26 Haziran 2015 Cuma

2090 ve 3257 SAYILI KANUNLAR HAKKINDA..

Türkiye  Cumhuriyetinin  sağlamış olduğu çiftçilere yönelik 2090 sayılı tabi afetlerden zarar gören çiftçilere yönelik yardımlar ile sinema ve müzik sanatçılarına yönelik 3257 sayılı sinema ,video ve müzik eserleri kanunu hakkında sosyal yardımlar konusunu sizlerin bilgisine sunacağım
 2090 SAYILI TABİİ AFETLERDEN ZARAR GÖREN ÇİFTÇİLERE YAPILACAK YARDIMLAR HAKKINDA KANUN
Tek geçim kaynağı ziraat ve hayvancılık olan kişilerin doğal afetler sonucu zirai açıdan zarara uğramaları halinde Devlet onlara yardım elini uzatmaktadır. Bu yardım 20.06.1977 Tarihli 2090 sayılı tabi afetlerden zarar gören çiftçilere yapılacak yardımlar hakkında yasa tarafından düzenlenmiştir.
Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, fırtına, taşkın, sel, don, dolu, kuraklık gibi nedenler çiftçileri zor durumlara sokan tabi afetlerdir. Veyahut  bu durum haşereden veya hastalık yüzünden de gerçekleşebilir.  çekirge istilası, hayvan vebası  örnek verilebilir ve bu türde deki durumlar yardımı gerektiren olaylar sayılır….
Bu olaylardan herhangi biri gerçekleştiğinde çiftçi zarara uğramış sayılmaktadır.2090 sayılı kanunu madde 1 de  Bu Kanunun amacı;yangın,yersarsıntısı,yer kayması,fırtına,taşkın, sel,don,dolu,kuraklık,haşere ve hastalık gibi nedenlerle tarımsal ürünleri,canlı - cansız (toprak dahil) üretim araçları ve tesisleri zarar gören veya yok olan ve bu yüzden çalışma ve üretme imkanları önemli ölçülerde bozulan çiftçilere,köylünün kurmuş olduğu tarımsal amaçlı üretim kooperatiflerine,Devletçe gerekli yardımların yapılmasını sağlamak ve yapılacak yardımlara ilişkin usulü ve esasları belirlemektir.
Çalışma ve üretim imkanlarının hangi halde önemli ölçüde bozulduğu şu şekilde açıklanmaktadır; Çiftçinin araç, ürün veya tesisleri değer itibariyle en az % 40 oranında zarar görmüş olmalıdır(2090md/2-b)
Çiftçi uğradığı zararı diğer tarımsal veya başka gelirleri ile karşılayacak güce sahip değilse ve geçimini sağlayamayacak duruma düşmüşse muhtaç sayılır.
Sağlanan yardımlar
Bu Kanuna göre yapılacak Devlet yardımları;kredi açma,karşılıksız mal veya para verme veya teknik yardım yapma,yapılacak veya onarılacak tesislerin maliyetlerine katılma şekillerinden biri ile olur.
Yardımlarda küçük işletmelerle aile işletmelerine öncelik tanınır.
Afet dolayısıyla çalışma ve üretim imkanları önemli ölçüde bozulmaktan maksat,çiftçinin;
A) Ürünlerinin canlı - cansız üretim araçlarının ve tesislerinin değer itibariyle en az %40 oranında zarar görmesi,bu zararı diğer tarımsal veya başka gelirleriyle karşılayacak gücü bulunmaması ve kredi veren banka,kooperatif ve benzeri kuruluşlardan bu zararı karşılayacak borç alma imkanı olmaması;
B) Ürünlerinin,canlı - cansız üretim araçlarının veya tesislerinin % 40'dan az zarar görmesi halinde,kredi alma imkanı olmaması,başka geliri bulunmaması,dolayısiyle tarımsal faaliyetlerini devam ettiremeyecek ve geçimini sağlayamayacak duruma düşmesi, halleridir.
Karşılıksız yardım,ancak yukarda,belirtilen koşullarda ve geri ödeme gücü olmadığı saptanan,çiftçilere yapılabilir.Tesis maliyetine katılma,sadece çiftçilerin birlikte kullandıkları ve yararlandıkları araçlar ve tesisler için ve gereğine göre yapılabilir.Tesisin onarılması veya yenisinin sağlanmasına katılma,proje tutarının % 70'ini geçemez.
Bu esaslara göre ve bölgeler itibariyle,çiftçilere hangi afetler için, ne gibi ürünleri, canlı - cansız üretim araçları ve tesisleri için hangi şartlarda ve ne şekilde yardım yapılacağı yönetmelikte açık ve seçik bir şekilde belirtilir.
Zarar ve ziyanların Devletçe herhangi bir suretle karşılanmış olanlara veya tarımsal sigortadan yararlanma imkanı bulunanlara bu kanun gereğince ayrıca yardım yapılmaz.(2090 sayılı md/2)
Yardımların Sağlanması
Afetlerden zarar gören çiftçilerin zarar ve ziyanlarının maliyetini, oranlarını ve tutarını tespit eden, çiftçinin ödeme gücüne göre karşılama şekillerini belirlemek amacıyla her il ve ilçede hasar tespit komisyonları kurulur.Komisyon illerde Vali veya yardımcısı başkanlığında defterdarlık, teknik ziraat müdürüd, veteriner müdürü., Ziraat bankası müdürü ve ziraat odası başkanlığından oluşur. İlçelerde ise kaymakam veya vekili başkanlığında ilçe ziraat mühendisi, ilçe veteriner hekimliği, ziraat odası başkanlığı ile ilgili muhtarlar ve belediye olan yerlerde  çiftçi mallarını koruma başkanlığında meydana gelir. (2090,md.3)
3257 sayılı SİNEMA ,VİDEO ve MÜZİK ESERLERİ KANUNU
Muhtaç Sanatçılara Yapılan Yardımlar Koruma amacı taşıyan sosyal yardımlardan bir diğeri muhtaç sanatçılara yönelik yapılan yardımlardır. Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu’nun amaçlarından biri de Türk sinema ve müzik sanatı sahasında çalışanlara destek vermektir (3257madde/11).
Sağlanan yardımlar:
1)sinema veya müzik sanatçısı olmak  filmlerde rol alan oyuncu, kameraman, yönetmen, görüntü yönetmeni, senarist, dublaj yapan, bestekar, söz yazarı, aranjör, icracı ve müzik aleti kullanan sanatçılar
2)ortaya koyduğu eserlerle toplumda tanınmış olmak
3)muhtaç olmak
4)belirli suçlardan mahkum olmamış olmak Yüz kızartıcı suçlarla devlet aleyhine işlenen suçlardan hüküm giymemiş olmak yardımın diğer bir koşuludur
5)Türkiye’de ikamet etmek ikamet  belgesi almış yabancılarda bundan bu hakdan yararlanabilir
                                         
