18 Ocak 2016 Pazartesi

MALİYEYE VERGİ BORCUNDAN KAYNAKLANAN BİR DURUMDAN DOLAYI MÜKELLEFİN BANKADAKİ EMEKLİ MAAŞINA HACİZ KONULMASI


1- Giriş:
Vergi borcu nedeniyle, bazı mükelleflerin emekli maaşlarına hacz konulduğuna son zamanlarda sık sık rastlamaktayız.
Uygulamanın hukuki bir dayanağı olup-olmadığı konusunda pek çok mükellef duraksamaya düşmektedir. Vergi borcu nedeniyle, emekli maaşlarına hacz uygulanmasının hukuki dayanağı olmadığı görüşündeyiz.
2- Sigorta Yardımlarının Haczedilemeyeceği:
4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa, 121.md.göre, “Bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar, nafaka borçları dışında, hacz veya başkasına devir ve temlik edilemez” hükmü gereğince, vergi borcu nedeniyle, sigorta emekli maaşlarının haczi söz konusu değildir (1). Uygulamada, bir kısım vergi dairelerinin mükellefin vergi borcu nedeniyle, SSK emekli maaşlarına bloke koydukları, hacz uyguladıkları görülmektedir (2).
3- Bağ-Kur Emekli Aylıklarının Haczedilemeyeceği:
Bilindiği üzere, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 59’uncu maddesinde mal bildirimini borçlunun gerek kendisinde gerekse üçüncü şahıslar elinde bulunan mal, alacak ve haklarından borcuna yetecek miktarın nev’ini, mahiyetini, vasfını, değerini ve her türlü gelirlerini veya haczi kabil mal veya geliri bulunmadığını ve yaşayış tarzına göre geçim kaynaklarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya sözle tahsil dairesine bildirmesi, konunun 62’inci maddesinde de haciz borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarın haczedileceği, yine aynı Kanunun 71’inci maddesinde de aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haciz olunabileceği ancak haciz olunacak miktarın bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamayacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 67’inci maddesinde de; “Bu Kanun gereğince bağlanacak aylıklar nafaka borçları dışında haciz ve başkasına devir ve temlik edilemeyeceği” hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 71’inci maddesinde emeklilik aylıklarının kısmen haczedilebileceği belirtilmekle birlikte Kanunun 70’inci maddesi hükmüne dayanılarak 1479 sayılı Kanun uyarınca bağlanan emekli aylıklarının anılan Kanunun 67’inci maddesi hükmü uyarınca haczedilmemesi gerekmektedir (3).
4- Sonuç ve Değerlendirme:7
Gerek, Bağ-Kur’dan ve gerekse SSK’dan emekli maaşı alan vergi borçlusu mükelleflerin bu aylıklarına bloke konulamaz. Konulan tüm haciz veya blokaj işlemlerinin kaldırılması gerekir. Aksi halde, bloke işlemini koyan banka yetkilisi ile, vergi dairesi yetkililerine dava açılır. Kamu görevlisi suç işlemiş sayılır. Aynı şekilde, Devlet Memurları Kanununa göre de, emekli olmuş kişilerin vergi borcu nedeniyle, 657 sayılı D.M.K.göre aldığı maaşa da, vergi borcu iddiasıyla maaşa bloke, hacz konulamaz.
Av. N. Gaye ALPASLAN

17 Ocak 2016 Pazar

ANONİM ŞİRKET ÜYELERİNİN SORUMLULUĞU

T.C.YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/1593
K. 2011/7756
T. 21.12.2011




DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup mahkemece davanın davalı Şirket ve davalı A. R. B. yönünden kabulüne diğer davalılar yönünden reddine dair verdiği karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı iş sahibi davasında, davalı şirket ile aralarında düzenlenen sözleşme ile davalı Şirketin prefabrik bina inşa etme işini üstlendiğini 354.000 TL olan iş bedelinin nakit ve çeklerle ödendiğini ancak hiç imalat yapılmadığını davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin de haksız fiil ika’ında davalı şirketi kullanarak birlikte kendisini zarara uğrattığını belirterek 354.000 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Kural olarak anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamaz iseler de TTK.’nın 336 ncı maddesi hükmü uyarınca şirket alacaklıları, yönetim kurulu üyelerinin kusurlu yönetimi nedeniyle doğrudan doğruya zarara uğramaları durumunda, yönetim kurulu üyeleri aleyhine, hükmedilecek tazminatın kendilerine verilmesi suretiyle sorumluluk davası açabilirler. Bu halde yönetim kurulu üyeleri ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olmadıklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar. (Emsal Yarg. 11 H.D. 10.07.2006 T., 2005/8034 E. 2006/8210 K., 23.2.1989 T. 1989/4114 E. 1989/1057 K. )


Somut olayda da, alacaklı davacı, davalı şirketin sözleşme uyarınca yapması gereken imalatı yapmadığını, sonradan düzenlenen ek protokol ile edimi ifa edemeyecekleri halde bunu gizleyerek imalat bedeli kadar teminat çekini de vermek suretiyle sözleşmenin ifa edileceği izlenimi vererek zarara uğratıldığını belirterek davalı şirket yöneticilerinin de sorumlu tutulmak suretiyle alacak talebinde bulunmuştur. Davalı şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından TTK’nın 306 ve 338. maddelerinde belirtilen sorumluluklarının bulunmadığına ilişkin somut bir delil sunulmamış olmasına göre davanın bu davalılar yönünden de kabulü gerekirken reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 21.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bilançoya tabi ferdi işletmenin, adi ortaklığa dönüştürülmesinde izlenecek yol ile stoktaki mallara fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ile ÖKC’nin nasıl kullanılacağı.

