mülkiyetine tabi taşınmaz mallarda yönetici veya yönetim kurulunun bu konuda kendi adına yetkili kıldığı bir üye tarafından örneğine uygun kimlik bildirme belgesinin doldurulup mahalli genel kolluk örgütüne verilmesi zorunludur.
a) Bağımsız bir bölüm teşkil eden konutlarda oturan sahip veya kiracı,
b) Kat mülkiyetine tabi taşınmaz mallarda yönetici veya yönetim kurulunun bu konuda kendi adına yetkili kıldığı bir üye tarafından örneğine uygun kimlik bildirme belgesinin doldurulup mahalli genel kolluk örgütüne verilmesi zorunludur.
Madde
6- Şehir, kasaba ve köy
sınırları içindeki;
a) Konutlarda oturmakta olanlar ile sürekli veya geçici olarak ve konutta kalarak çalışan hizmetçi, aşçı, mürebbiye, bekçi ve benzeri her türlü hizmetliler için aile reisi;
b) Bu Kanunun ikinci maddesinde sayılanlar dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde çalışanlar ve buralarda her türlü barındırmalar için iş yerlerinin sorumlu işleticisi;
c) Öğrenci yurtları ve benzeri yerlerde çalışanlar ile bu yerlerde kalmakta olan öğrenciler için o yerin sorumlu işleticisi;
d) Resmi binalar ve müştemilatında yatarak kalmalarına yer gösterilenler için yatılan dairenin yetkili amiri tarafından örneğine uygun kimlik belgesi doldurularak üç gün içinde genel kolluk örgütüne verilmesi zorunludur.
a) Konutlarda oturmakta olanlar ile sürekli veya geçici olarak ve konutta kalarak çalışan hizmetçi, aşçı, mürebbiye, bekçi ve benzeri her türlü hizmetliler için aile reisi;
b) Bu Kanunun ikinci maddesinde sayılanlar dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde çalışanlar ve buralarda her türlü barındırmalar için iş yerlerinin sorumlu işleticisi;
c) Öğrenci yurtları ve benzeri yerlerde çalışanlar ile bu yerlerde kalmakta olan öğrenciler için o yerin sorumlu işleticisi;
d) Resmi binalar ve müştemilatında yatarak kalmalarına yer gösterilenler için yatılan dairenin yetkili amiri tarafından örneğine uygun kimlik belgesi doldurularak üç gün içinde genel kolluk örgütüne verilmesi zorunludur.
Konutun
değiştirilmesi veya (b) ve (c) bentlerinde sayılan konut, iş yeri ve yurtlarda
çalışmakta veya barınmakta olanlar ile (d) bendinde belirtilen yerlerde
kalanların ayrılmaları halinde de, yukarıdaki şekil ve süre içinde bildirim
belgesi gereklidir.
(Değişik:
29/8/1996-4178/8 md.) Kimlik bildirimleri, mahalli kolluk örgütüne verilmeden
evvel mahalle veya köy muhtarına onaylatılır.
Madde
7- Geçici yer değiştirmelerde;
a) Konutlarda 30 günden fazla kalacak misafir için aile reisi;
b) Yaylak ve kışlak gibi yerlere mevsimlik olarak göçenler için de aile reisi tarafından, örneğine uygun bildirim,
a) Konutlarda 30 günden fazla kalacak misafir için aile reisi;
b) Yaylak ve kışlak gibi yerlere mevsimlik olarak göçenler için de aile reisi tarafından, örneğine uygun bildirim,
Üç
gün içinde kolluk örgütüne verilir.
Madde
8- Kat mülkiyetine tabi
taşınmaz mallarda, aile reislerinin bu Kanuna göre dolduracakları her çeşit
bildirimlerin birer örneği sorumlu yöneticiye verilir.
Madde
9- Bu Kanun hükümlerine göre
kimlik bildirme belgesini yetkili idareye vermekle yükümlü tutulanlar,
kimliğini nüfus hüviyet cüzdanı ve diğer resmi geçerli belgelerle ispat
edemeyen kimseleri tesislerinde barındıramaz, konut ve işyerlerinde
çalıştıramaz.
Madde
10- Kahvehane, oyun salonu,
kulüp, lokal ve benzeri yerlerde ve bu Kanunun kapsamına giren diğer yatısız iş
yerlerinde, özel kanunları müsaade ettiği takdirde, ancak sahipleri ve
çalıştırdıkları kimseler yatabilir, başkaları kalamazlar.
İskele,
istasyon, hava meydanı terminal, garaj, benzin istasyonu ve benzeri kara, deniz
ve hava ulaşım merkezleri ile fuar, panayır, sergi ve pazar kurulması gibi
zorunluluk olan zaman ve yerlerde, sabahçı kahvesi ve benzeri diğer tesislere,
bağlı olduğu kolluk örgütünün ve ilgili mahalli idarenin görüşü alınarak
mahalli ve en büyük mülkiye amiri tarafından geçici veya, sürekli olarak izin
verilebilir. Buralarda kalanlar için bildirim yapılmaz.
Madde
11- Kat mülkiyetine tabi
taşınmaz mal yöneticileri ve kapıcıları, binalarında bildirim dışı kimselerin
oturup oturmadığını, çalışıp çalışmadığını,garaj, kömürlük, boş daire gibi
bölümlere saklanmalar, sığınmalar, bazı eşya veya maddeleri gizlemeler olup
olmadığını kontrol etmekle yükümlüdürler.
Bütün
kat sahipleri ve kiracıları ile binada çalışanlar bu konularda yöneticiye
yardımcı olmak ve gereken bilgileri vermek zorundadırlar.
Yönetici
ve kapıcıların, bu Kanuna aykırılıkları ve diğer şüpheli gördükleri hususları,
bağlı oldukları genel kolluk örgütüne bildirmeleri gereklidir.
Madde
12- Bu Kanunun bildirimlerle
ilgili maddelerinin uygulama biçimi, sözkonusu kimlik bildirme belge, defter ve
kartlarının şekli, muhtevası, verilişi, alınış, Adalet, İçişleri, Turizm ve
Tanıtma ve Devlet İstatistik Enstitüsü işlerine bakan Devlet Bakanlıklarınca
müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.