                                         -KISSADAN HİSSE-
İMAN sadece camilerde, MALl cimrilerde, SİLAH korkaklarda, YETKİ zayıflarda olursa işler bozulur.
Hz Ebubekir r.a
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN

KİRA ÖDEMELERİNİN BANKAYA YATIRILMASI VE GİDER PUSULASI DÜZENLENMESİ HAKKINDA

Kira ödemelerinin bankaya yatırılması ile birlikte dekontlara GİDER PUSULASI DÜZENLEME MECBURİYETİ hakkındaki konuyu V.U.K  MADDE 140 ve VUK. Genel Tebliğ No: 243 Teblilerini araştırarak inceleyerek düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

 Bilindiği gibi Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı'nın vermiş olduğu

Başlık
İşyeri kira ödemelerinde banka dekontunun tevsik edici belge olarak kullanılıp kullanılmayacağı hk.
Tarih
16/05/2013
Sayı
70280967-105[234-2012/14]-89
Kapsam

T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
KOCAELİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 Sayı:70280967-105[234-2012/14]-89
16/05/2013
Konu:İşyeri kira ödemelerinde banka dekontunun tevsik edici belge olarak kullanılıp kullanılmayacağı

 
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz belirtilerek, mali müşavirlik faaliyetinizle ilgili olarakbankaya ödediğiniz kira bedellerini gider kaydedebilmeniz için banka dekontu yanında ayrıca gider pusulası düzenlenmesi gerekip gerekmediği hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
            213 sayılı Vergi Usul Kanununun "İspat Edici Kağıtlar" başlıklı 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü bulunmaktadır. Söz konusu kayıtların ise anılan Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu şeklindeki belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir.
            Mezkur Kanunun "Gider Pusulası" başlıklı 234 üncü maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin:
            ...
            3. Vergiden muaf esnafa;
            Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir.
            Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev'i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını) ve adreslerini ve tarihi ihtiva eder ve iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası işi yapana veya malı satana tevdi olunur..." hükmü yer almaktadır.
            Aynı Kanunun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi ile Maliye Bakanlığı; "Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye" yetkili kılınmış, bu yetkiye dayanılarak yayımlanan 268 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğiyle konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin, işyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
            Buna göre, 268 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile getirilen zorunluluk kapsamında tahsilat ve ödemelerin banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracılığıyla yapılması suretiyle tevsik edilmesi, bu zorunluluğu ortaya çıkaran işlemin mükellefler bakımından Vergi Usul Kanununda sayılan belgelerle tevsik zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, banka veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeler işlemi (hizmeti) değil buna ilişkin tahsilat ve ödemeyi tevsik etmekte, bu işleme ilişkin olarak borçlanılan tutarın ise kiraya verenin mükellef olması halinde düzenleyeceği fatura, mükellef olmaması halinde ise tarafınızca düzenlenecek gider pusulası ile tevsiki zorunlu bulunmaktadır.
            Bilgi edinilmesini rica ederim.


 
Yayınlamıştı…..

Öncelikle bankalara kira bedellerini kirada oturan işverenler yatırıyor ve smmm lerede bankadan almış olduğu dekontu vererek bu ödeme makbuzunu muhasebe kayıtlarına işleyerek gider hesaplarına atarak giderleştiriyor  o ayki  muhtasar beyannamede bildirerek  geçici vergi dönemlerindede kardan düşüyorduk...

Özellikle VUK. Md. 140, İncelemede Uyulacak Esaslar bölümünde, 6. (Ek Bebnt: 6009-23.07.2010-m.9) "İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde ise en fazla altı ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir ve altı ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birimler vergi incelemesinin öngörülen süreler içinde bitirilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.
Maliye müfettişleri, hesap uzmanları ile bunların yardımcıları ve gelirler kontrolörleri ile stajyer gelirler kontrolörleri tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, işleme konulmak üzere ilgili vergi dairesine tevdi edilmeden önce, vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birimler nezdinde meslekte on yılını tamamlamış en az üç kişiden oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından vergi kanunları ile bunlara ilişkin kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ, sirküler ve özelgelere uygunluğu yönünden değerlendirilir. İncelemeyi yapanla komisyon arasında uyuşmazlık oluşması halinde uyuşmazlığa konu vergi inceleme raporları üst değerlendirme mercii olarak, Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarları aşan tarhiyat önerisi içeren vergi inceleme raporları ise doğrudan, Maliye Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hesap Uzmanları Kurulu Başkanlığı ve Gelirler Kontrolörleri Başkanlığı bünyesinde oluşturulan rapor değerlendirme komisyonlarının üyeleri arasından görevlendirilecek üçer üyeden oluşan dokuz kişilik merkezi rapor değerlendirme komisyonu tarafından vergi kanunları ile bunlara ilişkin kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ, sirküler ve özelgelere uygunluğu yönünden değerlendirilir. İncelemeyi yapanlar, bu komisyon tarafından yapılacak değerlendirmeye uygun olarak düzenleyecekleri vergi inceleme raporlarını işleme konulmak üzere bağlı oldukları birime tevdi ederler.
135 inci madde ile vergi incelemesi yapmaya yetkili kılınan diğer memurlar tarafından düzenlenen vergi inceleme raporları, Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra birimlerinde oluşturulacak rapor değerlendirme komisyonları tarafından değerlendirilir.
Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu ile diğer rapor değerlendirme komisyonları yaptıkları değerlendirme sırasında, verilmiş bir özelgenin 369 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında olduğu kanaatine varmaları halinde, söz konusu özelge, Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonundan üç üye ile 413 üncü maddeye göre oluşturulan komisyondan ikiüyeninkatılımıyla oluşturulacakbeşkişilikbir komisyon tarafındandeğerlendirilir. Bu komisyonca verilen kararlar, ilgili rapor değerlendirme komisyonu ile incelemeye yetkili olanı bağlar.
Bu maddede yazılı komisyonların başkan ve üyelerine her toplantı günü için (1000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden toplantı ücreti ödenir. Bu şekilde ödenecek toplantı ücretinin bir aylık tutarı (5000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı aşamaz.
Bu maddede belirlenen esaslar çerçevesinde, vergi incelemelerinde uyulacak diğer usul ve esaslar, komisyonların teşekkülü ile çalışma usul ve esasları ve Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu tarafından doğrudan değerlendirmeye tabi tutulacak vergi inceleme raporlarının tutarları, Vergi İnceleme ve Denetim Koordinasyon Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

