13 Mayıs 2017 Cumartesi

İŞÇİNİN İŞ YERİNDE HERKESÇE GÖRÜLE BİLECEK YER OLMAYAN DUVAR DİBİNE ÇİŞİNİ YAPMASI, İŞ VERENCE İŞ AKDİNİN FESHİ--İŞÇİNİN İŞE İADE DAVASININ REDDİ GEREKTİĞİ

Davacı 04/07/2013 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığını, çalışmasına devam etmekteyken 04/02/2015 tarihinde iş akdinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, işyerinde mekanik bakımcı olarak çalıştığını, ücreti dışında işyerinde yürürlükte olan TİS ile belirlenen tüm sosyal haklardan yararlandığını, iş akdinin feshini gerektirecek hiçbir hareketinin olmadığını, işe iadesine karar verilmesini, yasal süre içerisinde işe müracaat etmesine rağmen işe başlatılmaması halinde 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesi gerektiğinin tespitine yasal süre içerisinde işe müracaat edilmesi halinde boşta geçen süreye dair 4 aylık ücret ve sosyal hakkının ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı davacının iş yeri içerisinde umuma açık ortamda tuvalet ihtiyacını giderdiğinin görülmesi üzerine savunması alınarak iş akdinin haklı sebeple feshedildiğini, bu yerin umuma açık bir yer olup fabrikanın içi olduğunu, iş yerinde birçok tuvaletin bulunduğunu davacının alınan savunmasından sadece dökümhane tuvaletine gidildiği diğer bölümde bulunan ve uzak olmayan tuvaletlerin denenmediğinin anlaşıldığı, olayın davacının mesaisinin daha yeni başladığı bir saatte meydana geldiğini, davacının üyesi bulunduğu Türk Metal Sendikası ile müvekkil şirketin üyesi bulunduğu MESS arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesi (EK-7) Yasaklar ve Cezalar başlıklı 30. maddenin 30. fıkrası işyerinde “ edep ve ahlak ile bağdaşmayacak hareketlerde bulunmak, iş yerinin disiplin ve ahengini bozacak davranışlar göstermek” şeklindeki davranış ve hareketlerin yaptırımı işten çıkarma olarak belirlendiğini belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece davacının davalı iş yerinde çalıştığı dönemde 26/01/2015 tarihinde saat 16:45 sıralarında davalı iş yerinin içerisinde bulunan ve keşif sonrası alınan fen bilirkişisi raporunda fotoğrafları çekilen yere küçük tuvaletini yaptığı gerekçesiyle savunması da alınmak suretiyle iş akdinin feshedildiği, davacı tarafça çok sıkışması ve tuvaletlerin yetersizliği sebebiyle belirtilen yere küçük tuvaletini yapmak zorunda kaldığının savunulduğu, özellikle tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı işyerinde tuvalet sıkıntısının bulunduğunun anlaşıldığı, zira davacı tanıklarının bu hususu doğruladığı gibi davalı tanıklarından davalı şirketin ticaret müdürünün olayın olduğu tarihten sonra erkeklerin tuvaletine birer tuvalet ilave edildiğini, kadınlar tarafından tuvaletlerin yetersizliği konusunda şikayetler geldiğini ancak erkekler tarafından şikayet gelmediğini beyan ettiği, tuvaletlerin yetersizliği ve çalışma sırasında tuvalete gidilmesi hususunda işçilerin problemlerinin bulunduğunun anlaşıldığı, memurların kullandığı tuvaletler ile işçilerin kullandığı tuvaletlerin farklı olduğu, davacının küçük tuvaletini yaptığı yerin herkesçe görülebilecek bir yer olmadığı ve belirtilen yere zorunlu sebeplerle yapıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı, yakında boş tuvalet varken açık bir yere tuvaletin yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki tuvaletler yetersiz olsun veya olmasın işçinin yapmış olduğu bu davranışından dolayı savunmasının alınmasından sonra öncelikle ihtar edilmesi ve bir daha böyle bir olayın meydana gelmesi durumunda işten çıkartılabileceği ve ya başka bir yaptırım uygulanacağının ihtar edilmesi, bu suretle feshin en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, davalı tarafça feshin son çare olması ilkesine de aykırı hareket edildiği, feshin yapılan davranışa karşı orantılı olmadığı ve haksız olduğu, işe iade şartlarının belirtilen sebeplerle gerçekleştiği anlaşıldığından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konsun da uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.

Diğer taraftan ölçülülük ilkesi uyarınca, fesihte seçilen ve uygulanan yöntemin, takip edilen amaçla mukayese edildiğinde açıkça orantısız olmaması gerekir. Bir başka anlatımla müdahalenin ağırlığı ile onun haklı kılan nedenlerin önemi ve ağırlığı arasında bir tartım yapılmalıdır.