Madde
13- (Mülga: 29/8/1996-4178/9
md.)
Madde
14- Bu Kanuna göre verilecek
belgeler ve yapılacak her türlü bildirimler, her çeşit vergi, resim ve harçtan
muaftır. Mahkeme kararı olmadıkça, yetkili resmi örgütler dışında, hiç kimsenin
bunlardan yararlanmasına müsaade edilemez.
Madde
15- (Değişik: 29/8/1996-4178/9
md.)
2,
3 ve 4 üncü maddeler hükümlerine aykırı hareket edenlere üç milyon lira para
cezası verilir.
Madde
16- (Değişik : 29/8/1996-4178/9
md.)
5
inci madde hükmüne aykırı hareket edenlere bir milyon lira para cezası verilir.
Madde
17- (Değişik: 29/8/1996-4178/9
md.)
6,
7, 8, 9, 10 ve 11 inci maddelerdeki hükümlere aykırı hareket edenlere bir
milyon lira; kimlik bildirme belgesinde gerçeğe uymayan bilgi verenlere üç
milyon lira para cezası verilir.
Madde
18- (Değişik : 29/8/1996 -
4178/9 md.)
15,
16 ve 17 nci maddelerde belirtilen para cezaları o yerin en büyük mülki amiri
tarafından verilir. Verilen para cezalarına dair kararlar ilgililere 7201
sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ
tarihinden itibaren en geç 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine itiraz
edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz.
İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde
evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna
göre verilen idari para cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Madde
19- 10/6/l930 tarihli ve 1704
sayılı Otel Pansiyon, Ticarethane vesair Umumi Müesseselerde Oturan ve
Çalışanların Hüviyet Varakası Vermeleri Mecburiyetine dair Kanun ile bu Kanunun
bazı maddelerini tadil ve tashih icrasına ve bir madde ilavesine dair 14/1/1933
tarih ve 2099 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Ek
Madde 1 - (Ek: 29/8/1996-4178/10 md.)
Bu
Kanunun uygulanması sırasında genel kolluk kuvvetlerine ait karakollara, il
merkezlerinden de sorgulanabilen bilgisayar terminalleri konulur. Bunun için
gerekli giderler İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.
İdarenin
bilgisayar sistemi kurması ve gerekli teknik altyapıyı hazırlamasıyla birlikte,
bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılan özel veya resmi, her türlü konaklama
tesislerinden, Bakanlar Kurulunca belirlenecek olanlar, tespit ve ilan
tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde tüm kayıtlarını bilgisayarda tutmak ve
bilgisayar terminallerini genel kolluk kuvvetlerinin bilgisayar terminallerine
bağlamak zorundadırlar. Bu şartı yerine getirmeyen kuruluşlara 50 milyon (2004
yılı itibariyle bu miktar 156.500.000'dır) lira para cezası verilir. Tekrarı
halinde işletme ruhsatları iptal edilir.
Geçici
Madde 1- Bu Kanunun yayım tarihi ile
12 nci madde gereğince hazırlanacak yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihi
arasında geçecek süre içinde 1704 ve 2099 sayılı Kanunların uygulanmasına devam
olunur.
Geçici
Madde 2- Bu Kanunun yayımı tarihinden
sonra 12 nci maddedeki yönetmelik çıkıncaya kadar 5 inci madde ve 6 ncı
maddenin (a), (c), (d) bentlerini gerekli görülen yerlerde uygulatmaya İçişleri
Bakanı yetkilidir.
Geçici
Madde 3- Bu Kanunun 12 nci maddesinde
belirtilen yönetmelik, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay
içinde çıkarılır.
Madde
20- Bu Kanunun 6 ve 7 nci
maddeleri, 6 ncı maddenin (b) bendi hariç, 12 nci maddeye dayanılarak
çıkarılacak yönetmeliğin yürürlük tarihinde, diğer maddeleri bu Kanunun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
Madde
21- Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ ŞİRKET HİSSE DEVRİ, TİCARET MAHKEMESİ GÖREVİ
ÖZET:Anlaşmalı boşanma protokolü gereğince şirket
hisselerinin hissedar eş tarafından diğer eşe devri kararlaştırılmış olmasına
rağmen şirket hisse devri yapılmamışsa, şirket hisselerinin hükmen devir ve
tescili isteğine ilişkin bu davada görevli Mahkemenin Aile Mahkemesi değil,
6102 TTK 4. ve 5. maddesi gereğince Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29/09/2015 tarih ve 2015/1259-2015/354
sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Ali Topkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili müvekkilinin davalı Ahmet B 'ın eski eşi olduğunu, davalı şirketin %10 ortağı iken davalıdan Ankara 11. Aile Mahkemesinin 2010/… Esas, 2010/.. Karar sayılı ilamı ile boşandığını, davalı şirkete eşi sebebiyle formalite ortak olduğunu, tarafların boşanırken yapılan anlaşma protokolü gereğince hisselerini bedelsiz devir edeceğini, ancak davalının bugüne kadar hisseleri devir almadığını, bu nedenle vergi borçlarından dolayı müvekkiline ödeme emirleri geldiğini, bu nedenle müvekkili adına olan hisselerin, boşanma ilamının kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Ahmet B… adına devir ve tesciline, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma protokolüne göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya nispi ticari davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 11.05.2010 tarihli protokolde düzenlenen %10 şirket hissesinin protokol uyarınca davalı tarafından devir alınmasına yöneliktir. Taraflar , davalılardan R…. Tıbbi San. ve Tic. Ltd. Şti.ortakları olup limited şirket hisse devrine ilişkin hükümler 6102 TTK ‘da düzenlendiğine göre aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu tür davalar ticari dava niteliğinde olup aynı Kanun'un 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesi görevli olduğu halde yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29/09/2015 tarih ve 2015/1259-2015/354
sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Ali Topkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili müvekkilinin davalı Ahmet B 'ın eski eşi olduğunu, davalı şirketin %10 ortağı iken davalıdan Ankara 11. Aile Mahkemesinin 2010/… Esas, 2010/.. Karar sayılı ilamı ile boşandığını, davalı şirkete eşi sebebiyle formalite ortak olduğunu, tarafların boşanırken yapılan anlaşma protokolü gereğince hisselerini bedelsiz devir edeceğini, ancak davalının bugüne kadar hisseleri devir almadığını, bu nedenle vergi borçlarından dolayı müvekkiline ödeme emirleri geldiğini, bu nedenle müvekkili adına olan hisselerin, boşanma ilamının kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Ahmet B… adına devir ve tesciline, karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma protokolüne göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya nispi ticari davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 11.05.2010 tarihli protokolde düzenlenen %10 şirket hissesinin protokol uyarınca davalı tarafından devir alınmasına yöneliktir. Taraflar , davalılardan R…. Tıbbi San. ve Tic. Ltd. Şti.ortakları olup limited şirket hisse devrine ilişkin hükümler 6102 TTK ‘da düzenlendiğine göre aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu tür davalar ticari dava niteliğinde olup aynı Kanun'un 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesi görevli olduğu halde yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11 Mayıs 2017 Perşembe
TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ SINIFTA YER ALAN İŞLERDE ÇALIŞTIRILACAKLARIN MESLEKİ EĞİTİMLERİNE DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK
MADDE 1 – 13/7/2013 tarihli ve 28706 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde
Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin
birinci fıkrasının (g) bendi ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“g) 15/10/2015 tarihli ve 29503 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu Sınav, Ölçme, Değerlendirme ve
Belgelendirme Yönetmeliği kapsamında verilen meslekî yeterlilik belgeleri,”
“(2) Bu Yönetmelik kapsamına giren işlerde, Sosyal Güvenlik
Kurumuna ait kayıtlar esas alınarak 1/5/2017tarihinden önce çalışmaya
başlayanlar, Millî Eğitim Bakanlığı ile birinci fıkranın (e) bendinde sayılan
kurum ve kuruluşlar arasında yapılacak protokoller çerçevesinde verilecek en az
32 saatlik eğitim modüllerini tamamlayarak belgelendirilmeleri halinde bu
Yönetmelik kapsamında mesleki eğitim almış olarak kabul edilir.”
MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
MADDE 3 – Bu
Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Millî Eğitim Bakanı
birlikte yürütür.
9 Mayıs 2017 Salı
5607 SAYILI KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNUNA GÖRE GÜMRÜK VERGİLERİNİN EKSİK ÖDENMESİ NEDENİYLE ELKONULAN KARA TAŞITLARININ SAHİPLERİNE İADESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK
|
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 21/3/2007
tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu
maddesine istinaden, gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi ve Kanunun 3
üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca açılan kamu davalarına konu olması
sebebiyle elkonulan taşıtların sahiplerine iadesine ilişkin usul ve esasları
belirlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, Kanunun geçici 10 uncu maddesinin
yürürlük tarihinden önce el konulan, müsadere kararı verilmemiş ve henüz
tasfiyesi tamamlanmamış olan kara taşıtlarını kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 21/3/2007 tarihli
ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu maddesine
dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Araç: Kara taşıtını,
b) Başvuru sahibi: Aracın malikini,
c) İlk iktisap: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa
ekli (II) sayılı listedeki kara ulaşım araçlarından Türkiye’de kayıt ve
tescil edilmemiş olanlarının kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla
veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dâhil motorlu araç ticareti
yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından
kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil
ettirilmesini,
ç) Kanun: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununu,
ifade eder.
Ön Tespit Dilekçesi şekli ve süresi
MADDE 4 – (1) Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan
kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve
müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları için Kanunun geçici 10 uncu maddesi
hükmünden yararlanmak isteyen kişiler tarafından, 31/7/2017 tarihi mesai
saati bitimine kadar, ödemeleri gereken tutarın öğrenilmesi için EK-1’de yer
alan “Ön Tespit Dilekçesi” ilgili gümrük idaresine verilir.
(2) Ön Tespit Dilekçesinde, aracın tescil
belgesi bilgilerine, başvuru yapan kişinin açık adres ve iletişim
bilgilerine, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi
bilgisine, varsa araca el koyma kararı örneğine ve araca el konulmasına ilişkin
evrak suretine yer verilir.
(3) İlk iktisabın gerçekleştiği yer vergi dairesi bilgisi,
motorlu taşıtlar vergisi ile görevli herhangi bir vergi dairesinden aracın
tescil belgesi ibraz edilmek suretiyle öğrenilir. İlk iktisapla ilgili
işlemlerin vergi dairelerinde gerçekleştirilmediğinin tespiti halinde ise bu
durum dilekçe sahibine bildirilir.
Ön Tespit Dilekçesi üzerine yapılacak işlemler
MADDE 5 – (1) Ön Tespit Dilekçesini alan
gümrük idaresince, aracın tasfiyesinin tamamlanıp tamamlanmadığı ile araç
hakkında müsadere kararı bulunup bulunmadığı araştırılır. Aracın tasfiyesinin
tamamlandığının veya araç hakkında müsadere kararının bulunduğunun tespit
edilmesi halinde, talebin Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamına girmediği
hususu dilekçe sahibine bildirilir.
(2) Ön Tespit Dilekçesinin verildiği tarihten itibaren
işlemler sonuçlandırılıncaya kadar tasfiye işlemlerine devam edilmez.
(3) Gümrük idaresi tarafından, ilk iktisapla ilgili
işlemlerin serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleştirildiğinin anlaşılması
halinde, ödenecek tutarın tespiti amacıyla üç gün içinde ilk iktisapla ilgili
işlemleri gerçekleştiren vergi dairesinden ithalatta olması gereken katma
değer vergisi matrahına ilişkin mevcut bilgiye de yer verilerek taşıta
ilişkin ödenmesi gereken özel tüketim vergisi tutarının bildirilmesi istenir.
(4) Bu bilgi, ilk iktisapla ilgili işlemleri
gerçekleştiren vergi dairesi tarafından ilgili gümrük idaresine bildirilir.