VUK. Genel Tebliğ No: 243
A - BANKALAR TARAFINDAN DÜZENLENECEK BELGELER
Bankalar, yaptıkları hizmet ve satış işlemlerine ilişkin kayıtlarının dayanağı olan fatura yerine, aşağıda açıklanan şartlara uygun olarak belge düzenlemek zorundadırlar.
– Bankalar, döviz alım satım işlemleri ile menkul kıymetler borsasında aracı kurum sıfatıyla müşterileri adına yaptıkları menkul kıymet alım satımları hariç olmak üzere, yaptıkları bütün hizmetler veya satışlar dolayısıyla lehlerine tahakkuk edecek tutarları aşağıdaki şartlara uygun olarak düzenleyecekleri dekontlarla belgeleyeceklerdir.
a) Dekontlar en az iki örnek olarak düzenlenecek, ikiden fazla örnek olarak düzenlendiği takdirde her birinin kaçıncı örnek olduğu belirtilecektir. Düzenlenecek dekontlarda en az aşağıdaki bilgilere yer verilecektir.
Banka (ve Şube) adı, bağlı olduğu vergi dairesi ve vergi numarası,
Müşteri adı-soyadı/unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve vergi numarası,
Düzenleme tarihi,
Birim kodu seri ve sıra numarası (dekontu düzenleyen her müstakil şube veya birimi tanıtmak üzere verilecek kod numarası ve dekontu düzenleyen her şube veya birim itibariyle her hesap dönemi başından itibaren 1'den başlamak üzere düzenleme sırasına göre verilecek müteselsil sıra numarası),
Satılan emtia veya yapılan hizmetin nevi ve tutarı.
b) Fatura yerine geçmek üzere düzenlenen dekontları, fatura düzenlenmesini gerektirmeyen diğer işlemler (örneğin, bankanın merkez veya şubeleri arasında cereyan eden iç işlemler veya banka lehine bir bedelin taahhukunu gerektirmeyen muameleler) için düzenlenen dekontlardan ayırmak üzere ayrı sıra numaraları kullanılacaktır.
c) Seri ve sıra numaralarının matbaa baskılı olması zorunlu olmayıp, bu numaralar bilgisayar veya numaratör kullanılarak dekonta düzenlendiği sırada kaydedilebilecektir.
2 Bankalar döviz alım satım işlemlerini T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenen esaslara uygun olarak düzenleyecekleri döviz alım belgeleri veya döviz satım belgeleri ile belgelendireceklerdir.
3 Bankalar, müşterileri adına menkul kıymet borsalarında aracı kurum sıfatıyla yapacakları alım satımlara ilişkin olarak lehlerine tahakkuk edecek tutarları Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen esaslar ile bu Tebliğin C bölümünde açıklanan esaslar çerçevesinde düzenleyecekleri işlem sonuç formları veya bu belgede yer alması gereken bilgileri de ihtiva etmek kaydıyla düzenleyecekleri dekontlarla belgelendireceklerdir.
4 Dekontların, döviz alım ve satım belgelerinin ve bankalarca aracı kurum sıfatıyla düzenlenecek işlem sonuç formlarının basımı için önceden izin alınması, anlaşmalı matbaalara bastırılması veya notere tasdik ettirilmesi zorunlu olmayıp, bankalar (Ocak-Haziran) ve (Temmuz-Aralık) olmak üzere her yıl 6'şar aylık dönemler itibariyle fatura yerine geçmek üzere düzenledikleri dekontların seri ve sıra numaralarını, bunları düzenleyen birim ve şubelerin kod numaralarıyla birlikte bir liste haline getirerek dönemin bitimini izleyen ayın son günü mesai bitimine kadar kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairelerine taahhütlü olarak gönderecekler veya elden teslim edeceklerdir.


Bankalar, yaptıkları hizmet ve satış işlemlerine ilişkin kayıtlarının dayanağı olan FATURA YERİNE, aşağıda açıklanan şartlara uygun olarak belge düzenlemek zorundadırlar, dedikten sonra 4 ncü maddede, dekontların sadece döviz alım ve satım belgelerinin ve bankalarca aracı kurum sıfatıyla düzenlenecek ve FATURA YERİNE GEÇMEK ÜZERE ( önceden izin alınması, anlaşmalı matbaaya bastırılması söz konusu değil) düzenledikleri dekontların seri ve sıra numaralarını, düzenleyen birimleri, şube koduyla bir liste ile 6'şar aylık dönemlerin bitimini izleyen ayın son günü Kurumlar Vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairesine taahhütlü veya elden teslim edeceklerdir, deniyor. Velhasıl bankaların bunların dışında başka işlemleri için verdikleri dekontlar, FATURA YERİNE GEÇMEYENLER hükmündedir deniliyor…

 İstanbul Smmm Odası Başkanı Sayın Yahya ARIKAN bu beyanatının öncesinde Cumhuriyet Gazetesi'ndeki 4 Nisan 2013 tarihli makalesinde ise,