T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
MERSİN VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)
Sayı:68554973-105[413-2013/3]-91-30/09/2014
Konu:
Bilançoya tabi ferdi işletmenin, adi ortaklığa dönüştürülmesinde izlenecek yol ile stoktaki mallara fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ile ÖKC’nin nasıl kullanılacağı.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğunuz, bilânço usulüne göre defter tuttuğunuz, işletmenizi adi ortaklığa dönüştürmek istediğinizden bahisle, nasıl bir yol izleyeceğiniz, stokta bulunan ticari mallara fatura düzenleyip düzenlemeyeceğiniz ve işletmenizde bulunan ödeme kaydedici cihazı ortaklıkta nasıl kullanacağınız hakkında tarafınıza bilgi verilmesi talep edilmektedir.
I- GELİR VERGİSİ KANUNU VE VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde, “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır…..” hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 7 numaralı bendinin ikinci fıkrasında; “Kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.” denilmektedir.
Aynı Kanunun mükerrer 80 inci maddesinin son fıkrasında, faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle birinci fıkrada yazılı hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı ve bunlara ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, bu maddede geçen “elden çıkarma” deyiminin mal ve hakların satılmasını, bir ivaz karşılığında devir ve temlikini, trampa edilmesini, takasını, kamulaştırılmasını, devletleştirilmesini, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade ettiği yine aynı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanunun “Yıllık Beyannamenin Verilmesi” başlıklı 92 nci maddesinde; “Bir takvim yılına ait beyanname izleyen yılın Mart ayının yirmibeşinci günü akşamına kadar, gelirin sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olması halinde izleyen yılın Şubat ayının yirmibeşinci günü akşamına kadar, tam mükellefiyette vergiyi tarha yetkili vergi dairesine, dar mükellefiyette Türkiye’de vergi muhatabı mevcutsa onun Türkiye’de oturduğu yerin, Türkiye’de vergi muhatabı yoksa işyerinin, işyeri birden fazla ise bu işyerlerinden herhangi birisinin bulunduğu yer vergi dairesine verilir veya taahhütlü olarak posta ile gönderilir.” hükmü yer almaktadır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesinde, 153 üncü maddede yazılı mükelleflerden işi bırakanların, keyfiyeti vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları hükmü yer almakta olup, aynı Kanunun 161 inci maddesinde, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesinin işi bırakmayı ifade ettiği hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanunun 172 nci maddesinde defter tutacaklar, 176 ncı maddesinde de tüccar sınıfları açıklanmıştır. Aynı Kanunun 221 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde” defter tasdik ettirmek mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.
Mezkûr Kanunun “Faturanın Tarifi” başlıklı 229 uncu maddesinde fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlanmıştır. Kanunun 231 inci maddesinin 5 numaralı bendinde; faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı; 328 inci maddesinde de devir ve trampanın satış hükmünde olduğu hüküm altına alınmıştır.
Buna göre,
– Söz konusu faaliyetinizin adi ortaklık olarak yürütülecek olması nedeniyle katma değer vergisi ve stopaj yönünden ferdi işletmenin mükellefiyeti sona ereceğinden, adi ortaklığın stopaj ve katma değer vergisi mükellefiyetinin tesis ettirilmesi,
– Adi ortaklığın defterlerinin işe başlama tarihinden önce tasdik ettirilmesi,
-Bilânço usulüne tabi ferdi işletmenizin adi ortaklık şekline dönüştürülmesinde, ferdi işletmenizin defterinde kayıtlı bulunan ve adi ortaklığa sermaye olarak konulacak olan değerlerin, alacak ve ayni hakların (adi ortaklık kurulduktan sonra adi ortaklığı ait olacağından) adi ortaklık adına fatura düzenlenmek suretiyle çıkışının yapılarak hesap döneminin kapatılması ve elde edilen kazancın da ticari kazanç olarak yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmesi,
gerekmektedir.
Ayrıca, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından adi ortaklık devam ettiği sürece hisseleri oranında elde ettikleri kazançları kendi kazançlarına dâhil edilerek ilgili dönemde yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmekte olup, gelir vergisi yönünden ortakların şahsi ticari kazançlarına ilişkin vergisel yükümlülükleri ile ilgili olarak herhangi bir farklı uygulamanın söz konusu olmayacağı tabiidir.
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesine göre, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV ye tabidir.
Aynı Kanunun 17/4-c maddesinde, Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen işlemler ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemlerinin KDV den istisna olduğu hüküm altına alınmıştır. (Bu kapsamda vergiden istisna edilen işlemler bakımından Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin (a) bendi hükmü uygulanmaz. İşlem sonunda faaliyetini bırakan, bölünen veya infisah eden mükelleflerce yüklenilen ve indirilemeyen vergiler, faaliyete başlayan veya devir ve bölünme sonrasında devredilen veya bölünen kurumların varlıklarını devralan mükellefler tarafından mükerrer indirime yol açmayacak şekilde indirim konusu yapılır.)
Buna göre; bilanço esasına göre defter tutan ferdi işletmenin adi ortaklığa dönüşmesi işleminin Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi kapsamında gerçekleşmesi halinde bu işlem Kanunun 17/4-c maddesine göre KDV´den istisna olacaktır. Ancak, söz konusu işlemin Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi kapsamında değerlendirilmemesi halinde bu işlem genel hükümlere göre KDV´ye tabi olacaktır.
III- KATMA DEĞER VERGİSİ MÜKELLEFLERİNİN ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZLARI KULLANMALARI MECBURİYETİ HAKKINDA KANUN YÖNÜNDEN
15.05.2004 tarihli ve 25463 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 60 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunla İlgili Genel Tebliğinde, kullanılırken satılmak istenen ödeme kaydedici cihazlarla ilgili (gayrifaal hale getirme, mali hafıza tespiti, devir vb.) işlemlerin, bundan böyle ödeme kaydedici cihaz yetkili servislerince yapılacağı belirtilmiş ve buna dair usul ve esaslar açıklanmıştır.
Söz konusu Tebliğin “6/a” bölümünde, kullandıkları cihazları satmak veya devretmek isteyen mükelleflerin yetkili servise başvuruda bulunarak cihaz hafızasında kayıtlı bilgileri tespit ettirecekleri, yetkili servisin, cihazın kullanıldığı döneme ilişkin mali hafıza raporunu alacağı ve servisin, satıcının ve alıcının imzalarını taşıyan tutanağı düzenleyeceği, düzenlenen mali hafıza raporunun ve tutanağın birer örneğinin mükelleflere (alıcıya yalnızca tutanağın) verileceği, diğer örneğinin ise serviste kalacağı belirtilmiştir.
Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında 3100 sayılı Kanun ile ilgili 1996/1 Seri No.lu İç Genelgenin 2/d bölümünde; “Adi ortaklıklarda ve şahıs şirketlerinde işletmeye yeni bir ortak alınması veya ortaklardan bir veya birkaçının hisselerini diğerlerine devretmesinde; ödeme kaydedici cihazların mali hafızalarının değiştirilmesi zorunlu bulunmamaktadır.” denilmiştir.
Söz konusu Genelgede, ödeme kaydedici cihazların mali hafızalarında devredene ait mali bilgilerin de kayıtlı bulunması ve bu bilgilerin silinemez ve değiştirilemez özellikte olması sebebiyle kısmi hisse devirlerinde, ödeme kaydedici cihazların mali hafızalarının değiştirilmemesi öngörülmüştür.
Buna göre, şahsi işletmenizin yeni bir ortak alınmak suretiyle adi ortaklığa dönüştürülmesinin kısmi hisse devri olması sebebiyle ödeme kaydedici cihazınızın mali hafızasındaki şahsi işletmenize ait bilgileri 60 Seri No.lu Ödeme Kaydedici Cihaz Genel Tebliği uyarınca tespit ettirmeniz, ödeme kaydedici cihazın mali hafızasını değiştirmemeniz, devir işlemini müteakip vergi dairesine müracaat ederek mükellefiyet değişikliğine uygun olarak gerekli kayıt işlemlerini yaptırmanız ve yeni ödeme kaydedici cihaz levhası çıkarttırmanız gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.