(5) İlk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi
daireleri, dördüncü fıkra kapsamında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin
belirlenmesinde;
a) Söz konusu araç ile ilgili dairelerine ulaşmış vergi
inceleme raporunda veya takdir komisyonu kararında belirlenmiş vergi matrahı
olması durumunda, bu matrahı ve ilk iktisaptaki oranı dikkate alır. Ancak bu
şekilde hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarı, ilgili gümrük idaresince
bildirilen ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahı üzerinden
hesaplanacak tutardan az olamaz.
b) Söz konusu araç ile ilgili dairelerine ulaşmış bir vergi
inceleme raporu veya takdir komisyonu kararı bulunmaması durumunda, ilgili
gümrük idaresince bildirilen ithalatta olması gereken katma değer vergisi
matrahına göre hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarından az olmamak üzere;
1) Devam eden inceleme veya takdir işlemi bulunduğunun
anlaşılması halinde, inceleme raporu veya takdir komisyonu kararıyla,
2) Devam eden inceleme veya takdir işleminin
bulunmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak takdire sevk işlemine
istinaden takdir komisyonu kararıyla,
belirlenecek matrah üzerinden hesaplanacak özel tüketim
vergisi tutarı dikkate alınır.
(6) Bu maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları kapsamında
işlem yapılması, söz konusu araçların ilk iktisabında oluşan vergi ziyaı ile
ilgili özel tüketim vergisi mükellefleri nezdinde tarhiyat yapılmasına ve
ceza uygulanmasına engel teşkil etmez.
(7) İlk iktisabın aracın serbest dolaşıma girişinde
gerçekleşmesi halinde, aracın ithalatında ödenmesi gereken özel tüketim
vergisi üzerinden; serbest dolaşıma girişinden sonra gerçekleşmesi halinde
ise vergi dairesinden alınan ödenmesi gereken özel tüketim vergisi bilgisi
üzerinden, ilgili gümrük idaresince, hesaplanan %25’lik tutar ve bu tutarı
ödemek üzere Kanunun geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak için 31/7/2017
tarihi mesai saati bitimine kadar başvuruda bulunulması gerektiği, dilekçe
sahibine yazı ile bildirilir. Bu bildirimde dilekçeye konu araç bilgilerine
de yer verilir.
Kanundan yararlanmak üzere başvuru şekli ve süresi
MADDE 6 – (1) Gümrük idaresince ödenmesi
gereken tutarın bildirilmesi üzerine, Kanunun geçici 10 uncu maddesinden
yararlanmak isteyen kişilerin EK-2’de yer alan “Başvuru Formu” ile 31/7/2017
tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili gümrük idaresine başvuruda
bulunmaları gerekmektedir. Yapılan inceleme sonucu gerekli şartları
sağlamadığı anlaşılan başvurular, eksikliklerin 31/7/2017 tarihi mesai saati
bitimine kadar tamamlanması halinde kabul edilir.
(2) Başvurunun iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılması
durumunda başvuru formunun postaya verildiği tarih, normal posta ile veya
şahsen yapılması halinde ise başvuruda bulunulan idarenin evrak kayıtlarına
intikal ettiği tarih, başvuru tarihi olarak dikkate alınır.
(3) 31/7/2017 tarihine kadar Ön Tespit Dilekçesi
cevaplandırılmamış olanlar için ayrıca “Başvuru Formu” ile başvuru yapılması
şartı aranmaz. Bu kişilerin 31/7/2017 tarihi itibariyle başvuruda bulunduğu
kabul edilir. Bu kişiler, Ön Tespit Dilekçelerine cevaben kendilerine yapılan
bildirimlerde belirtilen tutarları 31/8/2017 tarihine kadar ödemeleri
kaydıyla, Kanun hükümlerinden faydalanabilir.
Ödeme
MADDE 7 – (1) Başvuru Formunun ilgili gümrük
idaresine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili gümrük idaresine
ödeme yapılır. Gümrük idaresince, araç bilgilerinin de yer aldığı ödemeye
ilişkin iki nüsha belge başvuru sahibine verilir.
Aracın iadesi
MADDE 8 – (1) Aracın iadesi kovuşturmayı yapan
mahkemeden istenir.
(2) İade talebinde, ödemeye dair belgenin ibrazı
zorunludur.
(3) Mahkeme tarafından verilen iade kararının ibrazı
üzerine, araç sahibine iade edilir.
(4) Aracın muhafazası nedeniyle ortaya çıkan masraflar
için, başvuru sahibinden yıllık 250 TL tahsil edilir. Aracın kaldığı sürenin
tam yıl olmayan kısmı için, belirtilen miktar esas alınarak aylık tutar
üzerinden hesaplama yapılır. Bu hesaplamada bir aydan az olan süreler tam ay
olarak kabul edilir.
Diğer hükümler
MADDE 9 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında
karşılaşılan; gümrük idareleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı, vergi daireleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Maliye
Bakanlığı, adli konularla ile ilgili tereddütleri gidermeye Adalet Bakanlığı
yetkilidir.
(2) Başvuru konusu eylemin aynı zamanda 4458 sayılı Gümrük
Kanununun geçici 9 uncu maddesi kapsamında bulunması halinde, sadece bu
Yönetmelik uyarınca işlem yapılır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini
Adalet Bakanı, Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Maliye Bakanı müştereken yürütür.