Bir konudaki görüşü ve yapılması gereken uygulamayı bildiren yazıya eskiden “mukteza” derdik, sonra “özelge” denmeye başlandı. Adı üzerinde, özelgeler “özel”di. Özelge talep eden mükellef vergi kanunlarının uygulanmasıyla ilgili bir tereddüt yaşardı, bunu giderebilmek için de vergi idaresinden görüş isterdi. Vergi idaresinin verdiği görüş doğrultusunda da vergisel işlemlerini planlardı. Bu görüşün, diğer vergi mükellefleri ile hiçbir ilgisi bulunmazdı. Yani, sadece vergi idaresi ile görüş isteyen mükellefi bağlardı. Üçüncü kişiler için hiçbir anlam ifade etmezdi.
Ama artık öyle değil. Özelgeler tüm vergi mükelleflerini ilgilendiriyor. Peki bu süreç nasıl gelişti? Gelin kısaca özetleyelim.
Konuya ilişkin ilk düzenlemeler 6009 sayılı yasa ile 2010 yılının yaz aylarında yapıldı. Vergi incelemesi konusunda radikal adımlar atıldı. Aslında vergi incelemelerine çekidüzen verilmek istendi ve bu kapsamda mükellef haklarını gözetici düzenlemeler yapıldı.
6009 sayılı yasa, Vergi Usul Kanunu’nun “incelemede uyulacak esaslar” başlıklı 140. maddesinde bu kapsamda değişiklikler yaptı. Özetle, vergi inceleme raporlarının vergi kanunları ile ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı olamayacağı ve Rapor Değerlendirme Komisyonları’nın, raporları değerlendirirken bu düzenlemelerin yanı sıra özelgeleri de dikkate alacakları belirtilmişti.
Yasa açıkça söylemişti. Raporlar, özelgelere aykırı olamayacaktı. İlgili yasayla yapılan düzenleme inceleme birimleri tarafından çok ciddiye alınmadı. Çünkü, yasadaki bu ifadeler “özelge”nin tanımına aykırıydı. Bu nedenle de yaklaşık 3 yıllık süre içerisinde 6009 sayılı yasa ile getirilen pek çok hükme uyulmadığı gibi bu hükme de uyulmadı.
Ancak, Gelir İdaresi bu yasa hükmünün uygulanması konusunda ısrarcı. 27 Mart 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 425 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 6009 sayılı yasayla yapılan düzenlemelere uyulması konusunda Rapor Değerlendirme Komisyonları’nın dikkati çekildi. Anılan tebliğin konuya ilişkin bölümü aynen aşağıdaki gibi:
“…vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar, inceleme neticesinde tanzim edecekleri raporlarda vergi kanunlarıyla ilgili kararname, tüzük, yönetmelik, genel tebliğ ve sirkülere aykırı hususlara yer veremeyecekler, dolayısıyla da bu düzenlemelere aykırı olarak tarhiyat öneremeyeceklerdir. Ancak bu raporların intikal ettirildiği Merkezi Rapor Değerlendirme Komisyonu ile diğer rapor değerlendirme komisyonları, raporları değerlendirirken yukarıda zikredilen mevzuata ilave olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’nca verilmiş olan özelgelere uygunluk kıstasını da tatbik edeceklerdir.”
Tebliğin bu açıklaması üzerine aslında yorum yapmaya gerek yok. Evet, bu açıklamalar, özelgelerin artık “özel” olmadığını ve tüm mükellefler için bağlayıcı hukuki metinler olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Herkes için bağlayıcı ve hüküm ifade eden bu metinlerin, sadece Gelir İdaresi’nin internet sitesinde yayımlandığını ve internet sitesinde yayımlanacak özelgeleri belirleme konusunda tek inisiyatifin Gelir İdaresi Başkanlığı’nda olduğunu düşünürsek, büyük bir hukuki sorunla karşı karşıya kaldığımızı belirtmemiz gerekir.
Herkes için bağlayıcı hale gelen bu hukuki metinler, artık “özel” değil, yani “genel”. O halde, “özelge”isminden vazgeçilerek “genelge” ismi verilsin ve Resmi Gazete’de yayımlanarak bu hukuki metinlerin tüm ilgililere duyurulması sağlansın. Böylece, şeffaflık adına da büyük bir iş yapılmış olur….

İstanbul Smmm Odası Başkanı Sayın Yahya ARIKAN VUK. Md: 140' a işaret ederek; "Evet, bu açıklamalar, özelgelerin artık "özel" olmadığını ve tüm mükellefler için BAĞLAYICI  hukuki metinler olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor" diye yazmıştır.

SONUÇ OLARAK:

naçizane görüşüm olarak olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak için en azından 2014 yılı başından itibaren bankalara yatırılan kira ödemelerinin dekontlarına Gider Pusulası düzenleterek, olası ve muhtemel zararlardan hem kendimizi hem de mükelleflerimizi korumuş oluruz diye düşünüyorum peki sizler neler düşünmektesiniz bu konuda ? yorumlarınızı bekliyorumsaygılarımla.

                                                        -KISSADAN HİSSE-
Beni en çok şaşırtan şey, bir kimsenin, Allah’ı bilip, O’na isyan etmesi; Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi ve dünyayı bilip ona meyletmesidir.
Hz. Ömer
YOLUSEVGİ VE RAHMETTEN GEÇEN GÜZEL İNSANLARLA KARŞILAŞMAK ÜMİDİ İLE
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
hikmetyildirim.kilincarslan@ismmmo.org.tr