16 Ocak 2016 Cumartesi

Arsa Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığında İnşaat ve Hasılat Paylaşımı Sözleşmesinde damga vergisi ve harcın matrahı hk.



İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Gelir Grup Müdürlüğü
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.18.01-002.01-1478 27/04/2012
Konu : Arsa Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığında
İnşaat ve Hasılat Paylaşımı Sözleşmesinde damga vergisi
ve harcın matrahı hk.

İlgi : ... tarihli özelge talep formu.



İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile ... Gayrimenkul Geliştirme İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında düzenlenen İstanbul ... ...167 Pafta 1157 Ada 3 Parsel Arsa Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığında İnşaat ve Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi'nde damga vergisi ve harcın matrahı hususunda görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılarak buna göre tabloda yazılı vergisinin bulunacağı, kağıtların mahiyetlerinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda kanunlardaki adlarına, belirtilmemiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı; 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisi, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınacağı; 10 uncu maddesinde, damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide kağıtların nev'i ve mahiyetine göre bu kağıtlarda yazılı belli paranın esas alınacağı, belli para teriminin kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade ettiği; 12 nci maddesinde, damga vergisine tabi kağıtlarda yazılı yabancı paraların Maliye Bakanlığınca tayin ve ilan edilecek fiyat üzerinden Türk parasına çevrilerek damga vergisinin alınacağı parayı ifade edeceği hükme bağlanmıştır.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I.Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. 2009/15725 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01/01/2010 tarihinden geçerli olmak üzere Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasındaki kağıtlara ilişkin damga vergisi oranı binde 8,25 olarak belirlenmiştir.

Diğer taraftan, 35 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, vergiye tabi kağıdın yabancı para cinsinden düzenlenmesi halinde kağıt üzerinde yer alan dövizin, kağıdın düzenlendiği tarihteki T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre bulunacak Türk Lirası karşılığı üzerinden damga vergisinin hesaplanacağı belirtilmektedir.

Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, noter işlemlerinden bu kanuna bağlı (2) sayılı tarifede yazılı olanların noter harçlarına tabi olduğu, 41 inci maddesinde de, noter harçlarının (2) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer veya ağırlık ölçüsüne göre nispi, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı belirtilmiştir.