Somut olayda davalı tarafından dosyaya davacının 26.01.2015 tarihinde işletme sahası içerisinde umuma açık yere küçük tuvaletini yaparken görüldüğüne dair iş yerinde çalışan ... tarafından tutulan tutanağın sunulduğu, bunun üzerine davacının bu olayla ilgili olarak 28.01.2015 tarihinde savunmasının talep edildiği, davacının aynı tarihli savunmasında olay günü dökümhane tuvaletine gittiğini, tuvaletin o anda dolu olduğunu, geri dönüp cüruf sahasının yanındaki duvarın arkasına giderek ihtiyacını gidermek zorunda kaldığını, buranın umuma açık bir yer olmadığını belirtmiş olup bu olayla ilgili olarak 03.02.2015 tarihinde iş yerinde Disiplin Kurulu toplanmış ve Toplu İş Sözleşmesi (EK-7) Yasaklar ve Cezalar başlıklı 36. maddenin 30. fıkrasından düzenlenen iş yerinde “ edep ve ahlak ile bağdaşmayacak hareketlerde bulunmak, iş yerinin disiplin ve ahengini bozacak davranışlar göstermek” şeklindeki davranışı gereği 2 üyenin 2 günlük ücret cezası verilmesi ve 2 üyenin de işten çıkarma cezası verilmesi yönünde oy kullanması üzerine nihai kararın genel müdür tarafından verilmesine karar verildiği, sonrasında davacının iş akdinin 04.02.2015 tarihinde İş Kanunun 25/2-b maddesi ve Toplu İş Sözleşmesi (EK-7) Yasaklar ve Cezalar başlıklı 36. maddenin 30. Fıkrası gereği feshedildiği davacıya bildirilmiştir.
Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları dökümhane bölümünde 3 adet tuvalet olduğunu, tuvaletlerin yetersiz olduğunu, sadece davacının değil diğer işçilerin de yoğunluk sebebiyle açık alana tuvaletlerini yaptıklarını bildiklerini, olayın gerçekleştiği yerin umuma açık olmadığını beyan etmişler; davalı tanıkları ise tuvaletlerin yeterli olduğunu, işyerinde birçok yerde tuvalet bulunduğunu, olayın olduğu tarihten sonra tuvalet sayılarının artırıldığını beyan etmişlerdir.

Mahkemece davalı iş yerinde keşif yapılmış, iş yerinde birçok yerde tuvaletin bulunduğu tespit edilmiş ve davacının olay tarihinde feshe konu eylemini gerçekleştirdiği yer tespit edilmiştir. Her ne kadar mahkemece davacının küçük tuvaletini yaptığı yerin herkesçe görülebilecek bir yer olmadığı ve belirtilen yere zorunlu sebeplerle yapıldığı kabul edilmişse de davacının eyleminin iş yerinde başka yerde tuvaletler bulunduğu halde buralara gidilmeden fabrikanın içinde bir alanda gerçekleştiği, iş yerinde onlarca işçi çalıştığı hususu gözetildiğinde bu durumun kabul edilemez olduğu ancak davacının daha önce benzer bir eylemi veya disiplinsiz davranışı olmadığı değerlendirildiğinde, anılan eylemin fesih için geçerli neden teşkil edeceği dikkate alınmadan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 

4857 Sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.


SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 

1-)Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 
2-)Davanın REDDİNE, 
3-)Karar tarihinde alınması gerekli 29,20 TL harçtan peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 27,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-)Peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde davalıya iadesine, 01.11.2016 oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.

KİMLİK BİLDİRME KANUNU

Çalışanın İŞE GİRMESİ 
Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü, her türlü özel veya resmi konaklama yerleri (yatılı okulların pansiyonları, yetiştirme yurtları ve köy odaları dahil) ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri ve dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin, iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi (Form:2)’ne yazılarak 24 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilenler dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırılanların kimliklerinin ise, yine iki örnek olarak düzenlenecek olan Çalışanlara ait Kimlik Bildirme Belgesi İ (Form: 2)’ne yazılarak 72 saat içinde en yakın yetkili genel kolluk örgütüne verilmesi gerekmektedir.
Çalışanın İŞTEN AYRILMASI durumunda ise, belgenin ayrılışla ilgili bölümlerinin (ayrılış tarihi ve imza) doldurularak, belgelerin verilmesindeki sürelere (24 saat/72 saat) uyulmak suretiyle yetkili genel kolluk örgütüne tekrar bildirimde bulunulması gerekmektedir.
İşyerleri, kendilerinde kalan belge örneklerini kolluk örgütünden alacakları kısımla birlikte 3 YIL süre ile saklayacaklardır.