3600 GÜNLE KİMLER EMEKLİ OLABİLİR ?


 Şu andaki mevcut yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar  ve Genel Sağlık Sigorta Kanununda  15 yıl ve 3600 gün prim ödeme gün sayısı ile yaşlılık aylığı bağlanması(emeklilik) konusunda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Bu konuda düzenleme 506 sayılı kanununda  yürürlükten kaldırılmış 60 madde ve yürürlükte olan GEÇİÇİ 81 maddede ve 2925 sayılı Tarım sigortası kanunun 20 maddesinde  yer almaktadır.
1)    506 SAYILI KANUNDA:
Geçiçi 81 mad/c bendindeki  bu  HAK sadece 8/9/1999 tarihinden önce işe girmiş SSK sigortalıları için geçerli olduğundan,8/9/1999 tarihi veya sonrasında işe girmiş olanlar bu haktan yararlanamaz….
81 inci maddenin (C) bendinde yer alan hükümlere göre 8/9/1999tarihinden önce işe girmiş SSK sigortalılarından;
- 23.5.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini – kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır.
- 23.5.2002 tarihinde bu şartları yerine getirememiş olanlardan,15 yıllık sigortalılık süresi – kadın ise 50 erkek ise 55 yaş – 3600 prim ödeme gün sayı şartını;
a) 24.5.2002 ile 23.5.2005 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 52, erkek ise 56 yaşını doldurmuş olmaları,
b) 24.5.2005 ile 23.5.2008 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 54, erkek ise 57 yaşını doldurmuş olmaları,
c) 24.5.2008 ile 23.5.2011 tarihleri arasında yerine getirenler kadın ise 56, erkek ise 58 yaşını doldurmuş olmaları,
d) 24.5.2011 tarihinden sonra yerine getiren kadınlar 58,24.5.2011 ile 23.5.2014 tarihleri arasında yerine getiren erkekler 59 yaşını doldurmuş olmaları,
e) 24.5.2014 tarihinden sonra yerine getiren erkekler  60yaşını doldurmuş olmaları,
şartıyla emekli olabilirler.
 2)    2925 SAYILI  KANUNDA:
2925 kapsamındaki Tarım SSK uygulaması Sosyal Güvenlik Reformuyla birlikte 1/10/2008 tarihi itibariyle SONA ermiş olmakla beraber, 1/10/2008 tarihinden ÖNCE Tarım SSK’ya girmiş olanlar, herhangi bir çıkış yapmadığı sürece bu sigortalılıkları devam etmekte ve 30/4/2008 tarihi veya öncesinde Tarım SSK’ya girmiş olanların emeklilik işlemleri de 2925 sayılı Kanuna göre yürütülmektedir.
2925 sayılı kanunun “YAŞLILIK AYLIĞINDAN YARARLANMA ŞARTLARI” başlıklı 20.maddesine göre ise yaşlılık aylığı bağlanabilmesi yani emeklilik için Tarım SSK sigortalısının;
- Kadın ise 58 yaşını – erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması,
- 15 yıldan beri sigortalı olması,
- En az 3600 gün prim ödemiş olması,
Gerekmektedir.
Ancak bu yaş şartları 4447 sayılı Kanunla getirildiğinden, 8/9/1999 tarihinden önce sigortalı olanlar için geçerli olmayıp, 8/9/1999 tarihi veya sonrasında sigortalı olanlar için geçerlidir. 8/9/1999 tarihinden önce sigortalı olanlar için ise 2925sayılı kanunun  Geçici 2 maddesinde yer alan KADEMELİ yaş şartları geçerlidir.
 Buna göre;
08/09/1999 tarihinde 13 yıl ve daha fazla sigortalılığı bulunanlar; her hangi bir yaş şartı aranmaksınız en az 15yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün koşulunu yerine getirdikleri zaman emekli olabileceklerdir.
08/09/1999 tarihinde 13 yıl sigortalılık süresini doldurmamış olanlar ise 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı şartı yanında, sigortalılık başlangıç tarihlerine göre aşağıdaki tabloda belirtilen yaş haddini doldurduklarında emekli olabileceklerdir.
SİGORTALILIK TARİHİ
      KADIN (DOLDURMASI GEREKEN YAŞ)
      ERKEK (DOLDURMASI GEREKEN YAŞ)
09/09/1986-23/05/1989
40
44
24/05/1989-23/02/1990
41
45
24/02/1990-23/11/1990
42
56
24/11/1990-23/08/1991
43
47
24/08/1991-23/05/1992
44
48
24/05/1992-23/02/1993
45
49
24/02/1993-23/11/1993
46
50
24/11/1993-23/08/1994
47
51
24/08/1994-23/05/1995
48
52
24/05/1995-23/02/1996
49
53
24/02/1996-23/11/1996
50
54
24/11/1996-23/08/1997
51
55
24/08/1997-23/05/1998
52
56
24/05/1998-23/02/1999
53
57
24/02/1999-08/09/1999
54
58

1/5/2008 tarihi veya sonrasında Tarım SSK’ya girmiş olanlar yukarıda belirtilen 15 yıl – 3600 günle DEĞİL; kadın ise 58 – erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve en az 7200 gün prim ödemiş olmaları şartıyla emekli olabilirler.
3)    1479 SAYILI KANUNDA:
30/4/2008 tarihi veya öncesinde tescil edilmiş olan (BAĞ-KUR’a girmiş olan) Bağ – Kur sigortalıları için de 15 yılla KISMİ emeklilik imkanları vardır. Ancak BAĞ-KUR’da sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı yerine tam yıl esas alındığından, 15 tam yıl 5400güne tekabül etmektedir. Dolayısıyla 30/4/2008 tarihi veya öncesinde girişi olan Bağ – Kur sigortalıları 15 yıl – 3600 gün ile değil, 15 tam yıl yani 5400 günle emekli olabilirler. Bu şartlar normal Bağ – Kur’ lular yanında, Tarım Bağ – Kur ve İsteğe Bağlı Bağ – Kur sigortalıları için de geçerlidir.
 Ancak 1999 yılında 4447 sayılı Kanunla Bağ – Kur sigortalıları için de emeklilik şartları değiştirildiğinden, sigorta girişi 01/10/1999 tarihi veya sonrasında olan Bağ – Kur sigortalılarından, Kadın ise 60 – erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl sigorta primi ödeyenlere kısmi yaşlılık (emeklilik) aylığı bağlanır.




AÇIK TEŞEKKÜR:
En zor günlerimde bana hem maddi hemde manevi katkılarda bulunan sayın HAŞİM YILMAZ bey ; sayın İLKNUR ARDALI ERYOL hanım;sayın AYNUR YALÇIN hanıma ;sayın SAADETTİN KESKİN  bey ve tüm DEHA EĞİTİM KURUMLARI çalışanlarına  sonsuz sevgi ve hürmetlerimi sunarım…

                                       -KISSADAN HİSSE-
                  ‘’Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Hz ALİ
YOLU SEVGİ VE RAHMETTEN GEÇEN GÜZELİNSANLARLA KARŞILAŞMAK ÜMİDİ İLE
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
                SMMM

LİMİTED ŞİRKETLERDE ÖNEMLİ DÜZENLEMELER VE YENİLİKLER (2 BÖLÜM)


9)MADDE 641- (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.        
 Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, ayrılma akçesi alma hakkı vardır. Ayrılma akçesi, ayrılan ortağın esas sermaye payının gerçek değerine uygun olmalıdır
     
10)MADDE 577- (1/h) Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.
Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler ( sözleşmede yer aldığı taktirde bağlayıcıdır)

11)MADDE 623- (1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.
Şirketin yönetimi ortağa, tüm ortaklara veya 3ncü bir kişiye bırakılabilir.  Bu konu bir iç yönerge ile düzenlenir                        
12)MADDE 502- (1) Genel kurul, esas sözleşme uyarınca veya esas sözleşmeyi değiştirerek, bedeli kanuna uygun olarak yok edilen payların sahipleri, alacaklılar veya bunlara benzer bir sebeple şirketle ilgili olanlar lehine intifa senetleri çıkarılmasına karar verebilir. Bu senetlere 348 inci madde uygulanır(2) Kurucular için çıkarılanlar da dâhil olmak üzere, intifa senetleri emre ve hamiline yazılı olabilir.          
MADDE 584- (1) Şirket sözleşmesinde intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir; bu konuda anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.                        
MADDE 600- (3) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, pay intifa hakkı sahibi tarafından temsil edilir; bu durumda intifa hakkını haiz kişi, esas sermaye payı sahibinin menfaatlerini,  hakkaniyete uygun bir şekilde gözetmezse tazminat ile yükümlü olur.
Şirket sözleşmesinde kurucular, bazı pay sahipleri ve alacaklılar lehine intifa senetlerinin çıkarılması öngörülebilir  
                         