Kanunun 42 nci maddesinde ise "Değer veya ağırlık ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (2) sayılı tarifede yazılı değer veya ağırlık esastır.

(5766 sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile değişen fıkra) Menkul ve gayrimenkul mallar hakkında alım, satım, taahhüt ve rehinle ilgili her nevi mukavele, senet ve kağıtlarda değer gösterilmesi mecburidir. Rehin bordroları ile kamu idarelerine verilmek üzere ilgili mevzuatla belirlenen kurallara uyulacağına ilişkin olarak düzenlenen taahhütnameler hakkında bu hüküm uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.

Kanunun 42 nci maddesi gereğince noterde gerçekleştirilecek menkul ve gayrimenkul malların alım, satım, taahhüt ve rehne konu işlemlerini kapsayan her nevi mukavele, senet ve kağıtlarda değer gösterilme zorunluluğu getirilmiş, 43 üncü maddede ise bazı noter işlemlerinde nispi esasa göre alınacak noter harcının hesaplanacağı değerler belirlenmiştir.

Diğer taraftan aynı Kanunun 46 ncı maddesinde, birbiriyle ilgili işler bir arada bulunursa en yüksek harç alınmasını gerektiren iş üzerinden harç alınacağı belirtilmiştir.

Buna göre:

1- 43 üncü madde kapsamında yer alan kağıtların bu maddede belirtilen değerler üzerinden,
2- 42 nci madde gereğince belli bir değer gösterilmesi zorunlu olan ancak 43 üncü madde kapsamında bulunmayan kağıtlarda, kağıdın düzenleyici hükümlerine paralellik teşkil edecek şekilde bildirilecek değer üzerinden,
3- 42 nci madde kapsamında yer almamakla birlikte, belli bir değer içeren kağıtların ihtiva ettiği değer üzerinden,
nispi harca tabi tutulması gerekmektedir.

Dilekçeniz ekini oluşturan sözleşmenin tetkikinden, yüklenici ile arsa sahibi arasında düzenlenen sözleşmede sözleşmeye konu gayrimenkullerin asgari satış gelirinin (KDV hariç) 51.724.137 USD olduğu anlaşılmaktadır.

Buna göre, söz konusu sözleşmenin, sözleşmede yer verilen ve en yüksek vergi alınmasını gerektiren değer olan 51.724.137 USD'nin, kağıdın düzenlediği tarihteki T.C Merkez Bankası tarafından tespit ve ilan olunan cari döviz satış kuruna göre Türk Lirasına çevrilmesi ve bu tutar üzerinden 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrası uyarınca damga vergisine ve 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I/1 maddesine göre harca tabi tutulması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

EHLİYET DEĞİŞİMİ

Yеni nеsil еhliуеtlеr, 84 ülkеdе gеçеrli оlасаk vе özеlliklе уurtdışınа çıkаnlаr için сiddi аvаntаj sаğlауасаk.
BAŞVURU İÇİN ;
1- Sаğlık Bаkаnlığı'nın sizin için bеlirlеdiği аilе hеkiminizе vеуа hеrhаngi bir özеl hаstаnеуе gidip еhliуеt аlmаnızdа bir mаhsur оlmаdığınа dаir sаğlık rаpоru аlmаk.
2- Hеrhаngi bir vеrgi dаirеsinе vеуа kаmu bаnkаsınа 13 TL dеğеrli kаğıt bеdеli vе 2 TL sürüсü bеlgеsi hizmеt (vаkıf pауı) bеdеlinin уаtırıldığınа dаir mаkbuz аlmаk
3- 2 аdеt 5x6 еbаdındа аrkаsı bеуаz biоmеtrik fоtоğrаf çеkmеk.
4- Evrаklаr tаmаmlаndıktаn sоnrа surucurandevu.egm.gov.tr sitеsi üzеrindеn е-rаndеvu sistеmindеn rаndеvu аlmаk.
Rаndеvu sırаsındа sizdеn istеnеn mаil аdrеsinе bir оnау kоdu göndеrilесеk. Bu оnау kоdunun çıktısı vе hаzırlаdığınız еvrаklаr ilе birliktе rаndеvu sааtinizdеn 15 dаkikа önсе rаndеvu аldığınız Trаfik vе Tеsсil Şubе Müdürlüğü`nе gitmеniz gеrеkесеk.