Madde 1- Bu Kanunda sayılan, özel veya resmi, her türlü konaklama, dinlenme bakım ve tedavi tesisleri ve işyerleri ile konutlarda geçici veya sürekli olarak kalanlar,oturanlar,çalışanlar ve ayrılanların kimliklerinin tespiti ve bildirilmesi bu Kanunun hükümlerine göre yapılır.
Askeri konaklama, dinlenme ve kamp tesisleri ile ordu evleri bu Kanunun kapsamı dışındadır.
Madde 2- Otel, motel, han, pansiyon, bekar odaları, kamp, kamping, tatil köyü ve benzeri her türlü, özel veya resmi konaklama yerleri ile özel sağlık müesseseleri, dinlenme ve huzur evleri, dini ve hayır kurumlarının sosyal tesislerinin sorumlu işleticileri, bu yerlerde ücretli veya ücretsiz, gündüz veya gece, yatacak yer gösterdikleri yerli veya yabancı herkesin kimlik ve geliş ayrılış kayıtlarını, örneğine ve usulüne uygun şekilde günü gününe tutmak, genel kolluk örgütlerinin her an incelemelerine hazır bulundurmak, Devlet İstatistik Enstitüsüne, talebi halinde vermek zorundadırlar.
Madde 3- İkinci maddede sayılan tesislerin sorumlu işleticilerinin kimlikleri, tesis açılmadan evvel müessesenin sahibi veya kanuni temsilcisi tarafından örneğine uygun şekilde, en yakın kolluk örgütüne bildirilir.
Sorumlu işleticinin değişmesi halinde keyfiyetin 24 saat içinde ve yukarıdaki fıkrada gösterilen şekilde bildirilmesi zorunludur.
İşleticiler, kendilerine bu konuda verilen görev ve yükümlülükleri, kendi sorumlulukları altında yöneticilerine devredebilirler.
Bu durumda işletici ve yönetici müştereken sorumlu olurlar.
Kamu kuruluşlarına ait tesislerin amir ve müdürleri işletici gibi sorumludurlar.
Madde 4- İkinci maddedeki tesislerin sorumlu işleticileri, müesseselerinde sürekli veya geçici olarak çalıştırdıkları kimseleri ve bunların ayrılışlarını, örneğine uygun kimlik bildirme belgesi doldurarak, 24 saat içinde bağlı oldukları en yakın kolluk örgütüne bildirirler.
Kolluk örgütüne bildirilerek çalıştırılanlara, sorumlu işletici tarafından doldurulup onaylanan, örneğine uygun bir kimlik kartı verilir.
Kolluk görevlilerince her istenildiğinde bu kimlik kartının gösterilmesi zorunludur.
Madde 5- Binalarda kapıcı, kaloriferci, bekçi, telefoncu ve benzeri idari, teknik ve yardımcı hizmetlerde çalışanlar için, bunların işe başlamalarını izleyen üç gün içinde,
a) Bağımsız bir bölüm teşkil eden konutlarda oturan sahip veya kiracı,
b) Kat mülkiyetine tabi taşınmaz mallarda yönetici veya yönetim kurulunun bu konuda kendi adına yetkili kıldığı bir üye tarafından örneğine uygun kimlik bildirme belgesinin doldurulup mahalli genel kolluk örgütüne verilmesi zorunludur.
Madde 6- Şehir, kasaba ve köy sınırları içindeki;
a) Konutlarda oturmakta olanlar ile sürekli veya geçici olarak ve konutta kalarak çalışan hizmetçi, aşçı, mürebbiye, bekçi ve benzeri her türlü hizmetliler için aile reisi;
b) Bu Kanunun ikinci maddesinde sayılanlar dışında kalan her çeşit ticaret ve sanat amacı güden iş yerlerinde çalışanlar ve buralarda her türlü barındırmalar için iş yerlerinin sorumlu işleticisi;
c) Öğrenci yurtları ve benzeri yerlerde çalışanlar ile bu yerlerde kalmakta olan öğrenciler için o yerin sorumlu işleticisi;
d) Resmi binalar ve müştemilatında yatarak kalmalarına yer gösterilenler için yatılan dairenin yetkili amiri tarafından örneğine uygun kimlik belgesi doldurularak üç gün içinde genel kolluk örgütüne verilmesi zorunludur.
Konutun değiştirilmesi veya (b) ve (c) bentlerinde sayılan konut, iş yeri ve yurtlarda çalışmakta veya barınmakta olanlar ile (d) bendinde belirtilen yerlerde kalanların ayrılmaları halinde de, yukarıdaki şekil ve süre içinde bildirim belgesi gereklidir.
(Değişik: 29/8/1996-4178/8 md.) Kimlik bildirimleri, mahalli kolluk örgütüne verilmeden evvel mahalle veya köy muhtarına onaylatılır.
Madde 7- Geçici yer değiştirmelerde;
a) Konutlarda 30 günden fazla kalacak misafir için aile reisi;
b) Yaylak ve kışlak gibi yerlere mevsimlik olarak göçenler için de aile reisi tarafından, örneğine uygun bildirim,
Üç gün içinde kolluk örgütüne verilir.
Madde 8- Kat mülkiyetine tabi taşınmaz mallarda, aile reislerinin bu Kanuna göre dolduracakları her çeşit bildirimlerin birer örneği sorumlu yöneticiye verilir.
Madde 9- Bu Kanun hükümlerine göre kimlik bildirme belgesini yetkili idareye vermekle yükümlü tutulanlar, kimliğini nüfus hüviyet cüzdanı ve diğer resmi geçerli belgelerle ispat edemeyen kimseleri tesislerinde barındıramaz, konut ve işyerlerinde çalıştıramaz.
Madde 10- Kahvehane, oyun salonu, kulüp, lokal ve benzeri yerlerde ve bu Kanunun kapsamına giren diğer yatısız iş yerlerinde, özel kanunları müsaade ettiği takdirde, ancak sahipleri ve çalıştırdıkları kimseler yatabilir, başkaları kalamazlar.