13)MADDE 586- 2) Başvuru, müdürlerin tümü tarafından imzalanır. Başvuruya aşağıdaki belgeler eklenir:b) Ekleri ile birlikte 349 uncu maddeye göre düzenlenmiş kurucular beyanı ve Bakanlıkça istenilmesi hâlinde 351 inci madde uyarınca hazırlanmış işlem denetçisi raporu.      
Tescil evrakları arasında kurucular beyanı ile işlem denetçisi raporu bulunmalıdır                                  

14)MADDE 586- 2/ c) Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin seçimini gösterir belge.            
Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin seçimini gösterir belge de tescil başvurusuna eklenir

15)MADDE 593- (2) Esas sermaye pay senetleri ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenir. Ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin, ağırlaştırılmış veya bütün ortakları kapsayacak biçimde düzenlenmiş rekabet yasağının ve şirket sözleşmesinde öngörülmüş önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım haklarının, bu senetlerde açıkça belirtilmesi gereklidir.        
Esas sermaye pay senetleri ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenir  
Bir hissenin birden çok maliki varsa, paysahipleri, esas sermaye payından doğan haklarını, ancak atayacakları ortak bir temsilci aracılığı ile kullanabilirler

16)MADDE 644- (1) Aşağıda madde numaraları bildirilen anonim şirketlere ilişkin hükümler limited şirketlere de uygulanır.                b) Feshe ilişkin 353 üncü, şirkete karşı borçlanma yasağına dair 358 inci maddeler.

MADDE 562- (1/5-c) Bu Kanunun; 358 inci maddesine aykırı olarak şirkete borçlananlar,              üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.                          
İştirak taahhüdünden doğan borç hariç, pay sahipleri şirkete borçlanamaz. Aykırı davrananlar üçyüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılırlar.
                                                                     
17)MADDE 359- (1) Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Temsile yetkili en az bir üyenin yerleşme yerinin Türkiye’de bulunması ve Türk vatandaşı olması şarttır.            
En az bir müdürün ikametgahı Türkiye’de olmalı ve şirketi tek başına temsile yetkili olmalıdır. T.C uyruklu olma şartı aranmaz

18)MADDE 348- (1) Şirketi kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi şirket sermayesinin azalması sonucunu doğurabilecek bir menfaat tanınamaz. Bu hükme aykırı esas sözleşme hükümleri geçersizdir. Ancak, dağıtılabilir kârdan 519 uncu maddenin birinci fıkrasında yazılı yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri  intifa senetleri bağlamında kuruculara ödenir.  
Şirketin kurulmasında emeği geçen kuruculara ve diğer şahıslara, sözleşmede yazılı olmak şartıyla, bazı menfaatler tanınabilir

19)MADDE 210- (1) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerininişlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir.                    

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin işlemleri, ilkeleri ve usulü bir tüzük ile belirlenerek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir.

20)MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir.
MADDE 595- (1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.               (6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.                                                
Esas sermaye paylarının DEVRİ noterde yapılır ve sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ortaklar Genel kurulunun onayı ile gerçekleşir. Şirket paylarının gerçek değerini ödemeye talip ise, devri reddedebilir.

21)MADDE 596- (1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.                            
Payların miras yolu ile veya eşler arasındaki mal rejimi veya icra yoluyla geçmesi durumunda genel kurulun onayına gerek yoktur
22)MADDE 598- (1) Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.(2) Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.(3) Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur.      
 Esas sermaye paylarının devri, Ticaret Sicilinde tescil ettirilir

23)MADDE 600- (1) Bir esas sermaye payı üzerinde intifa hakkı kurulmasına, esas sermaye payının geçişine ilişkin hükümler uygulanır.(2) Şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı üzerinde rehin hakkı kurulması genel kurulun onayına bağlanabilir. Bu hâlde geçişe ilişkin hükümler uygulanır. Genel kurul sadece haklı sebeplerin varlığında rehin hakkı kurulmasına onay vermekten kaçınabilir.
Esas sermaye payları üzerinde Rehin Hakkı ve intifa hakkı kurulabilir
24)MADDE 1524- (1) Her sermaye şirketi, bir internet sitesi açmak, şirketin internet sitesi zaten mevcutsa bu sitenin belli bir bölümünü aşağıdaki hususların yayımlanmasına özgülemek zorundadır.İnternet sitesi kurulması zorunludur

25)MADDE 1527- (1) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede düzenlenmiş olması şartıyla, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu ve müdürler kurulu tamamen elektronik ortamda yapılabileceği gibi, bazı üyelerin fiziken mevcut bulundukları bir toplantıya bir kısım üyelerin  elektronik  ortamda  katılması  yoluyla  da  icra edilebilir. Bu hâllerde Kanunda veya şirket sözleşmesinde ve esas sözleşmede öngörülen toplantı ile karar nisaplarına ilişkin hükümler aynen uygulanır.            
Elektronik ortamda Yönetim Kurulu ve Müdürler Kurulu toplantıları yapılabilir. Toplantılarda bir kısım üyeler fiziken mevcut iken, bazı üyeler de elektronik ortamda toplantıya katılarak toplantıyı gerçekleştirebilirler. Bu durum, ancak sözleşmede mevcutsa uygulanabilir

26) Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanınabilir. ( sözleşmede yazılı olmalıdır. )

27) Yönetim Kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamaz.

28) Anonim ve Limited Şirketler, 14.02.2011 tarihinden itibaren 3 yıl içinde sermayelerini kanuni tutarlara yükseltmek zorundadır. ( Anonim Şirketler için 50.000 TL, Limited Şirketler için 10.000 TL ) Aksi halde bu 3ncü yılın sonunda 14.02.2014 tarihinde infisah etmiş sayılacaklardır.

                                           -KISSADAN HİSSE-
‘’Hayatın karşına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir adavet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de "İNSAN-I KAMİL" mertebesine erersin.’’
Hz ALİ (r.a)
‘YOLU SEVGİ VE RAHMETTEN GEÇEN GÜZELİNSANLARLA KARŞILAŞMAK ÜMİDİ İLE
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
                 SMMM

LİMİTED ŞİRKETLERDE ÖNEMLİ DÜZENLEMELER VE YENİLİKLER (1.BÖLÜM)



Merhaba bugünkü konumuz 6102 sayılı TTK’da LİMİDET ŞİRKET’lere yönelik önemli düzenlemeler ve yenilikler hakkında kanun maddelerin 1 Bölümünü sizlerin hizmetine sunacağım.