|
8 Mayıs 2017 Pazartesi
BOŞ ÇEK YAPRAĞININ KAYBOLMASI NEDENİYLE ÇEKİN İPTALİNİ veya TESPİT DAVASI AÇILAMAZ
Hasımsız
olarak görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/05/2015
tarih ve 2015/484-2015/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili
tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış
olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor
dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları
ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı,...A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi'ne ait boş çekin rızası dışında elinden çıkarak zayi olduğunu ileri sürerek çekin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen çek yaprağının boş olması sebebiyle kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı, ancak kambiyo senetlerinin iptalinin istenebileceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2015 tarih ve 2014/1385-2015/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan keşideci sıfatı ile aldığı ancak keşide etmeksizin boş oldukları halde 301551-301776-301826-301851 ve 301876 nolu çek karnelerinin kaybedildiğinin tespitine, davalı bankaca çeklerin iptal etmesi gerektiğinin tespitine ve alınan çek karnelerinin bağlı bulunduğu yine davalı banka nezdindeki TR750001 5001 5800 7292 3124 13 IBAN no'lu hesabın kapatılması ve bankaca her bir çek yaprağı için alınan sorumluluk tutarının 3. kişilere ödenmesi halinde davalı bankanın sorumluluğu baki kalmak üzere davacıya iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kabul anlamına gelmemekle birlikte çeklerin davacı tarafında iddia edildiği gibi boş olarak kaybedilmiş olsa dahi davacının menfi tespit davası açma hakkının ancak çekleri doldurularak tahsili için ibraz edilmesi halinde mümkün olduğu bu nedenle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, davalı bankanın dava konusu ve dava dışı iade edilmeyen çekler ilişkin sorumluluğunun halen devam ettiği, davacı nezdinde bulunan toplam 110 çek yaprağının davacı tarafından iade edilmediği, çeklerin iptal edildiğine ilişkin mahkeme kararının ibraz edilmediği ve çeklerin henüz muhattap davalı bankaya ibraz edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 651. maddesine göre kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebileceği, kıymetli evrakın zayi olduğu veya ziyanın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, boş çek yaprakları kıymetli evrak niteliği taşımadığından bu madde kapsamında iptali istenemeyeceği, çek keşidecisinin TTK'nın 818/s. maddesi gereğince, aynı Yasa'nın 757. maddesi delaleti ile iptal davası açmaya hakkının olmadığı, iptal davası açma hakkının borçlu durumunda olan keşide edene değil ancak çek üzerinde hak sahibi olan hamile ait olacağı, davacının bu davada çek yapraklarının rızası dışında kaybolduğunun tespitini talep ettiği, davacının tespit isteminin bir hakkın yada hukuki ilişkin yokluğunun belirlenmesine ilişkin olmayıp çek yapraklarının kaybolmasına ilişkin maddi vakkanın tespitine yönelik olduğu, maddi vakkaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı,...A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi'ne ait boş çekin rızası dışında elinden çıkarak zayi olduğunu ileri sürerek çekin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen çek yaprağının boş olması sebebiyle kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı, ancak kambiyo senetlerinin iptalinin istenebileceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2015 tarih ve 2014/1385-2015/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan keşideci sıfatı ile aldığı ancak keşide etmeksizin boş oldukları halde 301551-301776-301826-301851 ve 301876 nolu çek karnelerinin kaybedildiğinin tespitine, davalı bankaca çeklerin iptal etmesi gerektiğinin tespitine ve alınan çek karnelerinin bağlı bulunduğu yine davalı banka nezdindeki TR750001 5001 5800 7292 3124 13 IBAN no'lu hesabın kapatılması ve bankaca her bir çek yaprağı için alınan sorumluluk tutarının 3. kişilere ödenmesi halinde davalı bankanın sorumluluğu baki kalmak üzere davacıya iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kabul anlamına gelmemekle birlikte çeklerin davacı tarafında iddia edildiği gibi boş olarak kaybedilmiş olsa dahi davacının menfi tespit davası açma hakkının ancak çekleri doldurularak tahsili için ibraz edilmesi halinde mümkün olduğu bu nedenle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, davalı bankanın dava konusu ve dava dışı iade edilmeyen çekler ilişkin sorumluluğunun halen devam ettiği, davacı nezdinde bulunan toplam 110 çek yaprağının davacı tarafından iade edilmediği, çeklerin iptal edildiğine ilişkin mahkeme kararının ibraz edilmediği ve çeklerin henüz muhattap davalı bankaya ibraz edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 651. maddesine göre kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebileceği, kıymetli evrakın zayi olduğu veya ziyanın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, boş çek yaprakları kıymetli evrak niteliği taşımadığından bu madde kapsamında iptali istenemeyeceği, çek keşidecisinin TTK'nın 818/s. maddesi gereğince, aynı Yasa'nın 757. maddesi delaleti ile iptal davası açmaya hakkının olmadığı, iptal davası açma hakkının borçlu durumunda olan keşide edene değil ancak çek üzerinde hak sahibi olan hamile ait olacağı, davacının bu davada çek yapraklarının rızası dışında kaybolduğunun tespitini talep ettiği, davacının tespit isteminin bir hakkın yada hukuki ilişkin yokluğunun belirlenmesine ilişkin olmayıp çek yapraklarının kaybolmasına ilişkin maddi vakkanın tespitine yönelik olduğu, maddi vakkaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İŞÇİNİN GERÇEK MAAŞININ TESPİTİ USULÜ, ÜCRET BORDROLARININ GERÇEĞİ YANSITMADIĞI
Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, maaş
alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirkette 20.09.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, sigortaya bildirim yapılmadığını, 15.01.2011 tarihine kadar bilgilendirme ve öğretilerde bulunduğunu, aynı zamanda etütlerde eğitmen olarak görev yaptığını, sigorta girişinin 15.01.2011 tarihinde yapıldığını ve bu süreye kadar olan ücretlerinin ödenmediğini, sigorta girişinin yapıldığı tarihten sonra da gerçek ücret üzerinden prime esas kazancın bildirilmediğini, son ücretinin net 1.250-TL olduğunu, yemek yardımı olduğunu, gerçek kazanç üzerinden prime esas kazancın düzeltilmesi taleplerinin karşılıksız kaldığını, işyerinde haftada 6 gün toplam 72 saat çalıştığını ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, iş akdini haklı nedenle feshettikten sonra da gerçek ücreti üzerinden değil kayıtlardaki ücretten ödeme yapıldığını ve bakiye ücret alacağının bulunduğunu, 7 günlük izin ücreti alacağının bulunduğunu, iş akdinin müvekkili tarafından sigortaya gerçek ücret üzerinden prime esas kazançların bildirilmemesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve iş sağlığı ve güvenlik hükümlerine uyulmaması nedeniyle 29.03.2012 tarihli ihtarname ile iş akdinin feshedildiğini, tazminat ve ücret alacaklarının ödenmesinin ihtar