İskele, istasyon, hava meydanı terminal, garaj, benzin istasyonu ve benzeri kara, deniz ve hava ulaşım merkezleri ile fuar, panayır, sergi ve pazar kurulması gibi zorunluluk olan zaman ve yerlerde, sabahçı kahvesi ve benzeri diğer tesislere, bağlı olduğu kolluk örgütünün ve ilgili mahalli idarenin görüşü alınarak mahalli ve en büyük mülkiye amiri tarafından geçici veya, sürekli olarak izin verilebilir. Buralarda kalanlar için bildirim yapılmaz.
Madde 11- Kat mülkiyetine tabi taşınmaz mal yöneticileri ve kapıcıları, binalarında bildirim dışı kimselerin oturup oturmadığını, çalışıp çalışmadığını,garaj, kömürlük, boş daire gibi bölümlere saklanmalar, sığınmalar, bazı eşya veya maddeleri gizlemeler olup olmadığını kontrol etmekle yükümlüdürler.
Bütün kat sahipleri ve kiracıları ile binada çalışanlar bu konularda yöneticiye yardımcı olmak ve gereken bilgileri vermek zorundadırlar.
Yönetici ve kapıcıların, bu Kanuna aykırılıkları ve diğer şüpheli gördükleri hususları, bağlı oldukları genel kolluk örgütüne bildirmeleri gereklidir.
Madde 12- Bu Kanunun bildirimlerle ilgili maddelerinin uygulama biçimi, sözkonusu kimlik bildirme belge, defter ve kartlarının şekli, muhtevası, verilişi, alınış, Adalet, İçişleri, Turizm ve Tanıtma ve Devlet İstatistik Enstitüsü işlerine bakan Devlet Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.
Madde 13- (Mülga: 29/8/1996-4178/9 md.)
Madde 14- Bu Kanuna göre verilecek belgeler ve yapılacak her türlü bildirimler, her çeşit vergi, resim ve harçtan muaftır. Mahkeme kararı olmadıkça, yetkili resmi örgütler dışında, hiç kimsenin bunlardan yararlanmasına müsaade edilemez.
Madde 15- (Değişik: 29/8/1996-4178/9 md.)
2, 3 ve 4 üncü maddeler hükümlerine aykırı hareket edenlere üç milyon lira para cezası verilir.
Madde 16- (Değişik : 29/8/1996-4178/9 md.)
5 inci madde hükmüne aykırı hareket edenlere bir milyon lira para cezası verilir.
Madde 17- (Değişik: 29/8/1996-4178/9 md.)
6, 7, 8, 9, 10 ve 11 inci maddelerdeki hükümlere aykırı hareket edenlere bir milyon lira; kimlik bildirme belgesinde gerçeğe uymayan bilgi verenlere üç milyon lira para cezası verilir.
Madde 18- (Değişik : 29/8/1996 - 4178/9 md.)
15, 16 ve 17 nci maddelerde belirtilen para cezaları o yerin en büyük mülki amiri tarafından verilir. Verilen para cezalarına dair kararlar ilgililere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Madde 19- 10/6/l930 tarihli ve 1704 sayılı Otel Pansiyon, Ticarethane vesair Umumi Müesseselerde Oturan ve Çalışanların Hüviyet Varakası Vermeleri Mecburiyetine dair Kanun ile bu Kanunun bazı maddelerini tadil ve tashih icrasına ve bir madde ilavesine dair 14/1/1933 tarih ve 2099 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Ek Madde 1 - (Ek: 29/8/1996-4178/10 md.)
Bu Kanunun uygulanması sırasında genel kolluk kuvvetlerine ait karakollara, il merkezlerinden de sorgulanabilen bilgisayar terminalleri konulur. Bunun için gerekli giderler İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.
İdarenin bilgisayar sistemi kurması ve gerekli teknik altyapıyı hazırlamasıyla birlikte, bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılan özel veya resmi, her türlü konaklama tesislerinden, Bakanlar Kurulunca belirlenecek olanlar, tespit ve ilan tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde tüm kayıtlarını bilgisayarda tutmak ve bilgisayar terminallerini genel kolluk kuvvetlerinin bilgisayar terminallerine bağlamak zorundadırlar. Bu şartı yerine getirmeyen kuruluşlara 50 milyon (2004 yılı itibariyle bu miktar 156.500.000'dır) lira para cezası verilir. Tekrarı halinde işletme ruhsatları iptal edilir.
Geçici Madde 1- Bu Kanunun yayım tarihi ile 12 nci madde gereğince hazırlanacak yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihi arasında geçecek süre içinde 1704 ve 2099 sayılı Kanunların uygulanmasına devam olunur.
Geçici Madde 2- Bu Kanunun yayımı tarihinden sonra 12 nci maddedeki yönetmelik çıkıncaya kadar 5 inci madde ve 6 ncı maddenin (a), (c), (d) bentlerini gerekli görülen yerlerde uygulatmaya İçişleri Bakanı yetkilidir.
Geçici Madde 3- Bu Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen yönetmelik, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır.
Madde 20- Bu Kanunun 6 ve 7 nci maddeleri, 6 ncı maddenin (b) bendi hariç, 12 nci maddeye dayanılarak çıkarılacak yönetmeliğin yürürlük tarihinde, diğer maddeleri bu Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 21- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ ŞİRKET HİSSE DEVRİ, TİCARET MAHKEMESİ GÖREVİ