2016 YILI ASGARİ ÜCRETE DEVLET DESTEĞİ ŞARTLARI BELLİ OLDU

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanun, asgari ücretin bin 300 liraya çıkartılması nedeniyle artan işveren yükünü de azaltıyor.
İşte asgari ücrete devlet desteğinden faydalanma koşulları;
-2015 Yılında aylık 2 bin 550 lira ve altı ücret alan işçi çalıştıran işverenin, her işçi için 100 liralık sigorta prim yükünü, devlet karşılayacak.
-Çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016’ya ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içinde vermeyenler faydalanamayacak
-Sigorta primlerini yasal süresince ödemeyenler faydalanamayacak
-Çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmeyenler faydalanamayacak
-Kuruma prim, idari para cezası ve gecikme cezası bulunan işveren bu destekten yararlanamayacak.
-Hazine katkısından yararlanmak için muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan, sigortalıların prime esas kazançlarını eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar, gecikme cezası ve zammıyla birlikte geri alınacak.
-Asgari ücretin 2 katından az olmadığı linyit ve taşkömürü çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için 85 TL’lik günlük kazanç 2 kat olarak 2015’in aynı ayına ilişkin kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2016’da cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınacak.

15 Ocak 2016 Cuma

6102 SAYILI YENİ TÜRK TİCARET KANUNU UYARINCA LİMİTED ŞİRKETLERİN TUTMASI ZORUNLU OLAN DEFTERLERİ


 
Bilindiği üzere, 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanun’un (TTK) tacirlerin tutmakla yükümlü olduğu defterler, bu defterlerin içerikleri ve tutulma şekli ile tasdiklerine ilişkin hususlar Yeni TTK m. 64’de düzenlenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki Yeni TTK m. 64, 6335 sayılı Kanun’la kapsamlı bir değişikliğe uğramıştır. 

Muhasebeyle İlgili Ticari Defterler

Öncelikle belirtmek gerekir ki ticari defterler, yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteridir. Her tacir bu defterleri tutmakla yükümlüdür. Yeni TTK m. 16/1 uyarınca ticaret şirketleri tacirdir. Bu sebeple, gerçek kişi tacirlerin yanı sıra tüm ticaret şirketleri yukarıda isimleri sayılan bu defterleri tutmakla zorundadırlar. Limited şirket de ticaret şirketi ve tacir olduğu için, tüm limited şirketler yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri tutmak yükümlülüğü altındadır. 

Muhasebeyle İlgili Olmayan Ticari Defterler

Yeni TTK m. 64/4, bu ticari defterler yanında, pay defteri, ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri ve yönetim kurulu karar defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defter olarak nitelendirmiştir.

Pay defteri:
Eski TTK döneminde olduğu gibi, Yeni TTK’da da tüm limited şirketler pay defteri tutmak zorundadırlar. Bu açıdan Yeni TTK’da herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Pay defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir.