edildiğini, bu konuda ilgili Kurumlara şikayette bulunulduğunu, davacıdan işe girerken vade ve tanzim tarihi boş 12.000-TL bedelli teminat senedi alındığını, iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi üzerinde davalının 4.500-TL asıl alacak üzerinden icra takibine giriştiğini, takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, takibin iptalini ve takibini durdurulmasını talep ettiklerini talep ettiklerini belirterek, kıdem tazminatı ile maaş, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2012/ E. takibin iptaline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında icra takibi nedeni ile ödeme yapması nedeni ile istirdadını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında 16.08.2010 tarihinde eğitmen adayı gelişim programı protokolünün yapıldığını, davalı şirket tarafından davacıya 450 saat eğitim verildiğini, çalıştığı süre boyunca eğitmenlik tecrübesi kazandırma amaçlı ek eğitim verildiğini, davcı ile imzalanan protokolde davacının eğitim programı ile formasyon ve yetenek geliştirme eğitimlerine aksatmadan devam edeceği, ilgili yönetmelik ve yönergelere uygun edeceği, birim müdürü tarafından belirlenen idari ve operasyonel görevleri yerine getireceği, 3 aylık eğitim programının tamamlanmasından sonra davalının karar vermesi ve kayıt şartı ile 2 yıl süreyle sözleşme kapsamında almış olduğu kariyer eğitimiyle ilgili alanda kesintisiz asistan eğitmenliği yapacağı, bu dönemde asistan eğitmenlere verilen ücret kadar kendisine maaş ödeneceği, ilk yılın sonunda uygulanan genel artış oranı kadar ücret artışının yapılacağı, sözleşmenin 2 yıllık çalışma döneminin askerlik ve benzeri bir nedenle kesintiye uğramayacağı, uğradığı takdirde feshin gerçekleştiği tarihe göre madde E 2’ deki hükümlere göre davacının sözleşme fesih bedeli ödeyeceğini kabul ettiğini, davacı ile eğitmen adayı gelişim protokolünün iş sözleşmesi akdedilmeden 5 ay önce imzalandığını, programda başarılı olan adaylarla iş sözleşmesinin imzalandığını, protokolde feshi düzenleyen E bendinde ilk 150 saatlik bölümün tamamlandıktan sonra eğitmen adayları ile mülakat yapıldığını ve eğitmenlik yapabileceğine kanaat getirilen adaylarla yola devam edildiğini, davacının 150 saatlik bölümden sonra eğitime davam etmeyi tercih ettiğini, davacı ile 15.01.2011 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi yapıldığını, davacının yazılı programdaki eğitimleri alarak asistan eğitmen olduğunu, davacı ile iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte sigortaya bildiriminin yapıldığını, sigorta primlerinin eksiksiz ödendiğini, davacının ücret ödemeden almış olduğu 12.000-TL bedelli eğitim karşılığında 2 yıl süre ile çalışma taahhüdünde bulunduğunu, Beşiktaş Bireysel Eğitim Şubesi’ nde 15.01.2011 – 29.03.2012 tarihleri arasında muhasebe – SAP asistan eğitmeni olarak çalıştığını, davacının protokolün C 3 maddesi E.2.2 maddesi hükümlerini hiçe sayarak 2 yıl çalışma şartını yerine getirmeden işten ayrıldığını, müvekkilinin 12.000-TL tutarındaki tazminatı talep hakkının doğduğunu, davacıya tazminat tutarını ödemesinin ihtar edildiğini, ödemeyi yapmaması üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2012/ E. sayılı dosyası ile 4.500-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin 12.000-TL senedin tamamını değil 24 aylık süreden geriye kalan 9,5 aylık kısma tekabül eden ücreti talep ettiğini, davacıya eğitim verilerek mesleğin inceliklerinin öğretildiğini, kendi kadrosunda iş verdiğini, davacının şirketteki 14,5 aylık tecrübesi ile kariyer yaptığını, davacının asistan eğitmen olarak brüt 796,50-TL ücretle işe başladığını, sigorta primlerinin aldığı ücretler esas alınarak ödendiğini, davacının fazla mesai, izin vs. ücret alacağının olmadığını, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iş sözleşmesinin davacı tarafından Kartal 6. Noterliği’ nin 29.03.2012 tarih ve 008987 yevmiye no’ lu ihtarnamesi ile; muvafakatı olmadan fazla çalıştırılması, fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, gerçek ücretin SGK’ na bildirilmemesi ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine uyulmaması sebepleri gösterilerek feshedilmiş, ihtarname ve ayrılış bildirgesinden; iş akdinin davacı tarafından fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, onayı olmadan fazla çalıştırılması ve prime esas kazancının sigortaya eksik bildirilmesi nedeniyle feshedildiği hususunda mahkememize tam kanaat geldiğinden ve İşyerinde fazla çalışma yapıldığının ispatı işçiye, ücretinin ödendiğinin ispatı ise işverene ait olup, dosyaya, çalışma gün ve saatlerine ilişkin işyeri giriş çıkış kayıtları vs. belge sunulmadığından ve davacının fazla mesai yaptığı tanık anlatımlarıyla da sabit olduğundan, Yıllık izin için gerekli kayıt ve defterleri tanzim etmek işverenin görevi olduğu, yıllık izinlerin verildiği hususunun ispatı işverene ait olup, İşçinin yıllık ücretli izinlerinin kullanıldığını, davalı işveren işçinin imzası bulunan yıllık izin defteri veya eşdeğerde belge ile kanıtlamadığından ve İşveren, davacının ücretin ödendiğini bordro ve benzeri yazılı belgelerle ispatlamak zorunda olup, davacıya 932,27-TL olarak ödendiğine dair banka hesap dökümü sunuluş olduğu ancak taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığından ödenen 932,27-TL mahsup edilmesi gerektiği hususu tüm dosya kapsamıyla da sabit olduğundan, Davacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı, fazla mesai ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ve ücret alacağı ile ilgili davasının 07/03/2014 tarihli bilirkişi raporunun (a) seçeneğinde belirtilen hesap miktarı baz alınarak ve ıslah dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak ispatlanması sebebiyle kabulüne, İş akdi davacı tarafından, İş Kanunu m. 24/II hükümlerine dayanılarak fazla mesai ücreti alacaklarının ödenmemesi ve prime esas kazancı eksik bildirilmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği, İşçinin, haklı nedenlerin gerçekleşmesi durumunda, aksi sözleşmede öngörülmüş bulunsa dahi eğitim giderleri veya cezai şartı ödemek zorunda kalmaksızın iş sözleşmesini feshedebilecek durumda olduğundan ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/ E. Sayılı dosyasındaki takibin iptali gerektiğinden ve davacının borçlu olmadığının tespiti ile davacının icra tehditi altında iken icra dosyasına 5.421,98.-TL ödendiği , bu miktarın yargılama sırasında ödeme durumu doğduğundan , Davacının davalı aleyhine açmış olduğu istirdat davasının kabulüne, bu itibarla; Davacı tarafından verilen işveren nezdindeki senedinin teminat senedi mahiyetinde olduğundan iptaline; Davacının davalı işverene borçlu olmadığının tespitine,Yargılama sırasında senedin icra yolu ile tahsile dildiği ve davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/ Esas sayılı dosyasına borcu ödemek durumunda kaldığı dikkate alınarak, talep doğrultusunda 5.421,98.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş hukukunda çalışma olgusunu, bu kapsamda fazla mesai yaptığını, tatillerde çalıştığını iddia eden işçi, karşılığı ücretin ödendiğini de işveren kanıtlamalıdır.