ÖZET:Anlaşmalı boşanma protokolü gereğince şirket hisselerinin hissedar eş tarafından diğer eşe devri kararlaştırılmış olmasına rağmen şirket hisse devri yapılmamışsa, şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin bu davada görevli Mahkemenin Aile Mahkemesi değil, 6102 TTK 4. ve 5. maddesi gereğince Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu 

Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29/09/2015 tarih ve 2015/1259-2015/354
sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Ali Topkan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR 

Davacı vekili müvekkilinin davalı Ahmet B 'ın eski eşi olduğunu, davalı şirketin %10 ortağı iken davalıdan Ankara 11. Aile Mahkemesinin 2010/… Esas, 2010/.. Karar sayılı ilamı ile boşandığını, davalı şirkete eşi sebebiyle formalite ortak olduğunu, tarafların boşanırken yapılan anlaşma protokolü gereğince hisselerini bedelsiz devir edeceğini, ancak davalının bugüne kadar hisseleri devir almadığını, bu nedenle vergi borçlarından dolayı müvekkiline ödeme emirleri geldiğini, bu nedenle müvekkili adına olan hisselerin, boşanma ilamının kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Ahmet B… adına devir ve tesciline, karar verilmesini talep etmiştir. 

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davanın anlaşmalı boşanma protokolüne göre açılmış olup boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili bulunduğu, buna istinaden şirket hisselerinin hükmen devir ve tescili isteğine ilişkin olduğu, davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak veya nispi ticari davalardan olmadığı, 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. bendi gereği aile hukukundan kaynaklandığı ve bu nedenle aile mahkemesinin görevine girdiği, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olmasının dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık 11.05.2010 tarihli protokolde düzenlenen %10 şirket hissesinin protokol uyarınca davalı tarafından devir alınmasına yöneliktir. Taraflar , davalılardan R…. Tıbbi San. ve Tic. Ltd. Şti.ortakları olup limited şirket hisse devrine ilişkin hükümler 6102 TTK ‘da düzenlendiğine göre aynı kanunun 4. maddesi uyarınca bu tür davalar ticari dava niteliğinde olup aynı Kanun'un 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesi görevli olduğu halde yazılı gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

11 Mayıs 2017 Perşembe

TEHLİKELİ VE ÇOK TEHLİKELİ SINIFTA YER ALAN İŞLERDE ÇALIŞTIRILACAKLARIN MESLEKİ EĞİTİMLERİNE DAİR YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