 LİMİTED ŞİRKETLERDE ÖNEMLİ DÜZENLEMELER VE YENİLİKLER (1.BÖLÜM)
1) TTK mad.616/(3) Tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek ortağın genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.
Tek kişilik Limited Şirket kurulabilmesi mümkündür. Bu tek ortak, genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir

 2) MADDE 585- (1) Şirket, kanuna uygun olarak düzenlenen şirket sözleşmesinde, kurucuların limited şirket kurma iradelerini açıklayıp, sermayenin tamamını şartsız taahhüt etmeleri ve nakit kısmı hemen ve tamamen ödemeleriyle kurulur. 588 inci maddenin birinci fıkrası saklıdır
 Ortaklar sermayenin tamamı şartsız taahhüt edip nakit kısmını hemen ve tamamen ödemek zorundadır..
 
3)MADDE 397- (1) Anonim şirketin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir.(2) Denetçinin denetiminden geçmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir.                (3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun eklere yer verilir.

MADDE 635- (1) Anonim şirketin denetçiye ve işlem denetçileriyle denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri limited şirkete de uygulanır.
Anonim şirketin denetçiye ve işlem denetçileriyle denetime ve özel denetime ilişkin hükümleri Limited Şirkete de uygulanır
4/a)MADDE 603- (1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklardan bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak,               a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması,b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması,c) Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmiş bulunması,hâllerinde istenebilir.(2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur.  (3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz.   (4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür.(5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından istenir.           (6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
Ortaklar, sermaye ile kanuni yedek akçelerin toplamı şirketin zararını karşılamıyorsa, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ve yan edim ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklar, şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır
4/b-)MADDE 606- (1) Şirket sözleşmesiyle, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülükleri öngörülebilir.(2) Bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüklerinin konusu, kapsamı,  koşulları ve diğer önemli noktalar şirket sözleşmesinde belirtilir. Ayrıntıyı gerektiren konular genel kurul düzenlemesine bırakılabilir.(3) Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığı veya  uygun bir karşılığı bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdî ve ayni edim yükümlülükleri, ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tâbîdir.
Yan edim: Şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek hususlardır. Bunlara ait teferruat ana sözleşmede gösterilir

5)MADDE 607- (1) Şirket sözleşmesini değiştirip, ek ya da yan edim yükümlülükleri öngören veya mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları, ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir.
Başlangıçta sözleşmede yer almayan ek ödeme ve yan edim gibi hususlar, daha sonra sözleşmenin oy birliğiyle değişmesi halinde, eklenebilir
                
6)MADDE 604- (1) Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir.
Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir
       
7)MADDE 639- (1) Ortaklardan biri şirket sözleşmesindeki hükme dayanarak çıkma istediği veya haklı sebeplerden dolayı çıkma davası açtığı takdirde, müdür veya müdürler gecikmeksizin diğer ortakları bundan haberdar ederler.(2) Diğer ortaklardan her biri, haberin kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde;a) Şirket sözleşmesinde öngörülen haklı sebep kendisi yönünden de geçerliyse, kendisinin de çıkmaya katılacağını müdürlere bildirmek,b) Açacağı bir dava ile haklı sebepler dolayısıyla çıkma davasına katılmak,hakkına sahiptir.(3) Çıkan tüm ortaklar, esas sermaye payları ile orantılı olarak, eşit işleme tabi tutulurlar.(4) Şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı bir sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın şirketten çıkarılması hâlinde bu hüküm uygulanmaz
Ortaklardan biri çıkma isteğinde bulunursa, diğer ortaklardan her biri, çıkmaya katılabilir
                 
8)MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.                (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.
Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir. Ortaklar, haklı sebepler varsa, çıkma kararı verilmesi için dava açabilir. ( TTK mad/638 ) Sözleşmede yazılı ise, bir ortak genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabilir    

 -KISSADAN HİSSE-
‘’ileriye gideceğiz. Geri dönülemez ÖZGÜRLÜK ve ADALET yolunda yürüyeceğiz.”
Nelson Mandela
‘YOLU SEVGİ VE RAHMETTEN GEÇEN GÜZEL İNSANLARLA KARŞILAŞMAK ÜMİDİ İLE
Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
             SMMM

25 Haziran 2015 Perşembe

E-defter ve e-fatura’da kapsam genişledi

2014 yılı başından itibaren e-fatura, 2015 yılı başından itibaren de e-defter uygulanmaya başlamıştı. Zaten çok geniş olan kapsam, şimdi daha da genişletildi. 
20 Haziran tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 454 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile e-defter ve e-fatura kapsamına girecek mükellefler açıklandı. 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile zorunluluk getirilen mükelleflere ilave olarak, aşağıda sayılan mükelleflere elektronik defter tutma ve e-fatura uygulamasına geçme zorunluluğu getirildi.
Kapsama girenler?
1) 2014 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 10 milyon TL ve üzeri olan mükellefler kapsama dahil edildi. 
Bu ciro şartını 2014 hesap döneminde sağlayan mükellefler, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren, 2015 veya müteakip hesap dönemlerinde sağlayan mükellefler ise ilgilihesap dönemine ilişkin gelir/kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihi takip eden hesap döneminin başından itibaren e-defter ve e-fatura uygulamasına geçmek zorundalar. Buna göre, 2015 brüt satış hasılatı 10 milyon TL’yi aşan mükelleflerin 1 Ocak 2017 tarihinde e-fatura ve e-defter kullanması gerekiyor. 
2) Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) lisans alan mükellefler, herhangi bir ciro sınırı olmaksızın kapsama dahil edildi. Ancak, bayilik lisansı olan mükellefler, münhasıran bu lisansa sahip olmaları nedeniyle zorunluluk kapsamında değerlendirilmeyecek.
20 Haziran 2015 tarihinden önce, lisans alan veya mükellefiyet tesis ettirenler 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren, 20 Haziran 2015 tarihinden sonra lisans alan veya mükellefiyet tesis ettirenler ise lisans aldıkları ya da mükellefiyet tesis ettirdikleri tarihi izleyen hesap döneminin başından itibaren elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçmek zorundalar. Ancak, lisans ya da mükellefiyet tesis tarihi ile izleyen hesap dönemi arasındaki sürenin üç aydan kısa olması halinde isteyen mükellefler bir sonraki hesap döneminin başından itibaren elektronik defter tutabilecekler ve e-fatura uygulamasına geçebilecekler.
3) Özel Tüketim Vergisi Kanunu’na ekli III sayılı listedeki malları imal, inşa ve ithal eden mükellefler de herhangi bir ciro sınırı olmaksızın kapsama dahil edildi. 
Bunların uygulamaya geçme tarihleri ise bir üst başlıkta açıklandığı şekilde tespit edilecek.