Fazla ve tatillerde çalışma her türlü delille kanıtlanabilir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Çalışma olgusu konusunda kayıtlar sunulmuş ise bu kayıtlar değerlendirilmelidir.
Dosya içeriğine göre davacı davalı işyerinde eğitmen olarak çalışmıştır. Davacı taraf fazla mesai yaptırıldığında karşılığının ödenmediğini, davalı taraf ise davacının çalıştığı tüm dönemde yasal haklarının kendisine ödendiğini beyan etmiştir. Mahkemece davacı tanık beyanlarına göre haftalık 16 saat fazla mesai yapıldığının kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiştir. Ancak davalı çalışma olgusu konusunda dosyaya yoklama formları sunmuştur. Bu belgelerin fazla mesai yönünden değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.
3- Taraflar arasında ücret miktarı konusunda ihtilaf bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı net 1.250,00 TL aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının net 964,50 TL ile çalıştığını savunmuştur. Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan davacı tanık beyanları doğrultusunda, davacının aylık net 1.000,00 TL maaş ile çalıştığı kabul edilmiştir.
Mahkemece yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda davacı işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirkette 20.09.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, sigortaya bildirim yapılmadığını, 15.01.2011 tarihine kadar bilgilendirme ve öğretilerde bulunduğunu, aynı zamanda etütlerde eğitmen olarak görev yaptığını, sigorta girişinin 15.01.2011 tarihinde yapıldığını ve bu süreye kadar olan ücretlerinin ödenmediğini, sigorta girişinin yapıldığı tarihten sonra da gerçek ücret üzerinden prime esas kazancın bildirilmediğini, son ücretinin net 1.250-TL olduğunu, yemek yardımı olduğunu, gerçek kazanç üzerinden prime esas kazancın düzeltilmesi taleplerinin karşılıksız kaldığını, işyerinde haftada 6 gün toplam 72 saat çalıştığını ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, iş akdini haklı nedenle feshettikten sonra da gerçek ücreti üzerinden değil kayıtlardaki ücretten ödeme yapıldığını ve bakiye ücret alacağının bulunduğunu, 7 günlük izin ücreti alacağının bulunduğunu, iş akdinin müvekkili tarafından sigortaya gerçek ücret üzerinden prime esas kazançların bildirilmemesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve iş sağlığı ve güvenlik hükümlerine uyulmaması nedeniyle 29.03.2012 tarihli ihtarname ile iş akdinin feshedildiğini, tazminat ve ücret alacaklarının ödenmesinin ihtar edildiğini, bu konuda ilgili Kurumlara şikayette bulunulduğunu, davacıdan işe girerken vade ve tanzim tarihi boş 12.000-TL bedelli teminat senedi alındığını, iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi üzerinde davalının 4.500-TL asıl alacak üzerinden icra takibine giriştiğini, takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, takibin iptalini ve takibini durdurulmasını talep ettiklerini talep ettiklerini belirterek, kıdem tazminatı ile maaş, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2012/ E. takibin iptaline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında icra takibi nedeni ile ödeme yapması nedeni ile istirdadını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında 16.08.2010 tarihinde eğitmen adayı gelişim programı protokolünün yapıldığını, davalı şirket tarafından davacıya 450 saat eğitim verildiğini, çalıştığı süre boyunca eğitmenlik tecrübesi kazandırma amaçlı ek eğitim verildiğini, davcı ile imzalanan protokolde davacının eğitim programı ile formasyon ve yetenek geliştirme eğitimlerine aksatmadan devam edeceği, ilgili yönetmelik ve yönergelere uygun edeceği, birim müdürü tarafından belirlenen idari ve operasyonel görevleri yerine getireceği, 3 aylık eğitim programının tamamlanmasından sonra davalının karar vermesi ve kayıt şartı ile 2 yıl süreyle sözleşme kapsamında almış olduğu kariyer eğitimiyle ilgili alanda kesintisiz asistan eğitmenliği yapacağı, bu dönemde asistan eğitmenlere verilen ücret kadar kendisine maaş ödeneceği, ilk yılın sonunda uygulanan genel artış oranı kadar ücret artışının yapılacağı, sözleşmenin 2 yıllık çalışma döneminin askerlik ve benzeri bir nedenle kesintiye uğramayacağı, uğradığı takdirde feshin gerçekleştiği tarihe göre madde E 2’ deki hükümlere göre davacının sözleşme fesih bedeli ödeyeceğini kabul ettiğini, davacı ile eğitmen adayı gelişim protokolünün iş sözleşmesi akdedilmeden 5 ay önce imzalandığını, programda başarılı olan adaylarla iş sözleşmesinin imzalandığını, protokolde feshi düzenleyen E bendinde ilk 150 saatlik bölümün tamamlandıktan sonra eğitmen adayları ile mülakat yapıldığını ve eğitmenlik yapabileceğine kanaat getirilen adaylarla yola devam edildiğini, davacının 150 saatlik bölümden sonra eğitime davam etmeyi tercih ettiğini, davacı ile 15.01.2011 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi yapıldığını, davacının yazılı programdaki eğitimleri alarak asistan eğitmen olduğunu, davacı ile iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte sigortaya bildiriminin yapıldığını, sigorta primlerinin eksiksiz ödendiğini, davacının ücret ödemeden almış olduğu 12.000-TL bedelli eğitim karşılığında 2 yıl süre ile çalışma taahhüdünde bulunduğunu, Beşiktaş Bireysel Eğitim Şubesi’ nde 15.01.2011 – 29.03.2012 tarihleri arasında muhasebe – SAP asistan eğitmeni olarak çalıştığını, davacının protokolün C 3 maddesi E.2.2 maddesi hükümlerini hiçe sayarak 2 yıl çalışma şartını yerine