MADDE 1 – 13/7/2013 tarihli ve 28706 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“g) 15/10/2015 tarihli ve 29503 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu Sınav, Ölçme, Değerlendirme ve Belgelendirme Yönetmeliği kapsamında verilen meslekî yeterlilik belgeleri,”
“(2) Bu Yönetmelik kapsamına giren işlerde, Sosyal Güvenlik Kurumuna ait kayıtlar esas alınarak 1/5/2017tarihinden önce çalışmaya başlayanlar, Millî Eğitim Bakanlığı ile birinci fıkranın (e) bendinde sayılan kurum ve kuruluşlar arasında yapılacak protokoller çerçevesinde verilecek en az 32 saatlik eğitim modüllerini tamamlayarak belgelendirilmeleri halinde bu Yönetmelik kapsamında mesleki eğitim almış olarak kabul edilir.”
MADDE 2 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Millî Eğitim Bakanı birlikte yürütür.

9 Mayıs 2017 Salı

5607 SAYILI KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNUNA GÖRE GÜMRÜK VERGİLERİNİN EKSİK ÖDENMESİ NEDENİYLE ELKONULAN KARA TAŞITLARININ SAHİPLERİNE İADESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu maddesine istinaden, gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi ve Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca açılan kamu davalarına konu olması sebebiyle elkonulan taşıtların sahiplerine iadesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, Kanunun geçici 10 uncu maddesinin yürürlük tarihinden önce el konulan, müsadere kararı verilmemiş ve henüz tasfiyesi tamamlanmamış olan kara taşıtlarını kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun geçici 10 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Araç: Kara taşıtını,
b) Başvuru sahibi: Aracın malikini,
c) İlk iktisap: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki kara ulaşım araçlarından Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş olanlarının kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dâhil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini,
ç) Kanun: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununu,
ifade eder.
Ön Tespit Dilekçesi şekli ve süresi
MADDE 4 – (1) Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrük vergilerinin kısmen eksik ödenmesi nedeniyle açılan kamu davalarında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce el konulan ve müsadere kararı verilmemiş kara taşıtları için Kanunun geçici 10 uncu maddesi hükmünden yararlanmak isteyen kişiler tarafından, 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar, ödemeleri gereken tutarın öğrenilmesi için EK-1’de yer alan “Ön Tespit Dilekçesi” ilgili gümrük idaresine verilir.
(2)  Ön Tespit Dilekçesinde, aracın tescil belgesi bilgilerine, başvuru yapan kişinin açık adres ve iletişim bilgilerine, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi bilgisine, varsa araca el koyma kararı örneğine ve araca el konulmasına ilişkin evrak suretine yer verilir.
(3) İlk iktisabın gerçekleştiği yer vergi dairesi bilgisi, motorlu taşıtlar vergisi ile görevli herhangi bir vergi dairesinden aracın tescil belgesi ibraz edilmek suretiyle öğrenilir. İlk iktisapla ilgili işlemlerin vergi dairelerinde gerçekleştirilmediğinin tespiti halinde ise bu durum dilekçe sahibine bildirilir.
Ön Tespit Dilekçesi üzerine yapılacak işlemler
MADDE 5 – (1) Ön Tespit Dilekçesini alan gümrük idaresince, aracın tasfiyesinin tamamlanıp tamamlanmadığı ile araç hakkında müsadere kararı bulunup bulunmadığı araştırılır. Aracın tasfiyesinin tamamlandığının veya araç hakkında müsadere kararının bulunduğunun tespit edilmesi halinde, talebin Kanunun geçici 10 uncu maddesi kapsamına girmediği hususu dilekçe sahibine bildirilir.
(2) Ön Tespit Dilekçesinin verildiği tarihten itibaren işlemler sonuçlandırılıncaya kadar tasfiye işlemlerine devam edilmez.
(3) Gümrük idaresi tarafından, ilk iktisapla ilgili işlemlerin serbest dolaşıma girişten sonra gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde, ödenecek tutarın tespiti amacıyla üç gün içinde ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesinden ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahına ilişkin mevcut bilgiye de yer verilerek taşıta ilişkin ödenmesi gereken özel tüketim vergisi tutarının bildirilmesi istenir.
(4) Bu bilgi, ilk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi dairesi tarafından ilgili gümrük idaresine bildirilir.
(5) İlk iktisapla ilgili işlemleri gerçekleştiren vergi daireleri, dördüncü fıkra kapsamında ödenmesi gereken özel tüketim vergisinin belirlenmesinde;
a) Söz konusu araç ile ilgili dairelerine ulaşmış vergi inceleme raporunda veya takdir komisyonu kararında belirlenmiş vergi matrahı olması durumunda, bu matrahı ve ilk iktisaptaki oranı dikkate alır. Ancak bu şekilde hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarı, ilgili gümrük idaresince bildirilen ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahı üzerinden hesaplanacak tutardan az olamaz.
b) Söz konusu araç ile ilgili dairelerine ulaşmış bir vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararı bulunmaması durumunda, ilgili gümrük idaresince bildirilen ithalatta olması gereken katma değer vergisi matrahına göre hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarından az olmamak üzere;
1) Devam eden inceleme veya takdir işlemi bulunduğunun anlaşılması halinde, inceleme raporu veya takdir komisyonu kararıyla,
2) Devam eden inceleme veya takdir işleminin bulunmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak takdire sevk işlemine istinaden takdir komisyonu kararıyla,
belirlenecek matrah üzerinden hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarı dikkate alınır.
(6) Bu maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları kapsamında işlem yapılması, söz konusu araçların ilk iktisabında oluşan vergi ziyaı ile ilgili özel tüketim vergisi mükellefleri nezdinde tarhiyat yapılmasına ve ceza uygulanmasına engel teşkil etmez.
(7) İlk iktisabın aracın serbest dolaşıma girişinde gerçekleşmesi halinde, aracın ithalatında ödenmesi gereken özel tüketim vergisi üzerinden; serbest dolaşıma girişinden sonra gerçekleşmesi halinde ise vergi dairesinden alınan ödenmesi gereken özel tüketim vergisi bilgisi üzerinden, ilgili gümrük idaresince, hesaplanan %25’lik tutar ve bu tutarı ödemek üzere Kanunun geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak için 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar başvuruda bulunulması gerektiği, dilekçe sahibine yazı ile bildirilir. Bu bildirimde dilekçeye konu araç bilgilerine de yer verilir.
Kanundan yararlanmak üzere başvuru şekli ve süresi
MADDE 6 – (1) Gümrük idaresince ödenmesi gereken tutarın bildirilmesi üzerine, Kanunun geçici 10 uncu maddesinden yararlanmak isteyen kişilerin EK-2’de yer alan “Başvuru Formu” ile 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar ilgili gümrük idaresine başvuruda bulunmaları gerekmektedir. Yapılan inceleme sonucu gerekli şartları sağlamadığı anlaşılan başvurular, eksikliklerin 31/7/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar tamamlanması halinde kabul edilir.
(2) Başvurunun iadeli taahhütlü posta yoluyla yapılması durumunda başvuru formunun postaya verildiği tarih, normal posta ile veya şahsen yapılması halinde ise başvuruda bulunulan idarenin evrak kayıtlarına intikal ettiği tarih, başvuru tarihi olarak dikkate alınır.
(3) 31/7/2017 tarihine kadar Ön Tespit Dilekçesi cevaplandırılmamış olanlar için ayrıca “Başvuru Formu” ile başvuru yapılması şartı aranmaz. Bu kişilerin 31/7/2017 tarihi itibariyle başvuruda bulunduğu kabul edilir. Bu kişiler, Ön Tespit Dilekçelerine cevaben kendilerine yapılan bildirimlerde belirtilen tutarları 31/8/2017 tarihine kadar ödemeleri kaydıyla, Kanun hükümlerinden faydalanabilir.
Ödeme
MADDE 7 – (1) Başvuru Formunun ilgili gümrük idaresine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili gümrük idaresine ödeme yapılır. Gümrük idaresince, araç bilgilerinin de yer aldığı ödemeye ilişkin iki nüsha belge başvuru sahibine verilir.
Aracın iadesi
MADDE 8 – (1) Aracın iadesi kovuşturmayı yapan mahkemeden istenir.
(2) İade talebinde, ödemeye dair belgenin ibrazı zorunludur.
(3) Mahkeme tarafından verilen iade kararının ibrazı üzerine, araç sahibine iade edilir.
(4) Aracın muhafazası nedeniyle ortaya çıkan masraflar için, başvuru sahibinden yıllık 250 TL tahsil edilir. Aracın kaldığı sürenin tam yıl olmayan kısmı için, belirtilen miktar esas alınarak aylık tutar üzerinden hesaplama yapılır. Bu hesaplamada bir aydan az olan süreler tam ay olarak kabul edilir.
Diğer hükümler
MADDE 9 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında karşılaşılan; gümrük idareleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, vergi daireleri ile ilgili tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı, adli konularla ile ilgili tereddütleri gidermeye Adalet Bakanlığı yetkilidir.
(2) Başvuru konusu eylemin aynı zamanda 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici 9 uncu maddesi kapsamında bulunması halinde, sadece bu Yönetmelik uyarınca işlem yapılır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Adalet Bakanı, Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Maliye Bakanı müştereken yürütür.