İşlemlerde zorunluluk 
E-fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11. maddesi kapsamındaki mal ihracı ve yolcu beraberi eşya ihracı (Türkiye’de ikamet etmeyenlere KDV hesaplanarak yapılan satışlar) kapsamında fatura düzenleyecekleri faturaların 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren e-fatura olarak düzenlenmesi zorunlu hale getirildi. 
Kapsam gittikçe genişliyor. Uygulama zor ve maliyetli. Şimdiden hazırlıklı olmakta fayda var. Yakın bir gelecekte tüm mükellefler e-fatura ve e-defter uygulaması kapsamına alınacak. Bizden söylemesi! 
SOSYAL GÜVENLİK
Yıllık ücretli izin süresinin hesaplanması 
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53. maddesine göre işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilecektir. Anayasal bir hak olan yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmayacak. 
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi; 
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört günden, 
b) Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara yirmi günden, 
c) On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden, az olamayacaktır. Ancak on sekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. 
Yeraltı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri yukarıda belirtilen süreler esas alınarak dörder gün arttırılarak uygulanır. İş Kanunu’nda söz konusu bu hüküm sadece maden işyerlerinin yeraltında çalışanları için değil, tüm yeraltı işçileri için geçerlidir. Çünkü maden yeraltı ayrımı yapılmıştır. 
Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. 
Yıllık ücretli izin süresi belirlenirken işçinin hak kazandığı tarihteki kıdem dikkate alınarak hak kazanma tarihini takip eden yıl içinde kullanılabilecektir. İzinlerde kapsamlar Yıllık ücretli izin süresi işçinin yaşına ve kıdemine göre belirlenen 14-20-26“gün” olmakla birlikte, izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatili günleri izin süresinden sayılmayacaktır. 
4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesine göre, yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatili günleri izin süresinden sayılmayacaktır.
İşyerlerinde, Cumartesi günü çalışılıp çalışılmamasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Çünkü kanuna göre hafta tatili yedi günlük bir zaman diliminde bir gün olup çalışılmayan Cumartesi günü akdi tatildir. Bu nedenle Cumartesi günleri yıllık izne dahil edilecek ve izinden düşülecektir. 
4857 sayılı İş Kanunu’nun 54. maddesinin “İşçi yukarıdaki fıkralar ve 55’inci madde hükümlerine göre hesaplanacak her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini gelecek hizmet yılı içinde kullanır” hükmüne göre işçi, yıllık ücretli iznini bir sonraki çalışma yılı içerisinde kullanabilecektir. Yani; 1. yılın izni 2. yılda, 2. yılın izni 3. yılda, 3. yılın izni 4. yılda, 4. yılın izni 5. yılda, 5. yılın izni 6. yılda kullanılacaktır. Başka bir ifadeyle, 5 yıldan fazla bir hizmet süresine karşılık, ancak 6. yılın izninin kullanıldığı 7. yıldan itibaren 20 iş günlük yıllık ücretli izin kullanılabilecektir.
SMMM Yahya ARIKAN


EVLİLİĞİN HUKUKİ DURUMLARI/KİM KİMLERLE EVLENEMEZ?


Türk Medeni yasamızda evliliğin koşulları md/124 düzenlenmiş, Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir. Ayırt etme gücüne sahip olamayacakların ise md/125 ile evlenemeyeceğini ancak Küçüklerde ve kısıtlılarda YASAL temsilcisinin onayı ile evliliğin mümkün olabileceği belirtilmiştir (md/126-127)
Fakat küçüklerde ve kısıtlılarda yasal temsilcilerinin HAKLI sebepleri belirtmediği sürece HÂKİMİN bu evliliğe yasal izin verileceğine md/128 de kanun koyucu bildirmiştir.
Evliliğin yasak olduğu (md/129), evlenilemeyecek kişiler kimlerin olduğu ise;
1. Üstsoy ile altsoy arasında; KARDEŞLER ARASINDA; AMCA, DAYI, HALA ve TEYZE ile YEĞENLERİ arasında
2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.
Evlilik yapamazlar, yapsalar dahi kanunun aradığı şekil şartlarına uymadığı için BATIL hükmüne tabi tutulurlar…
Evliliği sona erenler yani BOŞANAN kişiler yeniden evlenmek isterlerse önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır. (md/130)
Mahkemece GAİPLİK kararı verilenlerin geride kalan eşi ise, hâkimin evliliğin feshini karar vermedikçe yeniden evlenemezler. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.(md/131)
Boşanan kadınlarda ise evlilik sona erse bile yasamız kadına, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez. Ancak doğurmakla bu süre kendiliğinden biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.(md/132)
Akıl hastalarında ise, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler.(md/133)
BİR SORU BİR CEVAP:
1992 SSK girişim var 1888 gün SSK var ayrıca da 1750 günde bağ kurum var bu duruma göre ben ne zaman emekli olurum. Nedim TEKİN /YOZGAT
Sayın nedim bey …
1992 sigorta girişinizi beyan etmişsiniz, normal olarak hep SSK dan prim öderseniz 25 yıl 5600 prim gün sayısı ve 53 yaşında emekli olursunuz. Fakat sizin durumunuzda 1750 günde bağ kur primi gözükmektedir. Bu durumda bağ kurdan emekli olmak isterseniz 5362 gün ve 53 yaşı tamamlamak şartı ile bağ kur danda emekli olabilirsiniz. Yok hayır ben SSK dan emekli olacağım diyorsanız 1962 gün SSK primi ödeyerek 53 yaşını doldurduğunuzda SSK dan emekli olabilirsiniz

- KISSADAN HİSSE-
Yüreği ALLAH sevgisiyle yanan peygamber Aşıklarına, Hak yolunda adım adım yürüyenlere, Mücadele edenlere ve Hizmet edenlere selam olsun.



Hikmet Yıldırım KILINÇARSLAN
            SMMM