getirmeden işten ayrıldığını, müvekkilinin 12.000-TL tutarındaki tazminatı talep hakkının doğduğunu, davacıya tazminat tutarını ödemesinin ihtar edildiğini, ödemeyi yapmaması üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2012/ E. sayılı dosyası ile 4.500-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin 12.000-TL senedin tamamını değil 24 aylık süreden geriye kalan 9,5 aylık kısma tekabül eden ücreti talep ettiğini, davacıya eğitim verilerek mesleğin inceliklerinin öğretildiğini, kendi kadrosunda iş verdiğini, davacının şirketteki 14,5 aylık tecrübesi ile kariyer yaptığını, davacının asistan eğitmen olarak brüt 796,50-TL ücretle işe başladığını, sigorta primlerinin aldığı ücretler esas alınarak ödendiğini, davacının fazla mesai, izin vs. ücret alacağının olmadığını, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iş sözleşmesinin davacı tarafından Kartal 6. Noterliği’ nin 29.03.2012 tarih ve 008987 yevmiye no’ lu ihtarnamesi ile; muvafakatı olmadan fazla çalıştırılması, fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, gerçek ücretin SGK’ na bildirilmemesi ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine uyulmaması sebepleri gösterilerek feshedilmiş, ihtarname ve ayrılış bildirgesinden; iş akdinin davacı tarafından fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, onayı olmadan fazla çalıştırılması ve prime esas kazancının sigortaya eksik bildirilmesi nedeniyle feshedildiği hususunda mahkememize tam kanaat geldiğinden ve İşyerinde fazla çalışma yapıldığının ispatı işçiye, ücretinin ödendiğinin ispatı ise işverene ait olup, dosyaya, çalışma gün ve saatlerine ilişkin işyeri giriş çıkış kayıtları vs. belge sunulmadığından ve davacının fazla mesai yaptığı tanık anlatımlarıyla da sabit olduğundan, Yıllık izin için gerekli kayıt ve defterleri tanzim etmek işverenin görevi olduğu, yıllık izinlerin verildiği hususunun ispatı işverene ait olup, İşçinin yıllık ücretli izinlerinin kullanıldığını, davalı işveren işçinin imzası bulunan yıllık izin defteri veya eşdeğerde belge ile kanıtlamadığından ve İşveren, davacının ücretin ödendiğini bordro ve benzeri yazılı belgelerle ispatlamak zorunda olup, davacıya 932,27-TL olarak ödendiğine dair banka hesap dökümü sunuluş olduğu ancak taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığından ödenen 932,27-TL mahsup edilmesi gerektiği hususu tüm dosya kapsamıyla da sabit olduğundan, Davacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı, fazla mesai ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ve ücret alacağı ile ilgili davasının 07/03/2014 tarihli bilirkişi raporunun (a) seçeneğinde belirtilen hesap miktarı baz alınarak ve ıslah dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak ispatlanması sebebiyle kabulüne, İş akdi davacı tarafından, İş Kanunu m. 24/II hükümlerine dayanılarak fazla mesai ücreti alacaklarının ödenmemesi ve prime esas kazancı eksik bildirilmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği, İşçinin, haklı nedenlerin gerçekleşmesi durumunda, aksi sözleşmede öngörülmüş bulunsa dahi eğitim giderleri veya cezai şartı ödemek zorunda kalmaksızın iş sözleşmesini feshedebilecek durumda olduğundan ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/ E. Sayılı dosyasındaki takibin iptali gerektiğinden ve davacının borçlu olmadığının tespiti ile davacının icra tehditi altında iken icra dosyasına 5.421,98.-TL ödendiği , bu miktarın yargılama sırasında ödeme durumu doğduğundan , Davacının davalı aleyhine açmış olduğu istirdat davasının kabulüne, bu itibarla; Davacı tarafından verilen işveren nezdindeki senedinin teminat senedi mahiyetinde olduğundan iptaline; Davacının davalı işverene borçlu olmadığının tespitine,Yargılama sırasında senedin icra yolu ile tahsile dildiği ve davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/ Esas sayılı dosyasına borcu ödemek durumunda kaldığı dikkate alınarak, talep doğrultusunda 5.421,98.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İş hukukunda çalışma olgusunu, bu kapsamda fazla mesai yaptığını, tatillerde çalıştığını iddia eden işçi, karşılığı ücretin ödendiğini de işveren kanıtlamalıdır.
Fazla ve tatillerde çalışma her türlü delille kanıtlanabilir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Çalışma olgusu konusunda kayıtlar sunulmuş ise bu kayıtlar değerlendirilmelidir.
Dosya içeriğine göre davacı davalı işyerinde eğitmen olarak çalışmıştır. Davacı taraf fazla mesai yaptırıldığında karşılığının ödenmediğini, davalı taraf ise davacının çalıştığı tüm dönemde yasal haklarının kendisine ödendiğini beyan etmiştir. Mahkemece davacı tanık beyanlarına göre haftalık 16 saat fazla mesai yapıldığının kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiştir. Ancak davalı çalışma olgusu konusunda dosyaya yoklama formları sunmuştur. Bu belgelerin fazla mesai yönünden değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.
3- Taraflar arasında ücret miktarı konusunda ihtilaf bulunmaktadır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı net 1.250,00 TL aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının net 964,50 TL ile çalıştığını savunmuştur. Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan davacı tanık beyanları doğrultusunda, davacının aylık net 1.000,00 TL maaş ile çalıştığı kabul edilmiştir.
Mahkemece yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda davacı işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