8 Mayıs 2017 Pazartesi

BOŞ ÇEK YAPRAĞININ KAYBOLMASI NEDENİYLE ÇEKİN İPTALİNİ veya TESPİT DAVASI AÇILAMAZ

Hasımsız olarak görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/05/2015 tarih ve 2015/484-2015/352 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı,...A.Ş. Mecidiyeköy Şubesi'ne ait boş çekin rızası dışında elinden çıkarak zayi olduğunu ileri sürerek çekin iptalini talep etmiştir.

Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, iptali talep edilen çek yaprağının boş olması sebebiyle kambiyo senedi vasfına haiz olmadığı, ancak kambiyo senetlerinin iptalinin istenebileceği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2015 tarih ve 2014/1385-2015/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan keşideci sıfatı ile aldığı ancak keşide etmeksizin boş oldukları halde 301551-301776-301826-301851 ve 301876 nolu çek karnelerinin kaybedildiğinin tespitine, davalı bankaca çeklerin iptal etmesi gerektiğinin tespitine ve alınan çek karnelerinin bağlı bulunduğu yine davalı banka nezdindeki TR750001 5001 5800 7292 3124 13 IBAN no'lu hesabın kapatılması ve bankaca her bir çek yaprağı için alınan sorumluluk tutarının 3. kişilere ödenmesi halinde davalı bankanın sorumluluğu baki kalmak üzere davacıya iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, kabul anlamına gelmemekle birlikte çeklerin davacı tarafında iddia edildiği gibi boş olarak kaybedilmiş olsa dahi davacının menfi tespit davası açma hakkının ancak çekleri doldurularak tahsili için ibraz edilmesi halinde mümkün olduğu bu nedenle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, davalı bankanın dava konusu ve dava dışı iade edilmeyen çekler ilişkin sorumluluğunun halen devam ettiği, davacı nezdinde bulunan toplam 110 çek yaprağının davacı tarafından iade edilmediği, çeklerin iptal edildiğine ilişkin mahkeme kararının ibraz edilmediği ve çeklerin henüz muhattap davalı bankaya ibraz edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 651. maddesine göre kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebileceği, kıymetli evrakın zayi olduğu veya ziyanın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, boş çek yaprakları kıymetli evrak niteliği taşımadığından bu madde kapsamında iptali istenemeyeceği, çek keşidecisinin TTK'nın 818/s. maddesi gereğince, aynı Yasa'nın 757. maddesi delaleti ile iptal davası açmaya hakkının olmadığı, iptal davası açma hakkının borçlu durumunda olan keşide edene değil ancak çek üzerinde hak sahibi olan hamile ait olacağı, davacının bu davada çek yapraklarının rızası dışında kaybolduğunun tespitini talep ettiği, davacının tespit isteminin bir hakkın yada hukuki ilişkin yokluğunun belirlenmesine ilişkin olmayıp çek yapraklarının kaybolmasına ilişkin maddi vakkanın tespitine yönelik olduğu, maddi vakkaların tek başına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İŞÇİNİN GERÇEK MAAŞININ TESPİTİ USULÜ, ÜCRET BORDROLARININ GERÇEĞİ YANSITMADIĞI

Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, maaş alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı şirkette 20.09.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, sigortaya bildirim yapılmadığını, 15.01.2011 tarihine kadar bilgilendirme ve öğretilerde bulunduğunu, aynı zamanda etütlerde eğitmen olarak görev yaptığını, sigorta girişinin 15.01.2011 tarihinde yapıldığını ve bu süreye kadar olan ücretlerinin ödenmediğini, sigorta girişinin yapıldığı tarihten sonra da gerçek ücret üzerinden prime esas kazancın bildirilmediğini, son ücretinin net 1.250-TL olduğunu, yemek yardımı olduğunu, gerçek kazanç üzerinden prime esas kazancın düzeltilmesi taleplerinin karşılıksız kaldığını, işyerinde haftada 6 gün toplam 72 saat çalıştığını ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, iş akdini haklı nedenle feshettikten sonra da gerçek ücreti üzerinden değil kayıtlardaki ücretten ödeme yapıldığını ve bakiye ücret alacağının bulunduğunu, 7 günlük izin ücreti alacağının bulunduğunu, iş akdinin müvekkili tarafından sigortaya gerçek ücret üzerinden prime esas kazançların bildirilmemesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve iş sağlığı ve güvenlik hükümlerine uyulmaması nedeniyle 29.03.2012 tarihli ihtarname ile iş akdinin feshedildiğini, tazminat ve ücret alacaklarının ödenmesinin ihtar edildiğini, bu konuda ilgili Kurumlara şikayette bulunulduğunu, davacıdan işe girerken vade ve tanzim tarihi boş 12.000-TL bedelli teminat senedi alındığını, iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi üzerinde davalının 4.500-TL asıl alacak üzerinden icra takibine giriştiğini, takibe konu bononun teminat senedi olduğunu, takibin iptalini ve takibini durdurulmasını talep ettiklerini talep ettiklerini belirterek, kıdem tazminatı ile maaş, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmesini ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2012/ E. takibin iptaline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında icra takibi nedeni ile ödeme yapması nedeni ile istirdadını talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında 16.08.2010 tarihinde eğitmen adayı gelişim programı protokolünün yapıldığını, davalı şirket tarafından davacıya 450 saat eğitim verildiğini, çalıştığı süre boyunca eğitmenlik tecrübesi kazandırma amaçlı ek eğitim verildiğini, davcı ile imzalanan protokolde davacının eğitim programı ile formasyon ve yetenek geliştirme eğitimlerine aksatmadan devam edeceği, ilgili yönetmelik ve yönergelere uygun edeceği, birim müdürü tarafından belirlenen idari ve operasyonel görevleri yerine getireceği, 3 aylık eğitim programının tamamlanmasından sonra davalının karar vermesi ve kayıt şartı ile 2 yıl süreyle sözleşme kapsamında almış olduğu kariyer eğitimiyle ilgili alanda kesintisiz asistan eğitmenliği yapacağı, bu dönemde asistan eğitmenlere verilen ücret kadar kendisine maaş ödeneceği, ilk yılın sonunda uygulanan genel artış oranı kadar ücret artışının yapılacağı, sözleşmenin 2 yıllık çalışma döneminin askerlik ve benzeri bir nedenle kesintiye uğramayacağı, uğradığı takdirde feshin gerçekleştiği tarihe göre madde E 2’ deki hükümlere göre davacının sözleşme fesih bedeli ödeyeceğini kabul ettiğini, davacı ile eğitmen adayı gelişim protokolünün iş sözleşmesi akdedilmeden 5 ay önce imzalandığını, programda başarılı olan adaylarla iş sözleşmesinin imzalandığını, protokolde feshi düzenleyen E bendinde ilk 150 saatlik bölümün tamamlandıktan sonra eğitmen adayları ile mülakat yapıldığını ve eğitmenlik yapabileceğine kanaat getirilen adaylarla yola devam edildiğini, davacının 150 saatlik bölümden sonra eğitime davam etmeyi tercih ettiğini, davacı ile 15.01.2011 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi yapıldığını, davacının yazılı programdaki eğitimleri alarak asistan eğitmen olduğunu, davacı ile iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte sigortaya bildiriminin yapıldığını, sigorta primlerinin eksiksiz ödendiğini, davacının ücret ödemeden almış olduğu 12.000-TL bedelli eğitim karşılığında 2 yıl süre ile çalışma taahhüdünde bulunduğunu, Beşiktaş Bireysel Eğitim Şubesi’ nde 15.01.2011 – 29.03.2012 tarihleri arasında muhasebe – SAP asistan eğitmeni olarak çalıştığını, davacının protokolün C 3 maddesi E.2.2 maddesi hükümlerini hiçe sayarak 2 yıl çalışma şartını yerine getirmeden işten ayrıldığını, müvekkilinin 12.000-TL tutarındaki tazminatı talep hakkının doğduğunu, davacıya tazminat tutarını ödemesinin ihtar edildiğini, ödemeyi yapmaması üzerine İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’ nün 2012/ E. sayılı dosyası ile 4.500-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin 12.000-TL senedin tamamını değil 24 aylık süreden geriye kalan 9,5 aylık kısma tekabül eden ücreti talep ettiğini, davacıya eğitim verilerek mesleğin inceliklerinin öğretildiğini, kendi kadrosunda iş verdiğini, davacının şirketteki 14,5 aylık tecrübesi ile kariyer yaptığını, davacının asistan eğitmen olarak brüt 796,50-TL ücretle işe başladığını, sigorta primlerinin aldığı ücretler esas alınarak ödendiğini, davacının fazla mesai, izin vs. ücret alacağının olmadığını, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iş sözleşmesinin davacı tarafından Kartal 6. Noterliği’ nin 29.03.2012 tarih ve 008987 yevmiye no’ lu ihtarnamesi ile; muvafakatı olmadan fazla çalıştırılması, fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, gerçek ücretin SGK’ na bildirilmemesi ve iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliğine uyulmaması sebepleri gösterilerek feshedilmiş, ihtarname ve ayrılış bildirgesinden; iş akdinin davacı tarafından fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, onayı olmadan fazla çalıştırılması ve prime esas kazancının sigortaya eksik bildirilmesi nedeniyle feshedildiği hususunda mahkememize tam kanaat geldiğinden ve İşyerinde fazla çalışma yapıldığının ispatı işçiye, ücretinin ödendiğinin ispatı ise işverene ait olup, dosyaya, çalışma gün ve saatlerine ilişkin işyeri giriş çıkış kayıtları vs. belge sunulmadığından ve davacının fazla mesai yaptığı tanık anlatımlarıyla da sabit olduğundan, Yıllık izin için gerekli kayıt ve defterleri tanzim etmek işverenin görevi olduğu, yıllık izinlerin verildiği hususunun ispatı işverene ait olup, İşçinin yıllık ücretli izinlerinin kullanıldığını, davalı işveren işçinin imzası bulunan yıllık izin defteri veya eşdeğerde belge ile kanıtlamadığından ve İşveren, davacının ücretin ödendiğini bordro ve benzeri yazılı belgelerle ispatlamak zorunda olup, davacıya 932,27-TL olarak ödendiğine dair banka hesap dökümü sunuluş olduğu ancak taraflar arasında iş ilişkisi bulunmadığından ödenen 932,27-TL mahsup edilmesi gerektiği hususu tüm dosya kapsamıyla da sabit olduğundan, Davacının davalı aleyhine açmış olduğu kıdem tazminatı alacağı, fazla mesai ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ve ücret alacağı ile ilgili davasının 07/03/2014 tarihli bilirkişi raporunun (a) seçeneğinde belirtilen hesap miktarı baz alınarak ve ıslah dilekçesindeki taleplerle bağlı kalınarak ispatlanması sebebiyle kabulüne, İş akdi davacı tarafından, İş Kanunu m. 24/II hükümlerine dayanılarak fazla mesai ücreti alacaklarının ödenmemesi ve prime esas kazancı eksik bildirilmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiği, İşçinin, haklı nedenlerin gerçekleşmesi durumunda, aksi sözleşmede öngörülmüş bulunsa dahi eğitim giderleri veya cezai şartı ödemek zorunda kalmaksızın iş sözleşmesini feshedebilecek durumda olduğundan ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/ E. Sayılı dosyasındaki takibin iptali gerektiğinden ve davacının borçlu olmadığının tespiti ile davacının icra tehditi altında iken icra dosyasına 5.421,98.-TL ödendiği , bu miktarın yargılama sırasında ödeme durumu doğduğundan , Davacının davalı aleyhine açmış olduğu istirdat davasının kabulüne, bu itibarla; Davacı tarafından verilen işveren nezdindeki senedinin teminat senedi mahiyetinde olduğundan iptaline; Davacının davalı işverene borçlu olmadığının tespitine,Yargılama sırasında senedin icra yolu ile tahsile dildiği ve davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2012/ Esas sayılı dosyasına borcu ödemek durumunda kaldığı dikkate alınarak, talep doğrultusunda 5.421,98.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- İş hukukunda çalışma olgusunu, bu kapsamda fazla mesai yaptığını, tatillerde çalıştığını iddia eden işçi, karşılığı ücretin ödendiğini de işveren kanıtlamalıdır.

Fazla ve tatillerde çalışma her türlü delille kanıtlanabilir. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir.

İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Çalışma olgusu konusunda kayıtlar sunulmuş ise bu kayıtlar değerlendirilmelidir.

Dosya içeriğine göre davacı davalı işyerinde eğitmen olarak çalışmıştır. Davacı taraf fazla mesai yaptırıldığında karşılığının ödenmediğini, davalı taraf ise davacının çalıştığı tüm dönemde yasal haklarının kendisine ödendiğini beyan etmiştir. Mahkemece davacı tanık beyanlarına göre haftalık 16 saat fazla mesai yapıldığının kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiştir. Ancak davalı çalışma olgusu konusunda dosyaya yoklama formları sunmuştur. Bu belgelerin fazla mesai yönünden değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.

3- Taraflar arasında ücret miktarı konusunda ihtilaf bulunmaktadır.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta davacı net 1.250,00 TL aldığını iddia etmiş, davalı ise davacının net 964,50 TL ile çalıştığını savunmuştur. Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmadan davacı tanık beyanları doğrultusunda, davacının aylık net 1.000,00 TL maaş ile çalıştığı kabul edilmiştir.

Mahkemece yukarıdaki ilke kararı doğrultusunda davacı işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulması gerekmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.