Genel kurul toplantı ve müzakere defteri:
Eski TTK’da düzenlenen ortaklar kurulu, Yeni TTK’da genel kurul adını almıştır. Tıpkı anonim şirket genel kurulu gibi, limited şirket genel kurulu da senede bir kez olağan toplanmak zorundadır. Yeni TTK m. 617/3 uyarınca toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Dolayısıyla limited şirketler de anonim şirketler gibi genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutmak zorunluluğu altındadır. Ancak önemle belirtelim ki, eski ortaklar kurulu karar defteri yanında ayrıca genel kurul toplantı ve müzakere defteri tutulmayacaktır. Eski ortaklar kurulu karar defteri yerine genel kurul karar defteri tutulacaktır. 
Acaba eski ortaklar defterinin yeterli yaprakları varsa, bunlar bitinceye kadar genel kurul toplantı ve müzakere defteri olarak kullanılmaya devam edilebilir mi? Zira, genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Eski ortaklar kurulu , genel kurulla aynı hukuki niteliğe sahip olduğu için hukuken eski ortaklar kurulu karar defterinin yaprakları bitinceye kadar genel kurul toplantı ve müzakere defteri olarak kullanılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak önemle hatırlatmak gerekir ki fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir. Dolayısıyla konunun iki Bakanlık tarafından çıkarılacak olan tebliğde düzenlenmesi gerekmektedir.

Müdürler Kurulu Defteri

Yeni TTK m. 64/4’de yönetim kurulu karar defteri de tutulması gereken ticari defterler arasında sayılmaktadır. Bilindiği üzere, yönetim kurulu anonim şirketin zorunlu organlarındandır. Müdür ise limited şirketin zorunlu bir organı olup, Yeni TTK uyarınca şirkette birden fazla müdür varsa bu durumda müdürler kurulu adını almaktadır. Yeni TTK m. 64/4’de yönetim kurulu karar defterinden bahsedip müdürler kurulu defterinden bahsedilmemesi limited şirketlerde müdürler kurulu defteri tutulmasının zorunlu olup olmadığı konusunda duraksamaya neden olmaktadır. Hukukçular genellikle, yönetim kurulu karar defteri ile sadece anonim şirketin yönetim kurulunun kastedilmediğini, ticaret şirketlerinin yönetim organının kastedildiğini, dolayısıyla da limited şirketlerde müdürler kurulu defterinin tutulmasının zorunlu olduğunu kabul etmektedirler. Odamızın görüşü de bu yöndedir. Buna karşın, bir görüş de, madde de açıkça yönetim kurulu karar defteri denilerek anonim şirketlerin bu defteri tutmalarının zorunlu olduğunun düzenlendiğini; buna karşın müdürler kurulu defterinden bahsedilmediğine göre limited şirketlerde müdürler kurulu defteri adı altında bir defterin tutulmasının gerekmediğini savunmaktadır. Bir diğer ifadeyle şu an için uygulamada bir belirsizlik bulunmaktadır. Bu belirsizliğin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle giderilmesi gerekmektedir. 

VUK Hükümlerine Göre Ticari Defterler

Limited Şirketler, ticari defterlerin tutulmasına ilişkin olarak diğer ticaret şirketleri gibi VUK’ta yer alan düzenlemelere ayrıca uymak zorundadırlar. Buna ilişkin Yeni TTK m. 64/5 aynen aşağıdaki gibidir:

“Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.”

Ticari Defterlerin Onayı (Tasdiki)

Onay Mercii
Muhasebeyle ilgili veya ilgili olmayan tüm ticari defterler kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Kapanış onayında da yetkili mercii noterdir. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. 
Açılış Onayı Zamanı
Yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ile pay defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri ve yönetim kurulu karar defterinin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna (Aralık sonu) kadar notere yaptırılır.
Buna karşın pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilecektir.
Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. 
Kapanış Onayı Zamanı:
Yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin üçüncü ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Buna göre, defteri kebir, envanter defteri, pay defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri kapanış onayına tabi değildir; ancak bunların açılış onaylarının yapılması gerekir. 
Defterlerin Ara Tasdiki
Ticaret Kanunumuzda da eski Ticaret Kanununda olduğu gibi ticari defterlerin ara tasdiki konusu düzenlenmemiştir.
Defterlerin ara tasdiki konusu Vergi Usul Kanununda düzenlenmiştir. Bu hükümlerde ise henüz bir değişiklik yapılmaması ve TTK’ nun
64/3 ve 64/5 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde bu konudaki, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının birlikte çıkaracakları tebliğ yürürlüğe girinceye kadar mevcut uygulamanın devam edeceği düşünülmektedir.   

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın  Düzenleme Yetkisi


Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.